CAM ŞİŞELERİ KIRMAYIN!

Hassastır, kırılgandır Allah’ın kadın kulları. Kadınlar, kimsenin istediği şekilde dövebileceği bir köle, bir eşya değil, zayıf tarafları korunması gereken Allah’ın erkeklere verdiği bir emanettir. Bekârken babalarının, evlendikten sonra da kocalarının belli bir süre yanında güzellik ve nezaketle tutmaları gereken, sonra da Allah tarafından haklarının yerine getirilip getirilmediğine dair hesaba çekeceği narin bir çiçektir kadınlar.

Enes radıyallahu anh bildiriyor:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir yolculuğundaydı. Enceşe adında bir köle, binek hayvanlarını şiirlerle coşturup sürüyordu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona:

“Ey Enceşe! Cam şişeleri (kadınları) taşıyan develeri yavaş sür!”  [1] buyurdu.

Kadınların duyguları, hisleri, ihtiyaç ve istekleri, bu kadar mı mükemmel anlatılır! Muhteşem, veciz bir anlatım! Bir tek yüce ahlak sahibi birinin ağzından dökülebilir, bu birkaç kelime ile çok şey ihtiva eden sözler. Elinize son derece değerli camdan yapılmış bir vazo verildiğini farz edelim. Emanet eden dedi ki:

“Bu değerli, pahalı mı pahalı vazoya çok dikkat et! Onu hor kullanır ve çok sıkarsan [...]

BOŞANMA MAĞDURU ÇOCUKLAR

Kalpleri birbirine ısındıran, daha önce ayrı olan ruhları bir araya getirip aralarına merhamet yerleştiren, beşeri sevgilerin en zirvesini yaşatarak eşleri, bir elmanın iki yarısı kılan Allah’a hamd ederim. Toplumu ayakta tutan aileyi, sağlam temeller üzerine kurmanın yollarını, tüm detayları ve nüanslarını,  örnekliği ile bizlere gösteren Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e salat ve selam ederim. Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi, inayeti ve hidayeti, O’nun yolunun takipçileri olan ailesi, ashabı ve tüm Müslüman kardeşlerimin üzerine olsun.

Kadın ve erkeğin birbirine muhtaç yaratılmış yapısı gereği insan, evlilik ile sükûna erer. Biri olmadan diğeri yarımdır. Evlenmeden dini kemale ermez insanın. Nikâh vesilesiyle ruhu da bedeni de dinlenir. İbadete, Allah’a itaate daha rahat hazırlanır kişi. Bu yüzden teşvik etmiştir peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem evliliği, gücü yetenlere ısrarla. Takva yolunda Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i takip eden ve daha iyisine talip olmak istediğinden dolayı evlenmeyeceğini, ömrünü ibadete adayacağını söyleyen sahabeye kızar ve insanların içinde en takvalı [...]

ÇOCUKLAR NEDEN YALAN SÖYLER?

Yalan söylemek, ruhi bir hastalıktır. Yalan hiçbir insana yakışmaz. Ama bilhassa Müslüman insan üzerinde yalan kadar sırıtan ve kişiyi alçaltan kötü bir alışkanlık yoktur. Alışkanlık diyorum. Çünkü yalan, sonradan öğrenilmiş bir davranış biçimidir. Temiz fıtrat, yalanı kaldıramayacağı gibi, kendi de yalana meyletmez. Yalanın, günümüz insanının inancının aksine beyazı, pembesi ve ya siyahı yoktur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şaka da olsa yalan söylemeyi yasaklamışsa, o zaman yalan, beyaz, siyah diye kategorize edilemez İslâm’ın gözünde. Yalnız üç yerde yalana izin verilmiştir. Karı kocanın arasını bulmak için, savaşta düşmanı yanıltmak için ve birbirine küsmüş iki Müslümanın arasını bulmak için. Bu yerler dışında söylenen yalanın hiçbir mazereti olamaz. Yalanın dünyada da ahirette de ziyanı büyüktür. Ve kişiye çok şeyler kaybettirir. Bu yüzden İslâm’da yalan, şiddetle yasaklanmıştır. Yalanın masumu, karası olmaz. Kâinatta her şeye bir düzen ve kural yerleştiren Allah, yalana da bir gün mutlaka ortaya çıkma gibi bir netice yazmıştır. Söylenen her [...]

SABIR NURUN VE CENNETİN OLSUN EY KARDEŞİM!

