ŞÎA İNANÇ SİSTEMİ

Şiilik yirmiden fazla fırkaya ayrılmıştır. Günümüzde bu fırkalardan, İsmailiyye, Zeydiye  ve isna Aşere (on iki imam), dışında varlığını devam ettirenlerin az müntesipleri kalmış, bir kısmı da tamamen silinmiştir. Biz bu makalemizde isna Aşere (on iki imam)’yi ele alacağız.  Çünkü;

– İsna Aşere (on iki imam), bu fırkanın en meşhur olanı ve günümüzde Şiilik ismi denince akla gelen ilk fırkadır. Humeyni gibi dünyaca tanınmış fikir adamlarına sahiptir.

– İsna Aşere (on iki imam), bu fırkalardan en çok müntesibe sahip fırkadır.

– İsna Aşere (on iki imam), Ehli Sünnet Müslümanlarını Şiileştirmek için sıkı çalışmaktadır. Bunu gerçekleştirmek için Kewser, el-Menar ve Zehra gibi onlarca değişik dillerde yayın yapan televizyon kanallarını kullanmaktadır.

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem sonra, ”on iki imam düşüncesine sahip olduklarından dolayı bunlara On İki İmam Şia’sı deniliyor. Aynı şekilde İmamiye Şia’sı veya Caferiler de  denilmektedir.

Kimi Ehl-i Sünnet uleması ise, bunlara Rafizi (Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman’ın radiyallahu anhum halifeliklerini kabul etmediklerinden dolayı) [...]

CİHAD’SIZ HAYAT YAŞANMAMIŞ DEMEKTİR!

Cihad lûgatta, düşmanla savaşmak, söz ve fiili olarak tüm güç ve kuvveti ortaya koymaktır. Allah yolunda cihad etti veya bir işte ictihad etti demek, amaca ulaşmak veya o çalışanların, hedeflerine varmak için tüm güç ve kuvvetini sarf etmesidir.

Cihad, güç ve kuvvetin tümünü harcamaktır. Allah’a davette muhatabın durumunun gerektirdiği sabır ve meşakkatlere tahammül etmektir. Malı harcamaktır. Yahut kılıç ve dille veya kendisiyle cihad edebilecek her şeyle, her zaman ve her yerde savaşmaktır. Tüm bunlar Kuran ve sünnette en güzel bir şekliyle açıklanmıştır:

“ Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin.“ ( Hac; 78 )

Dikkat edilirse Rabbimiz bu ayeti kerimede kendisiyle cihad edilecek şeyleri beyan etmeyerek müphem bırakmıştır ki tüm cihad merhalelerini kapsasın.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle savaşınız. “ (Ebu Davud, Nesai)

Yukarıda izah edilmeye çalışılan ayet ve hadislerin ışığında Şer-i anlamıyla cihad, kimi ilim ehlinin anladığı “sadece savaş” anlamından çok daha genel ve kapsamlıdır. Öyle [...]

KALBİN İLACI ‘’İSTİĞFAR‘’

İstiğfarın kelime manası bağışlanmayı talep etmek, örtmek, kapatmak manasına gelir. Istılahta ise kişinin Allah’tan, tevbe, dua ve Rabbine itaati ile bağışlanmayı talep etmesidir.

Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’in birçok yerinde Nebisine ve müminlere istiğfarda bulunmasını tavsiye etmiştir.

“Ve Allah’tan mağfiret iste, çünkü Allah, çok yarlığayıcı, ziyadesiyle esirgeyicidir.”  (Nisa; 106)

“Ve kendi günahların için, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar için mağfiret dile.” (Muhammed; 19)

“Allah’a istiğfar edin (mağfiret dileyin). Muhakkak ki Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.” (Bakara; 199)

Bu tavsiye, Rabbimizin emirlerine karşı gelerek isyan vari bir tutum içine giren, nefislerine zulmedip hayatlarını ifsad eden günahkârlar için de devam etmiştir…

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”  (Zümer; 53)

Şüphesiz ki Rabbimiz, yerle göğü dolduran günahlarımıza rağmen bize merhametçe muamele edip şöyle seslenmektedir;
“Ey kullarım! Sizler gece-gündüz günah işlersiniz. Bende günahların tamamını affederim. Bu sebeple, Ben’den bağışlanmanızı isteyin ki, size mağfiret edeyim” ( [...]

