“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velisidirler. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah’a ve Resulüne itaat ederler. İşte Allah’ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe: 71)

Allah azze ve celle, mümin kadınları ve mümin erkekleri kulluk yolunda birbirlerinin yardımcısı olarak adlandırmıştır. Kulluk görevini yerine getirmede birbirlerine destekçi olan, birbirlerine velilik eden, Allah ve Resulüne itaat eden, Allah’ın rızasını kazanmış kullarıdır.

Bizlere bu konuda örneklik teşkil eden, yolumuzu aydınlatan, birbirimize nasıl yardımcı ve destekçi olacağımızı öğreten Peygamberler ve onların yanında olan Saliha eşleridir.

Hz. Hacer annemizin Rabbine olan itaati, Hz. İbrahim aleyhisselam’a itaatini sağlamıştır. Eşini bu zorlu yolda sıkıntıya sokmamış, Allah azze ve celle’nin her emrinde teslim olmuş, İbrahim aleyhisselam’a da destek olmuştur. Allah azze ve celle, İbrahim aleyhisselam’a, Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail’i Mekke’ye bırakmasını emrettiğinde, kalbi imanla dolu olarak “Eğer bunu emreden Allah azze ve celle ise, O bize vekildir, O bize yeter” diyerek gösterdiği teslimiyet, bugün bizlerin kalplerini ürpertmekte, gönlümüzü, ruhumuzu derinden etkilemektedir. Rabbimizden Hz. Hacer annemiz gibi bir iman, teslimiyet, gayret ve sabır isteriz…

Bugün Hz. Hacer’i kendisine örnek almış hanım kardeşlerimize selam olsun… Eşlerini, babalarını, oğullarını Allah yolunda mücadele etmeleri için gönderen, ardından güzelce sabreden kardeşlerimiz, ablalarımız, bizlere tıpkı Hz. Hacer annemiz gibi örnek olmakta, onların bu sabır ve gayretleri, bizlere Allah’ın davasında nasıl sağlam ve güçlü durulacağını göstermektedir.

Hz. Hacer’in sabrettiği yerlerden zemzem gibi bereketler fışkırdı, teslim olmuş İsmailler doğdu, kuşlar o semanın üzerinde uçtu, Allah’ın evi (Beytullah) o beldede inşa edildi. Bugün sabreden kardeşlerimizin evlerinden, inşallah Hz. İsmail gibi teslimiyet gösteren oğullar doğar.

Ve Hz. Hatice annemiz, en büyük sıkıntıların olduğu zamanda, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e, Allah’tan sonra en yakın dost, sığınak ve destekçi… Bir gün Cebrail aleyhisselam: “Ya Rasulullah! Bak Hatice geliyor. Yanına gelince ona selamımı ilet! Rabbinden ve benden selam söyle. De ki: Rabbin sana incilerle, yakutlarla süslenmiş bir cennet köşkü müjdeliyor. Orada yorgunluk, hüzün ve çile yoktur. Orada ebedi kalacaksın.” buyurdu.

Bugün mümin erkeklerin yanında dağ gibi duran, onların tesellisi olan, gayretlerine gayret katan mümine kadınlar, örnekliğini Hz. Hatice annemizden almakta, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in mirası olan ilim, davet ve cihad yolunda koşturan her kardeşimizin ardında, Hz. Hatice gibi duran mümine kardeşlerimiz var.

Davet yolunda bütün malını harcayan, uzun zindan günlerinden sonra eşlerine bütün sıkıntılarını unutturan, Allah’ın davasıyla eşleriyle birlikte dertlenen, aklını, ruhunu, bütün vaktini bu davaya adayan, hayası, dürüstlüğü ve zekasıyla dimdik duran Hz. Haticeleri yaşatan, 21.yüzyıla taşıyan, Fatımalar doğuran mümine kadınlara selam olsun…

Kardeşim! Sen sakın bu desteğini küçümseme. Sen bu yolun en önemli bir parçasısın. Eşinin bu yoldaki gayreti ve başarısı, senin sağlam, merhametli, şefkatli ve sabırlı duruşuna bağlı. Unutma! Senin bu sabırsızlığın, serzenişin, sitemin, Allah yolunda koşturan eşinin yürüyüşünü yavaşlatacak. Sabrın ve gücün azaldığında Hz. Sümeyye radıyallahu anha’yı hatırla. İslam davasına canını vermiş ilk şehid kadın… Ne güneşin sıcaklığı, ne vücuduna inen kırbaçlar, ne de yaşlılığı, “Allahu Ekber” demesine engel olmadı, sabrı azalmadı. Eşinin şehadetine sabreden, oğluna gözlerinin önünde işkence edilen, yine de sabrını kaybetmeyen Hz. Sümeyye’yi hatırla. Hatırla ki sabrın ve tevekkülün artsın.

