İMAN KALBE SIZINCA…

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a onun ailesine ve ashabına olsun.

Tufeyl b. Amr ed-Devsi adında Yemen’li meşhur bir şair vardı. Bu zât memleketinden Mekke’ye hac gayesiyle gelmişti. O dönemde Mekkeliler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile ilgili olarak Mekke’ye girenlere onu kötüleme kararı almışlardı. Tufeyl Mekke’ye girdiğinde ona o kadar telkinde bulunmuşlardı ki sonunda efendimizin sözleri kulaklarına gelmesin diye onlara pamuk tıkamıştı. Ancak Allah’ın takdirinden kaçış yoktu. Bir vesileyle efendimizin sözleri Tufeyl’in kulaklarına ulaşmış ve o kendisini düştüğü bu tuhaf durumdan dolayı kınamıştı. Kendi kendisine şöyle demişti: “Yazık, keşke anam beni kaybetseydi! Vallahi ben değerli bir şairim. Güzel ile çirkin bana gizli kalmaz. Şu adamın sözlerini işitmeme ne mâni var ki? Güzel ise kabul eder, çirkin ise reddederim.” Nihayet efendimizi evine kadar takip etmiş, onun ardından kapıyı çalarak evine girmek için izin istemiş, başından geçenleri ona anlatmıştı. Kur’an-ı Kerim’i işitince O’nun beşer kelamı ve şiir olmadığını [...]

  • Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİ İLE DÜNYA MERHAMETTEN NE KAYBETTİ?

MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİ İLE DÜNYA MERHAMETTEN NE KAYBETTİ?

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, O’nun aline ve ashabına olsun.

Ortadoğu’daki iç karışıklıklar vesilesiyle bölge insanı canını korumak için dünyanın medeniyet merkezlerine akın etmeye başlayınca, batı medeniyetinin gerçek yüzü ortaya çıktı. Gerçekte insanlar filmlerde izlediği gibi bir karşılama beklerken sınır bölgelerine çekilen tel örgülerle karşılaştılar. Oysa filmler, dağın başında bir hayvan dahi kalsa helikopterle oraya kurtarma operasyonu yaptırıyor veya bir hayvan yaralansa ona en iyi imkânları gösteriyordu. Elbette bu filmleri izleyen halklar bir sıkıntı esnasında yurdundan olursa ilk olarak bu merhametli(!) medeniyete sığınacaktı.

Özellikle Akdeniz’i aşarak Avrupa’ya ulaşma gayretinde olanların şişme botlarını demirlerle delme görüntüleri, sahile vuran bebek cesetleri, kucağında çocuğunu taşırken çelme ile düşürülen göçmen manzaraları sadece gözler önünde cereyan eden, basına sızması engellenemeyen hadiselerdi. İşin özünde insanlar çok daha berbat olaylar yaşamakta, insanlığın onuru ve itibarı ayaklar altında çiğnenmektedir.

Dünyaya hâkim olan temel düşünce her alanda olduğu gibi merhamet ve merhametten yoksun olma konusunda da [...]

HER DAİM MEYVE VEREN AĞAÇ; NASİHAT

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selâm Rasûlullah’a, O’nun ailesine ve ashabına olsun.

“Sen gülü ek, bülbül dünyanın öbür ucunda olsa bile ona gelir ve onu bulur.”

Ahi Evran zamanında, çırak ustasından icazet alır ve ancak o zaman ayrılıp kendi dükkânını açabilir. Orta Anadolu’ da bir camcı ustası vardır. Ahilik yapar. Zamanı gelen eski çıraklarına “sen oldun” der ve el verir, uğurlar. Böylece eski çırak artık yeni bir usta olmuştur. Günlerden bir gün çıraklardan birisi ustanın el vermesini bekleyemez. Ayrılacağını, onay ve el vermesini ister. Ustası da daha olmadığı nedeniyle veremeyeceğini söyler. Çırak nesinin olmadığını sorar;
– “İşin en önemli kısmını, yani püf noktasını bilmiyorsun” der. Çırak dinlemez, başka bir şehre gider ve dükkân açar. Dikiş tutturamaz. Yaptığı bütün cam işleri, biblolar, her şey bir müddet sonra çatlamaktadır. Esnaf ve halk tarafından ayıplanan çırak, bir yıl sonra iflas etmiş olarak ustasının yanına döner. Elini öper, ben ettim sen [...]

