• halime
    Permalink Gallery

    ÇOCUK OYNAYARAK ÖĞRENİR VE OYUN, ÇOCUĞUN GERÇEĞİDİR

ÇOCUK OYNAYARAK ÖĞRENİR VE OYUN, ÇOCUĞUN GERÇEĞİDİR

Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salât ve selâm sevgili Peygamberimiz (sas)’e olsun. Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi ve inayeti tüm Müslümanların üzerine olsun.

Bu yazımızda çocuk için oyunun önemi, üzerindeki etkileri, faydaları ve gelişimine katkıları üzerinde duracağız.

Oyunun çocuk için sadece bir eğlence aracı olmadığını, onun için en büyük ve ciddi gerçeklik olup öğrenmenin kalıcı aracı olduğunu biliyor muydunuz?
Çocuğun maruz kaldığı baskılardan kurtulmak için oyuna başvurduğundan ve ailesinden gördüklerini, oyunlarına yansıttığından haberiniz var mıydı?

Şu ana kadar oyunla ilgili bildiğiniz ve bilmediğiniz şeyleri aklımızın bir köşesinde tutalım ve söze başlayalım.

Oyun Nedir?

Belli bir amaca yönelik olan veya olmayan, kurallı ya da kuralsız gerçekleştirilen; fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı fiziksel, bilişsel, dilsel, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan, gerçek hayatın bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme sürecidir. 1

Oyun, çocukta doğuştan gelen bir tabiat ve Allah’ın onda yarattığı bir içgüdüdür. 2

Oyun, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişiminde çok önemli bir [...]

SOSYAL HAYATTA ÇOCUK

İnsan sosyal bir varlıktır. Yani toplumda girift halinde hayat sürmeye ihtiyaç duyan bir tabiata sahiptir. Sosyalleşmek “toplu yaşama alışmak” hem fıtrî bir ihtiyaç hem de sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in bilfiil uygulayıp ümmetine “özellikle de bu ulvî dinin tebliğcilerine” tavsiye ettiği bir gerekliliktir. Nitekim bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuşlardır: “İnsanların arasına karışıp sıkıntılarına katlanan, insanların arasına karışmayıp sıkıntılarına katlanmayan kişiden daha hayırlıdır.”

Çünkü sosyalleşmek insanı birçok ruhî problemlerden ve bu problemlerle tek başına mücadele etmekten kurtarır. Bir atasözünde: “Sevinçler paylaştıkça çoğalır, hüzünler paylaştıkça azalır.” denilmesi bu gerçeği gözler önüne sermektedir.

Toplumdan uzak yaşamaya çalışmak kişiyi bunalıma, hayattan kopmaya ve hatta bazen depresyona girmeye sebep olabilir. Asosyal bir hayat yaşamanın bir diğer götürüsü de kişinin bir zaman sonra toplum içerisindeki edep-ahlâk kurallarını unutması ve ne yapacağını bilemez halde davranmasıdır ki bu İslâm’ı yayma ve yaşatma görevini üstlenen bir Müslüman için hoş bir durum değildir.

Bütün bu sebeplerden dolayı Müslüman anne-babalar ulvî değerleri [...]

ÇOCUKLARDA YEMEK YEME SORUNLARI

Yemek temel bir ihtiyaçtır ve giderilmediği takdirde gerilime sebep olur. Çocuk, yemek ihtiyacının giderilmesi için yoğun çaba içerisine girer. Ağlamak, tepinmek, kendini sıkmak, saldırmak açlık ihtiyacını giderme çabasıdır.

Vücut yemeğe ihtiyaç duyduğunda mide asidi salgılanır, salgılanan bu asit kişiye acı vererek midede bir yanma hissi oluşturur ve kişiyi yemek yemeye zorlar.

Eğer midedeki yanma hissi herhangi bir sebepten dolayı oluşmuyorsa yemek gibi hayatî bir ihtiyacın giderilmesi için insan bedenine ikinci itici güç olan “damak tadı” yerleştirilmiştir. Yiyeceklerin damakta oluşturduğu lezzetin arzu edilmesiyle insan yiyeceğe doğru yönelir.

Temel bir ihtiyaç olan yeme, çocuğu bu iki kıskaç arasında tutarak yaşamın devamını sağlar. Çocukta fizyolojik bir sorun yoksa sistemin mükemmel çalışması beklenir. Acıktıkça acı duyan çocuk, acısını bastırmak için yemeğe yönelir, yemek onda damak tadı oluşturur, oluşan damak tadı çocuğun bir sonraki yeme ihtiyacının temelidir. (1)

Peki, bazı çocuklarda görülen yeme problemleri neden kaynaklanır?

Aslında yeme temel bir ihtiyaçtır ve ebeveynler bu temel ihtiyacı yanlış davranışlarla sorunlu [...]

