• İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 7
    Permalink Gallery

    SAĞ ELİNİN VERDİĞİNİ SOL ELİN BİLMEDİĞİ KADAR GİZLİ SADAKA VERMEK

SAĞ ELİNİN VERDİĞİNİ SOL ELİN BİLMEDİĞİ KADAR GİZLİ SADAKA VERMEK

“Sadakaları açıktan verirseniz, bu güzel bir şeydir. Eğer onu fakirlere gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır…” [1] âyetini müfessirlerimiz; zekâtın teşvik maksadıyla açıktan, sadaka ve diğer hayır-hasenâtın ise gizlice yapılması gerektiği şeklinde tefsîr etmişlerdir.

Allah rızası için fakirlere verilen mal, para, ilim gibi insanın muhtaç olduğu herhangi bir şeye sadaka denir. Sadaka farz, nâfile bütün yardımlara şâmil olduğu için, zekâta da sadaka denilmektedir. Fakat sadaka deyince, ilk akla gelen nâfile sadakalardır.

Sadaka vermenin hükmü: İslâm’da sadaka vermek müstehap bir ameldir. Sadaka Allah rızası için fakire minnet etmeden, riyadan uzak bir şekilde ve haram yolda harcanmaması şartıyla verilir. İnsanın yakınları önceliklidir. Gizli bir şekilde yapılması ise daha faziletlidir.

Sadaka temiz ve helal olan mallardan olmalıdır. Miktar olarak da ifrat ve tefrite düşülmeyecek şekilde olmalıdır ve şahsın durumuna bağlıdır. Yani ne sadaka vermekte ihmalkâr olacak ne de bütün her şeyini sadaka vererek kendisini zor ve muhtaç duruma düşürecek. Sadakanın en az limiti, şahsın [...]

İHTİLAF’TAN SAKINIP İTTİFAKI ŞİAR EDİNMEK

“Hep birlikte Allah’ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.” (1)

Ümmetimin ihtilafı (ayrılığa düşmesi) rahmettir hadisi mutlak, yani her konuda ihtilaf rahmettir demek değildir. İslamiyet insanları bir ve beraber kılmak için gelmiştir. Ayrılıkları desteklediği asla düşünülemez. Bu hadis bazı ihtilafların rahmet olduğunu bildiriyor; ama şu hadis-i şerif de bizleri fırkalara ayrılmamak noktasında ikaz ediyor: 

“İsrail oğulları yetmiş iki millete ayrılmışlardı. Ümmetim ise yetmiş üç millete ayrılacaktır. Bunlardan biri hariç hepsi Cehennem’de olacaktır. Ashab: “O millet kimdir?” Diye sordular da: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de şöyle buyurdu: “Ben ve ashabım hangi milletten isek o milletten ve dinden olanlardır.” (2)

İhtilafın Lügat Mânâsı:

İhtilaf, lugatta, herkes birbirinden başka bir yol [...]

NEBEVİ NESİL NASIL OLMALI?

Bilindiği üzere, insan hayatındaki hemen her türlü pozitif ve negatif davranışların kökleri, küçüklük ve gençlik dönemlerine kadar uzanıp oralarda gizlidir. Ailevî hayattan tutun da okul hayatına, çevre hayatına kadar. Bütün insanlar ilk yaratılışta İslam fıtratı üzere doğarlar; yetiştiricilerinin ellerinde muhtelif dinlerle yoğrulur ama din farkı mahfuz, karakter değişimi diye bir şey söz konusu olmaz. Zira insanoğlu kendi mahiyetini değiştirmeye muktedir değildir.

Evet, gittikçe artış eğilimi gösteren intihar, yaralama, öldürme, cinayet, kapkaççılık, terör ve global savaş tehlikesi gibi modern çağla birlikte azgınlaşan insanın varlığını tehdit ve yok etmeye yönelik eylemlerin de dayatması ile birlikte din ve ahlak eğitimi, hem akademik hem de pratik anlamda yeniden insanlığın gündemine girmiştir. Özellikle gençler arasında İslamiyet’e ve manevi değerlere karşı büyük bir ilgi duyulmaya başlanılmıştır.

Her insanın maddî-manevî kabiliyetleri kendine göredir, mutlak eşitlik asla söz konusu değildir. Dolayısıyla hiçbir insanın ideal burcu, diğer bir insanla aynı olamaz. Buna göre her fert, daha çocukluk döneminden başlamak üzere [...]

