• Çalışma Yüzeyi 7
    Permalink Gallery

    DERDİ AHİRET OLANIN HER İŞİ ÂSÂN OLUR “DERDİ DÜNYA OLANIN DÜNYA KADAR DERDİ OLUR

DERDİ AHİRET OLANIN HER İŞİ ÂSÂN OLUR “DERDİ DÜNYA OLANIN DÜNYA KADAR DERDİ OLUR

Âlemlere rahmet olarak gönderilen son Nebî’nin emr-i bi’l-ma’rûf nehy-i ῾ani’l-münker müessesesiyle diğer ümmetler içerisinde özel bir konumda değerlendirilen ümmetinin en bariz vasıflarından biri, her eylem ve söyleminden sorguya çekilecek, hesap verecek bilinciyle hareket etmesidir. Görülen yanlışa fıkhına uygun müdahale etme, sahip olunan veya bilinen erdeme başkalarını da ortak etme, bu bilincin bir gereği olduğu gibi en hayırlı ümmet olmanın da temel şartıdır. Ümmet, Hz. Musa’nın dinini suiistimal edip kendilerini mutlak manada en üstün kabul eden Yahudi zihniyeti gibi değil, iyiliklere teşvik etme, kötülüklerden sakındırma sorumluluğunu yerine getirdiğinde bu ulvi makama layık olduğunu bilmelidir. Mutlak üstünlük inancına sahip olan Yahudilerin bahse konu müesseseyi ihmal ettiğinde Allah’ın rahmetinden mahrum bırakıldığı ayetlere konu olmuş, bu durum kendi peygamberlerinin ifadeleri ile lanete yaraşır bir durum olarak nitelendirilmiştir.

Günümüzde insan türevi hukuk normlarının tebcil edilip yüceltildiği ve müslümanlar arasında gelinlik giydirilip acuze-i şemta misali dolaştırıldığı, “kişisel haklar, temel hürriyetler, özgürlük” sloganlarına bizi hayırlı ümmet kılan [...]

DİNİ DERT (İMAN) MİLLİ DERT (?)

Câbir b. Abdullah radıyallahu anhu anlatıyor: “Biz bir gazvedeyken muhacirlerden bir adam, ensardan bir adama (arka kısmına) vurdu. Ensardan olan “Yetişin ey Ensar!” diye bağırdı. Muhacirden olan ise “Yetişin ey Muhacirler!” diye imdat istedi. Bunu işiten Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Bu ne hal, cahiliye davası mı (güdüyorsunuz)?” diye sordu. Orada bulunanlar “Muhacirlerden bir adam, ensardan bir adama vurdu. Ensardan olan “Yetişin ey ensar!”, Muhacir olan da “Yetişin ey Muhacirler!” diye seslendi. (Sesler bundan dolayıydı) dediler. Bunun üzerine Resul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem “Bu ifadeleri bırakın. Çünkü o, iğrenç bir şeydir» buyurdu. (1)

Yüce Allah, kim neyi dert edinmek isterse o derdi nasip eder kuluna. Dünya denilen imtihan diyarında da dert edinilecek birçok konu bulunmaktadır. Hayata İslam dininin emirleri doğrultusunda bakmakla mükellef olan müslümanlara göre her zamanın ve zeminin en mühim derdi iman derdidir. Hayat boyunca karşılaşılabilecek bütün dertler bir şekilde nihayete erecekken iman derdinin sebep olduğu durumlar sonsuz [...]

  • sabri
    Permalink Gallery

    İLİMSİZ KÂDILIK YAPMA ÇABALARININ NİHÂİ NOKTASI: ÇÖMEZ HARİCİLİK

İLİMSİZ KÂDILIK YAPMA ÇABALARININ NİHÂİ NOKTASI: ÇÖMEZ HARİCİLİK

Bütün düşünce sistemleri, inançlar, ülkeler, grup adı verilebilecek irili ufaklı tüm yapılar, dışarıdan yapılan saldırı ve taarruzlara karşı birlik olmaya, beraber hareket etmeye çalışır ve gayret gösterirler. Zira müdahalenin dışarıdan olduğu bilinince her fert durması gereken konumu bilir ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye çalışır. Bahse mevzu olan müdahale içten ve sinsice yahut bilinçsizce yapıldığında ise bir kargaşa ve anlaşmazlık söz konusu olur ve bünye içersinde sarsıntılar, çalkalanmalar meydana gelir. Zira renk siyah veya beyaz değil gri gibi durmaktadır. İç çekişmeler dünya tarihi boyunca hangi sistem ve düşünce yapısında tezahür etmişse az yâda çok güç kaybına veya tamamen yok olmaya sebebiyet vermiştir. Yeri ve zamanı değilken yapılan efor harcamaları, güce ihtiyaç duyulduğunda zafiyet olarak karşılaşılabilecek en doğal haldir.

Tarih boyunca çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kalmış olan İslam ümmetinin yakasını bırakmayan problemlerinden bir tanesi de; kendi bünyesinde iç çekişme ve çatışma çıkarmak isteyen, dini kendi tekelinde bir olguymuş gibi değerlendirerek kendi [...]

