• Çalışma Yüzeyi 9-100
    Permalink Gallery

    FERTLERİ VE TOPLUMLARI UÇURUMA SÜRÜKLEYEN AMELLER; ŞEHVETİ DAVA EDİNMEK

FERTLERİ VE TOPLUMLARI UÇURUMA SÜRÜKLEYEN AMELLER; ŞEHVETİ DAVA EDİNMEK

Ey şehvetine odun taşıyan insan!  Ey kendi ateşi ile kendini kül eden varlık!  Ey dünyada cinsel münasebetleri dava edinen zelil ruh! Ne zaman hakkı görecek ve ne zaman tabi olmakta hızlı davranacaksın? Muhakkak ki, Allah Teâlâ, insanları kendisine ibadet etmesi için yaratmışken, sen…  Secde ile hayat bağışlanan,  şeref bağışlanan,  haysiyet ve onur bağışlanan insan… Sen ne zaman yaratılış gayene uygun hareket edeceksin? Sen ne zaman isyanı kesecek ve ne zaman bir olan Allah’a itaat edeceksin? Muhakkak ki Allah Teâlâ sana her türlü nimeti önüne sererek, kendisine ve rızasına varacak yolların haritasını cebine koymuştur. Peki, sen ne zaman lütfedip cebindeki haritaya uzanacaksın?  Allah Teâlâ cennete varan yollar üzerindeki nimetlerini ve cehenneme varan şeyleri de ayağımıza kadar getirmedi mi? Cennete giden yollardaki nimetlerini helal kılarak serbest bırakmadı mı? Cehenneme giden yollardaki temiz olmayan şeyleri de haram kılarak yasaklamadı mı? Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi büyük bir gaye ile yaratılan dünyanın içinde [...]

Reklam Silahından Çıkan İsraf Mermileri

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

İnsanların gerçek manada yaşaması için tüketmeleri bilinen bir gerçektir.  Yeme, içme, giyinme ve barınma gibi biyolojik tüketimin merkezinde ihtiyacın karşılanması amacı güdülmektedir. Yani ihtiyacı giderme adına yapılan tüketim insanın yaratılışında olan normal bir durumdur. Normal olmayan durum ise tüketimin sınırlandırılmaması durumudur. İnsanlık tarihi, ittifakla tüketimin sınırlandırılmasında hem fikirdir. Çünkü bilinir ki; bir toplumda sınırı olmayan tüketim o toplumu yozlaştırarak karışıklığa sürükler. Bunun yanında; tüketime odaklanan beyinlerin donuklaşması,  ahlaki değerlerin çökmesi, prensiplerin ve kaidelerin çiğnenmesi, beklentilerin karşılanmaması halinde ortaya çıkan ruhsal bunalımlar, tamahkârlığın zirveye ulaşması, kalplerin kararması ve sonuç olarak bireylerin kalabalıklar içinde yalnızlaşmasıyla toplumsal buhranın yaşanması durumu. Bu yüzden tüketimde sınırlandırma son derece önemlidir. İslam toplumlarında israf kavramı bu sınırlandırmayı üstlenirken, gayri İslami toplumlarda tüketme ve tüketici kelimeleri toplum içinde olumsuzluk manasında kullanılarak sınırlandırılmaya gidilmiştir. Bu durum kapitalizm ideolojisinin dünyaya hâkim olma durumuna kadar böyle devam etmiştir. 19.yüzyılda özellikle ABD’de tüketimin içeriği haz, eğlence [...]

Hangi Sebep Bana İmtihanı Kaybettirdi?

“Birbirinize düşman olarak inin! Size dünyada bir süreye kadar kalma ve yararlanma imkânı veriyorum: Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan diriltilip mezardan çıkarılacaksınız.” (1)

İnsanlar ve şeytanlar birbirlerine düşman olarak yeryüzüne indi. Böylelikle Allah Teâlâ’nın, murat ettiği imtihan başlamış oldu. İnsanların ilki ve İslam’ın ilk peygamberi olan Hz. Âdem aleyhisselam’dan bu yana gelen peygamberler, insan topluluklarını Allah’ın razı olduğu hayat tarzına, şekline, metoduna davet ediyorlardı. Bu daveti kabul eden insanlar Allah’ın nelerden razı olduğunu ve nelerden razı olmadığını peygamberlerden ilim şeklinde öğrenerek hayatlarına tatbik ediyor ve aktarıyorlardı. Böylelikle şeytanını Allah’ın izni ile alt ediyor ve kurtuluş biletini, gerçek yurda geçiş kartını elde ediyorlardı. Peygamberlere inanmayanlar ya da inanıp ta dünyanın çeşitli nimetlerine aldananlar ise kendi elleriyle cennet biletlerini yırtıyorlar ve ateş yurdunun giriş kartlarını tercih ediyorlardı. Böylelikle bir taraf imtihanı kazanmanın mutluluğunu yaşarken, bir taraf ise imtihanı kaybetmenin üzüntüsüyle kahroluyor. Bu kahroluş; telafisi mümkün olmayan, üzüntüsü azalmayan, binlerce belki [...]

