MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA TAKVA’NIN ETKİSİ

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Raasulullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

İnsan dünyaya ilk gözlerini açtığı andan itibaren korunmaya muhtaçtır. Çünkü maddi ve manevi anlamda bir saldırıya muhatap olmaktadır. Onu maddi anlamda dünyaya geldiği anda bu saldırılardan koruyan en büyük etken anne rahminde belirli aşamada gelişme kaydedip mukavemet etme gücü kazanmasıdır. Şayet anne rahminde yeterli gelişme kaydedilmemişse yeni doğan yavruyu zor süreçler bekliyor demektir.

Doktorlar, bir bebeğin gelişmesinde ilk iki yıl anne sütü ile devam etmesinin çok elzem olduğunu belirtmişlerdir. Özellikle ilk altı ay sadece anne sütü kullanılmasını önemle vurgulamışlar, daha sonraki süreçte iki yıl tamamlanıncaya kadar bebeğin durumuna göre süt ile takviye edilmiş yiyecekler tavsiye etmişlerdir. Yine bu aşamalara riayet edilmemesinin insan ömrünün ilerleyen yıllarında olumsuz etkilerinin görüleceğini belirtmişlerdir.

 Manen saldırıya uğramaya gelince… Bu uzun bir düşmanlık serüveninin tezahürüdür. Âdem aleyhisselam’a secde etmekle emredilen melekler arasında İblis’in, verilen görevi yerine getirmemesi bu düşmanlığın başlangıcını oluşturmaktadır. Dünyaya gelen [...]

DÜNYA ve AHİRET HÜSRANI; NİFAK

Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam, Rasûlullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

Kavurucu sıcak altında çalışan bir insan düşünün. İstirahat saatinde kendisine sunulan bir bardak suyu, nasıl iştahlı içeceğini tahmin edebilirsiniz. Bu durumdaki bir kişiye takdim edilen berrak görünümlü suyun içine tuz karıştırıldığını düşünecek olursak ne kadar vahim bir tablonun ortaya çıkacağını az çok zihnimizde canlandırabiliriz.

İslam temiz bir toplum kurmayı hedefler. Bu toplumun fertleri birbirine bir binanın taşları gibi kenetlenmiş olmalıdır. İslam’ı dava edinip tüm hareketlerini onun emirleri çerçevesinde düzenlemelidir. Dış görünüşü güzel,içi bozuk portakal misali fertler, İslam cemiyetinde benimsenemediği gibi zararlarının da büyük olacağı gözden kaçmamalıdır. Bakara Sûresi’nin başında mümin, kâfir ve münafıkların özelliklerinden bahseden ayet-i kerimelerin, bilhassa münafıkların hallerini tafsilatlandırması ve onların durumunu diğer iki gruptan daha fazla işlemesi onların tehlikelerinin büyüklüğüne delalet eder. Zira tarihimiz, bu fertlerin verdiği zararların hangi boyutlara ulaştığı noktasında oldukça fazla örnek barındırmaktadır.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem döneminde en ağır [...]

KUR’ÂN’IN MUHAFIZI OLMAK

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

İslam dinini diğer dinlerden ayıran en önemli özelliklerin başında kuşkusuz kaynağının sağlamlığı gelmektedir. Daha önceki semavi dinler kaynaklarının bozulup tahrif edilmesi vesilesiyle ilk şeklini kaybetmiş kendi içinde dahi tezatlarla dolmuştur. Din adına gönderildiği kesin olan kitaplar eğer isimleri Kur’an-ı Kerim’de geçmemiş olsaydı, her Müslüman’ın inkâr etmesi dinin zaruretinden olan bilgiler içermektedir.

Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’in korunmasını üzerine almış ve daha önceki kitapların maruz kaldığı tahrifattan onu muhafaza etmiştir. “Şüphesiz ki zikri (Kuran’ı) Biz indirdik Biz. Onun koruyucuları da mutlaka Biziz.”(Hicr, 9) Yüce kitabımız bu özelliği ile kıyamete kadar devam edecek olan bir hidayet rehberidir. Zira onu okuyan, tefekkür eden, anlamaya çalışan onun sanki bugün iniyormuşçasına taze olan atmosferini hissedecektir.

Kur’an’ın bu şekliyle tahrifattan korunması, hidayet rehberi olması ve diriliğini devam ettirmesi için elbette Allah Teâlâ’nın ‘’ol’’ demesi yeterli olabilirdi. Yüce Rabbimiz onun fonksiyonunu sürdürmesi için başka vesilelerde [...]

