İHTİLAF’TAN SAKINIP İTTİFAKI ŞİAR EDİNMEK

“Hep birlikte Allah’ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.” (1)

Ümmetimin ihtilafı (ayrılığa düşmesi) rahmettir hadisi mutlak, yani her konuda ihtilaf rahmettir demek değildir. İslamiyet insanları bir ve beraber kılmak için gelmiştir. Ayrılıkları desteklediği asla düşünülemez. Bu hadis bazı ihtilafların rahmet olduğunu bildiriyor; ama şu hadis-i şerif de bizleri fırkalara ayrılmamak noktasında ikaz ediyor: 

“İsrail oğulları yetmiş iki millete ayrılmışlardı. Ümmetim ise yetmiş üç millete ayrılacaktır. Bunlardan biri hariç hepsi Cehennem’de olacaktır. Ashab: “O millet kimdir?” Diye sordular da: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’de şöyle buyurdu: “Ben ve ashabım hangi milletten isek o milletten ve dinden olanlardır.” (2)

İhtilafın Lügat Mânâsı:

İhtilaf, lugatta, herkes birbirinden başka bir yol [...]

NEBEVİ NESİL NASIL OLMALI?

Bilindiği üzere, insan hayatındaki hemen her türlü pozitif ve negatif davranışların kökleri, küçüklük ve gençlik dönemlerine kadar uzanıp oralarda gizlidir. Ailevî hayattan tutun da okul hayatına, çevre hayatına kadar. Bütün insanlar ilk yaratılışta İslam fıtratı üzere doğarlar; yetiştiricilerinin ellerinde muhtelif dinlerle yoğrulur ama din farkı mahfuz, karakter değişimi diye bir şey söz konusu olmaz. Zira insanoğlu kendi mahiyetini değiştirmeye muktedir değildir.

Evet, gittikçe artış eğilimi gösteren intihar, yaralama, öldürme, cinayet, kapkaççılık, terör ve global savaş tehlikesi gibi modern çağla birlikte azgınlaşan insanın varlığını tehdit ve yok etmeye yönelik eylemlerin de dayatması ile birlikte din ve ahlak eğitimi, hem akademik hem de pratik anlamda yeniden insanlığın gündemine girmiştir. Özellikle gençler arasında İslamiyet’e ve manevi değerlere karşı büyük bir ilgi duyulmaya başlanılmıştır.

Her insanın maddî-manevî kabiliyetleri kendine göredir, mutlak eşitlik asla söz konusu değildir. Dolayısıyla hiçbir insanın ideal burcu, diğer bir insanla aynı olamaz. Buna göre her fert, daha çocukluk döneminden başlamak üzere [...]

AMELLERDE SADECE ALLAH’IN RIZASINI GÖZETMEK

“…Her kim Rabbine kavuşmayı umuyor, buna inanıyorsa, sâlih ameller işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın!” (1)

Allah için yapılması gereken ibadet, hayır-hasenât ve hizmetlere, fânîler ortak edilirse, yani Allah’tan başkasının da takdîrini kazanmak gibi nefsânî bir gâye karışırsa, hem o amellerimizin ecri zâyî olur, hem de -nebevî tâbiriyle- “küçük şirk” sayılan riyâ/gösteriş cürmü irtikâb edilmiş olur. Bu ise, imâna zarar veren, son derece mahzurlu bir hâldir. Bu sebeple bizler amellerimizde sadece Allah’ın rızasını gözetmeliyiz.

“Ve onlar, dini sadece Allah’a tahsis ederek, Allah’ı birleyerek, ancak Allah’a ibadet etmekle, namazı kılmakla ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardır. İşte dosdoğru din budur.” (2)  

Samimi niyet; Din’i yalnız Allah’a has ve halis kılmaya ilaveten, namaz, zekât, oruç, hacc ve kurban dâhil bütün ibadetlerin sadece Allah rızası için yapılması ile ortaya çıkar. Bu bakımdan, bir zarûret durumunda veya hayra teşvik gibi bir maslahat söz konusu olduğunda, sâlih ameller ve hayır-hasenâtın alenî olarak îfâ edilmesinde bir beis yoktur. Bu [...]

ALLAH SEVDİĞİ KULLARINI İMTİHAN EDER

Merak ettiğimiz hususlardan biri de Allah’ın bizi neden imtihan ettiği konusu. Müslüman olarak imtihan kavramına inanıyoruz ama bu, sorular sormamıza engel olmuyor. Çünkü imtihan kimi zaman gerçekten de katlanması zor haller alabiliyor. İşkenceler, cinayetler, tecavüzler, savaşlar, zalimlikler, felaketler ve daha birçok şey…

İmtihan nedir?

