DAVETİ ZAFERE GÖTÜREN ÖNEMLİ ETKEN: SABIR

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

“(Ey Muhammed!) Ulu-l Azm (azimet sahibi) peygamberlerin sabrettiği gibi sende sabret. Onlar için acele etme.” 1

Hayatın hangi alanı olursa olsun bir işe başlangıcın heyecan veren bir yönü vardır. Özellikle bu iş kişinin arzuladığı bir mevzuda olursa insanın şevki daha da artar. Fakat bir zaman geçtikten sonra bu istek azalır ve büyük hedeflere ulaşmak için girişilen işler sıradanlaşıverir.

Büyük kâr elde etmek gayesiyle açılan bir işyeri, dürüst çalışacağım temennileriyle girilen her iş, mutlu bir yuva kurmak için girişilen her evlilik, aileye yeni katılan her bebek, hâsılı hayatın farklı sahalarında yaşanan her başlangıç heyecan fırtınalarına vesile olur. Ancak belli bir zaman sonra insan sükun bulur ve bu heyecanlar yerini hayatın gerçekleri olan vazifelere bırakır. İşlerin organizesi, evlerin tanzimi çocukların yetiştirilmesi gibi pek çok uğraş tahammül ve sabırla belirli bir kıvama getirilebilir.

Allah yolunda davette sabırda davetin doğal bir neticesidir. Büyük [...]

MESCİDLERE DEVAM EDEN KİMSE

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.
Dinimizin en fazla önem verdiği hususlardan biri de toplu halde hareket edecek cemiyetler inşa etmektir. Birbirine sımsıkı sarılan, hakkı hak, batılı batıl bilen, tek el şeklinde hareket eden bir cemiyet, içinde meydana gelebilecek muhtemel ifsatları engelleyebileceği gibi hayır babından çok yüksek zirvelere de tırmanabilir. Müslümanların tarihinde beraber hareket edildiği zaman elde edilen kazanımlar bu gerçeği tasdik etmek için kâfidir.
Dinimizin, cemaat olma ve tüm mü’minlerin beraber hareket etmekle kurtuluşa ereceğini beyan etmesi, sadece bu konudaki emirlerle ve ayrılığın vahim sonuçları olduğu ile sınırlı kalmamıştır. Öyle ki dinin temel ibadetlerinden olan hac ve namaz mü’minleri bir arada toplamış ve İslâm kardeşliğini sağlam bir şekilde pekiştirmiştir.
Hiç şüphesiz her dönemde Müslümanların kalplerinde tereddüt etmeden bir araya geldikleri yerler mescitlerdir. Çünkü bu mübârek mekânlar içlerinde çeşitli ibadetlerle Allah’ın isminin yüceltilmesi sebebiyle tüm inananların ortak değeridir.
İslâm davetinin [...]

ZEKÂT VERMEMENİN DÜNYADAKİ SONUÇLARI

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a onun ailesine ve ashabına olsun.

Zekât, İslam’ın en kuvvetli temellerinden biridir. Dinin direği olarak vasıflandırılan namazın zikredildiği her ayette zekâtın da zikredildiğine müşahede etmekteyiz. Öyle ki bu birliktelik namaz ile zekâtın arasının ayrılmayacağının en kati bir beyan etmektedir.

Meşhur Cibril hadisinde Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize İslam’ın esasları sorulduğunda kelimeyi şahadet ve namazdan sonra zekâtı üçüncü sırada saymıştır. Buhari ve Müslim’in üzerinde ittifak ettikleri hadisi şerifte Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İslam beş temel üzere bina edilmiştir, Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehadet getirmek, namaz kılmak, zekât vermek, ramazan orucunu tutmak ve güç yetiren kişinin beyt’i hac etmesi.”

İslam tarihinde zekâtın çok ayrı yeri vardır. Zira İslam’ı temelinden sarsmak isteyenler ilk olarak bununla işe girişirler. Eğer zekâtı her ayette kendisinden önce zikredilen namazdan ayırmaya başarsalardı elbette onu İslam’ın temellerinden ayıracaklardı. Bu sebeple zekâtı sadece Rasûlullah sallallahu [...]

MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA TAKVA’NIN ETKİSİ

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Raasulullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

İnsan dünyaya ilk gözlerini açtığı andan itibaren korunmaya muhtaçtır. Çünkü maddi ve manevi anlamda bir saldırıya muhatap olmaktadır. Onu maddi anlamda dünyaya geldiği anda bu saldırılardan koruyan en büyük etken anne rahminde belirli aşamada gelişme kaydedip mukavemet etme gücü kazanmasıdır. Şayet anne rahminde yeterli gelişme kaydedilmemişse yeni doğan yavruyu zor süreçler bekliyor demektir.

Doktorlar, bir bebeğin gelişmesinde ilk iki yıl anne sütü ile devam etmesinin çok elzem olduğunu belirtmişlerdir. Özellikle ilk altı ay sadece anne sütü kullanılmasını önemle vurgulamışlar, daha sonraki süreçte iki yıl tamamlanıncaya kadar bebeğin durumuna göre süt ile takviye edilmiş yiyecekler tavsiye etmişlerdir. Yine bu aşamalara riayet edilmemesinin insan ömrünün ilerleyen yıllarında olumsuz etkilerinin görüleceğini belirtmişlerdir.

 Manen saldırıya uğramaya gelince… Bu uzun bir düşmanlık serüveninin tezahürüdür. Âdem aleyhisselam’a secde etmekle emredilen melekler arasında İblis’in, verilen görevi yerine getirmemesi bu düşmanlığın başlangıcını oluşturmaktadır. Dünyaya gelen [...]

DÜNYA ve AHİRET HÜSRANI; NİFAK

Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam, Rasûlullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

Kavurucu sıcak altında çalışan bir insan düşünün. İstirahat saatinde kendisine sunulan bir bardak suyu, nasıl iştahlı içeceğini tahmin edebilirsiniz. Bu durumdaki bir kişiye takdim edilen berrak görünümlü suyun içine tuz karıştırıldığını düşünecek olursak ne kadar vahim bir tablonun ortaya çıkacağını az çok zihnimizde canlandırabiliriz.

İslam temiz bir toplum kurmayı hedefler. Bu toplumun fertleri birbirine bir binanın taşları gibi kenetlenmiş olmalıdır. İslam’ı dava edinip tüm hareketlerini onun emirleri çerçevesinde düzenlemelidir. Dış görünüşü güzel,içi bozuk portakal misali fertler, İslam cemiyetinde benimsenemediği gibi zararlarının da büyük olacağı gözden kaçmamalıdır. Bakara Sûresi’nin başında mümin, kâfir ve münafıkların özelliklerinden bahseden ayet-i kerimelerin, bilhassa münafıkların hallerini tafsilatlandırması ve onların durumunu diğer iki gruptan daha fazla işlemesi onların tehlikelerinin büyüklüğüne delalet eder. Zira tarihimiz, bu fertlerin verdiği zararların hangi boyutlara ulaştığı noktasında oldukça fazla örnek barındırmaktadır.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem döneminde en ağır [...]

KUR’ÂN’IN MUHAFIZI OLMAK

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

İslam dinini diğer dinlerden ayıran en önemli özelliklerin başında kuşkusuz kaynağının sağlamlığı gelmektedir. Daha önceki semavi dinler kaynaklarının bozulup tahrif edilmesi vesilesiyle ilk şeklini kaybetmiş kendi içinde dahi tezatlarla dolmuştur. Din adına gönderildiği kesin olan kitaplar eğer isimleri Kur’an-ı Kerim’de geçmemiş olsaydı, her Müslüman’ın inkâr etmesi dinin zaruretinden olan bilgiler içermektedir.

Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’in korunmasını üzerine almış ve daha önceki kitapların maruz kaldığı tahrifattan onu muhafaza etmiştir. “Şüphesiz ki zikri (Kuran’ı) Biz indirdik Biz. Onun koruyucuları da mutlaka Biziz.”(Hicr, 9) Yüce kitabımız bu özelliği ile kıyamete kadar devam edecek olan bir hidayet rehberidir. Zira onu okuyan, tefekkür eden, anlamaya çalışan onun sanki bugün iniyormuşçasına taze olan atmosferini hissedecektir.

Kur’an’ın bu şekliyle tahrifattan korunması, hidayet rehberi olması ve diriliğini devam ettirmesi için elbette Allah Teâlâ’nın ‘’ol’’ demesi yeterli olabilirdi. Yüce Rabbimiz onun fonksiyonunu sürdürmesi için başka vesilelerde [...]