EĞER BÖYLE BİR EŞE SAHİPSENİZ NE MUTLU SİZE

Ebu Zer radıyallahu anh’ın rivayet etmiş olduğu bir hadiste Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ben sizin görmediklerinizi görüyor ve biliyorum. Gökyüzü gıcırdayıp inledi ve gıcırdayıp inlemekte haklıydı. Gökyüzünde, alnını Allah’a secde için koymuş bir meleğin bulunmadığı dört parmaklık bile boş yer yoktur. Allah’a yemin ederim ki eğer benim bildiklerimi sizler bilmiş olsaydınız az güler,  çok ağlardınız. Yataklarda kadınlarınızdan da zevk almazdınız. Yüksek sesle Allah’a yalvararak yollara ve kırlara çıkardınız.” (Tirmizi ve İbni Mace; Zühd)
Rasulullah sana ve bana gizli bir çok şeye hâkimdi. Allah dünü, yarını, cenneti ve cehennemi ona bir sofra gibi önüne sermişti. Bundan dolayıdır ki Rasulullah az gülüp çok ağlamıştır. Ama asla katı kalpli, suratı asık ve kaşları çatık bir çehreye de sahip değildi. Onu en iyi tanıyanların başını çeken Hz.Aişe onun hakkında şöyle der: “Rasulullah’ı küçük dili görünecek şekilde kahkahayla güldüğünü hiç görmedim. O sadece tebessüm ederdi.” (Buhari-Müslim)
Abdullah b.Haris’te; [...]

ANNE – BABALARIN DİKKATİNE! – 2

ÇOCUĞUMUZA YAKLAŞIMIMIZI DÜZELTMEK
A. ŞARTLI SEVGİ
Bedenin havaya, suya ve yemek yemeye ihtiyacı neyse, yavrularımızın yetişmesinde ve sağlıklı bir birey olmalarında sevgi o derece önemli bir etkendir. Allah Teâla,  anne ve babaların kalbine çocuk sevgisini yavruları daha doğmadan kalplerine koymuştur. Özelde anneler bu sevgi yoğunluğunu daha fazla yaşamaktadırlar. Çocuklarının eğitimini, ona karşı belirlenecek davranış şekillerini, istikbale doğru hayallerini daha o yokken yapan anne ve babalar, özlemle beklenen çocukları doğup büyümeye başladığı anda tutumları değişmektedir. Sevgi de azalma değil de sevgi biçimlerimiz değişmektedir.
Ama çocuk kalbi, her daim anne ve babaları tarafından sevilmek ve takdir edilmek ister. Bunu bazı şartlara bağladığımız zaman ise; ara açılmaya, iletişim sorunları yaşanmaya başlar;
Eğer’li Sevgi:
Tamamen menfaate dayalı bir sevgi biçimidir. “Eğer sözümü dinlersen seni severim. Uslu durursan seni severim” vb. sözler masum ve çocuğun iyiliğine yönelik gibi görünse de içten içe çocuğun duygularını tahrip eder.
Sürekli  bu sözcükleri duyan bir çocuk; sevginin [...]

ANNE – BABALARIN DİKKATİNE! – 1

Çocuklar yuvalarımızın meyveleridir. Dünyaya ağlayarak gelseler de onların ağlayışları çevrelerinde sevinç dalgalarına vesile olur, gönüllere ümit güneşi doğar. Onlar yepyeni bir başlayış, yeni bir umuttur. Dünyaya gözlerini yeni açan bir çocuk, köhnemiş dünyaya tazeliğin ve yeniliğin bir müjdesidir.
Çocuklar bize sayamayacağımız nimetler içinde sunulmuş güzel bir nimettir. Nitekim Allah-u Teala Nahl suresi 72. ayetinde şöyle buyurur: “Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hâla bâtıla inanıp Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?”
Aynı zamanda çocuklar, yerlerin ve göklerin sahibi olan Allah-u Teala’nın bizlere armağanıdır. Rahman ve Rahim olanın annelerin rahmine gönderdiği hediyesidir. “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları bahşeder.” (Şura;49)
Ömer b.Abdulaziz, Saliha kadın Havle bint Hakim’in şöyle dediğini rivayet etti: Rasulullah aleyhi’s-selam bir gün evden çıktı; kızının iki oğlundan birini kucağında taşıyor ve şöyle diyordu: “Muhakkak ki siz [...]

