Hamd; Cenneti, sonsuza kadar devam edecek olan selâmet ve nimet yurdu kılan Allah’a,

Salât ve selâm ise; cennet ile ilgili hususları hadisleriyle bizlere anlatıp onu arzulamaya yönlendiren Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e,

Allahu Teâlâ’nın kimsenin aklına dahi getiremeyeceği derecede ki o mükemmel nimetleri ise; O’nun cennetlerine ulaştıracak yolları araştırıp, bu yollara sımsıkı bağlanan ve bu uğurda gayret gösteren fedakâr mümin ve müminatın üzerine olsun.

Cennetteki nimetler sayılamayacak kadar çoktur. Orada öyle nimetler vardır ki, onları ne gözler görmüş, ne kulaklar işitmiş, ne de bir beşerin hatırına gelmiştir. Allahu Teâlâ bir Hadisi Kudsi de buyuruyor ki: “Ben salih kullarıma, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir insanın aklına gelmediği şeyleri hazırladım.” (Müslim)

İşte Allahu Teâlâ’nın hazırlamış olduğu bu nimetler kimsenin bugüne dek görmediği ve aklına dahi getiremediği nimetlerdir.

Cennet nimetleri her ne kadar insanın aklına gelemeyecek derecedeki nimetlerle süslenmiş olsa da, kısmen bile olsa onları zihinlerimize yaklaştıracak, oraya yönelmemizi ve onu arzulamamızı sağlayacak kadar bilgi bizlere Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz tarafından bildirilmiştir.

Biz burada cennetteki nimetlerden Kur’ân’da ve hadislerde zikredilenlerin sadece bir kısmını hatırlatacağız. Ta ki müminlerin cennete olan arzu ve isteklerini tazelemiş olalım.

Cennet, huzur ve mutluluk yurdudur. Orada mutluluk ve huzur dolu bir yaşam vardır. Orada her zaman sükûnet hâkimdir. Kavga gürültü yoktur. Tam bir emniyet söz konusudur. Kin ve nefret yoktur. Korku ve hüzün yoktur. Kızma, üzülme yoktur. Boş konuşma ve yalan yoktur. Orada aldatma, kandırma, ihanet etme yoktur. Hasta olma, acı çekme yoktur. Yorulma, usanma yoktur. Dert, keder, sıkıntı yoktur. Tüm olumsuzluklar ve yanlışlar oradan uzaktadır. İçinde müslümanları rahatsız ve huzursuz edecek hiçbir şey bulunmaz.

Allahu Teâlâ Kur’an’da cenneti bizlere çok yerde anlatmıştır. Bilhassa; Vâkıa, Rahman, Gâşiye ve İnsan sürelerini inceleyecek olursak Rabbimizin bu yerlerde cennetten ve içindeki nimetlerden çokça söz ettiğine şahid oluruz. Cennet şu anda yedinci kat göğün üstünde bulunmaktadır. İnsanlar mahşer yerinden Cennete ulaşabilmek için Sırat’ın üzerinden geçerler.

Hadisi şeriflerde de Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bizlere cennet hakkında birçok bilgiler verir.

Bu meseleleri burada uzun uzadıya detaylı bir şekilde aktarmak mümkün olmadığı için ana hatlarıyla başlıklar altında kısaca değinmemiz mümkündür.

1. Kişinin tüm istekleri ve bir misli daha cennetlik olan kişiye verilecek nimetlerdendir.

“…Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur.” (Şura: 22)

“Orada diledikleri her şey onlarındır; katımızda daha fazlası da var. ”  (Kaf: 35)

“Orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı her şey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız.” (Zuhruf: 71)

Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın rivayet ettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Sizden, Cennetin en alt derecesine ulaşan birine “iste” denilir. O da ister. Kendisine “İstedin mi (isteklerin bitti mi)?” denilir. O da “Evet” der. Bunun üzerine ona “İstediklerinin tümü ve bir o kadarı senindir.” denilir.” (Müslim)

2. İstediği her şey kolayca ve çok kısa bir süre içinde gerçekleşir.

Cennette istenen her şey mümin kula kolaylaştırılır. Yemek istediği meyvelerin dalları onlara yaklaştırılır. Herhangi bir yorgunluk ve meşakkat olmaksızın kolayca istedikleri şeyleri elde ederler. Çocuk sahibi olmak istediklerinde dahi hiçbir sancı ve ağrı çekmeksizin bu istekleri derhal gerçekleşir.