DİN EMNİYETİ İSLAM’IN GÜVENCESİNDEDİR

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’ a, onun ailesine ve ashabına olsun.

Din sözlükte, mesuliyet, itaat, ibadet, örf, adet, hüküm, sevgi, hesaplaşma gibi anlamları içermektedir. Tüm dinleri tanımlayacak olursak “Hayatın nasıl yaşanacağı hususunda benimsenen düşünce, inanç, ilke ve değerler toplamıdır.” Bu tarif belirtildiği üzere hak ve batıl dinleri gözetmeksizin yapılmıştır. Ancak Allah katında makbul olan dini şu şekilde tarif edebiliriz; “Allah tarafından konulan ve vazifelendirdiği peygamberler vasıtasıyla akıl sahibi insanlara tebliğ edilen, onlara dünya ve ahirette saadet yolarını gösteren hayat nizamıdır.”

İnsanın beş zaruri maslahatından biri olan din, ehemmiyeti açısından diğer zaruri etkenler olan can, akıl, ırz ve mal maslahatlarından daha önce gelmektedir. Bunun sebebi de dinin hayatın varoluş sebebi olmasındandır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ben cinleri ve insanları yalnız Bana kulluk etsinler diye yarattım.”[1]

Bununla beraber muhafazası elzem olan bu beş zaruret birbirini tamamlar mahiyettedir. Aslında hem dünyanın hem de ahiretin saadeti, bu zaruretlerin tahakkuku ile meydana [...]

YETİME KEFİL OLAN PEYGAMBER’E KOMŞU OLUR

Aile için babanın konumu binayı ayakta tutan sütun mesabesindedir. Varlığı ile yuvayı ayakta tuttuğu gibi onu tehlikelerden ve zarar verecek durumlardan da muhafaza eder. Toplumumuz ve sair toplumlarda ailenin reisliği babaya aittir. Zaten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem özellikle idarecilik makamına kadınların gelmemesi konusunda uyarılarda bulunmuştur.

Uhud savaşında sahabe hanımların başından geçen fedakârlık örnekleri oldukça dikkat çekicidir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabını defnettikten sonra atına bindi ve Müslümanlarla birlikte Medine’ye döndü. Hamne binti Cahş yolda ona rastladı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona  “Ey Hamne! Sabret mükâfatını Allah’tan bekle!” dedi. Hamne “Kim, ey Allah’ın Rasûlü?” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kardeşin Abdullah bin Cahş” dedi. Hamne istirca etti ve onun için mağfiret diledi. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona yine “Sabret ve mükâfatını Allah’tan bekle!” dedi.  Hamne de “Kim, ey Allah’ın Rasûlü?” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Dayın Hamza bin Abdulmuttalib” dedi. Hamne de “İnna lillahi [...]

DAVETİ ZAFERE GÖTÜREN ÖNEMLİ ETKEN: SABIR

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

“(Ey Muhammed!) Ulu-l Azm (azimet sahibi) peygamberlerin sabrettiği gibi sende sabret. Onlar için acele etme.” 1

Hayatın hangi alanı olursa olsun bir işe başlangıcın heyecan veren bir yönü vardır. Özellikle bu iş kişinin arzuladığı bir mevzuda olursa insanın şevki daha da artar. Fakat bir zaman geçtikten sonra bu istek azalır ve büyük hedeflere ulaşmak için girişilen işler sıradanlaşıverir.

Büyük kâr elde etmek gayesiyle açılan bir işyeri, dürüst çalışacağım temennileriyle girilen her iş, mutlu bir yuva kurmak için girişilen her evlilik, aileye yeni katılan her bebek, hâsılı hayatın farklı sahalarında yaşanan her başlangıç heyecan fırtınalarına vesile olur. Ancak belli bir zaman sonra insan sükun bulur ve bu heyecanlar yerini hayatın gerçekleri olan vazifelere bırakır. İşlerin organizesi, evlerin tanzimi çocukların yetiştirilmesi gibi pek çok uğraş tahammül ve sabırla belirli bir kıvama getirilebilir.

Allah yolunda davette sabırda davetin doğal bir neticesidir. Büyük [...]