ANNE-BABALI YETİMLER

Yalnızlıktır, itilip kakılmaktır, sahip çıkılmamaktır kimse tarafından yetimlik…

Üzülmektir, teselli bulamamak ve kalbin büyüdükçe boşluğunun da büyümesidir yetim olmak…

Etrafının kalabalık olup, kimsesiz gibi büyümektir yetimlik…

Yetim olmak, anne babanın yokluğu değil, varlıkları içinde yoklarmış gibi büyümektir…

Bugün acırız anne babasını kaybetmiş yetimlere. Ama asıl acınacak olan, anne babası yanındayken yetim gibi yaşayan, öyle muamele gören kendi evlatlarımızdır da farkına varmayız. İnsan kendi dibinde olanları daha zor görür ya, ondan belki de bu yaşananlar. Ama her geçen gün, çocuklarımızı ihmal ettiğimiz, bize ve şefkatimize ihtiyaç duyduklarında yanlarında olmadığımız anlarda, terk ediyoruz onları yetimlik hissiyatına aslında…

Günün tüm saat ve dakikalarında gardiyan misali çocukların başında olmaktan bahsetmiyorum. Sürekli yanlarında durup, arkadaş edinmelerine bile fırsat vermeden, her şeylerine müdahil olmak da değil mesele… Meramım odur ki, ihtiyaç duyduklarında ve yanlarında olmamız gereken zamanlarda çocuklarımızı yalnızlık çukuruna terk etmemektir. Ve dahi, onları kendi hallerine bırakmadan yanlışlarını düzeltmeye üşenmemek, doğru yaptıkları şeyler de “yine mi” demeden onları desteklemeye [...]

  • İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 13 kopya
    Permalink Gallery

    NE YETİŞKİN NE ÇOCUK ONUN ADI ERGEN İNSAN HAYATININ EN ÖZEL DÖNEMİ (1)

NE YETİŞKİN NE ÇOCUK ONUN ADI ERGEN İNSAN HAYATININ EN ÖZEL DÖNEMİ (1)

Ergenlik dönemi; biyolojik, zihinsel ve sosyal açıdan hızlı bir gelişme ve olgunlaşmanın yer aldığı çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Ergenlik fiziksel gelişim ile başlar, zihinsel ve ruhsal gelişim ile son bulur.

İslâm’a göre kadın adet görmeye başladıktan sonra, erkek ise ihtilam olmaya başladıktan sonra buluğ çağına girmiş olur. İster erkek ister kadın olsun ergenlik çağına giren her Müslüman artık İman ve küfür, tevhit ve şirk, helal ve haramlardan sorumlu olur.

Ergenlik dönemi felaket dönemi değildir. Tamamen normal bir değişim ve gelişim sürecidir. 1 yaşına giren çocuğun yürümeye çalışması nasıl doğal ise, büyüyen bir çocuğun da ergenliğe girmesi aynı şekilde doğal bir süreçtir. Yürümeye çalışan bir çocuğa “adam gibi yürü” der miyiz? Aynı şekilde ergenlik dönemindeki gence de “adam gibi davran” diyemeyiz.

Ergenlik döneminde anne-babaların doğru bilgilerle donatılması çok önemlidir. Bu dönemde çocuğun anne-babanın anlayışına, sabrına, güvenine çok ihtiyacı vardır.

Ergenliğe geçişte ıslak rüyalar ve aybaşı kanamaları bilgisiz ergenleri hazırlıksız yakalar. Kızlar, anneleri tarafından aybaşı [...]

  • İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 13 kopya
    Permalink Gallery

    BENİ GÜZEL YETİŞTİRMEK İSTİYORSAN BANA KARŞI YUMUŞAK VE SABIRLI OL!

BENİ GÜZEL YETİŞTİRMEK İSTİYORSAN BANA KARŞI YUMUŞAK VE SABIRLI OL!

Eğitimde olmazsa olmaz ikili; yumuşaklık ve sabır. Aynı zamanda çoğu kez başaramadığımız iki önemli haslet. Bir işe yumuşaklık, sabır ve teenni girdiğinde, o iş güzelleşir. Bir işte de sertlik ve acelecilik olduğunda, hangi iş olursa olsun o çirkinleşir. Bu sebepledir ki Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem her işte sabrı, yumuşaklığı ve teenniyi tavsiye etmiştir. Bilhassa da işin ucunda çocuk eğitimi gibi hassas bir konu olunca, bunların gerekliliği daha elzem hale gelmektedir. Çünkü çocuklar çiçek gibidir. Hassastırlar. Yeterince su vermezsek, yumuşaklıkla gönül yapraklarını okşamazsak, çabucak solmaya meyillidirler. Sevgi sularını fazla verip şımartırsak da, hastalıklı bir ruha sahip olurlar. Kalbimizin narin çiçeklerini soldurmayalım. O yüzden dengeli bir şekilde acele etmeden yumuşaklığı ve sabrı elden bırakmadan hareket etmemiz gerekir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Muhakkak ki Allah yumuşak huyludur. Yumuşak huyluluğu sever. Şiddet ve kabalığa vermediği güzel şeyleri, yumuşak söz ve davranışa verir.” [1]

Ailemize mensup olmayan diğer insanlara yumuşak ve sabırlı davranmak [...]