HİÇBİR GÜNAH KARŞILIKSIZ KALMAZ HER BELADA CEZA OLMAZ

Başımıza gelen musibet ve sıkıntıların işlediğimiz kabahatler, günahlar ve cürümler sebebiyle olduğunu düşünürüz. Elbette ki, bu konuda haklı olduğumuzu ortaya koyacak birçok dini referans mevcuttur.

Geçmiş ümmetlerin akıbetlerinin belirtildiği ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde, onların ibretlik hallerinin gerekçesinin işledikleri günahlar ve zulümler olarak belirtilmesi, bu konuya delil olması bakımından önemlidir. “Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir…” (Şûrâ, 30)

Zalimin yaptığı elbette yanına kâr kalmayacak ve zalimler er-geç yaptıklarının hesabını verecek ve karşılığını göreceklerdir. Zira esma-i hüsnâsına inandığımız Rabbimiz, zalimlerin yaptıklarından asla habersiz değildir. Kendisinin bildiği hikmetler ve gerekçelerden ötürü onları, gözlerin dehşetle bakakalacağı güne kadar tehir etmektedir. (Bkz. İbrahim Suresi 42)

“Sünnetullah”, yeryüzünde günah irtikâp edenlerin ve ilahi emirlere karşı isyan edenlerin hemen cezalandırılması şeklinde tezahür etmekten çok vazgeçip tövbe etmeleri için süre tanınması şeklinde gerçekleşmektedir. Zira Allah, kullarını işledikleri günahlardan dolayı hemen cezalandırmamakta, onları belli bir vadeye kadar ertelemektedir. “Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları (hemen) [...]

  • sabri
    Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN ONURUNU ÇIKARLARINA BASAMAK YAPANLAR İLAHİ GAZABA DÜNYADA DUÇAR OLURLAR

MÜSLÜMANLARIN ONURUNU ÇIKARLARINA BASAMAK YAPANLAR İLAHİ GAZABA DÜNYADA DUÇAR OLURLAR

Bir müslümanın en yüce gayesi kendisini yaratan Rabbini razı etmek, O’nun hoşnutluğunu kazanmaktır. Bu yüce gaye, hiçbir beşerin tahayyül edemeyeceği cennet nimetlerinden daha ulvi bir makam olarak zikredilmiştir Ku’an-ı Kerim’de. (Bkz. Tevbe Suresi 72) “Allah’ın yardımını imdat edecek seviye”ye gelen nice neferler, bahse mevzu hedefin gerçekleşmesi için her türlü zahmet ve zorluğa katlanmayı bir kulluk vazifesi olarak addetmişlerdir. “Allah’ın rızası” diye ifade edilen gayeye ulaşmak için birçok vesile sayılabilirse de en yalın ve öz hali ile “hayatı O’nun istediği gibi şekillendirme ve sürdürme” bu hedefin şüphe götürmez temel esasıdır. Hayatın hangi alanı olursa olsun O’nun buyruklarına ittiba etmeden veya bu endişeyi taşımadan rıza-i Bârî’ye ulaşabileceğini düşünmek izahı zor bir aldanmışlık ve gaflet olmalıdır.

Rabbimizin rızasına ulaşmak nasıl yüce bir gaye ve hedef ise O’nun gazabına duçar olmak da o denli tehlikeli ve korkunçtur. Bu korkunç durumun endişesi kimilerinin canına mal olurken kimilerini de gece uykusuz bırakmıştır. Türlü işkence, dayatma ve [...]

  • sabri
    Permalink Gallery

    HER ALANDA İLAHİ MURAKABE ŞUURU YÂDA 140 KARAKTERE CEHENNEM SIĞDIRMAK

HER ALANDA İLAHİ MURAKABE ŞUURU YÂDA 140 KARAKTERE CEHENNEM SIĞDIRMAK

İnsan söz konusu olduğunda hata ve yanlışa düşme kaçınılmaz olur. Kimi zaman bu durum toplumsal bir eylem hüviyeti kazanır ve toplum genel olarak hata işlemeye başlar. Bu hal bazen öyle içselleştirilir ki toplumlar tarafından, bir zaman sonra yok oluşunun sebebi sayılacak eylemler, zamanla iyice benimsenir ve varlık sebebi olarak addedilmeye başlanır. İlahi düsturlardan uzak olan her toplumun bir şekilde karşı karşıya kaldığı bu durum, bazı kavimlerin şahsında müslümanlara ibret olarak anlatılmış ve hatayı hayat tarzı yapmalarının korkunç neticeleri, başlarına gelen felaketlere dikkat çekilerek izah edilmiştir.

İnsanın sorumsuzca dilediği gibi hayat sürebileceği bir yer olmayan dünya, mesuliyet sahibi Âdemoğlunun başıboş bırakılmayacağı bir imtihan yeridir. Kurallar, mevcudatın sahibi ve yaratıcısı Allah azze ve celle tarafından tayin edilmiş olup bunun neticesinde ceza veya mükâfat denilen sonuçlar belirlenmiştir. Rabbimiz, bu dünyayı kendisini hiç sayan nasipsiz güruhların dilediği gibi at sürebileceği bir yer olarak yaratmamıştır. Kullarına karşı zulmedecek de değildir O. Yanlışa düştüklerinde kendilerini [...]