Ruhumuz yürüsün saadet asrına doğru… Tam yanı başımızda belirsin Ümmü Süleym’in o dik duruşu… Sesleniyor sabır örneği, aceleci fıtratına… Akşam ruhunu teslim eden evladının saklıyor ölüm haberini eşinden… Direniyor, sabrediyor, sıkıyor dişini… O haldeyken bile düşünüyor eşini…

Alıştırarak anlatıyor. Kocasını, evladının bir emanet olduğuna ikna ediyor önce. Ama ince ince eleklerden geçirilmiş cümleler dökülüyor ağzından. Zemini hazırlıyor Ümmü Süleym: “Komşuna bir emanet versen, zamanı gelince geri istesen, ama o, vermek istemese?” diyor. Beklediği cevap geliyor kocası Ebu Talha’dan: “Olur mu öyle şey?” diyor. Önce kocasını ikna ediyor. Bekliyor saatlerce, evlat acısı çeken çoğu annenin erişemeyeceği sabırla. Ve: “Allah, bize verdiği emaneti geri aldı” diyor sükûnetle…

Bencil değildi Ümmü Süleym. Eşini, onun yorgunluğunu, duygularını incitmemeyi düşünüyordu. Korkuyordu, isyan edip Allah’tan uzaklaşmasından…

Ey eşiyle ve onun ailesiyle sınanan ve zerre kadar düşünmeyip zamanı ve mekânı kollamadan, aklından geçen zehir gibi sözleri, bir ok gibi kocasının kalbine fırlatan kardeşim!

Canın, ciğerin, evladını mı toprağa verdin? Gözünün [...]

ANNE-BABALI YETİMLER

Yalnızlıktır, itilip kakılmaktır, sahip çıkılmamaktır kimse tarafından yetimlik…

Üzülmektir, teselli bulamamak ve kalbin büyüdükçe boşluğunun da büyümesidir yetim olmak…

Etrafının kalabalık olup, kimsesiz gibi büyümektir yetimlik…

Yetim olmak, anne babanın yokluğu değil, varlıkları içinde yoklarmış gibi büyümektir…

Bugün acırız anne babasını kaybetmiş yetimlere. Ama asıl acınacak olan, anne babası yanındayken yetim gibi yaşayan, öyle muamele gören kendi evlatlarımızdır da farkına varmayız. İnsan kendi dibinde olanları daha zor görür ya, ondan belki de bu yaşananlar. Ama her geçen gün, çocuklarımızı ihmal ettiğimiz, bize ve şefkatimize ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmadığımız anlarda, terk ediyoruz onları yetimlik hissiyatına aslında…

Günün tüm saat ve dakikalarında gardiyan misali çocukların başında olmaktan bahsetmiyorum. Sürekli yanlarında durup, arkadaş edinmelerine bile fırsat vermeden, her şeylerine müdahil olmak da değil mesele… Meramım odur ki, ihtiyaç duyduklarında ve yanlarında olmamız gereken zamanlarda çocuklarımızı yalnızlık çukuruna terk etmemektir. Ve dahi, onları kendi hallerine bırakmadan yanlışlarını düzeltmeye üşenmemek, doğru yaptıkları şeyler de “yine mi” demeden onları desteklemeye [...]

  • Permalink Gallery

    NE YETİŞKİN NE ÇOCUK ONUN ADI ERGEN İNSAN HAYATININ EN ÖZEL DÖNEMİ (1)

NE YETİŞKİN NE ÇOCUK ONUN ADI ERGEN İNSAN HAYATININ EN ÖZEL DÖNEMİ (1)

Ergenlik dönemi; biyolojik, zihinsel ve sosyal açıdan hızlı bir gelişme ve olgunlaşmanın yer aldığı çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Ergenlik fiziksel gelişim ile başlar, zihinsel ve ruhsal gelişim ile son bulur.

İslâm’a göre kadın adet görmeye başladıktan sonra, erkek ise ihtilam olmaya başladıktan sonra buluğ çağına girmiş olur. İster erkek ister kadın olsun ergenlik çağına giren her Müslüman artık İman ve küfür, tevhit ve şirk, helal ve haramlardan sorumlu olur.

Ergenlik dönemi felaket dönemi değildir. Tamamen normal bir değişim ve gelişim sürecidir. 1 yaşına giren çocuğun yürümeye çalışması nasıl doğal ise, büyüyen bir çocuğun da ergenliğe girmesi aynı şekilde doğal bir süreçtir. Yürümeye çalışan bir çocuğa “adam gibi yürü” der miyiz? Aynı şekilde ergenlik dönemindeki gence de “adam gibi davran” diyemeyiz.

Ergenlik döneminde anne-babaların doğru bilgilerle donatılması çok önemlidir. Bu dönemde çocuğun anne-babanın anlayışına, sabrına, güvenine çok ihtiyacı vardır.

Ergenliğe geçişte ıslak rüyalar ve aybaşı kanamaları bilgisiz ergenleri hazırlıksız yakalar. Kızlar, anneleri tarafından aybaşı [...]