Onlar gibi Olamadık…

Hz. Sumeyra gibi olamadık… Uhud’da Allah Resûlü’nün şehit edildiğini duyunca, soluğu Uhud dağının eteklerinde aldı… Orada kendisine şehit olmuş “baban”, “kocan”, “çocukların” denilip na’şları gösterildiğinde, O bunlarla hiç ilgilenmedi, her yerde Allah Resûlü’nü arayarak şöyle mırıldandı: “Resûlullah’a ne oldu?” Bir ara “işte Resûlullah şurada” denince, kendini O’nun önünde yere attı ve “artık Sen (hayatta) olduktan sonra bütün musibetler hafif gelir ya Resûlallah” dedi.
Ey Nebilerin Sultanı! Sen Öyle bir ashaba sahiptin ki; Onlar birer yıldızdır derdin.
Korku nedir bilmeyen, merhametin buluştuğu ashabın seni öyle seviyorlardı ki; ya zaferle döneceklerdi, ya da şehit tahtına yükseleceklerdi.
Biz Halid bin Velid gibi olamadık, gittiğimiz her savaştan zaferle dönelim… Yenilgi yüzü görmemiş komutan olamadık, Onun gibi ‘Allah yolunda aldığım cihad zevkini zifaf gecesine değişmem’ diyemedik…
Talha bin Ubeydullah olamadık… Savaşta can havliyle çarpışırken vücudunu sana siper etmişti, biz senin adın uğruna canlarımızı siper edemedik…
Musab bin Umeyr olamadık… Sana o kadar çok [...]

Bir Mücahidle Evlilik… (2)

Allah yolundaki bacım..! Mücahidin eşi, Onun yol arkadaşı… Sen… Evet, sen, diğer kadınlara benzemeyen sen!
Sen Mücahide’sin; Çünkü sen Mücahid bir adamın eşisin.
Sen Yiğitsin, kahramansın; Çünkü Yiğit bir adamın gölgesi altındasın.

Bu garip zamanda hak yolunda eşinle beraber yürüyorsun, sen ki bu hayata bırakılmış bir risalesin. O zaman ey Allah yolundaki bacım! Yürüdüğün bu hak yol senden ne ister? Yol boyunca sana isabet edecek olan musibetler, engeller, eziyetler nelerdir? Bunları bilmelisin.
Yol arkadaşın, kocan Mücahidle beraber hayatında sürekli başına gelecek olan ve duyacağın şey;  Düşmanların ve medyanın sürekli Cihad ve cihad ehline karşı uydurdukları batıl, yalan, iftira ve şüpheleri duyman olacaktır. Ey -Mücahide- bacım! Onlar bu karalama kampanyasını yaparken sana ve inancına gölge düşürmek isteyecekler. Senin bu iftira ve yalanlara karşı kendini koruman, sabit kadem durup etkilenmemen gerekir.
Senin mücahid olan eşin ve onun arkadaşları daima Haçlı ordusu ve Haçlıların işbirlikçileri tarafından açık hedef halindedirler. Bunları biliyor musun? [...]

Bir Mücahidle Evlilik… (1)

Gençlerin zihinlerini meşgul eden bir konu…
Mücahid’in dışında gelenleri kabul mü edeyim yoksa? Allah’ın dinine yardım ve cihad etmek evliliğe mi bağlıdır? Bir mücahidin gölgesi altında hayatım nasıl olacak?!
Bu konu ile alakalı bazı yönleri bu sayıda Allah’ın izni ile tartışmaya çalışacağız..

