Cemaat ve Cemaatleşme Üzerine Notlar

Bismillahirrahmanirrahim.

Geçen ay ki yazımızda ‘Cemaat olmanın önemi’ üzerinde durmuştuk. Bu ay ki yazımızda da yine cemaatleşme konusu üzerinde bazı notlarımızı aktarmaya devam edeceğiz inşallah.

Cemaat; her ne kadar topluluk, çokluk, kalabalık anlamına gelse de her topluluk, her kalabalık, her çokluk cemaat değildir. Cemaatle topluluğu, cemaatle çokluğu, cemaatle kalabalığı birbirinden ayıran çok önemli noktalar vardır.  

Cemaat mensupları rasgele tanışmış, aralarında inanç, amaç, ilke ve yöntem birliği olmayan, şartların mecburen bir araya getirdiği insanlar topluluğu değildir.

Bir topluluğun cemaat olabilmesi için,

İnancının açık ve net olması,
Amacının açık ve net olması,
Hedeflerinin açık ve net olması,
Amaç ve hedeflerini gerçekleştireceği Metodun/yönteminin açık ve net olması,
İlke ve prensiplerinin -müntesipleri nezdinde farklı yorumlara fırsat vermeyecek şekilde- açık ve net olması,
Teşkilatlanma usul ve kriterlerinin net olması,
Önlerinde; aynı inanca, aynı amaca, aynı ilkelere, aynı metoda inanmış; yetkin, salahiyetli ve basiretli bir önderin/emirin olması,
Mevcut lider ve topluluğun belli [...]

MÜSLÜMANLAR CEMAAT OLMAK ZORUNDADIR

Cemaat kelimesinin aslı, toplamak, bir araya getirmek anlamındaki ‘cem’ fiilidir. Fıkıh terimi olarak; imamla birlikte namaz kılan insan topluluğu anlamına gelir. Genel anlamda; insan topluluğu, bir araya gelen insan grubu tanımlaması için de kullanılır.

Cemaat kavramı sosyolojik olarak; “herhangi bir fikir, düşünce, ideoloji, inanç etrafında bir araya gelmiş insan topluluğuna verilen isimdir.

Müslümanların bir araya gelerek Cemaat oluşturması; İslam’ın en temel hükümlerinden biridir. Cemaat olmanın Kur’an ve sünnet de pek çok delilleri mevcuttur. Bu delillerden birkaç tanesi şunlardır;

“Ey iman edenler! Allah’tan ona yaraşır biçimde korkun ve ancak Müslümanlar olarak ölün. Ve topluca Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın.” (Âl-î İmran, 103)

“Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden bir cemaat/ topluluk olsun. İşte kurtuluşa ulaşanlar yalnız onlardır.” (Âl-î İmran, 104)

“Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever. ” (Saff, 4)

Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem şöyle buyurdu: “Cemaatten bir karış ayrılan, İslam halkasını boynundan çıkarmış olur.” (Ebu Davud)

 “Muhakkak [...]

ADÂLETTEN SAPMAK

Bismillahirrahmanirrahim
Mü’min kulun en önemli vasfı “adalet” duygusudur. Adalet duygusu mü’min kulun kalbinden ve amelinden sıyrılıp uzaklaştığı gün geriye “zalim Müslüman” kalır.

İslam tarihi adaletiyle anılan mü’min kullara da adaletsizliğiyle hatırlanan zalim Müslümanlara da şahit olmuş ve olmaya devam edecektir. Herkes Rabbi’ne karşı bir hesap vermektedir.

Adalet; binlerce yanlışın arasında varsa şayet doğruları görebilmektir. Aynı şekilde adalet; binlerce doğrunun arasında varsa şayet yanlışları da görebilmektir. Adâlet; yanlışı doğruya doğruyu da yanlışa kurban etmemektir.

Bizler; insanların tiksinti ile baktıkları ölmüş köpek leşinin içinde ‘bembeyaz güzel dişleri’ görebilen adalet’li peygamberin ümmetiyiz.

Adalet; yaratan Rabbimiz’in en büyük ism-i şerifi, gönderdiği dinin en temel hükmü, seçtiği Peygamberin ve övdüğü ümmetin en kutsi vasfıdır.

Yaşadığımız şu çağda ‘Adaletin olmadığı bir dünya acaba nasıl bir dünyadır’ diye soran olursa onlara ‘adaletin hâkim olmadığı bir dünya işte bugün yaşadığımız dünya gibidir’ diyebilirsiniz.

Kâfirlerin adâlet duygusundan mahrum oluşu hayret-i mucib bir olay değildir. Örneğin: yaratılmış olan ve fıtratı gereği binlerce acziyete mahkûm insanoğlunun [...]

