HAYATIN FARKLI KARELERİNDEN SABIR TABLOLARI

Sabrı engin ve çok büyük olan yüce Allah’a hamd ederim. Yüce Allah bir şeye “ol” demesi ile herşey meydana gelmesine rağmen, yerleri, gökleri ve içindekileri altı günde yaratması ile kullarına işlerinde sabırla hareket etmelerini göstermiştir. İnsanı bir anda olgun ve dolgun bir halde yaratma kuvvet ve kudretine sahip olmasına rağmen belli bir süre anne karnında tutup sonra dünyaya gelmesini murad etmiştir.

Yüce Mevla bütün işlerini sabır ahengi üzerine yürütülmektedir. Güneş; milyonlarca senedir sabırla doğup batmaktadır. Bütün gezegenler ve kâinat sabır ekseni etrafında yollarına devam etmektedir.

Müşriklerin bütün işkence, zulüm, baskı ve dayatmalarına rağmen yoluna sabırla devam eden Peygamber efendimize; ailesine, ashabına ve kıyamete kadar sabır ve sebat üzerine onlara tabi olan müminlere salat ve selam olsun.

Sabır; Allah’a giden yolcunun enerji ve azığıdır. Sabır olmadan hiçbir yol aşılmadığı gibi herhangi bir menzilede varılmaz. Sabır; ayağı sürçmeyen bir binek, karanlıklarda adeta bir ışıktır. Sahih bir hadisi şerifte peygamberimiz şöyle der; “Kişiye [...]

EY DEĞERLİ VE SEVGİLİ OĞUL!

Lokman Hekim’in oğluna şöyle bir öğüt verdiği rivayet edilmiştir: “Ey oğlum! Seher vakitlerinde uyuyarak, öten horozu kendinden akıllı kılmayasın.”

Süfyan-ı Sevri Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun dedi ki: “Yüce Allah, seher vakti eserek yapılan zikir ve tövbeleri kendisine ileten bir rüzgâr yaratmıştır. Gecenin ilk saatleri olunca Arş’ın altından bir çağırıcı şöyle seslenir: ‘Ey ibadet edecek olanlar! Kalkın. Onlar da kalkar, Allah’ın izin verdiği kadar namaz kılarlar.’ Sonra gece yarısı olunca başka bir çağırıcı yine seslenir: ‘Ey namaz kılıp dua edecek olanlar! Uyanın. Bu kimseler de uyanır seher vaktine kadar namaz kılar ve dua ederler.’ Seher vakti olunca yine bir çağırıcı seslenir: ‘Ey Allah’tan af talep edecek olanlar! Kalkın. Onlar da kalkarlar, Allah’tan af talebinde bulunurlar.’ Güneş doğduğunda ise yine bir çağırıcı şöyle seslenir: “Ey gafiller! Uyanın. Gafiller de mezarlarından kalkan sersem ölüler gibi yataklarından öylece kalkarlar.“

Ey Oğul!

“Gecenin bir kısmında da uyanarak sana özel fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı [...]

EY DEĞERLİ VE SEVGİLİ OĞUL (1)

Allah, O’nun emrine uymanı sürekli kılsın ve seni sevdiklerinin yolundan gidenlerden eylesin.

Bil ki, asıl nasihatler ancak peygamberlik kaynağından gelendir. Sana o kaynaktan bir nasihat ulaşmışsa eğer, benim nasihatlerimin sana ne faydası olabilir ki? Eğer bunca yıldır o kaynaktan herhangi bir nasihat elde edememişsen, o halde söyle bakalım, yıllardır ilim tahsili için didinip durmanın ne anlamı var?

Ey Oğul!

Nasihat vermek kolay, zor olan, onları kabul etmektir. Çünkü nasihati kabul etmek, nefsine uymuş kişilere tatsız gelir. Zaten günahlar onların kalplerine daha sevimli gelmektedir. Nasihatleri kabul etmek, sadece egolarını tatmin ve dünyevi çıkar elde etmekle meşgul olan bu gibi kuru bilgi taliplerine çok zor gelir.

Rivayet edildiğine göre ölümünden sonra Cüneyd el-Bağdadi (ra) birinin rüyasına girer. Rüyayı gören kişi, “Ya Eba’l Kasım, neyle karşılaştın? Ne gördün? Bize anlat.” diye ona sorduğunda Cüneyd el-Bağdadi “Bütün o süslü konuşma ve imalarımız uçuşup yok oldu. Geriye, fayda göreceğimiz şey olarak sadece geceleri kıldığımız birkaç rekât namaz kaldı.” [...]

