İSLÂM’DA KIZ ÇOCUĞUNUN FAZİLETİ

Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, onun âline ve ashabına olsun. Allah’ın selâmı, yeryüzündeki tüm Müslümanların üzerine olsun.

Kız çocuklarından hoşlanmamak, onları sevmemek veya onları her fırsatta incitmek cahiliye adetlerindendir. İslâm, bu konuda insanların düşünce yapılarını sağlıklı bir yapıya kavuşturmuş; kadınların erkeği tamamlayan, bir takım hak ve görevleri olan Allah’ın yarattığı varlıklar olduğunu ifade etmiştir.

Kız çocuğu ile yetim; şefkat, merhamet ve korumaya diğer çocuklardan daha çok muhtaçtır. Çünkü bunlar zayıflık, güçsüzlük ve eziklik duygusu ile yaşarlar. Aksi iddia edilse de klasik ve çağdaş tüm cahili toplumlar, onların haklarını çiğnemiştir. Allah’ın kanununun uygulanmadığı her coğrafyada, bu iki zayıfa zulüm ve haksızlık yapılır. Cahiliye, cahiliyedir; kılık değiştirerek ruh ve yapısıyla tekerrür eder. (1)

Eski ve klasik cahiliye; herkesin gözü önünde, hiç utanmadan zulüm sancağını kaldırıyor ve teşhir ediyordu. Kız çocuklarına ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyordu. Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyordu; hatta bazı toplumlarda insan [...]

KARDEŞ KISKANÇLIĞI

Kıskançlık, her insanın fıtratında var olan doğal bir duygudur. Dolayısıyla kıskançlık anormal bir hale dönüşmediği sürece normal bir durumdur. Kardeşler arası kıskançlık, anne-babaların en çok şikâyette bulunup yaka silktikleri bir konudur.

Aslında kardeşler arası kıskançlık normal düzeyinde ise bir sorun yoktur. Hatta küçük çatışmalara sebep olan bu olağan kıskançlıklar kardeşlere birçok şey öğretir. Kardeşler arası kıskançlığı anormal hale getiren anne ve baba tutumlarıdır. 1

Yeni bir kardeşin gelmesi her şeyden önce eve yeni bir birey gelmesi demektir. Bu yeni birey evdeki dengeleri değiştirecek ve daha önemlisi çocuk tarafından rakip olarak algılanacaktır. Devamlı bakıma muhtaç, annenin tüm zamanını alan, bütün aile bireylerinin ilgisini çeken küçük yavrunun rakip olarak algılanması doğal karşılanmalıdır. Bu rakip, anne ve babayı çocuktan uzaklaştıran istenmeyen biridir. Sadece ev içindeki bireylerin değil misafirlerin dahi odak noktası olmuştur. Ona hediyeler gelmekte, devamlı ondan söz edilmektedir. 2

Ağabeylerinin Hz. Yusuf’u kuyuya atıp babalarına kurdun, kardeşlerini yediği yalanını söyleten, babaları Hz. Yakup’ un [...]

  • halime
    Permalink Gallery

    ÇOCUK OYNAYARAK ÖĞRENİR VE OYUN, ÇOCUĞUN GERÇEĞİDİR

ÇOCUK OYNAYARAK ÖĞRENİR VE OYUN, ÇOCUĞUN GERÇEĞİDİR

Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salât ve selâm sevgili Peygamberimiz (sas)’e olsun. Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi ve inayeti tüm Müslümanların üzerine olsun.

Bu yazımızda çocuk için oyunun önemi, üzerindeki etkileri, faydaları ve gelişimine katkıları üzerinde duracağız.

Oyunun çocuk için sadece bir eğlence aracı olmadığını, onun için en büyük ve ciddi gerçeklik olup öğrenmenin kalıcı aracı olduğunu biliyor muydunuz?
Çocuğun maruz kaldığı baskılardan kurtulmak için oyuna başvurduğundan ve ailesinden gördüklerini, oyunlarına yansıttığından haberiniz var mıydı?

Şu ana kadar oyunla ilgili bildiğiniz ve bilmediğiniz şeyleri aklımızın bir köşesinde tutalım ve söze başlayalım.

Oyun Nedir?

Belli bir amaca yönelik olan veya olmayan, kurallı ya da kuralsız gerçekleştirilen; fakat her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı fiziksel, bilişsel, dilsel, duygusal ve sosyal gelişiminin temeli olan, gerçek hayatın bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme sürecidir. 1

Oyun, çocukta doğuştan gelen bir tabiat ve Allah’ın onda yarattığı bir içgüdüdür. 2

Oyun, çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişiminde çok önemli bir [...]