AMELLERDE SADECE ALLAH’IN RIZASINI GÖZETMEK

“…Her kim Rabbine kavuşmayı umuyor, buna inanıyorsa, sâlih ameller işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın!” (1)

Allah için yapılması gereken ibadet, hayır-hasenât ve hizmetlere, fânîler ortak edilirse, yani Allah’tan başkasının da takdîrini kazanmak gibi nefsânî bir gâye karışırsa, hem o amellerimizin ecri zâyî olur, hem de -nebevî tâbiriyle- “küçük şirk” sayılan riyâ/gösteriş cürmü irtikâb edilmiş olur. Bu ise, imâna zarar veren, son derece mahzurlu bir hâldir. Bu sebeple bizler amellerimizde sadece Allah’ın rızasını gözetmeliyiz.

“Ve onlar, dini sadece Allah’a tahsis ederek, Allah’ı birleyerek, ancak Allah’a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.” (2)  

Samimi niyet; Din’i yalnız Allah’a has ve halis kılmaya ilaveten, namaz, zekât, oruç, hacc ve kurban dâhil bütün ibadetlerin sadece Allah rızası için yapılması ile ortaya çıkar. Bu bakımdan, bir zarûret durumunda veya hayra teşvik gibi bir maslahat söz konusu olduğunda, sâlih ameller ve hayır-hasenâtın alenî olarak îfâ edilmesinde bir beis yoktur. Bu [...]

ALLAH SEVDİĞİ KULLARINI İMTİHAN EDER

Merak ettiğimiz hususlardan biri de Allah’ın bizi neden imtihan ettiği konusu. Müslüman olarak imtihan kavramına inanıyoruz ama bu, sorular sormamıza engel olmuyor. Çünkü imtihan kimi zaman gerçekten de katlanması zor haller alabiliyor. İşkenceler, cinayetler, tecavüzler, savaşlar, zalimlikler, felaketler ve daha birçok şey…

İmtihan nedir?

İmtihan, köken olarak Arapça bir kelime ve sözlükte ‘Güç, direnme, dayanışma gerektiren, sonucunda deneyim kazandıran zor bir durum’ olarak tanımlanıyor. Diğer bir tanımıyla ‘bir işte başarı gösterip göstermemenin ölçülmesi, sınav’ olarak da karşımıza çıkıyor.

Yani imtihan olmanın doğasında bir zorlanma, ölçme ve başarı unsuru olduğunu söyleyebiliriz.

İmtihan bizim için beklenmeyen bir şey mi?

Allah Kur’an’da bizi imtihan edeceğini sürekli vurguluyor.  Esasında Kur’an okuduğumuzda verilen mesajların başında bu dünyanın geçici olduğu, asıl hayatın ahiret olduğu ve dünya hayatının sadece bir imtihan alanı olduğu bulunuyor. Lakin biz Müslümanlar bu durumu yeterince içselleştirebilmiş değiliz.

Bize verilen nimetlerin, bizim Allah’ı hatırlayıp şükretmemiz için olduğunu, bize gelen sıkıntıların ise yine Allah’ı hatırlayıp sabır etmemiz için olduğunu anlamadıkça bu konuda hala daha çok mesafe kaydetmemiz gerekiyor demektir.

Mü’minlerin [...]

ALDATICI ŞEYTANIN OYUNUNA GELMEK

“Allah’ın emri yerine gelince şeytan şöyle der: ‘Şüphesiz Allah size gerçek bir vaadde bulunmuştu. Bende size vaadde bulunmuştum. Fakat sözümden döndüm. Benim sizin üzerinizde hâkimiyetim de yoktur. Fakat sizi sapıklığa çağırdım. Sizde bana uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni. Daha önce beni, Allah’a ortak koşmanızı reddediyordum. Elbette zalimlere can yakıcı bir azap vardır.‘ ” (İbrahim; 22)
“Şeytan şüphesiz içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister.” (Maide; 91)
“Şüphesiz şeytan sizin bir düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman tutun. O, kendi taraftarlarını, ancak alevli ateşin halkından olsunlar diye davet eder.” (Fatır; 6)
“Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır.” (Bakara; 208)

Şeytanın Görevleri

– Karı ve kocanın arasına girmek…
– Ebeveyn ve çocuklar arasında [...]