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh diyor ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:

“Eğer bir mü’min, cennette çocuğu olmasını arzulayacak olsa, çocuğun anne karnında kalması, doğumu ve yaşı dilediği şekilde bir anda tamamlanmış olur.” (1)

3. Ölümsüzlük nimeti ile nimetlenirler.

“Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar.” (Duhan: 56)

İbni Ömer radıyallahu anh’ dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cennet ehli cennete, Cehennem ehlide cehenneme gittiklerinde, ölüm getirilip cennetle cehennem arasına konulacak, sonra bir seslenici şöyle seslenecek: “Ey Cennet ehli! Artık ölüm yok! Ey Nar ehli! Artık ölüm yok! Bunun üzerine Cennet ehlinin sevinci artacak, Nar ehlinin kederine ve üzüntüsüne keder ve üzüntü katılacak.” (Buhari)

4. İnsanın dünyada sevip hoşlandığı ve arzuladığı yeşillikler, bahçeler ve pınarlar müminler için hazırlanmıştır.

Dünyada insanın sevdiği ve sahip olmak için çabaladığı o güzel yeşillikler, bağ ve bahçeler, nefis manzaralı pınar başları ve nehirler Rablerinin rızası uğruna dünyada bunları kendisine amaç edinmemiş ve O’nun uğruna çabalayan kullara ikram edilecektir.

“Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.” (Duhan: 51)

5. Altlarından ırmaklar akan cennet köşkleri ve konakları onlar içindir.

Dünyada sahip olmak uğruna kulluk vazifelerini ihmal eden ve bu emirleri görmezlikten gelebilen, tek tasası en güzel villaya, en güzel eve sahip olmak olan kişiler cennet manzaralı o muhteşem büyüklükte ve güzellikteki o köşkleri ve konakları bir bilselerdi?

İşte bu köşkler ve konaklar dünyada arsa ve arazisini çoğaltmak uğruna yaşayanlara değil, ahiret hayatına yatırım yapanlara ait olacaktır. Bir kırbaçlık yerin dünyadan ve içindekilerden daha hayırlı olduğunun bilincine varanlara ait olacaktır. İnşallah.

“…Sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirir. İşte büyük mutluluk ve kurtuluş budur.” (Saf: 12)

“Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah) ne yücedir.” (Furkan: 10)

“İman edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir.” (Ankebut: 58)

6. Değişik vasıf ve özellikteki cennet nehirleri ile nimetlenirler.

Bu nehirler sudan, sütten, baldan, aklı başından almayan ve sarhoş etmeyen şaraptan ve daha nice ismini dahi bilemediğimiz çeşitteki nehirlerden meydana gelmektedir.

Behz bin Hakim’in dedesi olan Muaviye radıyallahu anh’ın rivayet ettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Cennette bal denizi bulunur, şarap denizi bulunur, süt denizi bulunur ve su denizi bulunur. Sonra ırmaklar bu denizlerden doğar.” (Tirmizi)

7. Ne Sıcak, Ne Soğuk, Tam Kararında Gölgelikler Vardır.

Dünyada çalışıp ter döken ve dinlenmeye dahi fırsat bulamayan, Allah’ın dinine kendini adayan kullar, inşallah cennetteki gölgeliklerde dinlenme fırsatı bulacaklardır.

“İman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır. Ve onları, ‘ne sıcak-ne soğuk, tam kararında gölgeliğe’ sokacağız.” (Nisa: 57)

“Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.” (İnsan: 13)

8. Cennet insanın dünyada değer verip önemsediği mücevherler ve süslerle bezenmiştir.

Dünyada insanların elde etme uğruna nice şeyleri göze aldığı, bu uğurda nefislerin helak olduğu, nice kanların döküldüğü, bu sebeple de nice insanın ahiretini harap ettiği bu değerli taş ve mücevherat, dünyada bunlardan uzak kalan ve bunları gaye edinmeyip terk eden asıl gayesini sadece Allah edinen kullar için olacaktır, inşallah.

Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan: Dedim ki:

“Ey Allah’ın Rasûlü, mahlukât neden yaratıldı?” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Sudan” buyurdu.” “Cennet neden yapıldı?” dedim. “Cennet bir tuğlası altın, bir tuğlası gümüşten olmak suretiyle yapılmıştır. Sıvası misk, duvarları inci ve yakut, toprağı zaferandır. Ona giren mutlu olur. Bir daha üzülmez. Ebedi olur, ölmez, ne elbiseleri eskir, ne de gençlikleri biter.” (Ebu Davud et-Teyalisi)

Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın rivayet ettiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Cennette bulunan ağaçların tümünün gövdeleri altındandır.” (Tirmizi)

9. Cennettekilerin elbiseleri ipektendir. Orada değerli mücevherlerle süslenmiş elbiseler giyerler. Oturdukları koltuklar üzerinde akıllara durgunluk verecek şekilde güzel bezler vardır. Karşılıklı olarak tahtlara oturur, sohbet ederler. Astarları, ağır işlenmiş atlastan yataklar üzerinde yaslanırlar. Kollarında altın bilezikler vardır.

