Yalan söylemek, ruhi bir hastalıktır. Yalan hiçbir insana yakışmaz. Ama bilhassa Müslüman insan üzerinde yalan kadar sırıtan ve kişiyi alçaltan kötü bir alışkanlık yoktur. Alışkanlık diyorum. Çünkü yalan, sonradan öğrenilmiş bir davranış biçimidir. Temiz fıtrat, yalanı kaldıramayacağı gibi, kendi de yalana meyletmez. Yalanın, günümüz insanının inancının aksine beyazı, pembesi ve ya siyahı yoktur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şaka da olsa yalan söylemeyi yasaklamışsa, o zaman yalan, beyaz, siyah diye kategorize edilemez İslâm’ın gözünde. Yalnız üç yerde yalana izin verilmiştir. Karı kocanın arasını bulmak için, savaşta düşmanı yanıltmak için ve birbirine küsmüş iki Müslümanın arasını bulmak için. Bu yerler dışında söylenen yalanın hiçbir mazereti olamaz. Yalanın dünyada da ahirette de ziyanı büyüktür. Ve kişiye çok şeyler kaybettirir. Bu yüzden İslâm’da yalan, şiddetle yasaklanmıştır. Yalanın masumu, karası olmaz. Kâinatta her şeye bir düzen ve kural yerleştiren Allah, yalana da bir gün mutlaka ortaya çıkma gibi bir netice yazmıştır. Söylenen her yalan, bir gün mutlaka gün yüzüne çıkar ve dolayısıyla, insanların güvenini sarsmanın en mühim sebeplerinin temelini teşkil eder. Yalanın ahiretteki cezası ise, hafife alınamayacak mahiyettedir. Peygamberimizin ifadesiyle yalan kişiyi kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. İşin en kötü tarafı da kişinin, yalan söyleye söyleye; yani bunu alışkanlık haline getirdiğinde, Allah katında YALANCI diye yazılmasıdır. Bundan büyük zarar var mıdır? Bir Müslüman için Rabbinin gözünden düşmekten daha büyük bir azap olmasa gerek. Bir Müslüman her türlü hatayı işleyebilir. Ve her hatanın bir telafisi olabilir. Ama yalan söyleyemez. Yalanın telafisi de çok zordur.

Büyük günahların en büyüklerinden sayılan, şiddetle kaçınmamız emredilen, hatta en sevdiklerimiz ve en yakınlarımızın lehine olsa da yalan, doğruluğun ve istikametin simgesi olması gereken bir Müslümana asla yakışan bir tavır değildir. Yalan sonradan öğrenilmiş bir tavırdır. Yalancı insandan hayır gelmez. Böylesine kötü bir kategoride değerlendirilen bir durumu, kimse çocuğunun üzerinde görmekten hoşlanmaz.

 Peki, Çocuklar Neden Yalan Söyler?

Çocuklar 5-6 yaşa kadar hayal dünyasında yaşadıklarından dolayı, hayal ile gerçeği karıştırabilirler. Bu yüzden söyledikleri gerçek dışı şeyleri yalan kabul edemeyiz. Ama 6-7 yaşından sonra söylenen gerçek dışı sözler, yalan olarak adlandırılabilir. Ve bu durumu ciddiye almak gerekir. Bu konuda endişeye kapılmadan önce çocuğun neden yalana başvurma ihtiyacı hissettiğini bilmek gerekir. Önce onları bu kötü davranışa iten sebebi bilmeli, daha sonra da çözümlere yönelmeliyiz.

Çocuğu Yalan Söylemeye İten Sebepler:

– Çocuğu yalana alıştıran en önemli etkenin kötü örneklik olduğu, tartışma götürmez bir realitedir. Ebeveynler, hangi şartta olursa olsun, doğruluktan ayrılmayan, kişiliği oturmuş insanlarsa, onlardan doğacak neslin yalancı bir karaktere bürünme ihtimali oldukça zayıftır. Tabi ki de istisnalar olabilir. Diğer yandan yalanı hayat tarzı haline getirmiş bir anne babaya sahip olan çocukların da yalan söyleyen bireyler haline gelmesi, muhtemeldir. Böylelerinden üstün ahlaklı ve doğruluktan ayrılmayan üstün şahsiyetli çocuklar olma ihtimali de vardır. Ama genel olarak değerlendirdiğimizde doğru sözlü ve yalandan yılandan kaçar gibi kaçan çocuklar, sadık ebeveynlerin eseridir. Bu yüzden, bu madde çocuklarımızın yalandan uzak durması için çok önemlidir. Öncelikle bizim gizlide ve açıkta dürüst olmamız gerekiyor. Bu durumu oldukça önemsemeli ve ciddiye almalıyız. Çocuk diye önemsemeden söz verip de o sözü yerine getirmeyen anne babalar, çocuklarına büyük bir kötülük yaptıklarının farkına varmalıdırlar. Ebu Hureyre radıyallahu anh’a kulak verelim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiğine göre o şöyle buyurmuştur: “Kim bir çocuğa “Buraya gel sana bir şey vereceğim” der de sonra vermezse, bir yalan (günahı) yazılır.”  [1]