BAŞKALARINI KENDİNE TERCİH ETMEK

Îsar: Başkasının ihtiyacını kendi ihtiyacından önce düşünmek; muhtaç olduğu hâlde, kardeşini kendisine tercih edip kendi durumuna sabretmektir.
Îsar: Allah’ın buyruklarına teslim olmuş, Ahidlerine sadık kalmış Müslümanların şahsiyetlerini süslüyecek, kişiliklerini olgunlaştıracak ahlâki amellerden bir tanesidir.

 

Nitekim Allah Teâlâ şu ayeti kerimelerde bizlere bu vasıfla vasıflanmayı tavsiye etmektedir.
“Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler.” (Haşr; 9 )
“Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz.” (Âli İmran; 92)
Müslümanlar îsar’ı gerçek anlamda hayatlarında tatbik etmeye başladıkları zaman, toplumdaki bencillik ve açgözlülüğün yerine kardeşlik ve kanaat duyguları hakim olur. Böylelikle fertlerin kalplerine ülfet ve muhabbet duyguları ekilerek toplumsal huzurun ve refahın sebeplerinden bir tanesi de oluşturulmuş olur.
Ayrıca îsar, Rabbimizin rızasına, sevgisine ve cennetine ulaşmaya vesile olan faziletli büyük amellerden bir tanesidir .
Îsar’ın malla ve canla yapılan mertebeleri vardır. Elbette ki canla yapılan Îsar diğer mertebelere göre daha üstündür.
MAL İLE YAPILAN ÎSAR
Hz. Ömer bir [...]

TERBİYE NESLİ

Şüphesiz insan hayatının en verimli ve en değerli dönemi ‘Gençlik Dönemi’dir. Gençlik dönemi; heyecanın ve coşkunun en yüksekte olduğu bir dönemdir. Bu dönemde kişi, dinamik, enerjik ve çok hareketlidir. Gençlik döneminde,  kişide birçok değişimin meydana geldiği görülür. Bu değişimin etkileri hayatın her alanına sirayet eder. Tabi bahse konu ettiğimiz değişim, olumlu ya da olumsuz yönden olabilir; bu kişinin kendi elindedir.
Ebedi hayatın varlığından haberdar olan genç, eğer ki sonsuz güç ve kudret sahibi Allah Teâlâ’nın emirlerini ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in nasihatlerini hayatının merkezine oturtursa yaşayacağı değişim elbette olumlu yönden olacaktır. Bu durumda hem kişi hem de toplum kazançlı çıkacaktır.
İslam’ın ilk dönemini dikkatlice incelediğimizde, genç kuşakların İslâm’ın mesajını yaşlılardan daha önce ve daha büyük bir arzu ve iştiyakla kabul ettiğini görmekteyiz. Bu nedenle ilk Müslümanların büyük çoğunluğunu gençlik kesimi oluşturmuştur. Gençlerin İslâm dinine rağbeti o kadar fazla olmuştur ki, hicret sırasında Ubeyde b. Haris gibi oldukça yaşlı [...]

Kadir Gecesi ve Fazileti

Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahu Teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır: 
“Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?  Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar.” 
(Kadir; 1/5 )  
Enes bin Malik radıyallahu anhu şöyle bir rivayet nakletmektedir: Ramazan (ayı) girdiğinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Şüphesiz bu ay size gelmiş durumdadır. Bu ay içinde bin aydan hayırlı bir gece vardır. Kim bu geceden mahrum olursa, hayrın tümünden mahrum olmuş demektir. Bu gecenin hayrından sadece (Allah’ın rahmetinden) mahrum olanlar mahrum kalır.” (İbni Mace)
Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz yine bir hadislerinde şöyle buyuruyor:
“Kim Kadir Gecesi’ne [...]