HÂKİMİYET VE KANUN KOYMA

Egemenlik ile kanun koyma yetkisi arasında büyük bir bağlantı bulunmaktadır. Herhangi bir ülkeye veya bölgeye hâkim olduğu kabul edilen güç, oranın hayat sistemini belirler ve bu sistem de yasa olarak kabul edilir.
Cahili topluluklarda, hâkimiyetin insanlara ait olduğu düşüncesi egemen olduğundan, kişilerin yaşam sistemlerini belirleyen kanunları, ya bir diktatör tağut veya halkın temsilcileri sayılan parlamenter tağutlar tayin ederler.
İslâm’da ise, kanun koyma yetkisi, sadece Allah-u Teâlâ’ya aittir. Çünkü İslâm hukuku dini bir hukuktur. İlahi vahye dayanır. Bu dine göre Hâkimiyet (egemenlik) kayıtsız şartsız Allah’ındır. Egemenlik Allah’ın dışında herhangi bir yaratığa ne tümüyle, ne de bölünerek kısmen devredilemez.
Bu husus İslâm’da ittifak konusudur. Bütün müslümanlar, gerçekte hâkimiyetin yalnız Allah’a ait olduğu ve Allah’ın dışında herhangi bir aciz yaratığın Allah’a has olan bu sıfata sahip olmadığı, bu itibarla kanun koyma yetkisinin de yalnız Allah’a ait olduğu hususunda icma etmişlerdir.
Bu mesele Kur’an’da açık ve net bir şekilde zikredilmektedir. Konuları veciz [...]

Kur’an’ın Gölgesinde: Tefsir Dersleri

FATİHA SÛRESİ
Fatiha Sûresinin Fazileti
1- Ebu Said el-Mualla radıyallahu anh şöyle rivayet etmektedir: “Namaz kılıyordum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem beni çağırdı. Fakat namazımı bitirinceye kadar cevap vermedim ve bitirince yanına gittim. Bana, ‘Yanıma gelmekten seni ne alıkoydu?’ diye sordu. ‘Namaz kılıyordum’ dedim. Bunun üzerine; ‘Allah Teâlâ: Ey iman edenler! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasulüne uyun, buyurmuyor mu?’ dedi. Ardından: ‘Mescid’den çıkmadan önce Kuran’daki en büyük sûreyi sana öğreteceğim.’ dedi ve elimi tuttu. Mescidden çıkacağı sırada: ‘Ya Rasulallah! Sana Kuran’daki en büyük sûreyi öğreteceğim demiştin’ dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Evet. O, Elhamdulillâhi Rabbi’l âlemin’dir. O, tekrarlanan yedi ve bana verilen Yüce Kuran’dır.” buyurdu. (Buhari; 4474, 4703-Ahmed b.Hanbel; 3/211)
2- Ebu Hureyre radıyallahu anh, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem‘den şöyle rivayet etmiştir: “Kim namaz kılarda onda Ümmül Kuran’ı okumazsa, o namaz noksandır, tam değildir. Bunu üç defa tekrarladı. Bunun üzerine Ebu Hureyre’ye, ‘Biz imamın [...]

• Tefsir Dersleri • TEFSİRE GİRİŞ

Kur’an, Allahu Teâlâ tarafından Cebrail aracılığı ile Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Arap diliyle indirilen;
Mushaflarda yazılı olarak tevatür yoluyla bizlere ulaşan;
Ancak kendisinin okunması ile namaz sahih olan;
Sadece okunması dahi ibadet kabul edilen;
Bir bölümünü bile inkâr eden kâfir sayılan;
Ve İslâm şeriatının temel kaynağı olan ilahi ve kutsal bir kitaptır.
Kur’an’a Ait Bir Kısım Özellikler:
Aşağıda sayılacak özellikleri taşımayan herhangi bir metne Kur’an adı verilemez.
1. Kur’an-ı Kerim’in Hem Lafzı, Hem Manası Allahu Teâlâ Katındandır:
Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ise, sadece O’nu Allahu Teâlâ’dan geldiği gibi, aynen tebliğ etmiştir. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim lafızları değiştirilerek mealen rivayet edilemez. Mesela, Kuran-ı Kerim’deki “zalimane” manasına gelen “dîza” kelimesinin yerine aynı anlamdaki “caire” kelimesi kullanılamaz. Yine Kur’an-ı Kerim’in herhangi bir tefsirine Kur’an-ı Kerim denilemez.
2. Kur’an-ı Kerim Peygamber Efendimize Arapça Lafızla ve Arap Üslubu ile İnmiştir:
Allahu Teâlâ; “…Biz onu düşünüp anlayasınız diye Arapça bir Kur’an [...]