Cennet ehlinden bir kadın olmak, Allah’a teslimiyet ve tevekkülden geçer. Cennet ehlinden bir kadın olmak nasıl olur diye merak ediyorsak, işte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bize gösteriyor: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir gün ashabıyla otururken şöyle buyurdu: “Kim cennet ehlinden bir kadınla evlenmek isterse Ümmü Eymen’le evlensin!”
Daha dünyadayken cennetle müjdelenen Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in dadısı Ümmü Eymen radıyallahu anha, bu haberi duyunca şükür secdesine kapandı.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in evlatlığı Zeyd b. Harise radıyallahu anh, kendisi genç olmasına rağmen, kendisinden yaşlı olan Ümmü Eymen’le evlendi. Rabbim bizlere, İslam davasını ve peygamberi, Ümmü Eymen gibi sevecek bir iman nasib etsin…

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in vefatından sonra, üzüntüsünün peygamberin vefatından değil, vahyin kesilmesinden dolayı olduğunu söyleyen Ümmü Eymen…

İslam düşmanları bugün Müslüman toplumların önüne örnek olarak ahlaksız, izzetsiz, onursuz olarak yaşayıp ölen, başka davalar uğruna hayatını geçirmiş, başka davaları yaşarken ölmüş kadınları model olarak gösteriyor. Eğitim öğretim kitaplarında ne peygamber eşleri ne de sahabe hanımlar yer alıyor. Hatta Peygamber hanımlarını aşağılayan, yeren, küçümseyen resimler ve yazılar yer alıyor. Müslümanların kızları ve oğulları, televizyon, okul ve sokaklarda sürekli reklamı yapılan, gayri İslami yaşayan sanatçı, yazar ve çizerlerin hayatlarını kendilerine örnek alarak ve taklit ederek hayatlarını şekillendiriyor. Hiçbir sahabe hanımı tanımayan genç kız, dünyanın öbür ucunda kendi kültüründen, kendi dininden olmayan pop sanatçısının bütün hayatını, düşüncelerini, ne giydiğini, ne yediğini, ne sevdiğini biliyor, onu takip ve taklit etmek için yoğun bir mücadelenin içine giriyor.

Bundan çıkan sonuç şudur; Kafir, kendi dininin öncü ve önderlerini oluşturup tanıtmakta asla gevşeklik göstermiyor, zamanını, parasını, bütün gücünü bunun için harcıyor. Öyle ki bu çalışmaları Müslüman ülkelerde dahi başarıya ulaşıyor.

Bizlerin çocukları, kızları, kadınları, erkekleri, bugün Peygamberlerini ve eşlerini, sahabeyi ve sahabe eşlerini kendilerine örnek almıyor, onların yolunu takip etmiyor ise, bizle kendi öncü ve önderlerimizi yeterince tanımayıp, öğrenip öğretmememizden kaynaklanmaktadır.

Allah azze ve celle bizlere kitabında örnek şahsiyetler, öncüler gösterip, onların yolunu takip etmemizi emretmektedir. Müminlere düşen, bugün, peygamberlerinin, onların yolunu takip edenlerin, salihlerin, şehidlerin yolunu takip edip, onları tanıtma seferberliği başlatmaktır.

Müslümanların bazen bu eğitim aşamasında bazı hatalar yaptıklarını düşünmekteyim. Bir sahabeyi anlatan kardeşim, öyle ümitsizlikler içinde anlatıyor ki artık öyle bir insanın asla dünyada olmayacağını düşünmeye sebep olabiliyor. Bizler ümit ve gayret içinde, önce kendi şahsiyetimizde sonra kardeşlerimizin şahsiyetlerinde bu asrın sahabelerinin var olduğuna, olacağına, Rabbimizin onların sayılarını, bizim davet çalışmalarımızı vesile kılarak nurunu tamamlayacağına iman ederek gayretlerimizi sürdürmeliyiz.

Selam ve dua ile…