• haklime
    Permalink Gallery

    AHLÂKI KUR’AN OLAN BİR NESİL YETİŞTİRMENİN İPUÇLARI

AHLÂKI KUR’AN OLAN BİR NESİL YETİŞTİRMENİN İPUÇLARI

Kur’an-ı Kerîm; mü’minin hayat kitabı, rehberi, sevgi kaynağı, Allah’a yaklaşma aracı, hastalıkların şifası, dertlerin devası, sıkıntı ve meşakkatlerle karşılaştığında en büyük dayanağı, kıyamette kendisini okuyup hayatını onunla düzenleyenler için giriş anahtarı ve cehennemden kurtuluş sebebidir.
Kur’an-ı Kerîm; tüm ilimlerin kaynağı, temeli ve toparlayıcısıdır. İbn Mesud radıyallahu anh şöyle demiştir: “İlim isteyen, Kur’an’ı araştırsın. Zira onda öncekilerin ve sonrakilerin ilmi vardır.” (1)

Kur’an-ı Kerîm’in okunduğu meclislere sekinet iner, melekler orayı kuşatır ve Allah oradakileri kendi katında anar. Kur’an’dan okunan her harfe on sevap verilecektir. Kur’an mü’minin sahip olabileceği en büyük zenginliktir. Taberanî’de geçen Ebu Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edilen hadise göre; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Kur’an bir zenginliktir. Ondan sonra fakirlik olmaz. Ondan başka zenginlik de yoktur.”

Kur’an-ı Kerîm’den bir ayet dinleyene on sevap yazılırken; onu okuyana da Kur’an, kıyamette bir nur olacaktır.

İbn Mesud radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İki insan [...]

KIYMETİ BİLİNMEYEN NİMET; KARDEŞLİK

Kıymetini bilmediğimiz nimet deyince sadece Müslümanlık mı gelmelidir aklımıza? Peki ya Müslüman kardeşliğinin ne demek olduğunun, değerinin ve beraberinde getireceği zorlukların farkında mıydık?

İslâm kardeşliği neydi? Bize bu değeri kim bahşetmişti?

Kitabında hiçbir şeyi eksik bırakmayan yüce Allah beyan ediyordu Âl-i İmrân Sûresi 103. ayet-i kerîmesi’nde bahşedenin kim olduğunu:

“Allah’ın size olan nimetini hatırlayın! Hani siz birbirinize düşman idiniz de o gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.”

Anlıyordum artık Müslüman kardeşliğinin benim çabamla elde edilmediğini… Sadece Allah’ın bir lütfu olduğunu ve gönülleri bağlayanın O olduğunu…
Aklıma bir soru daha takılıyordu; “İslâm kardeşliği ne demekti?” Kütüphanede yerini bile unuttuğum hadis kitapları arasındaki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in tertemiz sünneti cevaplıyordu, aklımı kurcalayan bu soruyu. Din kardeşliği; hiçbir menfaat olmadan sadece Allah için birbirini sevmek, sadece O’nun rızasını elde etmek için bir araya gelmek ve yine sadece O’nun için birbirini ziyaret etmekti. (1)

Hayatıma bakıyordum da bu bahsedilenler bana ne kadar da uzaktı. Sevdiklerime [...]

ÇOCUKLARDA ZEKÂ GELİŞİMİ

Hamd; gökleri, yeri, insanoğlunu mükemmel bir şekilde yaratan Âlemlerin Rabbi Allah(cc)’a mahsustur. O’na hamdeder; Müslümanlara önderliği ve örnekliği kıyamete gününe kadar edecek olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, ailesine, ashabına salât-u selam ederiz.

Allah’ın selamı yeryüzündeki tüm Müslümanların üzerine olsun.

Birçok anne-baba toplum tarafından parmakla gösterilen, üretken, problemleri çözebilen ve zeki çocuklara sahip olmayı; ahlâklı ve sorumluluk duygusu gelişmiş çocuklara sahip olmaktan daha çok arzular. Bu; toplumumuzdaki değerlerin alt-üst olmasından, vahiy kaynaklı yaşamanın ihtiyarlık zamanlarına ertelemesinden ve içerisinde ahlâk ve sorumluluk duygusu taşımayan zekâların övülmesinden kaynaklanmaktadır. Hâlbuki kendisine güzel ahlâkın ve sorumluluk duygusunun eşlik etmediği zekâ; insanı başarıya götürmez, insanı iki cihanda mutlu etmez. Hele ki haram, günah ve yanlış yollarda kullanılan bir zekâ söz konusu ise…
Bu sebeple evlatlarımızın zeki olmalarını istediğimiz kadar ahlâklı ve sorumluluk duygusuna sahip olmalarını da en az onun kadar istemeliyiz. Allah Rasûlüsallallahu aleyhi ve sellem’in sözünü unutmayalım. “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” buyuruyordu Allah(cc)’ın [...]

BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE ANNE SÜTÜ

Allah’a hamd eder, Peygamber’e salât ederiz. Allah’ın selamı üzerinize olsun.