HİLALİN GÖRÜLMESİ

“Ramazan orucunu hilali gördüğünüzde tutun. Hilali gördüğünüzde açın. Şayet hava kapalı olursa, (ayın tesbitine mani olursa) otuzu sayın.”
“Ramazan orucunu hilali gördüğünüzde tutun. Hilali gördüğünüzde açın. Şayet hava kapalı olursa, (ayın tesbitine mani olursa) otuzu sayın.”
Bu konuda Hz. Ebu Hureyre, Hz. Ömer’in oğlu Abdullah, Hz. Abbas’ın oğlu Abdullah, Hz. Cabir, Hz. Aişe, Hz. Huzeyfe, Hz. Ömer, Hz. Enes, Hz. Ebu Bekre ve Hz. Ta’lik b. Ali radıyallahu anhum gibi pek çok sahabî, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ‘den birçok hadis rivayet etmişlerdir.
Günümüzde önemli bir mesele olması sebebiyle, özetle şunları zikretmekte fayda mülahaza edilmiştir.
Ramazan Orucunun Başlangıç ve Bitiş Tarihlerinin Ancak Hilalin Görülmesiyle Tesbit Edileceğini Belirten Hadisler:
a. Ebu Hureyre radıyallahu anh, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyler: “Ramazan orucunu hilali gördüğünüzde tutun. Hilali gördüğünüzde açın. Şayet hava kapalı olursa, (ayın tesbitine mani olursa) otuzu sayın.”1
Diğer bir rivayette “…Sayıyı otuza tamamlayın.”2
Başka bir [...]

İslam’da Şûra ve Önemi

“Müslümanlar işlerini aralarında yaptıkları istişare ile yürütürler.”
Bilindiği gibi, İslâmın ana kaynağı Allah Teala’nın kitabı ve Rasûlullah’ın sünnetidir.
İslâm nizamı kıyamete kadar hiç bozulmadan devam edecektir. İlahi nizam olması dolayısıyla her yer ve zamanda uygulanma mükemmelliği ve elastikiyetine sahiptir. Bu sebeple İslâm; beşerî aklın hikmetini bilemeyeceği taabbudî konularda kesin ve detaylı hükümler koymuş, buna mukabil insanın aklıyla idrak edebileceği dünyevî konularda genel prensipler sunmakla yetinmiştir. Böylece insanlar, zaman ve zemine göre sorunlarını rahatça çözsünler, maslahat ve menfaatlerini gerçekleştirecek şekilde davranabilsinler.
Ancak bu yüce din, müslümanlara hakkında nas bulunmayan meseleleri çözümlerken, tek kişinin görüşüne boyun eğmeleri yerine, yetkili kişilerin görüşlerini dinlemelerini ve bunların içinden en isabetli olanını seçmelerini emretmiştir.
İşte, şûra ve istişare buradan kaynaklanmaktadır. Şûra ve istişareyi iyice anlamak için şu konulara değinmek gerekmektedir:
I. Şûranın anlamı
II. Şûrayı emreden nasların izahı
III. Şûranın sahası
IV. Şûra ehli
V. Şûra kararlarının bağlayıcı olup olmadığı
VI. Günümüzde şûranın nasıl [...]

ÜMMETÇİ OLMAK

وَمِمَّنْ    خَلَقْنَآ    اُمَّةٌ    يَهْدُونَ    بِالْحَقِّ    وَبِه۪    يَعْدِلُونَ۟
“Yarattıklarımızdan bir ümmet vardır ki onlar hakka rehberlik ederler ve onunla icrayı adalet eylerler.” (A’raf, 181)

Ayeti kerimede iki nokta özellikle vurgulanmıştır: Hakka rehberlik etmek ve icrayı adalet eylemek. Bu iki esas müslümanın kimliğinin şahsiyetli olması, samimi olması, insanlığa şahitlik yapması ve emaneti yerine getirmesi açısından önem arzeder. Çünkü bu ayette işaret edilen ümmet -çeşitli rivayetlerin tekidiyle- müslümanlardır.
Müslümanların kendilerine has olan bu kimliklerini ispatlamaları gerekir. Herşeyden önce, ümmet olma bilinci yaygınlaştırılacak ki, ayetin vurguladığı iki nokta (hakka rehberlik ve icrayı adalet) bütünüyle yerine getirilebilsin.
İslami Hareket, herşeyden önce hakka rehberlik ettiği ve onunla icrayı adalet eylediği müddetçe İslami olabilme maksadına erişebilir. Ve hareket şaşmaz. İslami Hareket, İslam akidesi ışığında sözkonusu iki noktayı ifa etmekle yükümlüdür. Yine İslami Hareket,bu sorumluluk duygusuyla dinamizmi kazanmak ve bunun için de “Ümmetçi olmak” zorundadır.
Ümmetçi olmak vahyi ilahiyle tespit edilmiş, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’de ümmet [...]