HASAN HOCAEFENDİNİN İLME DÜŞKÜNLÜĞÜ

Hasan Hocaefendinin ilme düşkünlüğü noktasında birçok anılar ve hatıralar mevcuttur. Bu bölümde hocamızla birebir yaşanan hatıraları zikretmeye çalışacağız.

Muhterem Kızının Hatırası

“Zamanın Zorlukları Sizi Asla Güçsüz Bırakmasın”

Babam ilme düşkün bir insandı. İlim elde etmek isteyen kişide irade ve azim olması gerektiğini, irade ve azmin her şeyin üstesinden gelebileceğini söyler ve yaşadığı şu olayı bana anlatırdı; 1980 yılı sınav vermesi gereken bir dönemdi. Fakat sınav, gözaltına alındığı döneme denk gelir. Babam gözaltında kaldığı süreçte bir taraftan da kitaplarını okumaya devam eder.

Hapishane de ona “Sen belki idam edileceksin veya senelerce buralarda kalacaksın! Neden yarın çıkacakmış gibi ders çalışıp duruyorsun” dendiğinde O; “Allah’a güvendiğini ve ne olursa olsun çalışmaya devam edeceğini” söyleyerek azim ve iradesini o zor şartlar altında dahi ortaya koyar.

Babam bu örneği bana iki kez anlatmış ve “Zamanın zorlukları sizi asla güçsüz bırakmasın” nasihatini yapmıştı. Babamın inci misali eserlerinin temelinde ilme düşkünlüğü, muazzam gayreti ve İslam davasına olan inancı vardır.

İhsan Öztürk Hoca

“Allah’ım! [...]

HASAN HOCAEFENDİ HAKKINDA NE DEDİLER

Sadrettin Hocaefendi (İskender Ağa Camii Emekli İmam Hatibi)

Bu Yolda; “İlmini İcra, Ömrünü İfnâ ve Cismini İbla” Etti

ocamızı 90’ lı yıllarda tanıdığımda onun simasında, sözlerinde, tavırlarında, fikirlerinde, ideallerinde, insani-İslami ilişkilerinde; ilmi bir vakar, asalet, edep, ifrat ve tefritten uzak bir denge, itidal, kaynaklara delilleriyle vukufiyet, insanın kalbine ve kafasına feyizle nüfuziyet müşahede ettim.

Başka değil, sadece ve sadece “ilim; tebliğ, cihad ve rızayı bari içindir” niyet ve gayesiyle İslami ilimleri tahsil edip onların muallimliğini yaptığı bütün tanıyanlarca müsellemdir.

Metinlere ve pratik Arapçaya vukufiyetine rağmen ne mütercimliğe ne diplomasiye ne ticarete ve ne de ticari firmaların dolgun maaş tekliflerine asla iltifat etmediğine bizzat şahidimdir.

Çeşitli Kur’an kurslarında ve görev yaptığım İskender Ağa Camii dâhil değişik mescitlerde, İlim Yayma ve Fetih Talebe Yurtlarında, İmam Buhari Vâkfı gibi vakıf ve derneklerde, çeşitli ders halkalarında yıllarca adeta ilmek ilmek, ilim, irfan ve şuur dokudu. Beynini akıttı, kafasını yordu, sağlığını ve kalbini tahrip etti. “İlmini icra, ömrünü ifna ve [...]

HAYRA ANAHTAR, ŞERRE KİLİT OLAN BİR ÖMÜR

Nebevi Hayat Dergisi: Hasan hocamla nerede nasıl tanıştınız?

Hasan hoca ile kısa dönem -dört aylık- askerlik dolayısıyla bulunduğum Antalya’da Mart 1981’de tanıştım. İlk beraberliğimiz orada başladı ve daha sonra yıllarca devam etti. Antalya’da ayrı bölüklerde olsak da müsait olduğumuz her an birlikte vakit geçirir ve gelecekte ne yapabiliriz, birlikteliğimizi nasıl devam ettirebiliriz, diye konuşur ve kendimize göre planlar yapardık.

Müslümanların birlik olmaları, ümmetçi olmalarını çokça konuşur ve neyi, nasıl yapabiliriz konusunu sürekli gündeme getirirdik. 3 ay 22 gün boyunca eğitim harici -çarşı izni çıksa bile çarşıya çıkmaz- bütün zamanımızı birlikte geçirmeye çalışırdık. Askerlik bittikten sonra birlikte gezilerimiz başladı; Bingöl, Malazgirt/Muş ve İstanbul’a…

Askerde tanıştığımız asker arkadaşlarımızla birlikte olmaya çalışır, onları ziyaret eder ve askerlikte edindiğimiz kardeşlik hukukunu güçlendirerek devam ettirmeye çalışırdık. Bu görüşmelerimiz uzun bir süre de devam etmiştir.