Kur’an-ı Kerîm bütün yönleriyle mucizevî ve mükemmel bir kitaptır. Böyle olduğuna onu her elimize alışımızda, okuyuşumuzda ve uygulamaya adım attığımızda şahit oluyoruz. Kur’an’ın kendisine duyduğumuz hayranlığımızı arttıran bir diğer yanı da çoğu kez bir cümleyle hatta bazen bir kelime ile bu mucizeleri beyan ediş üslûbudur. Öyle ki bir cümle ile sayfalar dolusu kitaplar yazılabilecek kadar şeyler ifade edebilmektedir.

İnsan aklını aciz bırakan Kur’an-ı Kerîm’in, her yönüyle mükemmel olması; elbette ki Yüce Allah (cc) tarafından gönderilen bir kitap olmasından ve Yüce Allah (cc)’ın her şeye Kâdir olmasından kaynaklanır. Bu sebepledir ki ayetlerde ara ara “eğer gücünüz yeterse benzerini getirin” buyurularak hem acziyetimiz hatırlatılmakta hem bir meydan okuma yapılmakta hem de Kur’an-ı Kerîm’e olan bağlılığımız arttırılarak elde ettiğimiz şeyler sebebiyle kibirlenmemiz, Allah (cc)’a karşı gelmememiz gerektiği hatırlatılmaktadır.

“Anne sütüyle Kur’an’ın mucize oluşunun ne ilgisi var?” diye meraklandığınızı biliyorum. Günümüz tıp biliminde “beyaz mucize” olarak [...]

ÜMMETİN KALBİ KADINLAR

Dilim varmıyor söylemeye, elim varmıyor yazmaya ve kalbimi hüzün kaplıyor her hatırladığımda…

Ama ne yaparsam yapayım ümmetin kan ağladığı gerçeğini değiştiremiyorum, kopuyor fırtınalar bedenimin her köşesinde…

Gözlerim doluyor, içim parçalanıyor Halep’teki, Arakan’daki, Somali’deki ve dünyanın her yerindeki gözü yaşlı bebekleri ve yaşam hakları ellerinden alınmışları…

Bu vahşet dolu, kan donduran manzaralar ne zaman son bulacak diye soruyorum kendi kendime?…

Ümmetin sessizliği acıtıyor yüreğimi, kahrediyor, parçalıyor ciğerimi…

Sonra bunun vicdan rahatlatmaktan, unutmak için uydurduğum safsatadan ibaret olduğu fikri meşkul ediyor zihnimi…

Düşünüyorum! Öyleyse suçlu kim ki?

Suçlu? suçlu?

Hani arayan her şeyi bulur ya! Kısa sürede veriyor cevabı vicdanımın günahlara bulaşmamış tarafı…

Sensin ve senin o hastalıklı kalbin!

Bu sesi duymak ve bir türlü duymaktan kurtulamamak, dünyada acı verecek şeylerin en ağırı geliyor bana.

Zihnim, bedenim, kalbim kalkamıyor bu yükün altından…Ve korku kaplıyor her yanımı…

Korku! Korku deyince etle tırnak gibi ayrılmaz parçası ümit düşüyor içime. Ve ikisini ayırmadan vasat yaşayabilmenin isteği…

Hani derdi veren dermanı da verir derler ya… Bu derdin [...]

ÇOCUKLARA HAYÂYI NASIL ÖĞRETEBİLİRİZ?

Hayâ, utanma duygusudur. Esasen her insanın yaratılışında mevcuttur. Ama imanla doğru orantılı olduğundan imanın zayıflamasıyla bu duyguda kalkmaya başlayacaktır.
Tüm Müslüman ebeveynler çocuklarına hayâ duygusunu yerleştirmek isterler. Ama bunun için önce (her zaman olduğu gibi)kendileri bu duyguyla bezenmiş olmaları gerekir. Bundan sonra yapılacak iş; evlatlarına iman duygusunu vermek, Allah’ın her an görüp gözettiğini (yani el-Basir olduğunu), her şeyi işittiğini (yani es-Semî olduğunu) zihinlerine kazımaktır. Gerisi, yani; hayâ kendiliğinden gelecektir. Çünkü o pak, temiz ruhu, hayâ ile bezenmiş Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selem hayânın imandan olduğunu şöyle ifade buyurmuştur: “İman 60 küsur şubedir. Hayâ da imandan bir şubedir.” (1)
Yani hayâ iman işidir. İmanı tam olarak yerleşmemiş bir nesilden hayâlı olmalarını beklemek, pişirme usulüne riayet etmeden, salt malzemeler konup kapağı kapatılarak lezzetli bir yemeğin ortaya çıkmasını beklemek gibi abestir. Güzel sonuçlar, başarılı işler, emek ister, özen ister. Hele hele çocuk ise büyük özen ister.
Geleneklerle harmanlanarak, karman-çorman hale getirilip çocuğun [...]