NAMUS EMNİYETİNİN ÖNEMİ

Namusların emniyeti nesillerin çobanlarına emanettir. Nesil çobanlığı zor, ancak kazancı çoktur. Nesillerimiz üzerinde her ferdimiz çobandır. Birtakım çevreler beğenmeseler de bizler Müslümanlar olarak namuslarımızın bekçileriyiz. Namuslarımızın bekçiliğini yapmayacağız da şu fani dünyada beton yığınlarının, tükenecek malların, telef olacak israflı yaşamların bekçiliğini mi yapacağız? Bugün namuslarının bekçiliğini yapmayanlar huzur evlerinde neyi beklemektedirler? Namus emniyeti ahlakın sigortasıdır. Sigortası olmayan ahlaklar kısa sürelidir. Eninde sonunda yüksek enerji sonucu patlamaktadırlar. İslam namus emniyetini sağlayarak önce fertte, sonra ailede ve daha sonra toplumdaki ahlaki bozulmaların önüne geçmektedir.

İslam, insanoğlunun dünya hayatında huzurlu bir yaşam sürmesi için uygun zemini hazırlayan bir dindir.  Aynı zamanda İslam, insanı dünya hayatından, ahirete uzanan yolcuğunda takip edilmesi gereken yolun istikametini de göstermektedir. Bu doğru istikamette yol alırken elbette emniyet için önlemler alınmalıdır. Bu durum tıpkı şu misale benzer; bir aile, yolculuğa çıkmak için hazırlık yapmaktadır. Bir şehirden başka bir şehire gidecektirler. Bu yolculuk sırasında elbette ki tehlikeler olasılıklar dâhilindedir. Bu [...]

İSLAM DEVLETLERİNDE YETİM OLMAK

Asrısaadette Yetim Çalışmaları

Asrısaadette yetimlerin gözetilmesi ve barınması için gereken olanakları bizzat devlet başkanı sıfatıyla Hz. Peygamber gerçekleştiriyor ya da gerçekleşmesi için teşvikte bulunuyordu. Hz. Peygamber 10 yıl yönettiği gerçek sosyal devletin adaletini yüzyıllar boyunca diğer İslâm devletlerine örnek teşkil edecek şekilde uygulamış ve uygulatmıştır. Asr-ı Saadet’te, yetim çocukların desteklenmesi kimi zaman çocuğun yakınları tarafından kimi zaman da İslâm devletinin görevlendirdiği aileler tarafından yapılmıştır. Hz. Peygamber,  sahabelerini ve onlardan sonra gelen ümmeti, yetimler konusunda bir hayli teşvik etmiş ve pratikte de örnek olmuştur. Bunlara birkaç örnek verecek olursak;

İçinde yetim bulunup da ona orada güzel davranılan evi en hayırlı bir ev, kötü davranılan evi ise en şerli ev olarak niteleyerek yetimleri evler içinde barındırmaya teşvik etmiştir. Yetime merhametli olana, onunla tatlı ve yumuşak konuşana, kıyamet gününde Allah’ın azap etmeyeceğini belirterek yetimlere uzanan dilleri ve davranışları törpülemiştir. Hz. Peygamber, Yemen halkına Amr b. Hazm ile gönderdiği, farzlar, sünnetler ve diyetleri anlatan mektubunda [...]

DAVET’TE ÖRNEKLİĞİN ÖNEMİ

Anne ve babası tarafından eğitilmekte olan bir çocuk düşünelim… Nelerin doğru nelerin yanlış olduğunu bilmemekte ve doğrular ile yanlışları birbirine karıştırmaktadır. Kavramlar karmaşasının tam ortasında şaşkın bir halde olduğunu düşünelim. Böyle bir çocuğun gerçek bilgiye ihtiyacı suya duyduğu ihtiyaç gibidir. Anne ve babasından ne duyarsa kulak kesilir ve can havliyle dinlemeye koyulur. Çünkü zihnindeki bu karmaşadan kurtulmanın reçetesi anne eve babasının dilinden sarf edilen sözcüklerde saklıdır. Çocuk dinlediklerini zihninde tartmakta ve kafasındaki soruların karşısına cevap olarak yerleştirmektedir. Beyni ve kalbi cevapta mutmain ise çocuk rahatlamakta ve bir sonraki hedefe doğru adımlar atmaktadır. Cevapların güvenirliği ne kadar fazla ise ileriye attığı adımları da ona göre güçlü olacaktır. Aldığı cevapların güvenirliği muallak ise ileriye atacağı adımlar da cılızlaşacaktır. Bu yüzden cevapların sahipleri, sözlerinin esirleridirler. Tıpkı Hz. Ali radıyallahuanh’a ait olduğu söylenilen şu sözü gibi: “Söz ağızdan çıkana kadar senin esirindir. Ağızdan çıktıktan sonra sen onun esiri olursun.” Bu yüzden çocuğun ebeveyni [...]

  • İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 6
    Permalink Gallery

    MEVKİ VE MAKAM SAHİBİ KADIN VE ERKEKLERİN ZİNA TEKLİFLERİNİ REDEDENLER

MEVKİ VE MAKAM SAHİBİ KADIN VE ERKEKLERİN ZİNA TEKLİFLERİNİ REDEDENLER

Kıyamet günü yedi sınıf insan vardır ki,  Allah’ın arşının gölgesinden başka gölgenin olmadığı bir günde onları kendi arşının gölgesinde barındırır. İşte bu yedi sınıf içerisinde; güzel ve mevki sahibi bir kadının kendisine davet ettiğinde, “Ben Allah’tan korkarım” diyerek bu teklifi reddedenler sınıfı da vardır.  İbn’ul Mübarek bu hadisi naklederken ”kendisine” diye bir fazlalık ile birlikte zikretmiştir. Beyhâki “Şuabu’l İmanda” bu rivayeti “kendisini ona sundu” şeklinde nakletmiştir. Hadisten, kadının erkeği zinaya çağırdığı anlaşılıyor. Nitekim Kurtubi kesin bir şekilde bunu açıklamıştır. Başka görüşe yer vermemiştir. “Ben Allah’tan korkarım” sözünü ilk akla gelen manaya göre, kişi bu sözü diliyle söyler. Bununla kadını çirkin ahlakından çevirmeye çalışır. Nitekim Kadı Iyaz, İbn Battal, Kurtubi’nin şöyle dediğini bildirmiştir: “Bu söz Allah korkusunun şiddetinden, takvanın güçlü olmasından ve hayâdan ileri gelir.” Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hadisin bu kısmında kadını, Arap adetlerine göre en üstün özelliklerle tasvir etmiştir. Bu özelliklerdeki kadına olan rağbet, hayli fazladır. Zira [...]

  • İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 4-100
    Permalink Gallery

    KUR’AN’I YÖNETİMDEN ÇIKARAN BİR TOPLUMA VERİLECEK UMUMİ AZAB

KUR’AN’I YÖNETİMDEN ÇIKARAN BİR TOPLUMA VERİLECEK UMUMİ AZAB

1439 yıl önce Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Nübüvvet içinizde Allah’ın dilediği kadar devam eder; sonra dilediği zaman onu ortadan kaldırır. Sonra, nübüvvet sisteminde bir hilafet olacaktır. Bu da Allah’ın dilediği kadar devam eder; ardından Allah onu da -dilediği zaman- ortadan kaldırır. Sonra ısırıcı bir saltanat olur. O da Allah’ın dilediği kadar devam eder; sonra Allah dilediğinde onu ortadan kaldırır. Daha sonra ceberut bir saltanat olur; o da Allah’ın dilediği kadar devam eder, ardından Allah dilediği zaman onu ortadan kaldırır. Sonra, nübüvvet sisteminde bir hilafet olur.” (1)

Günümüzde ceberut saltanatların hükmettiği bir aşamadayız. Hilafetin ilga edilip onun yerine beşeri kanunlar getirilmiştir. Cadde ve sokaklardaki; ticarethaneler, evler, resmi kurumlar ve insanların kendi aralarındaki muameleleri, bu insan yapımı sabun misali olan kanunlar ile yürütülüyor. Beşeri kanunların hâkim olduğu toplumlar Allah’ın şeriatını arkasına atan toplumlardır. Yöneticisinden en küçük statüye sahip her fert bu durumdan sorumludur. Böyle bir topluma medeni bir toplum [...]

  • Çalışma Yüzeyi 5-100
    Permalink Gallery

    MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA AMEL EDİLEN İLMİN ÖNEMİ

MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA AMEL EDİLEN İLMİN ÖNEMİ

Şahsiyet, bir ferdin toplum içerisinde sergilediği davranışlar ve alışkanlıklar bütünüdür. Alışkanlıklar ve davranışlar ise her topluma göre değişmektedir. Bir ferdin davranış ve alışkanlıklarını ferdin inancı belirler. Bu inanç, kişinin ve toplumun yaşam tarzı ve hayat nizamı ile aynı eş anlamdadır. Her ne kadar dünya da inanç ve yaşam tarzları bir araya getirilmese de kökene ve toplumda açığa çıkan fiiliyat yönüyle bakıldığında inanç yani din yaşam tarzını belirler.

Tersi olarak bakıldığında ise yaşam tarzı kişilerin ve toplumların inançlarını belirlemiştir. Basit bir açıklamayla dillendirecek olursak, ya kişinin dini (inancı)  dünya hayatındaki en küçük fiilinden en büyük fiiline kadar hayat kurallarını, kanunlarını belirlemiştir. Ya da hayattaki en küçük fiilinden en büyük fiiline kadar olan yaşam biçimi o kişinin veya toplumun dinini yani inancını belirlemiştir. Kimse bu dünyada zorla inanmadığı şekilde yaşamamaktadır. Herkes kalbindeki ve aklındaki inancı hayatına yansıtmıştır. Bu yansımalar kişinin davranışlarını, tutumlarını, alışkanlıklarını ve değerlerini belirleyerek kişiye özgü bir karakteri yani şahsiyeti [...]