SOSYAL HAYATTA ÇOCUK

İnsan sosyal bir varlıktır. Yani toplumda girift halinde hayat sürmeye ihtiyaç duyan bir tabiata sahiptir. Sosyalleşmek “toplu yaşama alışmak” hem fıtrî bir ihtiyaç hem de sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in bilfiil uygulayıp ümmetine “özellikle de bu ulvî dinin tebliğcilerine” tavsiye ettiği bir gerekliliktir. Nitekim bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuşlardır: “İnsanların arasına karışıp sıkıntılarına katlanan, insanların arasına karışmayıp sıkıntılarına katlanmayan kişiden daha hayırlıdır.”

Çünkü sosyalleşmek insanı birçok ruhî problemlerden ve bu problemlerle tek başına mücadele etmekten kurtarır. Bir atasözünde: “Sevinçler paylaştıkça çoğalır, hüzünler paylaştıkça azalır.” denilmesi bu gerçeği gözler önüne sermektedir.

Toplumdan uzak yaşamaya çalışmak kişiyi bunalıma, hayattan kopmaya ve hatta bazen depresyona girmeye sebep olabilir. Asosyal bir hayat yaşamanın bir diğer götürüsü de kişinin bir zaman sonra toplum içerisindeki edep-ahlâk kurallarını unutması ve ne yapacağını bilemez halde davranmasıdır ki bu İslâm’ı yayma ve yaşatma görevini üstlenen bir Müslüman için hoş bir durum değildir.

Bütün bu sebeplerden dolayı Müslüman anne-babalar ulvî değerleri [...]

ÇOCUKLARDA YEMEK YEME SORUNLARI

Yemek temel bir ihtiyaçtır ve giderilmediği takdirde gerilime sebep olur. Çocuk, yemek ihtiyacının giderilmesi için yoğun çaba içerisine girer. Ağlamak, tepinmek, kendini sıkmak, saldırmak açlık ihtiyacını giderme çabasıdır.

Vücut yemeğe ihtiyaç duyduğunda mide asidi salgılanır, salgılanan bu asit kişiye acı vererek midede bir yanma hissi oluşturur ve kişiyi yemek yemeye zorlar.

Eğer midedeki yanma hissi herhangi bir sebepten dolayı oluşmuyorsa yemek gibi hayatî bir ihtiyacın giderilmesi için insan bedenine ikinci itici güç olan “damak tadı” yerleştirilmiştir. Yiyeceklerin damakta oluşturduğu lezzetin arzu edilmesiyle insan yiyeceğe doğru yönelir.

Temel bir ihtiyaç olan yeme, çocuğu bu iki kıskaç arasında tutarak yaşamın devamını sağlar. Çocukta fizyolojik bir sorun yoksa sistemin mükemmel çalışması beklenir. Acıktıkça acı duyan çocuk, acısını bastırmak için yemeğe yönelir, yemek onda damak tadı oluşturur, oluşan damak tadı çocuğun bir sonraki yeme ihtiyacının temelidir. (1)

Peki, bazı çocuklarda görülen yeme problemleri neden kaynaklanır?

Aslında yeme temel bir ihtiyaçtır ve ebeveynler bu temel ihtiyacı yanlış davranışlarla sorunlu [...]

  • haklime
    Permalink Gallery

    AHLÂKI KUR’AN OLAN BİR NESİL YETİŞTİRMENİN İPUÇLARI

AHLÂKI KUR’AN OLAN BİR NESİL YETİŞTİRMENİN İPUÇLARI

Kur’an-ı Kerîm; mü’minin hayat kitabı, rehberi, sevgi kaynağı, Allah’a yaklaşma aracı, hastalıkların şifası, dertlerin devası, sıkıntı ve meşakkatlerle karşılaştığında en büyük dayanağı, kıyamette kendisini okuyup hayatını onunla düzenleyenler için giriş anahtarı ve cehennemden kurtuluş sebebidir.
Kur’an-ı Kerîm; tüm ilimlerin kaynağı, temeli ve toparlayıcısıdır. İbn Mesud radıyallahu anh şöyle demiştir: “İlim isteyen, Kur’an’ı araştırsın. Zira onda öncekilerin ve sonrakilerin ilmi vardır.” (1)

Kur’an-ı Kerîm’in okunduğu meclislere sekinet iner, melekler orayı kuşatır ve Allah oradakileri kendi katında anar. Kur’an’dan okunan her harfe on sevap verilecektir. Kur’an mü’minin sahip olabileceği en büyük zenginliktir. Taberanî’de geçen Ebu Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edilen hadise göre; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Kur’an bir zenginliktir. Ondan sonra fakirlik olmaz. Ondan başka zenginlik de yoktur.”

Kur’an-ı Kerîm’den bir ayet dinleyene on sevap yazılırken; onu okuyana da Kur’an, kıyamette bir nur olacaktır.

İbn Mesud radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İki insan [...]