Said b. Cübeyr şöyle der: “Cehennem ehli acıktığında açlıktan bağırırlar, bunun üzerine onlara zakkum ağacı verilir, onları yiyince yüzlerindeki deriler dökülür öyle ki birisi onların yanından geçse yüzlerindeki derinin üzerindeki işaretlerden onları tanır. Cehennem ehli zakkum ağacından yedikten sonra susar ve onun için talepte bulunur, bunun üzerine ona irin gibi bir su verirler, suyu ağızlarına aldıklarında onun sıcaklığından onların yüzleri pişer, iç bağırsakları erir, bağırsakları ve derileri düşer halde yürürler. Daha sonra onlara demirden gürzlerle vurulur, vuruşların şiddetinden azaları önlerine düşer. Bunun üzerine çığlıklar atmaya başlarlar.” (1)

Hamd Allah’a, salat ve selam peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’e, ailesine ve ashabınadır.

Dünya hayatı bizim için bir imtihandır ya aleyhimize ya da lehimizedir.

Allah’ın basiretli kulları dünyanın gelip geçiciliğine kapılmayıp imtihanlarını vermek için ve Allah’ın sonsuz cennetine aday olmak için var güçleriyle gayret ettiler.

Hikmetten mahrum, basiretleri kapanmış kimseler ise dünyanın zevklerine, istek ve arzularına kapılıp Allah’ın sonsuz cehennem azabına müstahak olmuşlardır. Allah cümlemizi bu kötü akıbetten korusun.

Cehennem ehlinin durumlarını ayet ve hadisler ışığında detaylı bir şekilde izah etmemiz konumuzu uzatacağından dolayı özetle bazı durumlarına değinmeye çalışacağız inşallah.

Ateş Ehli’nin Vücutları’nın İriliği

Ebu Hureyre radıyallahu anh, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu bildirdi: “Kâfirin dişi Uhud gibidir. Uyluğu el-Beyda – bir dağ ismidir- gibidir, ateşte oturduğu yer Kadid ile Mekke arasındaki mesafe kadardır. Derisinin kalınlığı el- Cibar ziraıyla kırk ziradır.” Ebu Hureyre radıyallahu anh, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu bildirdi: “Kıyamet günü kâfirin dişi Uhud dağı gibidir, bacağı el- Beyda-bir dağ ismidir- gibidir, uyluğunun ateş içinde kapladığı yer üç günlük yol olup Rabza-yer ismidir- kadardır. ”(2)

Cehennem Ehlinin Yiyecekleri

Allah’u Teâlâ şöyle buyurur: “Zakkum ağacı; günahkârların yemeğidir, erimiş madenler gibidir sıcak suyun kaynaması gibi karınlarında kaynar.” (3) “Cennet gibi konak mı hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı? Biz, o ağacı zalimler için fitne yaptık. O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır. Tomurcukları şeytanın başı gibidir. İşte cehennemlikler bundan yer ve karınlarını bununla doldururlar. Sonra bu yemeğin üzerine kaynar su katılmış içki onlar içindir. Sonra dönüşleri yine cehennemdir.” (4) Ayetlerin tefsiri hususunda Said b. Cübeyr şöyle der: “Cehennem ehli acıktığında açlıktan bağırırlar, bunun üzerine onlara zakkum ağacı verilir, onları yiyince yüzlerindeki deriler dökülür öyle ki birisi onların yanından geçse yüzlerindeki derinin üzerindeki işaretlerden onları tanır. Cehennem ehli zakkum ağacından yedikten sonra susar ve onun için talepte bulunur, bunun üzerine ona irin gibi bir su verirler, suyu ağızlarına aldıklarında onun sıcaklığından onların yüzleri pişer, iç bağırsakları erir, bağırsakları ve derileri düşer halde yürürler. Daha sonra onlara demirden gürzlerle vurulur, vuruşların şiddetinden azaları önlerine düşer. Bunun üzerine çığlıklar atmaya başlarlar.” (5)

Ateş Ehli’nin İçeceği

Allah’u Teâlâ Kur’anı Kerim’de şöyle buyurur: “Üzerine de kaynar su içeceksiniz”. (6)

“Bunların durumu, ateşte temelli kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?” (7)

“Orada ne bir serinlik ne de içilecek bir şey tadarlar. Yalnız kaynar su ve irin içerler.” (8)

“İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar. Ve daha başka çeşit çeşit azap vardır.” (9) Ebu Ümame radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in “Orada kendisine irinli su içirilecektir. Onu yudumlamaya çalışacak.”(10) ayetleriyle ilgili şöyle dediğini bildirdi: “Bu suyu ağzına yaklaştırır ve yudumlar, suyu yaklaştırınca su onun yüzünü kavurur ve başının derisi düşer. Suyu içince bağırsaklarını param parça ederek makatından çıkar. Allah’u Teala şöyle buyurur: “Onlara, bağırsakları parça parça eden kaynar su içirilir”. (11) “Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri!” (12)

Tirmizi, Edu Derda yoluyla Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle dediğini bildirdi: “Cehennem ehli acıkınca azaplandırılmaları durdurulur ve yemek isterler, onlara dikenden ne doyuran ne de besleyen bir yemek verilir, sonra tekrar yemek isterler. Bu defa onlara boğaza takılıp geçmeyen bir yiyecek verilir. Bunun üzerine dünyadayken böyle durumlarda su içtiklerini hatırlarlar ve su isterler. Onlara demir çubuklarda kaynar su verilir, bu su yüzlerine yakınlaştırıldığında yüzleri pişer, karınlarına ulaşınca karınlarındakileri koparır.Bunun üzerine (cehennemlikler birbirine) cehennem bekçisini çağırın derler. Bekçiler de diyecekler ki: Peygamberiniz apaçık deliller getirmediler mi? Onlar: Evet diyecekler. (Bekçiler) diyecekler ki: Şimdi siz dua edin. Kâfirlerin duası – ne olursa olsun -boşunadır. (13) (Cehennemlikler birbirilerine) cehennem bekçisi maliki çağırın ve şöyle derler: ”Ey malik rabbin hakkımızda(ölümle) hüküm versin. (cehennem bekçisi malik) sizler muhakkak böyle kalacaksınız diyecek. (14) Bunun üzerine (cehennemlikler birbirlerine) rabbinize dua edin. Rabbinizden daha merhametli kimse yoktur. Derler ki: Rabbimiz bizi buradan çıkar. Eğer bundan sonra bir daha dönersek şüphesiz biz zalim kimseleriz. (Onlara cevap verilir.) Buyuracak ki: Yıkılın içerisine! Bana da söz söylemeyin! ( 15) 

 

Cehennem Ehli, Ölüm Kesilip Yok Olana Kadar Ricada Bulunurlar

Cehennem ehli ölüm kesilip yok olana kadar kurtuluş için yalvarırlar; ölüm yok olduktan sonra onları umutsuzluk kaplar. Hasretleri ve üzüntüleri büyümeye başlar. Ebu Said el-Hudri’den rivayet edildiğine göre peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Ölüm siyah beyaz bir koç şeklinde cennet ve cehennem arasına getirilip denilir ki: “Ey cennet ehli bunu tanıyor musunuz? Boyunlarını uzatarak bakarlar ve şöyle derler: “Evet bu ölümdür” sonra denilir ki: “Ey cehennem ehli bunu tanıyor musunuz? Başlarını uzatırlar ve şöyle derler: “Evet bu ölümdür.” Sonra kesilmesi için emir verilir, sonra denilir ki: “Ey cennet ehli artık sonsuz yaşam var ölüm yoktur. Ey cehennem ehli artık sonsuz yaşam var ölüm yoktur.” Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şu ayetleri okudu: “Ey Muhammed! Onları o hayıflanma ve pişmanlık günü hakkında uyar. Hani o gün onlar hala gaflet içinde yüzüp inanmazlıklarını sürdürürlerken haklarındaki hüküm kesinleşiverir.” (16)

————————-

1. Müsned, İmam Ahmed, 8145
2. Tirmizi, 2578. Hadis hasen gariptir.
3. Duhan: 43-46
4. Saffat: 62-65
5. İbn Kesir 5/311
6. Vakıa: 54
7. Muhammed: 15
8. Nebe: 34-35
9. Sad: 57-58
10. İbrahim: 16-17
11. Muhammed: 15
12. Kehf: 29, Tirmizi; 2583
13. Mü’min: 50
14. Zuhruf: 77.
15. Mü’minün: 107, Müsned İmam Ahmed; 22285, Tirmizi; 2583
16. Meryem: 39, Buhari; 4730, Müslim; 2849

Not: Konuyla alakalı geniş bilgi için İbn Recep el-Hanbelinin (CEHENNEM EHLİNİN CEHENNEMDEKİ DURUMLARI) adlı kitabına bakınız. (Polen Yayınları)