ÇOCUK VE İNFAK

İnfak, Allah’ın bize verdiği maddi ve manevi tüm nimetleri ihtiyaç sahipleriyle paylaşmaktır. Ancak infak ile iyiliğe ereceğinin bilincindedir Müslüman. Ama bu bilinç tohumu, küçükken anne baba tarafından ekilmelidir.

Cömert bir anne babanın evlatları cömert olacaktır. Ama bu yeteli değildir. Ayrıca buldukları boşluklarda bencilliğe kapılıp infaktan yüz çevirmemeleri için bizim onları teşvik edecek vesilelere sarılmamız gerekmektedir. Ne gibi vesilelerden bahsediyorum? Şöyle ki:

– Sadaka ve infakın gizli verilmesi makbul ise de, çocuğumuzu teşvik etmek amacıyla onun yanında infakta bulunmak daha faziletlidir.

– İnfaklarımızı düzenli ve sürekli yaparak devamlılığının önemini öğretelim.

– Evimizden infak kumbaraları hiç eksik olmasın. Kendi harçlıklarından kısarak bu kumbaralara katkıda bulunmasını sağlayalım.

– İnfakta bulunduğumuz kişiyi rencide etmeden, çocuğumuza paylaşma ve paylaşılan kişinin sevincini yaşatalım.

– En az yılda bir özellikle küçük çocukların eğitildiği İslami eğitim kurumlarında yardıma muhtaç Müslüman kardeşlerimiz için büyük kumbaralar yapıp çocuklara süre verip o kumbaraları bizzat yetkililere kendilerinin teslim etmesini sağlayalım.

– İnfakla ilgili peygamber ve benzeri kıssaları çocuklarımızın [...]

BENİ ŞEYTANA BIRAKMA

Allah’ın rahmetinden kovularak cennetten çıkartılmış olan şeytana güvenmek, insanoğlunun en büyük hatasıdır. “Bir insan nasıl olur da şeytana güvenir?” demeyin. Hayatını, onun dürtüleri ve nefsinin istekleri üzere sürdürüp, neslini de onların ellerine teslim eden kişi sayısı az mıdır? Kur’an’da insanları çoğunun sapıklık yolunu seçtikleri beyan edilmiştir. Kur’an’ın ‘apaçık düşman’ diye tanımladığı şeytan, her an faaliyettedir ve ruhları henüz tertemiz olan çocuklarımız, onun için körpe kurbanlardır. Onun çocuğa yaklaşma serüveni, anne baba ilişkiye girmeden önce başlar, ölene kadar kaydırmak için gayreti devam eder. Buhari’de geçen bir hadiste peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

(Cinsel ilişkiden önce) “Allah’ın adıyla. Allah’ım bizi şeytandan ve şeytanı da bize ihsan edeceğin şeylerden ( çocuklardan) uzaklaştır” der de bir çocukları olursa, şeytan ona ebediyen zarar vermez.”

Şeytan asla boş durmaktan hoşlanmaz. Ama bizim boş durmamızdan acayip keyif alır. Ve bunu sağlamanın yollarını arar. Hiç pes ettiği görülmemiştir. Soldan, sağdan, önden, arkadan, yani zayıf bulduğu her yönden [...]

LÜTFEN BANA BAĞIRMA

Çocuklar, anne babalarının bağırarak söylediklerini işitmez, önemsemez ve anlamazlar. Bağırmak, öfkeden ileri gelir. İnsan da öfkelendiğinde ne dediğinden habersizdir. İnsan öfkelenince ona öfke duygusu hâkim olur ve öfkesi oranında karşısındakinden uzaklaşır. İşte bu yüzden muhatabının kalbinden uzaklaştığını hissettiğinden dolayı, bağırarak ona sesini duyurmaya çalışır. Buradan çocuklara bağırmanın sebebinin öfke olduğu sonucu çıkmaktadır. Öyleyse sorunumuz, öfke duygusuna yenilmemizdir. Bu sebeple kendisine nasihat etmesini isteyen bir sahabeye peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem: “Öfkelenme” buyurmakla yetiniyor. Zira öfke öyle bir zehirdir ki kişiyi hâkimiyeti altına aldı mı, başkalarına zarar verdirmeden bırakmaz. Öfke anında insan, ne yaptığının farkına bile varmaz. Hatta kimi zaman telafisi çok zor sonuçlar doğuran işler bile yaptırır insana. Hele ki karşısındaki aciz, sana karşılık bile vermeye güç yetiremeyen küçük insancıklar grubundan bir yavrucak ise.

Bağırmak, çocuklarımıza ve bize hiçbir fayda sağlamaz. Üstelik çoğu pişmanlıkla sonlanır bağırış çağırışlarımızın. Peki, her şeyi hakkıyla işiten Rabbimizin bağıranın sesini neye benzettiğini biliyor muyuz?

“Gerçekten en [...]