• Çalışma Yüzeyi 5-100
    Permalink Gallery

    MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA AMEL EDİLEN İLMİN ÖNEMİ

MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA AMEL EDİLEN İLMİN ÖNEMİ

Şahsiyet, bir ferdin toplum içerisinde sergilediği davranışlar ve alışkanlıklar bütünüdür. Alışkanlıklar ve davranışlar ise her topluma göre değişmektedir. Bir ferdin davranış ve alışkanlıklarını ferdin inancı belirler. Bu inanç, kişinin ve toplumun yaşam tarzı ve hayat nizamı ile aynı eş anlamdadır. Her ne kadar dünya da inanç ve yaşam tarzları bir araya getirilmese de kökene ve toplumda açığa çıkan fiiliyat yönüyle bakıldığında inanç yani din yaşam tarzını belirler.

Tersi olarak bakıldığında ise yaşam tarzı kişilerin ve toplumların inançlarını belirlemiştir. Basit bir açıklamayla dillendirecek olursak, ya kişinin dini (inancı)  dünya hayatındaki en küçük fiilinden en büyük fiiline kadar hayat kurallarını, kanunlarını belirlemiştir. Ya da hayattaki en küçük fiilinden en büyük fiiline kadar olan yaşam biçimi o kişinin veya toplumun dinini yani inancını belirlemiştir. Kimse bu dünyada zorla inanmadığı şekilde yaşamamaktadır. Herkes kalbindeki ve aklındaki inancı hayatına yansıtmıştır. Bu yansımalar kişinin davranışlarını, tutumlarını, alışkanlıklarını ve değerlerini belirleyerek kişiye özgü bir karakteri yani şahsiyeti [...]

  • Çalışma Yüzeyi 12-100
    Permalink Gallery

    FERTLERİ VE TOPLUMLARI HELAKA SÜRÜKLEYEN AMELLER; NEFSİN REHBERLİĞİNDE KİBRE YOLCULUK

FERTLERİ VE TOPLUMLARI HELAKA SÜRÜKLEYEN AMELLER; NEFSİN REHBERLİĞİNDE KİBRE YOLCULUK

Ey nefsine zulmederek var olmayı, yaşamak zanneden zalim… Ey nefsini çoğaltırken, amellerini azaltan cahil… Ey nefsini kahramanlaştıran korkak… Ne zaman, nefsini ıslah edeceksin? Ne zaman, parmakların seni göstermesinden üzüntü duyacaksın? Ne zaman, meşhurluğu amellerine vurulan bir darbe olarak göreceksin? Ne zaman Allah’ın senin hakkında bildiklerinden dolayı gözyaşlarına boğulacaksın? Sen sürekli koşturuyor, terliyor, bir meşakkatten diğer meşakkatle yüzleşirken tek ücret olarak Allah’ın senin için hazırladığı cenneti umuyorsun. Peki, cennetle senin arana giren düşmanlarını yeterince iyi tanıdın mı? Yeterince iyi analiz ettin ve yeterince iyi hazırlandın mı?  Kendini donanımlı bir kale olarak mı görüyorsun? İlim alıp vererek formda olduğunu, sürekli şeytan ve ordularının karşısına zihinde ve pratik hayatta dikileceğini mi zannediyorsun? İblisi ve ordularının hilelerini, tuzaklarını deşifre ettiğini ve kalenin bütün kapılarını yüzlerine kapattığını düşünebilirsin. Ancak içerde unuttuğun bir düşman var ki sana adeta bir Truva atı stratejisiyle yaklaşmaktadır. Bu düşman kendi öz canından başkası değildir. Bu düşman,  her gün övgüleri [...]

  • Çalışma Yüzeyi 9-100
    Permalink Gallery

    FERTLERİ VE TOPLUMLARI UÇURUMA SÜRÜKLEYEN AMELLER; ŞEHVETİ DAVA EDİNMEK

FERTLERİ VE TOPLUMLARI UÇURUMA SÜRÜKLEYEN AMELLER; ŞEHVETİ DAVA EDİNMEK

Ey şehvetine odun taşıyan insan!  Ey kendi ateşi ile kendini kül eden varlık!  Ey dünyada cinsel münasebetleri dava edinen zelil ruh! Ne zaman hakkı görecek ve ne zaman tabi olmakta hızlı davranacaksın? Muhakkak ki, Allah Teâlâ, insanları kendisine ibadet etmesi için yaratmışken, sen…  Secde ile hayat bağışlanan,  şeref bağışlanan,  haysiyet ve onur bağışlanan insan… Sen ne zaman yaratılış gayene uygun hareket edeceksin? Sen ne zaman isyanı kesecek ve ne zaman bir olan Allah’a itaat edeceksin? Muhakkak ki Allah Teâlâ sana her türlü nimeti önüne sererek, kendisine ve rızasına varacak yolların haritasını cebine koymuştur. Peki, sen ne zaman lütfedip cebindeki haritaya uzanacaksın?  Allah Teâlâ cennete varan yollar üzerindeki nimetlerini ve cehenneme varan şeyleri de ayağımıza kadar getirmedi mi? Cennete giden yollardaki nimetlerini helal kılarak serbest bırakmadı mı? Cehenneme giden yollardaki temiz olmayan şeyleri de haram kılarak yasaklamadı mı? Bunun sebebi nedir? Bunun sebebi büyük bir gaye ile yaratılan dünyanın içinde [...]