Dünyada süse ve gösterişe önem vermeyen, moda uğruna kendisini hem dünyada hem de ahirette perişan etmeyen Allah’ın emrine göre giyinen ve sadece onun emrini kendine düstur edinen kullar için yüce Allah, onları dünyada bir eşi ve benzeri bulunmayan türlü güzellikteki elbiseler ve takılarla süsleyecek, dünyada sırf rızası uğruna terk ettikleri bu şeyleri cennette onlara en güzel ve en mükemmel şekliyle sunacaktır.

“İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar.” (Duhan: 53)

“…Orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; oradaki elbiseleri ipek(ten)tir.” (Hac: 23)

 “İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyecekler” (Kehf: 31)

“Orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler. Ve orada onların elbiseleri ipek(ten)dir.“ (Fatır: 33)

10. Dünyada iken insanların sevip arzuladığı yiyecek ve içeceklerle müminler ikram olunurlar. Çevrelerinde kendilerine hizmet eden gençler vardır. İçecekleri oldukça lezzetli, yiyecekleri iştah açıcıdır.

Dünyada kendilerine yasaklanan yiyecek ve içecekleri Allah rızası uğruna terk eden “bir kerecik tatmaktan ne olur ki” şeklindeki haramın ilk adımını teşkil eden sözcükleri nefsine ve çevresindeki müslümanlara fısıldamayı terk eden, cennet uğruna nefislerinin arzularını frenleyip ona engel olan kullar, cennette o harikulade tada ve lezzete sahip yiyeceklere ve içeceklere mazhar olacaklardır. Onlar, kendilerini başka nimetlere ihtiyaç hissettirmeyecek kadar meşgul eden nimetler ve rızıklar içindedirler. Her şeyin lezzetini alırlar. Rahattırlar. İstedikleri her şeyi elde edebileceklerdir. Cennetliklerin etrafında dönüp duran hizmetçiler de vardır. Bunlar efendilerine değerli bardaklar içinde nefis şerbetler sunarlar. İşte bütün bu nimetler, onların dünyadaki çalışmalarının karşılığı ve mükâfatıdır. Her türlü keder ve sıkıntıdan emin, cennetin köşk ve bahçeleri içinde zevk ve sefa sürerler. Rabblerinden gönderilen hediyelerle ikram olunurlar.

“Çeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir.” (Saffat: 42)

“Orada onlar için meyvelerin her türlüsünden ve Rablerinden bir mağfiret vardır.” (Muhammed: 15)

“Orada güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler.” (Duhan: 55)

“Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler.” (Sâd: 51)

“Doğrusu bugün Cennetlikler eğlenceyle meşguldürler. Onlar ve eşleri gölgeliklerde tahtlar üzerine yaslanmışlardır. Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır. Merhametli olan Rabb katından onlara Selâm vardır.” (Yasin: 55-58)

“Kaynağından (doldurulmuş) testiler, ibrikler ve kadehler ki bundan ne başlarını bir ağrı tutar, ne de kendilerinden geçip akılları çelinir. Arzulayıp-seçecekleri meyveler, Canlarının çektiği kuş eti.” (Vakıa: 18-21)

“Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları), Üstüste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları” (Vakıa: 28-29)

“Ve (daha) birçok meyveler arasında, Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler).” (Vakıa: 32-33)

“Nice bahçeler ve üzüm bağları.” (Nebe: 32)

“İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. ” (Rahman: 68)

11. Cennetlikler orada hurilerle evlendirilecekleri gibi dünya kadınlarından da eşleri en güzel bir surette olacaktır. Evlenecekleri eşleri son derece güzel ve tertemizdir.

Cennette gerek erkekler, gerekse kadınlar bekâr olmayacaklardır. Dünyada evlenmiş olan kadınlar, Cennette eşlerinin gözlerinde oranın hurilerinden daha güzel olacaklardır. Orada müminin çadırının etrafını cennet kızları (hurileri) çevrelemiştir. Öylesine güzeldirler ki, tenleri yakut ve mercan gibi ışıl ışıl parlar. Onlara şimdiye kadar hiçbir el dokunmamıştır.

