SİHİR VE HÜKÜMLERİ

Hamd, Müminleri, tehlikeli olup kendilerine zarar gelmesi mümkün olacak hususlardan nehyeden ve onları hayr yollarına sevk eden Allah’a, Salât ve selâm, sihrin tehlikesini, sihir yapan kişilerin dünyevi ve uhrevi hükümlerini beyan edip bu hususlarda ikazda bulunan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e, Allahu Teâlâ’nın affı ve keremi ve o sonsuz mağfireti sihirden ve sihirbazlardan uzak durup takvalı ve itaat eden kulların safında yer alan mümin ve müminatın üzerine olsun.

Sihir kelimesinin Arapça’da birbirine yakın birçok manası vardır. Bunların en meşhurları şunlardır: Kandırmak, aldatmak, yanıltmak, hile yapmak, göz boyamak, oyalamak, avutmak, yalanı doğru göstermek, gizemli davranmak, tesir altına almak, cezbetmek, iradeyi bağlamak, aciz düşürmek vb…

Istılahî manasına gelince: Sihir büyü yapanın bazı sözler söyleyerek veya bazı maddeleri birbirlerine karıştırarak yahut görülmeyen şer güçlerle yardımlaşarak olağanüstü bir durum meydana gelmesine sebep olmasıdır.

Her ne kadar Mutezile Fırkası ve Ehl-i Sünnet’ten bazı âlimlere göre sihir sadece aldatmadan ibaret ise de Ehl-i Sünnet’in cumhuruna göre büyünün aldatıcı [...]

Teheccüd Namazı ve Fazileti

Hamd, cennetlerde ve pınar başlarında bulunacak müminleri, “Geceleri pek az uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.” (1) ilahi  buyruğuyla vasfeden Allah’a,

Salât ve selâm, “Geceleyin kişinin (kalkıp) kıldığı (Teheccüd) namazının suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları söndüreceğini” bizlere haber vererek bu güzel ibadete bizleri teşvik eden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allahu Teâlâ’nın affı, keremi ve sonsuz nimetleri bu nasihatlerden faydalanmasını bilen ve kalplere yapışan günahları bu ibadetlerle arındırmanın gayreti içinde olan Mümin erkekler ve Mümin kadınların üzerine olsun.

Hiç şüphesiz Allah azze ve celle’nin yaşamış olduğumuz bu dünya hayatında iman ve takva ile beslenebilmemiz, bununla birlikte kalbimize yapışan günah ve gaflet hastalığından kurtulmamız için bizlere bazı ikmal istasyonları ihsan etmesi O’nun bizlere bahşetmiş olduğu rahmeti ve faziletidir. Bu istasyonlarda yeniden canlanır, hayatımızı yeniden düzenler ve yeni bir ruhla oralardan çıkarız. Hayatta karşılaşacağımız zorluklar ve engellere karşı müthiş bir kuvvet ve büyük bir motivasyon elde etmiş oluruz. Böylelikle Allah azze ve celle’nin [...]

BİR AİLE REİSİ OLARAK PEYGAMBER EFENDİMİZ (SAV)

Hamd; “Andolsun, Allah’ın Rasûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.” (1) buyuran Allah’a,
Salat ve Selâm; “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı hayırlı olandır. Ben aileme karşı hepinizden daha hayırlıyım.” (2) buyuran Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,
Allahu Teâlâ’nın lütfu keremi ve mağfireti Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i kendine örnek edinip onun rehberliğinde Rıza-i Bâri’ye ulaşıncaya kadar hayatını iyi bir eş ve fedakâr bir baba olarak devam ettiren müminlerin üzerine olsun.

Rabbimizin de ayeti kerimedeki beyanı üzere dünya ve ahiret saadetini elde etmek isteyen kimseler için Rasûlullah efendimiz, tabi olunacak yegâne örnektir. Kendisine tabi olmanın fayda vereceği, hatadan masum kılınmış ve bu sebeple de tabi olunduğunda hataya düşmenin mümkün olmayacağı tek önderdir. Bu dünyada ilahi yardımla desteklenmiş ve Rabbinin izniyle kendisine tabi olanları karanlıklardan nura çıkaran biricik rehberimizdir.

Aile reisi olarak Rasûlullah aleyhisselâm’ı incelemeden önce ilk olarak kadının [...]

