Cennete Açılan 2 Kapı

İbni Abbas radıyallahu anh;
“Bir Müslüman sevabını Allah’tan bekleyerek, Müslüman olan anne ve babasına iyi davranırsa, Allah, onun için cennetten iki kapı açar. Şayet birine iyilik ederse Allah, ona bir kapı açar. Şayet onlardan birini kızdırırsa onun rızasını alıncaya kadar Allah ondan razı olmaz.”
İbni Abbas bu nasihatlerde bulunduktan sonra orada bulunanlardan şöyle bir soru soruldu:
Ana-Baba çocuklarına zulmetseler de mi? İbni Abbas şöyle cevap verir;
Ana-Baba çocuklarına zulmetseler de. (Buhari; Edebü’l Müfred)
Annelerimiz, insanlığın mübarek hamalları… Zayıf bedeninde boş ve faydasız bir şey yerine, yeryüzünün halifesi ve eşrefi mahlûkatı taşımaktadır. İleride yetişecek âlimlerin, abidlerin, adaletli yöneticilerin, cesur komutanların, Muhsin davetçilerin, yeryüzünün salihlerinin ilk barınağı, onları sıkıntıları ile ilk yüklenenidir. Doğumdan önce ve doğumdan sonra evlatlarının rızık depolarıdır annelerimiz. Merhametin temsili, yavrularının ilk muallimi…
Babalarımız, yavrularının etrafında aşılmaz kaleler… Evlerinin manevi direkleri, varlıkları ile güven veren şahsiyetlerdir. Zamanlarını ve güçlerini yavrularının gelişimi için zekât olarak harcayan, göz aydınlığı çocukları [...]

Fitneye Engel Olan Ayetler 2

SÛİ ZAN VE TECESSÜS
Ey mümin erkek ve kadınlar! Zandan, tahminlerinize göre yargıda bulunmaktan, hele de olayın ayrıntısına muttali olmadan “bana göre”lerle insanlar üzerinde bir yargıda bulunmaktan kaçının. Bilginiz olmayan işlerde, karşınızdaki kim olursa olsun onu sûi zanla yargılamayın. “Efendim bana göre aslında o sözüyle şunu kastetmişti”, “Bakmayın onun öyle göründüğüne, aslında niyeti şudur”, “Sen ne dersen de bana göre senin…” gibi sözlerle muhatabımızın hareketlerine bir anlam yüklemek, her söylediği sözü kendi vicdanımızın sesine göre değerlendirmek, karşılaştığımız olağanüstü bir durumdan olağandışı sonuçlar çıkarmak hem aile yaşantımıza hem de insanlarla olan ilişkilerimize zarar verecektir. Bir de karşımızdaki kişiyle aramızda olumsuz bir diyalog geçti ise vicdanımızın sesine şeytanın vesvese frekansı karışacaktır. Bizi etkisi altına alıp bizim adımıza düşünecek, bizim adımıza hüküm verip son sözü o söyleyecektir. Hatta hızımızı alamayıp sûi zannımızı delillendirme adına harekete geçeceğiz ki, bu durum bizi tecessüse doğru itecektir.
Tecessüs, herhangi bir şeyin iç yüzünü, gizli tarafını, kusurunu [...]

Fitneye Engel Olan Ayetler 1

Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir isimdir! Kim de tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.
Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir. (Hucurat; 11-12)
Hucurat sûresi, içerisindeki on sekiz ayetle, sahabe neslinin ve onlardan sonra gelecek olan müminlerin, şahsiyet eğitimine önem vermiş bir sûredir. Bundan dolayı güzide âlimlerimiz bu sûreye “Ahlak ve Âdap Sûresi” demişlerdir.
Rahman olan Allah, bu sûre içerisinde mümin erkek ve kadınları birbirlerine kardeş kılmıştır. Bundan önceki sûrelerden olan Al-i İmran 103. ayetinde “Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize [...]