İLİM TALEBESİNİN SERMAYESİ VAKİT

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

Size, düşünecek kimsenin düşüneceği kadar ömür vermedik mi? (Fatır, 37)

Her şey ehli nazarında kıymetlidir. Belki ehlinin o şeye atfettiği kıymet başkaları tarafından tam anlaşılamayabilir veya tuhaf karşılanabilir. Bir tüccarın sermayesine değer verip onu muhafaza etmesi, artırmaya çalışması, bir meslek erbabının mesleğini icra ederken müşterisini memnun edip işini iyi yapması, öğretmenin öğrencisine iyi öğretmek için çok çalışması ve değişik yöntemler kullanarak öğretmesi, öğrencinin verilen ödevi iyi çalışması…

Ancak bir gerçek var ki insan sahip olduğu her şeyde zamana ve onu iyi kullanmaya muhtaçtır. Hayata hangi alanda tutunursa tutunsun mutlaka zaman kavramı ile karşı karşıya gelecektir çünkü hayat zamandan ibarettir. Onu ancak iyi kullananlar hem kendi hayatlarına hem de muhatap oldukları kişilerin hayatlarına tesir edebilirler. Kur’an’ı Kerim de herhangi bir şeye ol demesiyle bu şeyin olacağına dikkatlerimizi çeken Allah Teâlâ, göklerin ve yerin yaratılışını belli bir zamana yayarak [...]

Kurban Allah’a Yaklaşmaktır

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, O’nun ailesine ve ashabına olsun.

“Biz, kurbanlık develeri de sizin için Allah’ın nişanelerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır.” (Hacc, 36) 

Toplumların günlük hayatlarında onların inançlarına dair emareler bulmak zor değildir. Çünkü ameller inancın bir yansımasıdır. Testideki çatlak ancak o testinin içindeki maddeyi sızdırılabilir.

İslam’ın da iman esaslarını dışa yansıtan önemli şiarları vardır. Bu şiarlar halkı Müslüman olmayan coğrafyalarda yaşayan Müslümanlar tarafından daha iyi anlaşılır ve özlem duyulur. Oysa İslami bazı amellerin yaşatıldığı toplumlar bu amellerin değerinin farkına bile varamazlar. Her gün beş vakit ezan dinlemek, cemaat ile namaz kılmak, insanların istifadesine sunulan vakıf ve hayratlar, kurban kesmek ve daha nice İslam’ın tezahürü olan amel ve müesseseler aslında yaşatıldıkları topluma hayat verirler.

Bu önemli şiarlardan biri olan kurban kesmek kulun Allah’a yaklaşması, toplumların birbirine kaynaşması ve yardımlaşma ruhunun yayılması gibi çok önemli manalar ihtiva etmektedir. Kelime manası olarak “yaklaşmak” anlamına gelen kurban: “Allah’a [...]

Gelmesi Gereken En Şerli Kişi: Deccâl

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, O’nun ailesine ve ashabına olsun.

“Tuzaklarını Allah bilip dururken onlar tuzaklarını kurmaya devam ettiler. Oysa onların tuzaklarıyla dağlar yıkılıp yok olacak değildi.” (İbrahim, 46)

Bu ayeti kerimede kastedilen asıl mana; ”Onların tuzakları dağları yerinden sökecek kadar güçlü olsa dahi Allah’ın o tuzakları biliyor olmasıdır.”

İslam ümmeti ile küfür ehli arasındaki en bariz farklardan biri, Müslümanların hedeflerinin ve o hedeflere ulaştıran metotlarının açık olmasıyla beraber kâfirlerin bu konuda çok gizli hesaplar yapmalarıdır. Örnek olarak Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Konstantiniyye ve Roma’nın Müslümanlarca fethedileceğini söylemesi, bu iki merkezin küfrün kaleleri olması sebebiyle hedefe alınmasıdır. Efendimiz bu müjdeyi henüz İslam, Arap Yarımadasında bir meçhul iken vermişti.

Diğer taraftan yüzbinlerce kişiden oluşan pek çok sayıda haçlı ordusu oluşturarak, dönemin bazı işbirlikçi Müslüman(!) yönetimlerinin de desteğiyle İslam toplumunu yok etmeyi hedefleyen batı, hiçbir zaman gerçek gayesini belirtme cesareti gösterememiştir. Asıl hedefleri olan “İslâm’ı ortadan kaldırma” sürekli gizlenmiştir.

 Bin [...]