ÖMRÜNÜ ALLAH YOLUNA VAKFETMEK

Hamd, “Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler.” (1) ayeti kerimesiyle müminlerin kulluk bilinciyle hayatlarını Rabblerinin rızasına uygun geçirmeleri gerektiğini bildiren Allah’a
Salat ve selâm, “Kim Allah yolunda bir tel saç ağartsa kıyamet günü o saç onun için nur olur” (2) buyuran ve ömrünü Allah yolunda vakfetmiş olan yüce önderimiz, rehberimiz ve efendimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e
Hem bu dünyada, hem de ahirette Rabbimizin lütuf ve nimetleri, kendini bu uğurda vakfeden mümin ve müminatın üzerine olsun.

Yüce Rabbimiz “Eğer yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi.” (3) buyurmak suretiyle Allah’ın rızasına giden yolun meşakkatli olacağını ve bu yolda yürümenin kolay olmadığını haber vermektedir. Bu ancak ihlas ve samimiyetle hayatlarını bu yolda feda etmekten kaçınmayan kimselerin tabi olacakları ulvi bir yoldur. Aynı zamanda bu yol kalplerinde nifak bulunanların sakınıp kaçındıkları bir yoldur.

İnsan [...]

ZAFERİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Hamd; “Dikkat edin Allah’ın yardımı yakındır” (1) ilahi buyruğuyla bizlere zaferin yakın olduğunu haber veren Allah’a,
Salat ve selâm; “Muhakkak yardım ve zafer sabır ile birliktedir.” (2) buyurup zafere giden yolun sabırla mümkün olabileceğini bildiren peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e,
Allah’ın yardımı ve zafer müjdesi İslâm’a sımsıkı sarılıp bu uğurda canıyla ve malıyla mücadele eden dava erlerinin üzerine olsun.

Kur’an’ı Kerim’i incelediğimizde zafer ve yardımın sabır ile ilintili olduğu sonucu ile karşılaşırız. Kuran’ı Kerim’de yetmişin üzerinde yerde sabır ve sebattan bahsedilmektedir. Sabır öyle büyük bir haslettir ki iman ehli kullara devamlı surette bildirilen ve din uğruna talep edilen bir husustur. “İmana göre sabır, cesede göre baş yerindedir.” (3) buyurulmaktadır. Dolayısıyla zafere giden yolda dikkat edilecek ilk husus:

1. Sabırsızlanmamak ve davanın gidişatına zarar verecek aceleci kararlar almaktan sakınmaktır.

Yüce Rabbimizin kulları için uyguladığı sınav, sabrı gerektirmektedir. Müslüman bir kişinin dini uğrunda karşılaştığı eziyet, sıkıntı, musibet ve daha nice kederli ve üzüntülü hususlarda [...]

RİYÂNIN TEHLİKESİ ve TEDAVİ YOLLARI

Hamd, Kudsi bir hadiste; “Kibriya benim ridâm, azamet de benim izârımdır. Kim bunlardan birinde benimle nizâa kalkarsa onu ateşe atarım.” 1 şeklinde buyuran Allah’a;

Salât ve Selâm; “Muhakkak ki, sizin için en çok korktuğum şey, küçük şirk, yani riyadır,” 2 buyuran Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,
Allahu Teâlâ’nın affı ve keremi de riyakârlıktan ve riyakârlardan sakınan Muvahhid ve ihlâslı mümin kullarının üzerine olsun.

Riyanın, dilimizdeki en yakın karşılığı “gösteriş” demektir. Dînî bir tabir olarak; ibâdetlerde ve diğer amellerde samimiyetten uzaklığı ve ihlassızlığı ifade eder. Riya, amelleri yakıcı, Allah’ın nefretine sebep olan ve helâk edici günahların büyüklerindendir. Riya kulun Allah’a itaat ederken kullara yaranmak istemesidir.

Buna yakın bir tarif olarak İmam Gazâlî de, daha vecîz bir şekilde: “Riya, iyi görünerek insanların kalbinde yer almak istemektir” diye târif eder. İmam Gazâlî bir başka tarifinde, riyâ’yı sadece ibâdetlerdeki gösterişe tahsis ederek: “Allah’a yaptığı ibâdet ile kulları kastetmektir” diye tarif eder. Ancak hadislerde her çeşit [...]