İmtihan, köken olarak Arapça bir kelime ve sözlükte ‘Güç, direnme, dayanışma gerektiren, sonucunda deneyim kazandıran zor bir durum’ olarak tanımlanıyor. Diğer bir tanımıyla ‘bir işte başarı gösterip göstermemenin ölçülmesi, sınav’ olarak da karşımıza çıkıyor.

Yani imtihan olmanın doğasında bir zorlanma, ölçme ve başarı unsuru olduğunu söyleyebiliriz.

İmtihan bizim için beklenmeyen bir şey mi?

Allah Kur’an’da bizi imtihan edeceğini sürekli vurguluyor.  Esasında Kur’an okuduğumuzda verilen mesajların başında bu dünyanın geçici olduğu, asıl hayatın ahiret olduğu ve dünya hayatının sadece bir imtihan alanı olduğu bulunuyor. Lakin biz Müslümanlar bu durumu yeterince içselleştirebilmiş değiliz.

Bize verilen nimetlerin, bizim Allah’ı hatırlayıp şükretmemiz için olduğunu, bize gelen sıkıntıların ise yine Allah’ı hatırlayıp sabır etmemiz için olduğunu anlamadıkça bu konuda hala daha çok mesafe kaydetmemiz gerekiyor demektir.

Mü’minlerin [...]

ALDATICI ŞEYTANIN OYUNUNA GELMEK

“Allah’ın emri yerine gelince şeytan şöyle der: ‘Şüphesiz Allah size gerçek bir vaadde bulunmuştu. Bende size vaadde bulunmuştum. Fakat sözümden döndüm. Benim sizin üzerinizde hâkimiyetim de yoktur. Fakat sizi sapıklığa çağırdım. Sizde bana uydunuz. O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni. Daha önce beni, Allah’a ortak koşmanızı reddediyordum. Elbette zalimlere can yakıcı bir azap vardır.‘ ” (İbrahim; 22)
“Şeytan şüphesiz içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister.” (Maide; 91)
“Şüphesiz şeytan sizin bir düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman tutun. O, kendi taraftarlarını, ancak alevli ateşin halkından olsunlar diye davet eder.” (Fatır; 6)
“Ey iman edenler! Hepiniz barış ve selamete girin de şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o sizin aranızı açan belli bir düşmandır.” (Bakara; 208)

Şeytanın Görevleri

– Karı ve kocanın arasına girmek…
– Ebeveyn ve çocuklar arasında [...]

BİR MÜSLÜMANIN ARKADAŞI NASIL OLMALIDIR

İnsanoğlunun arkadaşsız yaşayamayacağını bilen Rabbimiz, arkadaş edinmeyi meşru kılmış ve bu çerçevede arkadaşlıkların nasıl olması gerektiğini, kimlerle dostluk kurulup-kurulmayacağını, dostluğun hangi sınırlar içerisinde olması gerektiğini kitabı ve peygamberi vasıtası ile bizlere anlatmıştır. Bir kaç başlık altında şöyle sıralıyabiliriz:

1- Arkadaşımız Nasıl Olmalı?

Sahabe-i Kirâm, bir ara Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e “Yâ Rasulallâh! Acaba hangi arkadaşımız daha hayırlıdır?” diye soru sormuşlardı. Bu soruya Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şu üç özelliği zikrederek cevap verdi:
Görüldüğünde size Allah’ı hatırlatan, Konuştuğunda ilminizi artıran,

Yaptığı işlerle ahireti hatırınıza getiren kimsedir. (Da‘îfu’t-Terğîb ve’t-Terhîb)

Arkadaşlarımızın nasıl olması ve hangi vasıflara sahip arkadaşlar seçmemiz gerektiği noktasında bu hadisler aslında bizlere çok ciddi anlamda ipuçları vermektedir.

Rastgele arkadaş seçimi insanı helake götüren unsurlardan birisidir. İnsan, arkadaş seçerken çok dikkatli olmalı ve sadece Allah’tan korkup sakınan kimselerle arkadaşlık etmelidir. Aksi halde helakin eşiğine gelebilir.

Zikretmiş olduğumuz hadiste anlatılan 3 maddeyi kısaca izah etmenin yararlı olacağını düşünüyoruz.

Hadiste ilk olarak “Görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan insanlar” hayırlı arkadaş portresi olarak bize sunulmaktadır.

Görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan insanlar…

Acaba nasıl?

Ne şekilde?

Evet, arkadaşlarımızın böyle [...]