ARAPÇA ÖĞRENMENİN İSLAM’DAKİ ÖNEMİ

Bizleri en güzel şekilde yaratan ve kulluğuyla şereflendiren yüce Allah’a hamd, âlemlere rahmet olarak gönderdiği Resul’üne salât ve selâm olsun.
Dil insan hayatı için önemlidir, çünkü insan ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz ve mutlaka, başkalarından yardım alarak çeşitli ihtiyaçlarını giderir. Yiyecek, giyecek, mesken, güvenlik gibi tüm ihtiyaçlarını başkalarıyla dayanışma ve iletişim halinde karşılar. Bu sebepten dolayı insanın, başka insanlarla iletişim kurma gerekliliği ortaya çıkar ki bu iletişim aracıda dildir. Dolayısıyla herhangi bir dili öğrenmek, o dili bilen insanlarla iletişim kurabilmek demektir. O nedenle “Bir lisan, bir insan” sözü manidardır.
Ancak dil yalnızca bir iletişim aracı değildir. Aynı zamanda bir toplumun kültürünü, inancını, yaşam tarzını, hayat anlayışını ve düşünüş biçimini taşıma aracıdır. Örneğin; Japoncayı bilmek Japon kültürünü bilmeyi, bir Japon gibi düşünebilmeyi, Japon yaşam tarzını kavramayı gerektirir.
Daha da ötesi dil günümüzün modern dünyasında ciddi bir politik araç olarak kullanılmaktadır. Özellikle büyük devletler kendi dillerini yaymak, başka ülkelerdeki gençleri kendi ülkelerine [...]

KUDÜS FATİH’İ SELAHADDİN EYYUBİ

Tarih, dışarıdan göründüğü kadar masum ve tarafsız bir ilim dalı olmamakla birlikte, insanların en çok ilgisini çeken disiplinler arasında yer almaya devam etmektedir; çünkü insanoğlunun, geçmiş örnekleri araştırarak içinde bulunmuş olduğu durumu anlamaya çalışması, istikbaline ait daha tutarlı planlar yapması, doğal ve aydınlatıcı olduğu kadar, eğlendirici ve merak gidericidir. Biyografiler ise tarihin en çok izlenen, en fazla zevk duyulan bölümlerini oluşturmaktadır. Hele bu hayat hikâyesi farklı kavmiyetlerin kendisine sahip çıktığı, dostları ve sevenleri bir yana, düşmanlarının bile takdir ettiği bir şahsiyete ait ise, daha çok dikkat ve ilgiye mazhar olacağı açıktır. Diğer yandan Selâhaddin Eyyubi’nin hayatı askeri ve siyasi yönleri ile olduğu kadar, dini ve ahlaki taraflarıyla da bize örnek olabilecek zengin bir birikim sunmaktadır.
Dünya tarihinde haklı bir şöhret kazanan ve örnek bir sultan olarak gösterilen Selâhaddîn-i Eyyûbî, İslâm tarihinin en tanınmış kahramanlarından biridir. Mehmed Akif Ersoy onu “Şark’ın en sevgili sultanı”, Fransız tarihçisi Champdor “İslâm’ın en saf kahramanı” [...]

  • Hüseyin-Kalender
    Permalink Gallery

    GEMİLERİ YAKTIRAN ENDÜLÜS FATİH’İ: TARIK BİN ZİYAD

GEMİLERİ YAKTIRAN ENDÜLÜS FATİH’İ: TARIK BİN ZİYAD

DOĞUMU VE NESEBİ:
Tarık b. Ziyad yaklaşık olarak hicretin 50 (670) yılında doğdu. Berberi asıllı Nefzâ ve ya Zenata kabilesine mensuptu. Berberiler batı Afrika’da yaşayan göçebe bir topluluktur. Kökleri Orta Asya’ya uzanan bu topluluk, Emevi Müslümanlarının buralara yayılmaları sonucunda Müslüman olmuştur. O dönemde Kuzey Afrika valisi Musâb b. Nusayr idi. Tarık b. Ziyad üstün meziyetlerinden dolayı valinin dikkatini çekti. Mus’ab b. Nusayr Avrupa’ya yayılmak için Berberi askerlerden oluşan bir ordu hazırlaması için azatlık kölesi Tarık b. Ziyad’ı görevlendirir.Tarık b. Ziyad bu görevi üstlendiğinde takribi olarak daha yaşı 30’a ulaşmamıştı. Tarık b. Ziyad 12.000 kişilik ordu hazırlayıp karşı sahildeki bir dağa ulaştı. Oraya Cebel-i Tarık (Tarık Dağı) adını verdi. Çünkü o dağ şanlı İslam adalarının mücahidlerini konaklayan ilk dağ olmuştur. O dağ tarihe yön verecek olan insanları ağırlamıştı. Bu tarihten sonra burada yer alan boğazın ismi de Cebel-i Tarık boğazı olarak tarihe geçti. O dönemlerde o bölgede kökenleri Cermen ırkına [...]