PAYLAŞMAK BEREKETTİR, CİMRİLİK İSE MAHRUMİYETTİR

Kullarını hem nimetlerle hem de mihnetlerle imtihan eden Allah azze ve celle’ye hamd olsun. Nimete mazhar olmak esnasında şükretmenin ve mihnete maruz kalmak esnasında da sabretmenin en güzel örneğini ortaya koyan Peygamber Efendimiz’e, onun âline, ashabına ve etbâına salât ve selam olsun!

İmdi; Allah azze ve celle Kur’an-ı Kerim’de farklı üsluplarla kullarına öğüt vermektedir. Bu üslupların en başta geleni de yaşanmış olaylardan ders çıkarmak ve ibret almak (kıssadan hisse almak) üslubudur. İşte bu maksatla peygamberlerin hayatları ve bizim ümmetimizden önceki ümmetlerde yaşanmış birtakım kıssalar bize anlatılmaktadır. Bizim burada üzerinde duracağımız kıssa “Ashabu’l-Cenne (Bağ sahipleri) kıssası” olarak bilinen kıssadır. İlk önce Kur’an-ı Kerim’de geçtiği gibi kıssayı arz edeceğiz, sonra da bu kıssadan hissemize düşen ders ve öğütler üzerinde durmaya çalışacağız.

Ashabu’l-Cenne Kıssası

Allah azze ve celle şöyle buyurmaktadır:

“Onları, tıpkı bağ sahiplerini sınadığımız gibi sınadık. Onlar sabah olur olmaz bağlarının ürününü devşireceklerine dair yemin etmişlerdi.

Onlar “Allah dilerse” diyerek bir istisna da yapmamışlardı.

Onlar uyurken Rabbin [...]

ÇOCUĞUNU ALLAH’A ADAYAN ANNE; HZ. HANNE

Mümin bir kadının, “Acaba nasıl bir anne olmalıyım, nasıl bir anne olursam Rabbim benden razı olur?” sorusuna cevap olarak karşılaştığımız, evlat hasretiyle yanıp tutuşan bir anneden söz ediliyor Kuran-ı Kerim’de.

“İmran’ın karısı: “Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım, benden kabul buyur, şüphesiz sen işitensin, bilensin.” demişti. Onu doğurunca  -Allah onun ne doğurduğunu bilip dururken- şöyle dedi: “Rabbim, onu kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum.” (Ali İmran, 35-36)

Evlatla müjdelenen mümin bir kadının nasıl davranması ve neleri düşünmesi gerektiğini, nelerden endişe edip kime sığınması ve duygularını nasıl şekillendirmesi gerektiğini Hz. Hanne’nin bu duasından öğreniyoruz.

Anlıyoruz ki “Nasıl bir anne olmalıyım?” sorusunu Allah celle celaluhu’ya sorduğumuzda bize örnek olarak Hz. Hanne annemiz gösteriliyor. Bu annenin ilk düşüncesi; Karnımdakini neye, kime adamalıyım? Tabiki onu bahşedene; ‘Rabbim, karnımdakini tam hür olarak sana adadım. Her türlü bağdan azade olarak senin yolunda hizmet edecektir.’

Karnındaki yavrusu [...]

KUR’AN’DA GEÇEN KARUN KISSASI VE ALACAĞIMIZ HİSSE

Hamd; “Allah’ın sana verdiği bu servet içinde ahiret yurdunu ara, dünyadan da nasibini unutma.” buyurarak Müslümanlara hem dünyevi hem de uhrevi tavsiyelerde bulunan ve Kârûn’un düştüğü duruma düşmekten sakındıran Allah’a,

Salat ve Selam; “Her kim Kasas sûresini okursa, Hz. Musa’yı tasdik eden ve yalanlayanlar sayısınca mükâfat alır. Göklerde ve yerde ne kadar melek varsa, bunların hepsi kıyamet gününde o kimsenin sadık olduğuna şahitlik yapar.”  [1] buyuran Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allahu Teâlâ’nın rahmeti, mağfireti, ihsanları ve keremi de; Kârûn’u tanıyıp ona benzemekten sakınan ve Allah’ın kendisine verdiği şeylerle O’nun rızasını arayan, daima şükreden ve hamd eden kullarının üzerine olsun.

Kur’an-ı Kerim kıssaları biz Müslümanlar için nice ibretler içerir. Bu kıssaları salim akılla inceleyen kişiler hayatları için paha biçilemeyecek hem dünyalarına hem de ahiretlerine katkı sağlayacak nice tavsiyeler elde edeceklerdir. Maalesef günümüz insanları, içinde bulundukları buhranlardan kurtulmak için tecrübelerinden(!) istifade edebileceklerini zannettikleri yaşam koçu adı verilen kendileri gibi kişilere oluk oluk paralar [...]

  • Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİYLE DÜNYA İLİM SAHASINDA NELER KAYBETTİ?

MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİYLE DÜNYA İLİM SAHASINDA NELER KAYBETTİ?

Hamd “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” [1] buyurup ilmin önemine dikkat çeken Rabbimize,

Salât ve Selâm “Allah, hakkında hayır dilediği kimseye din hususunda büyük bir anlayış verir.”[2] buyurarak ilme ve alimin faziletine dair bir çok hadisi şerifi ile teşvikte bulunan ve hayatı ilim membaı olan Rasûlullah aleyhisselâm’a

Allahu Teâlâ’nın bağış ve ihsanları da ilmin ehemmiyetini kavrayıp hayatını Müslümanlara fayda verecek çalışmalarla geçiren ve geriye sadaka-i cariye türünden eserler bırakma gayreti içinde olan müminlerin üzerine olsun.

“De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır.” [3] ayetinde de görüleceği üzere Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz’e ilmin dışında herhangi bir şeyi kendisine artırması için dua etmesini emretmemiştir. Çünkü ilim bitip tükenmeyen bir hazinedir. Sadece sahibine değil başka insanlara ve hatta bütün canlılara da fayda verir. Hak ile bâtılı ayırmanın en önemli vasıtası ilimdir. İlmin artması insan için bir yük değil, tam aksine onu yücelten bir fazilettir. İnsanın ilmi ve bilgisi arttıkça tevâzuu da artar; kişi birtakım [...]

BOŞANMA MAĞDURU ÇOCUKLAR

Kalpleri birbirine ısındıran, daha önce ayrı olan ruhları bir araya getirip aralarına merhamet yerleştiren, beşeri sevgilerin en zirvesini yaşatarak eşleri, bir elmanın iki yarısı kılan Allah’a hamd ederim. Toplumu ayakta tutan aileyi, sağlam temeller üzerine kurmanın yollarını, tüm detayları ve nüanslarını,  örnekliği ile bizlere gösteren Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e salat ve selam ederim. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, inayeti ve hidayeti, O’nun yolunun takipçileri olan ailesi, ashabı ve tüm Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.

Kadın ve erkeğin birbirine muhtaç yaratılmış yapısı gereği insan, evlilik ile sükûna erer. Biri olmadan diğeri yarımdır. Evlenmeden dini kemale ermez insanın. Nikâh vesilesiyle ruhu da bedeni de dinlenir. İbadete, Allah’a itaate daha rahat hazırlanır kişi. Bu yüzden teşvik etmiştir peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem evliliği, gücü yetenlere ısrarla. Takva yolunda Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i takip eden ve daha iyisine talip olmak istediğinden dolayı evlenmeyeceğini, ömrünü ibadete adayacağını söyleyen sahabeye kızar ve insanların içinde en takvalı [...]

  • Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİ İLE DÜNYA MERHAMETTEN NE KAYBETTİ?

MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİ İLE DÜNYA MERHAMETTEN NE KAYBETTİ?

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, O’nun aline ve ashabına olsun.

Ortadoğu’daki iç karışıklıklar vesilesiyle bölge insanı canını korumak için dünyanın medeniyet merkezlerine akın etmeye başlayınca, batı medeniyetinin gerçek yüzü ortaya çıktı. Gerçekte insanlar filmlerde izlediği gibi bir karşılama beklerken sınır bölgelerine çekilen tel örgülerle karşılaştılar. Oysa filmler, dağın başında bir hayvan dahi kalsa helikopterle oraya kurtarma operasyonu yaptırıyor veya bir hayvan yaralansa ona en iyi imkânları gösteriyordu. Elbette bu filmleri izleyen halklar bir sıkıntı esnasında yurdundan olursa ilk olarak bu merhametli(!) medeniyete sığınacaktı.

Özellikle Akdeniz’i aşarak Avrupa’ya ulaşma gayretinde olanların şişme botlarını demirlerle delme görüntüleri, sahile vuran bebek cesetleri, kucağında çocuğunu taşırken çelme ile düşürülen göçmen manzaraları sadece gözler önünde cereyan eden, basına sızması engellenemeyen hadiselerdi. İşin özünde insanlar çok daha berbat olaylar yaşamakta, insanlığın onuru ve itibarı ayaklar altında çiğnenmektedir.

Dünyaya hâkim olan temel düşünce her alanda olduğu gibi merhamet ve merhametten yoksun olma konusunda da [...]