Cihad lûgatta, düşmanla savaşmak, söz ve fiili olarak tüm güç ve kuvveti ortaya koymaktır. Allah yolunda cihad etti veya bir işte ictihad etti demek, amaca ulaşmak veya o çalışanların, hedeflerine varmak için tüm güç ve kuvvetini sarf etmesidir.

Cihad, güç ve kuvvetin tümünü harcamaktır. Allah’a davette muhatabın durumunun gerektirdiği sabır ve meşakkatlere tahammül etmektir. Malı harcamaktır. Yahut kılıç ve dille veya kendisiyle cihad edebilecek her şeyle, her zaman ve her yerde savaşmaktır. Tüm bunlar Kuran ve sünnette en güzel bir şekliyle açıklanmıştır:

“ Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin.“ ( Hac; 78 )

Dikkat edilirse Rabbimiz bu ayeti kerimede kendisiyle cihad edilecek şeyleri beyan etmeyerek müphem bırakmıştır ki tüm cihad merhalelerini kapsasın.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle savaşınız. “ (Ebu Davud, Nesai)

Yukarıda izah edilmeye çalışılan ayet ve hadislerin ışığında Şer-i anlamıyla cihad, kimi ilim ehlinin anladığı “sadece savaş” anlamından çok daha genel ve kapsamlıdır. Öyle ki, söz konusu âlimlerin bu anlayışından dolayı bazı müsteşrikler İslam’a dil uzatmış ve İslam’a saldırmışlardır. Hâlbuki savaşmak cihadın bir bölümüdür. Bu da tedavi için dağlama cinsinden, ancak zaruret halinde ve ihtiyaç duyulduğunda kullanılır. Bunun en büyük delili Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ordu veya seriyye komutanına yaptığı şu öğütlerdir :”Düşmanın olan müşriklerle karşılaştığında onları üç şeye davet et. Bunlardan hangisini kabul ederlerse, sende onlardan onu kabul et ve onlardan el çek. Şayet onlar hiç birini kabul etmezse o zaman Allah’tan yardım dile ve onlarla savaş.” (Müslim)

Bu Nebevi tavsiyeden anlıyoruz ki, kâfirleri delil ve hüccetle Allah’a davet etmek her zaman kılıç ve mızraktan önce olmuştur. Buradan hareketle, savaşmak, İslam düşmanlarının lanse ettikleri gibi bir vahşet, barbarlık ve ahmaklık değil, akıllı insanların nazarında güzel bir haslettir. Onlar, cihadın, fert ve toplumun ilacı olduğunu anlamıyorlar.

Cihad, bireyi küfür hastalığından, İslam’ın sıhhat ve afiyetine çıkararak tedavi eder.

İnsanlığı yok edici, parçalayıcı hastalık şüphesiz küfürdür. Bunun tam ve mükemmel ilacı da İslam’ın ta kendisidir. İslam, toplumdaki fesad maddesini kopararak ve toplumdaki zulmü bertaraf ederek, insanların ıslah olmasını sağlayıp toplumdaki hastalıkları tedavi etmektedir.

Kâfirler ise, yeryüzündeki fesadın kökü, zulmün kaynağı, yeryüzü sakinlerinden güvenin, mutluluğun kalkmasındaki en büyük sebeptirler. Dolayısı ile İslam toplumu onları ortadan kaldırmadan, güçlerini kırmadan Allah’ın şiarlarını Allah’ın topraklarında ikâme edemezler.

İşte cihad Allah’ın düşmanlarını ezmek ve İslam kelimesini yüceltmek içindir. Kâfirin küfrünü-ki bu her şeyin en kötüsüdür-terk etmeye zorlayıp, en güzel olan İslam’a dönmesini sağlar.
Savaşın kendisinde; kâfirleri yermek, şehitleri övmek varsa da temelinde bu, insanlık yapısını bozar.

Onun bünyesinde ıslah, ihya ve yüceltme var. Islah olması sonuç itibari iledir. Çünkü işler sonuçlarına göre değerlendirilir. Hacamat (kan aldırma) gibi. Şekil itibari ile ifsattır. Ancak verdiği sonuç itibari ile ıslahtır.
Sonra savaş, İslam ehlinden kâfirlerin şerrini def etmek içindir. Kâfirler Allah’ın dininin baş düşmanlarıdırlar. Bunların şerrini savaşsız def etmek mümkünse savaşa hemen el uzatılmaz. Bu mümkün değilse, savaşa girilir.
İşte İslam’da cihad budur. İlk Müslümanlar cihadı böyle anlamışlar ve onu hakkıyla yerine getirmişlerdir.

CİHADIN FAZİLETİ

Değerli Kardeşim! Bu konuyla alakalı birçok ayet ve hadis mevcuttur. Bunların hepsini burada zikretmek derginin hacmini aşacağından ancak sadra şifa olacak bazı ayet ve hadisleri zikretmeyi yeterli bulduk. Konuyla alakalı tafsilatlı bilgi edinmek isteyenler Hadis Mecmualarına bakabilirler.

Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

“Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.” (Nisa; 95 )

“O halde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisa; 74 )

“(Ey müşrikler!) Siz hacılara su vermeyi ve Mescid-i Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe iman edip de Allah yolunda cihad edenlerin imanı ile bir mi tutuyorsunuz? Hâlbuki onlar Allah katında eşit değillerdir. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.

İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır.

Rableri onlara, tarafından bir rahmet ve hoşnutluk ile kendileri için, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdeler.

Onlar orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki Allah katında büyük mükâfat vardır.” (Tevbe; 19-22)

“Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O’nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.” (Tevbe; 111)

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem sayısız hadislerinde cihad etmenin, Allah yolunda çaba harcamanın faziletlerini bize haber vermektedir:

“Allah yolunda cihad ediniz. Çünkü Allah yolundaki cihad, Cennet kapılarından bir kapıdır ki, Allah (cc) onun sebebiyle (mücahidi) hüzün ve kederden korur.” ( Ahmed b. Hanbel )

Allah’ın En Sevdiği Amel Cihad’tır

İbni Mübarek, Süfyanı Sevri’den şöyle dediğini rivayet eder: Onlar (Ashabtan bir grup )

Keşke Allah’ın en sevdiği veya en faziletli ameli bilseydik dedi: Bunun üzerine Allah şu ayetleri indirdi:

Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi?

Allah’a ve Rasûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. (Saf; 10-11)

Allah’a İmandan Sonra En Faziletli Amel Allah Yolunda Cihad’tır

Ebu Hureyre, Buhari ve Müslim’de geçen bir hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den şunu rivayet etmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e “Amellerin en hayırlısı nedir? “ diye sorulunca , “Allah’a ve Rasulüne imandır “dedi. “Bundan sonra nedir? “diye sorulunca “Allah yolunda cihad’tır”dedi. Ve yine “bundan sonra hangisidir? Denilince “kabul olunmuş bir hacc’tır. ”buyurdular ( Buhari-Müslim )

Allah Yolunda Cihad’a Denk Bir Amel Yoktur

Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan şöyle denildiği rivayet edilmiştir;

Nebi’ye sallallahu aleyhi ve sellem Allah yolunda cihad etmeye denk ne olabilir denildi ? Peygamberimiz “Sizin ona gücünüz yetmez” buyurdu. Bu sözü kendisine iki yada üç kez tekrarladılar. Hepsinde “Sizin ona gücünüz yetmez “buyurdu. Daha sonra “Allah yolunda cihad eden kimsenin misali oruç tutan, namaz kılan, Allah’ın ayetlerine bağlı kişi gibidir ki ta Allah-u Teâlâ’nın yolundaki mücahid dönünceye kadar ne oruç’tan gevşer, ne namazdan” buyurdu. (Buhari-Müslim )

Cehennem Azabından Azad Olmaya Vesiledir

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İki gözü, Cehennem ateşi yakmaz: Biri Allah korkusundan ağlayan göz; diğeri Allah yolunda nöbet beklerken uyumayan göz.” (Tirmizi)

Görüldüğü gibi cihad ilâhi bir emir olup kadın erkek bütün Müslümanlara farzdır. Bu farzı yerine getirenler Cenâb-ı Hakk’ın hoşnutluğunu kazanacak ve ahirette yüce mertebelere ulaşacaklardır.

Cenâb-ı Hak:

“Siz de düşmanlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve (cihad için) başlanıp beslenen atlar hazırlayın” (Enfâl; 60) buyurarak Müslümanlara her zaman cihad için hazırlıklı olmalarını emretmiştir.

İşte bütün bu ayet ve hadislerin ışığında cihad, dünya ve dünya malı için olmayan, Kelime-i Tevhîd’in kabulü ve gönüllere yerleşmesi için gösterilen cehd ile bunun neticesinde kazanılan saadetin adıdır.

Cihad; insanları, kula kul olmaktan kurtarıp Allah’a kul etmeye davet edişin ve bu uğurda çekilen sıkıntıların adıdır.
Cihad, insanları, sınıf, zümre, parti ve bütün beşeri hegemonyalardan kurtarıp Allah’ın hâkimiyeti altına gönül rızası ile davet etmenin adıdır.
Cihad, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaşayıp tebliğ ettiği İslâm’a yapışarak Allah yolunda canını ve malını feda etmek, istikamet üzere, aşırılıktan sakınıp ilâh olarak Allah’ı ve onun hâkimiyetini tanımak, İslâm’ı bütün dinlerin üstünde ve tamamlanmış tek din kabul ederek bu dini müdafaa ve yaşanılır kılmak için bütün gayreti sarf etmek demektir.