“Onları iri, siyah gözlü hurilerle evlendiririz.” (Duhan: 54)

Cennet Hurilerinin başlarında inci ve mercandan yapılmış çeşitli şekillerde taçlar vardır. Tıpkı güller gibi kokarlar. Onlar asla ihtiyarlamaz, yüzleri kırışmaz, tenleri solmaz. Devamlı olarak tebessüm ederler, cennet bahçelerinin ortalarında inşa edilmiş olan köşklerinde oturur, efendilerinden başka kimseye bakmazlar.

12. Aileleriyle birlikte olacaklardır.

İnsanlar, iman sahibi olmaları şartıyla anne-babaları ve çoluk-çocuklarıyla birlikte Cennete girdirileceklerdir. Dünyada özlemini ve hasretini duydukları aileleriyle cennette de birlikte bulunacaklardır.

“İman eden ve nesilleri de imanda kendilerine uyan kimselere, nesillerini de katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz.” (Tur: 21)

“Onlar, Adn cennetlerine girerler. Babalarından, eşlerinden ve soylarından ‘salih davranışlarda’ bulunanlar da (Adn cennetlerine girer). Melekler onlara her bir kapıdan girip (şöyle derler:) “Sabrettiğinize karşılık selam size. (Dünya) Yurdun(un) sonu ne güzel.” (Ra’d: 23-24)

13. Yüce Rabbin veçhi keremine bakmakla müşerref olacaklardır.

Allahu Teâlâ’nın cemaline bakmanın zevki ile yüzleri pırıl pırıl parlar. Bütün nimetler bunun yanında sönük kalır. Müminler yüzleri nurlanmış ve ağarmış bir halde Rablerine bakarlar. Bu Yüce Allah’ın sadece cennetliklere has kılacağı bir nimettir ki kafirler bundan mahrum bırakılırlar.

“O gün bir takım yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır. Rablerine bakacaklardır (O’nu göreceklerdir).” (Kıyamet: 22-23)

“Cennet ehli cennete girdiklerinde Allahu Teâlâ şöyle buyuracak: “Bundan daha fazla bir şey ister misiniz?” “Sen bizim yüzümüzü aydınlatmadın mı?Bizi cehennemden kurtarıp, cennete koymadın mı?” diyecekler. Bunun üzerine Allah onlardan perdeyi kaldıracak. Böylece Rabblerine bakıp seyretmekten daha üstün bir şey onlara verilmeyecektir.” (Müslim)

 

14. Orada bütün nimetlerin en üstünde ve en değerlisi olan Allah’ın rızası ve hoşnutluğu vardır.

Allah’ın rızası ve hoşnutluğu mümin için hem dünyada hem de ahirette elde edilebilecek en büyük nimettir. Zaten yaşamın gayesi de bu değil midir? Dünyada gaye olan şey Ahirette de mümin için en büyük gayeye ermenin verdiği sevinç ve mutluluktur. Bu hoşnutluğu elde edebilene ne mutlu!

“De ki: Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla görendir.” (Al-i İmran: 15)

“…Allah’tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.” (Tevbe: 72)

Çok geniş kaynaklara sahip bu konu hakkında gönül isterdi ki bütün rivayetleri inceleyelim ve bu meseleyi en ince ayrıntısına kadar araştıralım. Ancak yine de biz burada önümüzü kısmen de olsa açan ve bu konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyen kardeşlerimize az da olsa bilgiler sunabilen bu çalışmayı burada aktarmayı, unuttuğumuz birçok meseleyle beraber tamamladık. Yüce Rabbimiz bütün kusurlarımızı bağışlasın ve bizleri kendisinden razı olduğu kullarıyla beraber “Sonsuzluk Yurdu” olan Cennetine girmeyi hak eden kullarından eylesin.
Konumuzu Ebu Hureyre radıyallahu anh’ın rivayet etmiş olduğu şu hadis ile tamamlayalım. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Her kim cennete girerse nimet içinde hoş halde olur. Kendisine hiçbir sıkıntı ve çetinlik isabet etmez. Elbiseleri eskimez, gençliği de bitmez.” (Müslim 2836/21, Tirmizi 2646)

Cennete girebilmeyi hak eden ve cennet nimetleri sayesinde dünyadaki sıkıntı ve meşakkatleri gözünde büyütmeyen ve bunlara imtihan nazarıyla bakabilen kullardan olabilme duasıyla.

————————-

1. (Tirmizî, Cennet, bab: 23, hn: 2563; İbni Mâce, Zühd, bab: 39, hn: 4338; Darimi, Rikak, bab: 110; Müsned, İmam Ahmed, III, 9.)