Reklam Silahından Çıkan İsraf Mermileri

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

İnsanların gerçek manada yaşaması için tüketmeleri bilinen bir gerçektir.  Yeme, içme, giyinme ve barınma gibi biyolojik tüketimin merkezinde ihtiyacın karşılanması amacı güdülmektedir. Yani ihtiyacı giderme adına yapılan tüketim insanın yaratılışında olan normal bir durumdur. Normal olmayan durum ise tüketimin sınırlandırılmaması durumudur. İnsanlık tarihi, ittifakla tüketimin sınırlandırılmasında hem fikirdir. Çünkü bilinir ki; bir toplumda sınırı olmayan tüketim o toplumu yozlaştırarak karışıklığa sürükler. Bunun yanında; tüketime odaklanan beyinlerin donuklaşması,  ahlaki değerlerin çökmesi, prensiplerin ve kaidelerin çiğnenmesi, beklentilerin karşılanmaması halinde ortaya çıkan ruhsal bunalımlar, tamahkârlığın zirveye ulaşması, kalplerin kararması ve sonuç olarak bireylerin kalabalıklar içinde yalnızlaşmasıyla toplumsal buhranın yaşanması durumu. Bu yüzden tüketimde sınırlandırma son derece önemlidir. İslam toplumlarında israf kavramı bu sınırlandırmayı üstlenirken, gayri İslami toplumlarda tüketme ve tüketici kelimeleri toplum içinde olumsuzluk manasında kullanılarak sınırlandırılmaya gidilmiştir. Bu durum kapitalizm ideolojisinin dünyaya hâkim olma durumuna kadar böyle devam etmiştir. 19.yüzyılda özellikle ABD’de tüketimin içeriği haz, eğlence [...]

Hangi Sebep Bana İmtihanı Kaybettirdi?

“Birbirinize düşman olarak inin! Size dünyada bir süreye kadar kalma ve yararlanma imkânı veriyorum: Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan diriltilip mezardan çıkarılacaksınız.” (1)

İnsanlar ve şeytanlar birbirlerine düşman olarak yeryüzüne indi. Böylelikle Allah Teâlâ’nın, murat ettiği imtihan başlamış oldu. İnsanların ilki ve İslam’ın ilk peygamberi olan Hz. Âdem aleyhisselam’dan bu yana gelen peygamberler, insan topluluklarını Allah’ın razı olduğu hayat tarzına, şekline, metoduna davet ediyorlardı. Bu daveti kabul eden insanlar Allah’ın nelerden razı olduğunu ve nelerden razı olmadığını peygamberlerden ilim şeklinde öğrenerek hayatlarına tatbik ediyor ve aktarıyorlardı. Böylelikle şeytanını Allah’ın izni ile alt ediyor ve kurtuluş biletini, gerçek yurda geçiş kartını elde ediyorlardı. Peygamberlere inanmayanlar ya da inanıp ta dünyanın çeşitli nimetlerine aldananlar ise kendi elleriyle cennet biletlerini yırtıyorlar ve ateş yurdunun giriş kartlarını tercih ediyorlardı. Böylelikle bir taraf imtihanı kazanmanın mutluluğunu yaşarken, bir taraf ise imtihanı kaybetmenin üzüntüsüyle kahroluyor. Bu kahroluş; telafisi mümkün olmayan, üzüntüsü azalmayan, binlerce belki [...]

BELE İNEN KORKUNÇ DARBE KIYAMET SAHNELERİ

Müslümanlar büyük savaşlar, yıkımlar ve acılardan sonra dünya iktidarını Allah’ın izni ile ele geçirecekler. Hz. İsa aleyhiselam yönetici olacak ve her insan ona iman edip Müslüman olacaktır. Hz. İsa aleyhiselam, Peygamber efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem, şeriatı ile dünyaya hükmedecek, yeni bir şeriat getirmeyecektir. Bütün insanlar Hz. İsa’yı aleyhiselam, görüp iman ettikten sonra kıyamet saatinin çok yakın olduğunu anlayacak ve Allah’a itaatte bulunup, ibadetlerini fazlalaştırarak, aralarındaki buğz ve kini rafa kaldıracaklar. Hatta bir rafa bile gerek duymadan gerçek sevgi, gerçek barış ve gerçek adalet ile izzetli bir şekilde Allah’ın takdir ettiği süreye kadar yaşayacaklardır. Kötülük kıyamet kopuncaya kadar devam edeceğinden ve kötü insanlar o kıyamet dehşetini iliklerine kadar yaşayacaklarından dolayı, onlarda Müslümanlar arasında Müslüman gibi görünmeye, Müslüman gibi konuşmaya ve yaşamaya devam edeceklerdir. Ta ki Allah Teâlâ,  Şam diyarından soğuk bir rüzgâr gönderene dek. Bu soğuk rüzgâr hakkında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “…insanlar iki kişi arasında [...]