ANNEME MEKTUP

Benim güzel annem! Ben doymadan kendi doymayı düşünmeyen, ben uykuya dalmadan göz kapaklarını uyumamak için zorlayan, benim bir tebessümümle kendi dert ve kederini unutan ama benim sıkıntıma benden daha çok ağlayan güzel annem… Sevginin sıcaklığının yanında güneş zayıf kalır; gözlerinin ışıltısı, yıldızların ziyasını söndürür. Merhamet yüklü kalbin sevgi bulutları olup çorak yüreklere yağmur gibi yağarken, ipekleri kıskandıran ellerin ise yetimlerin ümitsiz dünyalarına dokunan bir umut olur.
Benim güzel annem! İnsanlar kendilerine yapılan iyiliği unutup nankörlük yaparken ben sana nankörlük yapmamayı, seni sevmeyi ve şirk hariç her işinde sana iyi davranmayı Allah –subhanehu- dan öğrendim.
“De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana-babaya iyilik edin…” (En’am;151)
“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “of!” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.” (İsra;23)
“Biz insana, ana-babasına [...]

NEBEVİ BİR NESLE DOĞRU ATILAN İLK ADIMLAR

“Kadınla dört şey için nikahlanır: Malı, soyu, güzelliği ve dini. Sen dindar olanı seç ki elin bereketlensin.”  (Buhari ve Müslim)
Sen Allah’tan korkmayı kendine ilke edinmiş, O’nu razı etme adına nefes alan, elindeki tüm imkânları ve yeteneklerini İslam uğruna feda etmenin bilincinde olan,  secdelerinde göz yaşıyla seccadesini ıslatan, elleri semaya yükselirken huşu ve huzur duyan bir bayan bulursan bil ki bu elde edeceğin en hayırlı servettir. Çünkü o sana meşru işlerde itaat etmeyi bir vazife bileceği gibi temiz bir neslin oluşmasının baş mimarlarından olacaktır. Hamile kaldığında bunu kendine eziyet görme yerine, Allah’ın dininin halifesinin taşıyıcılığını yapmanın erdemliğini yaşayacaktır.
Her ebeveyn hayat içinde ulaşamadıkları hedeflerini çocukları üzerinde yaşamak ister.  Aslında çocuklarını kendi kurdukları hayallerine hapsederler. Bunu da yavrularına bir hizmet gibi algılarlar. Fakirlikten dolayı okuyamadım ama çocuğumun doktor olması için saçımı süpürge ederim diyen annelere; benim gibi insanlara kölelik yapmasın, okusun ve müdür olup insanlara idareci olsun diyen babalara hep [...]

MÜ’MİN AİLENİN ÖZELLİKLERİ – 2

TAATA DEVAM EDEN ERKEKLER VE TAATA DEVAM EDEN KADINLAR
Mümin aile bireylerinin bir diğer özelliği iman edip teslim oldukları İslam dininin emrettiği salih amelleri yapmasıdır. Bu konuda yakin; yani ölüm  gelene kadar ibadete devam etmeleridir. “Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” (Hicr; 99) Bu konu hakkında Allah Rasulü-sallallahu aleyhi ve sellem-‘de Enes b.Malik kanalıyla şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet kopupta birinizin elinde bir hurma fidanı varsa ve kopmadan önce onu dikiverecekse dikiversin. Çünkü bundan dolayı onun için mükâfat vardır.” (Buhari) Bu hadiste de görmekteyiz ki bizler salih amelle belli bir süreliğine değil, küçük kıyametimiz olan ölümümüzün son anına kadar mükellefiz.
Kardeşlerim! Salih amel, bedenlerimizin ve kalplerimizin süsü olduğu gibi evlerimizin de değişmez süsüdür. Rahmetin, bereketin ve huzurun evimize misafir olmasını temenni ediyorsak evimizin içini mescide çevirmeye çalışalım. Eşler, Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri yapmada birbirlerine yardımcı olup iyiliği birbirlerine tavsiye etmede nefislerini ayaklar altına almalıdırlar. Bugün maalesef  muttaki [...]