BELE İNEN KORKUNÇ DARBE KIYAMET SAHNELERİ

Müslümanlar büyük savaşlar, yıkımlar ve acılardan sonra dünya iktidarını Allah’ın izni ile ele geçirecekler. Hz. İsa aleyhiselam yönetici olacak ve her insan ona iman edip Müslüman olacaktır. Hz. İsa aleyhiselam, Peygamber efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem, şeriatı ile dünyaya hükmedecek, yeni bir şeriat getirmeyecektir. Bütün insanlar Hz. İsa’yı aleyhiselam, görüp iman ettikten sonra kıyamet saatinin çok yakın olduğunu anlayacak ve Allah’a itaatte bulunup, ibadetlerini fazlalaştırarak, aralarındaki buğz ve kini rafa kaldıracaklar. Hatta bir rafa bile gerek duymadan gerçek sevgi, gerçek barış ve gerçek adalet ile izzetli bir şekilde Allah’ın takdir ettiği süreye kadar yaşayacaklardır. Kötülük kıyamet kopuncaya kadar devam edeceğinden ve kötü insanlar o kıyamet dehşetini iliklerine kadar yaşayacaklarından dolayı, onlarda Müslümanlar arasında Müslüman gibi görünmeye, Müslüman gibi konuşmaya ve yaşamaya devam edeceklerdir. Ta ki Allah Teâlâ,  Şam diyarından soğuk bir rüzgâr gönderene dek. Bu soğuk rüzgâr hakkında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “…insanlar iki kişi arasında [...]

AFRİKA SÖMÜRÜLÜRKEN “BİZ” TÜKENİYORUZ

Afrika bir zamanlar İslâm ümmetinin hâkimiyetinde iken şu an ki durumdan çok üstün bir yaşam içerisindeydi. Hatta hayatın birçok alanında ilerlemeler kaydedilmişti. Afrika’da, İslâm’ın etkisiyle ilerleyen insanlık  1924’de İslâm hilafetinin yıkılışına kadar devam etti. Hilafet makamı kaldırıldıktan sonra Müslümanlar başsız kaldılar. Böylelikle Afrika’yı ele geçiren sömürgeci Avrupalılar, bu kıtadaki tüm ilerlemeleri, maalesef durdurdular. Asırlar içerisinde Afrika’da, kazanılan, kaydedilen, hayatın birçok alanlarındaki ilerlemeler, tıpkı Endülüs de olduğu gibi Avrupalıların elleriyle yerle bir edildi. Avrupa’nın amacı insanları medenileştirmek ya da teknolojik açıdan ilerletmek değil aksine köleleştirmek, sömürmek ve teknolojik ve birçok alanda kendine bağımlı kılmaktır.

Dünyada Müslümanlar söz sahibi olmadığı sürece insanları güdüp ellerindekini yağmalayan güçler hep var olacak ve toplumlar arasındaki alakalar sadece menfaat üzerine kurulmaya devam edecektir. Avrupalıların dünya zenginliklerini elde edebilmek için uyguladığı sömürgecilik durmayacaktır, işgaller bitmeyecektir. Müslümanlar uluslararası arenadan kaybolduğundan beri, dünyanın hali hiç değişmemiştir. Hilafet yıkıldığından beri Müslümanlar ve diğer milletler adalete hasret kalmışlardır. Avrupa’nın ve daha [...]

  • Çalışma Yüzeyi 5
    Permalink Gallery

    Ramazanda Oruç İbadetinin Gerçek Mahiyeti ve Toplumdaki Yansımaları

Ramazanda Oruç İbadetinin Gerçek Mahiyeti ve Toplumdaki Yansımaları

Oruç, insanın başıboş bırakılmadığı gerçeğiyle beraber sürekli insana ve hayatına müdahalenin ispatlarından sadece bir tanesidir. Kim emretse ki, şartlar yerinde olmasına rağmen, aç ve susuz kalınır. Kim emretse ki, onca sinir bozucu olaylar karşısında öfkeler sinelere hapsedilerek, dillerden güzellikler saçılır. Kim emretse ki, onca haramlar cirit atarken cadde ve sokaklarda, gözlere ve zihinlere kepenkler çekilir. Kim emretse ki, hep hayır düşünülerek şerlerden uzaklaşılır. Hangi kurum! Hangi merci! Hangi insan! Veya insanlar! Bu söylenenleri bir insana gönülden yaptırabilir. Sadece Allah! Yalnızca Allah! Tek olan kudret sahibi emrederse bunlar yapılır. Allah’ın izni çıkmadan çatlamış dudaklara su bile serpilmez. Tabi ki hakkı ile iman edenler için geçerlidir bütün bunlar.

İnsana bir irade verilmiş ve seçmesi istenmiştir. Sen kim ve ne olmak istersin? Allah’ı memnun etme çabası içinde olmak mı yoksa insanları memnun etme ziyanı içinde olmak mı? Dünya hayatını, dünyanın ve kâinatın yaratıcısı ve Rabbi olan Allah’ın tayin ettiği ölçülerde yaşamak mı yoksa [...]