ŞEHİDİMİZİN ARDINDAN

Bismillahirrahmanirrahim

Değerli Müslümanlar! Bazı ağaçlar vardır; yıllanmış, yorulmuş, hantallaşmıştır. Dalları güçsüzleşmiş, yaprakları seyrekleşmiş, meyveleri de azalmaya başlamıştır. Sünnetullah gereği malum akıbetine, malum sonuna doğru yavaş yavaş ilerler.

İşte böyle bir ağacın kökünden üç beş tane genç filiz doğar. O filizlerin içerisinde bir tanesi vardır ki; içinden çıktığı, adeta içinden doğduğu ağacın tüm genetik kodlarını üzerinde taşıyarak, o mirasın, o ağacın gelecekte daha güçlü, daha kuvvetli, daha canlı bir şekilde onlarca yıl daha hayat bulmasına, can bulmasına vesile olur, sebep olur…

Sevgili dostlar! İşte o yıllanmış, o hantallaşmış, o yorulmuş ve içten içe çürüyen ağaç bizdik. Bu ağacın içinden çıkan, Allah’ın izni ve yardımıyla bizleri geleceğe sağlam ve dengeli adımlarla taşıyacak olan sürgünümüz/Filizimiz ise rahmetlik hocamızdı, kardeşimizdi.

Bu hainler, bu satılmışlar, bu alçaklar; yorulmuş, hantallaşmış, yıllanmış ağacımızın herhangi bir dalını, herhangi bir filiz’ini hedef almadılar. Onlar çeyrek asırlık bu ağacın, en verimli, en güzide, en ümitvar olduğumuz filizini hedef aldılar.

Değerli [...]

KISA KISA KISA

Fetö; Buzdağının Görünen Kısmı

40 yıllık Gülen yapılanması aslında kökü derinlerde olan buzdağının bugün görünen kısmıdır. Haçlı ruhunu hiçbir zaman kaybetmeyen Batı dünyasının özellikle de İngilizlerin Osmanlı Devleti içine sızarak devlet içinde devlet yani paralel devlet oluşturma çabalarının 250 yıllık bir geçmişi var.

Öyle ki bu yapılanma gün gelmiş vezirleri (bakanları) değiştirmiş, gün gelmiş halifeyi görevden azledip yerine V.Murat gibi mason bir padişahı geçirmiştir.

Zaman ve isimler değişse de Haçlıların İslam dünyası üzerindeki plan ve hedefleri hiçbir zaman değişmedi.

Bugün Yahudiler ve Hristiyan emperyalist devletler tarafından FETÖ, PKK, IŞİD nasıl kullanılıyorsa, dün de Jön Türkler, Derviş Vahdet’i Hareketi, Kürdistan Teali Cemiyeti ve benzerleri kullanılıyordu. Değişen sadece zaman ve isimler.
Batı’nın bir şekilde kendi hedefleri doğrultusunda kullandıkları bu tür örgütlerin tabanında her ne kadar kendi davasına gönülden inanmış samimi insanlar olsada üst tabakanın ihanet ve akılsızlıkları “Batı tarafından kullanılma” gerçeğini değiştirmiyor.

Şayet bir hareket; dünya küfrünün ekmeğine yağ sürüyor, Müslümanların aleyhine davranışlar [...]

28 ŞUBAT’I HATIRLAMAYAN GENÇLERE

Bismillahirrahmanirrahim

28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya(yani İslam’a) karşı olduğu açıkça ilan edilen, ordu ve bürokrasi merkezli bir süreçti. O günleri yaşayanlar için 28 şubat On binlerce mağduru ve milyarlarca liralık yolsuzluğu ile hatırlanıyor..

Fakat 30 yaşın altındaki İslami gençlik o dönemi ve o dönemde yaşananları pek hatırlamıyor. Tabi ki bunun en büyük sorumlusu; geçmişin acı ve mücadele dolu günlerini genç kuşaklara aktaramayan bizleriz.

Ne idi 28 Şubat süreci? Kısaca bir hatırlayalım:

Kemalist rejim, 1992-94 yıllarında irtica adı altında İslam ve Müslümanlarla sinsi bir mücadeleye başlamıştı. 1995’te yapılan seçimlerde Milli Görüş’ün lideri Necmettin Erbakan’ın partisi sandıktan birinci parti olarak çıkmış, yüzde 21 oyla Meclis’teki 550 sandalyenin 158’ini kazanmıştı.

Dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel istememesine ve açıkça engel olmasına rağmen Refah Partisi ile DYP koalisyon kurmuş, Necmettin Erbakan ise Başbakan olmuştu.
Bu gelişme uzun süredir Müslümanlara karşı kin ve düşmanlık güden Kemalist rejimin karanlık [...]