  • haklime
    Permalink Gallery

    AHLÂKI KUR’AN OLAN BİR NESİL YETİŞTİRMENİN İPUÇLARI

AHLÂKI KUR’AN OLAN BİR NESİL YETİŞTİRMENİN İPUÇLARI

Kur’an-ı Kerîm; mü’minin hayat kitabı, rehberi, sevgi kaynağı, Allah’a yaklaşma aracı, hastalıkların şifası, dertlerin devası, sıkıntı ve meşakkatlerle karşılaştığında en büyük dayanağı, kıyamette kendisini okuyup hayatını onunla düzenleyenler için giriş anahtarı ve cehennemden kurtuluş sebebidir.
Kur’an-ı Kerîm; tüm ilimlerin kaynağı, temeli ve toparlayıcısıdır. İbn Mesud radıyallahu anh şöyle demiştir: “İlim isteyen, Kur’an’ı araştırsın. Zira onda öncekilerin ve sonrakilerin ilmi vardır.” (1)

Kur’an-ı Kerîm’in okunduğu meclislere sekinet iner, melekler orayı kuşatır ve Allah oradakileri kendi katında anar. Kur’an’dan okunan her harfe on sevap verilecektir. Kur’an mü’minin sahip olabileceği en büyük zenginliktir. Taberanî’de geçen Ebu Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edilen hadise göre; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Kur’an bir zenginliktir. Ondan sonra fakirlik olmaz. Ondan başka zenginlik de yoktur.”

Kur’an-ı Kerîm’den bir ayet dinleyene on sevap yazılırken; onu okuyana da Kur’an, kıyamette bir nur olacaktır.

İbn Mesud radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İki insan [...]

KIYMETİ BİLİNMEYEN NİMET; KARDEŞLİK

Kıymetini bilmediğimiz nimet deyince sadece Müslümanlık mı gelmelidir aklımıza? Peki ya Müslüman kardeşliğinin ne demek olduğunun, değerinin ve beraberinde getireceği zorlukların farkında mıydık?

İslâm kardeşliği neydi? Bize bu değeri kim bahşetmişti?

Kitabında hiçbir şeyi eksik bırakmayan yüce Allah beyan ediyordu Âl-i İmrân Sûresi 103. ayet-i kerîmesi’nde bahşedenin kim olduğunu:

“Allah’ın size olan nimetini hatırlayın! Hani siz birbirinize düşman idiniz de o gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.”

Anlıyordum artık Müslüman kardeşliğinin benim çabamla elde edilmediğini… Sadece Allah’ın bir lütfu olduğunu ve gönülleri bağlayanın O olduğunu…
Aklıma bir soru daha takılıyordu; “İslâm kardeşliği ne demekti?” Kütüphanede yerini bile unuttuğum hadis kitapları arasındaki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in tertemiz sünneti cevaplıyordu, aklımı kurcalayan bu soruyu. Din kardeşliği; hiçbir menfaat olmadan sadece Allah için birbirini sevmek, sadece O’nun rızasını elde etmek için bir araya gelmek ve yine sadece O’nun için birbirini ziyaret etmekti. (1)

Hayatıma bakıyordum da bu bahsedilenler bana ne kadar da uzaktı. Sevdiklerime [...]

ÇOCUKLARDA ZEKÂ GELİŞİMİ

Hamd; gökleri, yeri, insanoğlunu mükemmel bir şekilde yaratan Âlemlerin Rabbi Allah(cc)’a mahsustur. O’na hamdeder; Müslümanlara önderliği ve örnekliği kıyamete gününe kadar edecek olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, ailesine, ashabına salât-u selam ederiz.

Allah’ın selamı yeryüzündeki tüm Müslümanların üzerine olsun.

Birçok anne-baba toplum tarafından parmakla gösterilen, üretken, problemleri çözebilen ve zeki çocuklara sahip olmayı; ahlâklı ve sorumluluk duygusu gelişmiş çocuklara sahip olmaktan daha çok arzular. Bu; toplumumuzdaki değerlerin alt-üst olmasından, vahiy kaynaklı yaşamanın ihtiyarlık zamanlarına ertelemesinden ve içerisinde ahlâk ve sorumluluk duygusu taşımayan zekâların övülmesinden kaynaklanmaktadır. Hâlbuki kendisine güzel ahlâkın ve sorumluluk duygusunun eşlik etmediği zekâ; insanı başarıya götürmez, insanı iki cihanda mutlu etmez. Hele ki haram, günah ve yanlış yollarda kullanılan bir zekâ söz konusu ise…
Bu sebeple evlatlarımızın zeki olmalarını istediğimiz kadar ahlâklı ve sorumluluk duygusuna sahip olmalarını da en az onun kadar istemeliyiz. Allah Rasûlüsallallahu aleyhi ve sellem’in sözünü unutmayalım. “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” buyuruyordu Allah(cc)’ın [...]