Çoğumuzun yapıp önemsemediği şu işi ciddiye alalım: Çocuğa bir şeker vereceğiz. Gülmek ve güldürmek niyetiyle çocuk elini uzattığı anda, şekeri çekip gülmek, çocuğu kandırmaktır. Çocuğun size karşı güven duygusuna basitte olsa zede vurmuş oldunuz. Ayrıca şaka yollu olursa kandırmanın “beyaz yalanlardan” biri olduğunu ve bu işin masum olduğunu gösterdiniz. Yalana bir adım atılmış oldu. Hâlbuki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, şaka da olsa yalanı yasaklamış ve yalan söylemenin münafıklık alameti olduğunu bildirmiştir, unutmayalım.

– Çocuğun üzerinde baskı varsa çocuk yalana sığınıp baskıdan kendini korumaya çalışabilir.

– Duygularının zedeleneceğini düşünen bir çocuk yalan söyleyebilir.

– Şartlı bir sevgiyle büyümüş bir çocuk, anne babasının sevgisini kaybetme korkusuyla yalan söylemeye meyledebilir.

– Şiddet gören bir çocuk yalana sığınıp kendisini korumaya çalışabilir.

– Yeteri kadar sevgi alamayan bir çocuk, hak ettiği sevgiyi almak için yalana başvurabilir.

– Devamlı suçlanan, kendisini savunmasına müsaade edilmeyen çocuklar, yalanla suçu üzerinden atmaya çalışabilir.

– Başkalarıyla kıyaslanan bir çocuk, kendisini üstün göstermek için yalana başvurabilir.

– Üzerinde aşırı beklenti olan çocuklar, beklentiler altında ezildiğini hissedip çıkışı yalanda arayabilir.

Çocukları yalana iten sebeplerin kesiştiği ortak noktaya odaklanalım: “ANNE ve BABANIN YANLIŞ TUTUMLARI!”

Çözüm odaklı bakmak için sebebi iyi tahlil etmemiz gerekiyor. Eğer çocuğumuz yalana başvuruyorsa, onu suçlamak, problemi daha da büyütecektir. Bu durumda kendimize şunu sormamız gerekiyor: Çocuğum neden yalana başvuruyor? İşin püf noktası, sebebi bulmakta yatıyor. Sebebini bulduğumuzda, çözüme yönelik adımlar atmaya başlayabiliriz. Çocuğumuzun yalan söylemesine sebep olan şey neyse, onu ortadan kaldırmak tek çözüm.

Çocuğu Yalan Söylediğinde Anne Babalar Ne Yapmalı?

– Öncelikle baskıyla vazgeçirmeye çalışmamalıdırlar. Çünkü bu, çocuğu yalanda ustalaştırmaktan başka bir işe yaramaz.

– Çocuğu yalana iten sebebi ortadan kaldırmalıdırlar.

– Asla yalancı anne babalardan olmamalıdırlar.

– Ebeveyn ve çocuk her daim diyalog ve iletişim halinde olabilmelidir. Anne baba, iyi bir dinleyici olmalı ki çocuk endişesini rahatlıkla dile getirebilsin ve yalan söylemeye kendisini zorunlu hissetmesin.

– Çocuğa konulan kurallar, onun boyunu aşmamalıdır.

– Çocuğunu yalan söylerken yakalayan anne babalar, öfkelenmeyin! Önce sakinleşip sonra yalanın yanlış bir davranış olduğunu ona açıklayın.

– En önemli maddeyi sona bıraktım ki kalıcı ve unutulmaz olsun. Çocuklarımıza yalanın çok kötü bir şey olduğunu hikâyelerle anlatalım. Kimse anlamasa da Allah’ın görüp bildiğini ve bunun karşılığını ahirette mutlaka vereceğini, seviyelerine uygun bir dille izah edelim ve hata yaptıkça onlara nasihatten asla geri durmayalım. Zira bizim yaşam tarzımız, nasihattir. Hatırlatma, biz Müslümanların inancına göre, cehennemden kurtuluşun reçetesindeki ilk ilaçtır. O yüzden çocuklarımızı sürekli doğrulara teşvik edici ortamlarda nefes aldıralım. Örnekliğin en önemli detay olduğunu unutmadan, hata ettiklerinde güzelce uyarıp her şeyi hakkıyla bilen Allah’ı hatırlatalım. O’nun yalana buğz ettiğini söyleyelim. Böylece yalan söylemelerine sebep olacak hiçbir kapı bırakmayalım. Çocuklarımızın sadıklardan olması için duanın en ince ve etkili yol olduğunu aklımızdan çıkarmadan onlara bol bol dua edelim.

Rabbimiz, tüm Müslümanların evlatlarını haktan ayrılmayan, yalana düşman kesilmiş, Rabbi katında sadıklardan yazılmış tertemiz çocuklardan eylesin. Âmin. Ve’l-hamdü lillahi Rabbi’l-Âlemin… 

 

[1]. Ahmed bin Hanbel 2/ 452