Erkeklere gelince…
Bir yandan (bu zamanda) cihaddan alıkoyan engeller arasında diğer yandan da Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’e uyma, dine ve cihada yardım etmede evliliğin engelleyemediği sahabeler arasında kalakalmışlardır.
Allah yolundaki bacım!
Anlatmak istediğimiz ilk yön; Allah’ın emrine boyun eğip, Onun yoluna yardım ve cihad yolunu seçmede yaşayacağın, hayatın tabiatıyla ilgilidir.
Ey kardeşim bil ki; Evlilik sadece ve sadece iki kişinin bir çatı altında yaşayacağı yeme, içme ve yakınlaşacağı bir şey değildir. Konu bundan daha da büyüktür. O İslam’dır. O şeriatın kaim kıldığı Allah’ın emirlerine boyun eğecek Müslüman toplumu yeryüzünde ikame etmektir.
Bu zamanda… Gerçek gurbet/gariplik zamanı… Müslümanların ülkelerinin  kafirler tarafından işgal edilip zayi edildiği bir zaman… Allah’ın [...]

  • said-1
    Permalink Gallery

    Bu Yolda İlk Adım Can Vermektir. Yol budur. Hani Yolcular?

Bu Yolda İlk Adım Can Vermektir. Yol budur. Hani Yolcular?

Yolların takipçilerine uzadığı, sıkıntıların, ıstırapların çoğaldığı, Allah düşmanlarının üzerimize çullandığı, zaferin geciktiği, gücümüzün azaldığı, facirlerin imkânlarının arttığı bir dönemi acı acı içimize solumaktayız.
Her gün gözlerimizi açtığımızda Salihler/Şehidler kervanının ilerlediğini yanımızdan bir bir kardeşlerin ayrıldığını, şehadet haberlerinin geldiğini öğrenince hüznümüz katlanarak gözlerimize yansımakta.
Ey bu mücadele de yoğrulan, sabrı kuşanan kardeşlerim! Ölüm bir firar değil, bir terhistir. Şehadete ermeden şehadete ermek gerek. Şehadet makamını hak etmek için şehadeti yaşamak gerek. Bu dünyada şehadeti yaşamak ölüm sonrası hayatın bir belirleyicisidir.
Bir yol seçin.. Her coğrafyasına kanlar bulanmış olsun, cesetler paramparça, belalarla kuşatılmış, şarapnel parçaları alfabe’ye düşmüş olsun. Gözlerini firdevs’e çevirmekten vazgeçmemiş yiğitlerin yolu olsun. Ammarların, Hubeyblerin, Fehmilerin, Âdemlerin, Nâzımların yolu olsun…
Şeriat Allah’a giden bir yoldur. Bu yol, öyle bir yoldur ki, tatlı ve hafif rüzgar tehlikeleriyle yanakları yaralanan ve ipeğe dokunmakla parmak uçları kanayan kimse bu yolda yürüyemez! Yarın ki rızkından ve hayatından korkan kimseler bu yolda yürüyemez.

“Allah Yolunda Sebat” Ölene Kadar…

Öyle bir süreçten/dönemden geçiyoruz ki  geri adım atanların, fikirlerinden dönenlerin, bir görüşte sebat edemeyenlerin çoğaldığı, nasihat edenlerin sayıca azaldığı bir dönem. Hakkıyla davet ve cihad edenlerin kendi aile efratları ve arkadaşları tarafından garip hale geldiği bir dönem. Şehvetin, şüphelerin, fitnelerin artıp dinine sarılmanın ise kor ateşi avucuna alma  gibi olduğu bir dönem… Hayrı arayıp da sadece nadir insanlarda bulduğumuz, yolda kalıp da sadece Allah’ın rahmet ettiği kişilerde  ensarlık/yardımcı sıfatını bulabildiğimiz bir dönem…
İşte böyle bir dönemde önemli ve değerli bir konu olan “Allah yolunda sebat” önünüze gelmiş bulunmakta. Ki bununla sizlere yardımcı, yolunuzu aydınlatan bir kandil, dosdoğru yola ileten bir rehber olsun.
Rüzgâr ekilip fırtına biçildiği, kin, nefret ve düşmanlıkların hasad edildiği bir zamanda ‘bu nereden çıktı’ demeyin.
Günümüzde bir hastalık ortaya çıktı Müslümanlar! İslam’ın ikinci garip dönemini yaşarken Müslümanların içlerinde zuhur eden bir hastalık var. Nefisleri çökerten, azimleri kıran, programları sekteye uğratan amansız bir hastalık bu.
‘Allah [...]