EN HAYIRLI DİNAR

Sahabeler her fırsatta Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e soru sorarlardı. Ya Rasulallah! “En faziletli amel hangisidir; Allah en çok kimleri sever; Allah nelerden hoşlanmaz…” gibi sorularına Hidayet kandilinden cevaplar almak isterlerdi. Bu hadiste de sanki biri Allah Rasulüne en faziletli dinarı sormuşta Sevgili Peygamberimiz bu üç yere işaret etmiş. Sahabe sorar… Kendisini Allah’a yaklaştıracak her hususu öğrenmek için sorar. Yapmayacağı değil; yapacağı işleri sorar. Hele ki Allah ile yakin kurmuş, Allah’ın nelerden hoşlanıp nelere buğz ettiğini en iyi bilen Zât yanlarında olunca, senin adına da benim adıma da sormuş sahabe. Hayırlı olan mümin, kendisini ilgilendirmeyen şeylerden uzak durur kabilince hem kendisi hem de kıyamete kadar gelecek İslam evlatları için en mühim meseleleri sormuşlar.
Evet, hadis en hayırlı sadakanın adresini bize sunmaktadır. İnfak yapmayı sadece evinin dışında olacağını zannedenlerin aksine, en başa evinin içindekileri koymuştur Allah Rasulü. Anne-babası, eşi ve çocukları adına yaptığı her bir harcamayı cihad gibi İslam’ın zirvesi [...]

DÜNYA VE BİZ

Sevgili Peygamberimiz, sahabesinin fakirliğinden korkmuyordu. Çünkü başta kendisi olmak üzere her bir sahabesi, fakirliğin en büyüğünü yaşamışlardı. İman ettikleri zaman her türlü sıkıntıyı ve yokluğu göze alarak İslam’a girdiler. İslamlaşarak zengin olmayı amaçlayanların tersine Müslüman olabilmek için elinde  ve avucundakileri feda ettiler. Yeri geldi bir dilim ekmek, bir yudum su, üzerine giyecek elbiseye ihtiyaç duyarken; yeri geldi Ebu Talib mahallesinde muhasara altında yavrularının açlıklarından ölümlerine şahit oldular. Tüm Mekke’yi açlıktan ağlayan çocukların sesleri boğarken onlar imanlarından taviz vermeden dünya’ya ve dünyalıklara meydan okudular. Ellerinde az olanı paylaşarak fakirlikten korkmadıklarını ispatladılar. Bundan dolayı Allah Rasulü ashabının fakirliğinden korkmamaktaydı. Ancak bu salih insanlar için korktuğu üç şey vardı;
Dünyanın bütün cazibesiyle önlerine bir sofra gibi serilmesi,
Dünya için yarış içine girilmesi,
Dünyanın bu yarışta onları helak etmesi.
Her fırsatta faziletini ispatlamış, en zor anlarında dahi Allah’ın davasına sahip çıkmakla rüştünü göstermiş, yedi kat göğün üzerinden ‘Onlardan razı oldum’ vahyine muhatap olmuş [...]

DİRİ KALPLER MEZAR OLMAYAN EVLER

Ebû Mûsâ el-Eş‘arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Rabbini  zikredenle zikretmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.” (Buhârî, Daavât 66)
Müslim ise bu hadisi şöyle rivayet etmiştir:
“İçinde Allah’ın anıldığı ev ile Allah’ın anılmadığı evin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.” (Müslim, Müsâfirîn 211)
Bu iki hadiste Allah Rasulünün cevami’ul kelim; az söz ile çok anlamlar ifade eden özelliğini görmekteyiz. Özellikle bu tür hadisler yani iki şeyi birbirine kıyas ettirip mesaj veren hadisler meseleyi daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır.
Aklı selim olan biri ölüyle-diri arasındaki bu farkı kabul eder; çünkü bu ikisi arasındaki fark doğu ile batı arası kadardır. Bunu kimse rededemez. Ölünün hayati fonksiyonları bitmiş, bütün azaları durmuş, üretecek, düşünecek, hareket edecek, kendisine sesleneni işitecek ve cevap verecek yeteneklerini kaybetmiştir. Heyecanları sönmüş, hisleri tükenmiştir. Onu hareket ettirmede sizin elinizde bir oyuncak gibidir. Borcunuzu isteseniz alamazsınız, intikamınızda acı veremezsiniz. Faydalı olmasını taleb etseniz [...]