Hasan hoca cesurdu, kalbi, yüreği daima İslam coğrafyasındaki işgallere, katliamlara karşı direnen Müslümanlarla birlikte idi. Mücadeleci idi. Tam anlamıyla bir hareket, bir dava adamı [...]

İSLÂM’DA YETİM VE YETİM HAKLARI

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Yetim olarak büyüyen iki cihan güneşi Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’e, onun pâk âline, ashab-ı kirâmına ve kıyamete kadar ona tabi olan sâdık mü’minlere salât ve selâm olsun.

İmdi, biz bu makalemizde özet bir şekilde yetimin tarifi ve bazı hakları üzerinde durmaya çalışacağız. Allah azze ve celle ümmet-i Muhammed’in bütün yetimlerini koruyup gözetsin ve onları bütün şer odaklarının şerlerinden muhafaza buyursun!

1- Yetim Kime Denir?

Yetim; babasını kaybeden ve daha ergenlik çağına girmemiş bulunan çocuktur. Ergenlik çağına girince, hüküm bakımından yetimliği sona ermiş olur. Zira böyle bir kişi, mükellef bir kişi kabul edilir. Artık onun hakkında yetimlik hükümleri geçerli olmayıp, ergen olmuş mükellef kimselerin hükümleri geçerlidir.

İbni Kesir yetimleri şöyle tarif etmektedir: “Yetimler; geçimlerini temin edecek bir kimsenin bulunmadığı, kendileri daha küçük ve zayıf durumda olup, ergen olmadıkları ve kazanmaya güç yetiremedikleri halde babaları vefat etmiş bulunan kimselerdir.” 1

Hz. Ali radıyallahu anhu dedi ki: “Rasûlullah sallallahu [...]

YETİM PSİKOLOJİSİ

Hamd “O seni yetim bulup da barındırmadı mı?” 1 buyurarak yetimlere tekeffül etmeyi üzerine alan Allah’a, Salât ve Selâm “Kim Allah’ın rızasını gözeterek bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu (yetimin başındaki) saç sayısınca kendisine sevab verilir. Ve her kim de eli altındaki bir yetime iyilik yapar (güzel muamelede bulunursa) -işaret ve orta parmaklarını açarak-, işte ben ve o, cennette bu iki parmağın birbirine yakınlığı gibi birbirimize yakınız” [2] buyuran Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allahu Teâlâ’nın rahmeti ve bereketi de yetimler hakkındaki naslara teslim olan ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getiren mümin ve müminatın üzerine olsun.

‘Yetîm’ kelimesi, Arapça’da ‘yalnız kalmak, babasız kalmak, gaflette bulunmak, geri kalmak, muhtaç olmak’ manalarına gelen “ye-te-me” kökünden türemiş bir sıfattır. Sözlükte; ‘yalnız kalmış, tek kişi, eşsiz’ manalarına gelir. ‘Yetimlik’ de ‘yalnızlık’ demektir. Bu manada yalnız ve tek olan her şey yetimdir.

Terim olarak yetim, ‘buluğ çağından önce babası ölen çocuğa’ denir. Yetimlik, insanlarda baba tarafından, diğer canlılarda ise [...]

YETİME KEFİL OLAN PEYGAMBER’E KOMŞU OLUR

Aile için babanın konumu binayı ayakta tutan sütun mesabesindedir. Varlığı ile yuvayı ayakta tuttuğu gibi onu tehlikelerden ve zarar verecek durumlardan da muhafaza eder. Toplumumuz ve sair toplumlarda ailenin reisliği babaya aittir. Zaten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem özellikle idarecilik makamına kadınların gelmemesi konusunda uyarılarda bulunmuştur.

Uhud savaşında sahabe hanımların başından geçen fedakârlık örnekleri oldukça dikkat çekicidir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabını defnettikten sonra atına bindi ve Müslümanlarla birlikte Medine’ye döndü. Hamne binti Cahş yolda ona rastladı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona  “Ey Hamne! Sabret mükâfatını Allah’tan bekle!” dedi. Hamne “Kim, ey Allah’ın Rasûlü?” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kardeşin Abdullah bin Cahş” dedi. Hamne istirca etti ve onun için mağfiret diledi. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona yine “Sabret ve mükâfatını Allah’tan bekle!” dedi.  Hamne de “Kim, ey Allah’ın Rasûlü?” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Dayın Hamza bin Abdulmuttalib” dedi. Hamne de “İnna lillahi [...]