KUR’ÂN’IN TEFSİRİ VE TEFSİR ÇEŞİTLERİ

KUR’ÂN’IN TEFSİRİ

Hamd, “Sana da zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın ve onlar da belki düşünürler” (1) buyuran Allah’a,

Salât ve Selâm Kur’an’ı bizzat yaşantısıyla tefsir eden, Rabbinin buyruklarını en doğru şekilde ümmetine açıklayıp izah eden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allah’ın rahmeti ve ihsanı da Kur’an’ın sahih yollarla yapılan tefsirine tabi olup ehlisünnete muhalif izah ve tefsirler ile heva ve heveslere dayanan açıklamalardan uzak durup Rasûlullah efendimizden sahih yollarla gelen izahlar doğrultusunda Kur’an’ı anlamaya çalışan mümin ve muvahhid kullarının üzerine olsun.

Nazil olmaya başladığı andan günümüze kadar canlılığını ve tazeliğini muhafaza eden yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim, daha ilk günden itibaren aslı değişmeden olduğu hal üzere muhafaza edilen tek mukaddes kitaptır. Çünkü ilâhi koruma altındadır. Yüce Rabbimiz bu hususla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Hiç şüphe yok ki, Kur’ân’ı biz indirdik ve muhakkak ki onu, (tahrif ile tebdilden yani değişikliğe uğramaktan) biz koruyacağız.” (2)

Müslümanlar, nazil olduğu ilk dönemden itibaren Kur’ân’ı anlamak için [...]

ZAMAN BİR NİMETTİR İSRAF ETME

Hamd, çok kısa ve bir o kadar da hızla devam edip giden şu fani dünya âleminde başarıyı ve ebedi mutluluğu elde etmemizi sağlama hususunda bizlere hidayet yollarını ve bu yolların kılavuzları olan peygamberleri gönderen Rabbimiz Allah azze ve celle’ye,
Salât ve selâm, bizleri devamlı surette irşad eden ve vaktin önemine değinerek insanların büyük çoğunluğunun kadrini bilmediği zamanın iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğine dair nasihatlerde bulunan Peygamber efendimize,
Allahu Teâlâ’nın affı keremi ile sonsuz rahmeti ve ihsanı bu buyruklardan faydalanıp bu doğrultuda hayatını devam ettiren ve şu kısacık hayat maratonunu en güzel şekilde tamamlayan müminlerin üzerine olsun.
Zamanın kıymetini bilen insanlar onu faydalı işlerde kullanmak ve ömür sermayesinin dakikalarını ve saniyelerini bile israf etmemek mecburiyetinde olduklarını bilirler. Selefimiz bu hususta bizlere örnek olmuş, hayatlarını daima ahiretlerine yönelik hususların peşinde koşuşturarak değerlendirmişlerdir. İmkânlarının azlığına rağmen bu zamanımızda inanılması pek de mümkün gibi gözükmeyen birçok hususun altına imzalarını atmışlardır. Peygamber efendimizin “İki [...]

İmtihan Çeşitleri

Hamd, dünya hayatını bir imtihan alanı kılan ve insanı yaratıp başıboş bırakmayan Cenab-ı Allah’a,

Salat ve Selâm bilhassa kendisinin de maruz kaldığı imtihanlar karşısındaki tavizsiz ve iradeli bir duruş ortaya koyan ve imtihanların en şiddetli anlarında dahi güzel bir sabır sergileyen Peygamber efendimize,

Allahu Teâlâ’nın sonsuz lütfu, keremi ve mağfireti de imtihanların her çeşidine karşı sabredip Rabbine yönelen, çıkış ve kurtuluşu Allah’a yönelmekte arayan mümin ve muvahhid kullarının üzerine olsun.

Yaratılmışların gerçek durumunun ortaya çıkması için onların değişik şart ve ortamlarda bulunmaları, farklı hadiselerle denenmeleri gerekir. İşte İslam’da bunun karşılığı imtihandır.

İmtihan kelimesi, günlük kullanımda denemek, tecrübe etmek; kişinin başarısını veya başarısızlığını tartmak ve açığa çıkarmak için takip edilen yol ve yöntem anlamlarını içerir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “İnsanlar ‘inandık’ deyince, fitneye uğratılmadan (denenmeden) bırakılacaklarını mı sandılar?”(Ankebut, 2)

Kur’an-ı Kerim’de bela ve fitne kelimeleriyle imtihan gerçeği açıklanmaktadır. Her iki kelimeyle Müslümanlara zorlukların, kolaylıkların, hayır ve şerrin, başarı ve başarısızlıkların, darlık ve servetin, işkencelerin, açlığın vs. [...]

Kıyamet Alâmetleri

Hamd, Kıyametin vaktini kendi ilminde saklı tutan Allah’a,

Salât ve selâm, Kıyametin büyük ve küçük alametlerini bizlere anlatan, kıyamete karşı ikaz edip hazırlıklı olmamız için nasihatlerini eksik etmeyen Rahmet Peygamberi efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e,

Allahu Teâlâ’nın affı ve mağfireti Kıyamete karşı hazırlık içinde olmanın gayretiyle hareket eden ve bunun için çaba gösterip kulluğunu arttırmanın yollarını arayan mümin muvahhid kullarının üzerine olsun.

Kıyamet alametleri Kıyametin yakın olduğunu gösteren nişanelerdir. Sayıları bir hayli fazladır. Bu alametlerin en büyük ve dehşetli olanları henüz gerçekleşmemiş olsa da bir kısmı gelip geçmiş bazıları da günümüzde müşahede edilmektedir. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin peygamber olarak gönderilmesi, vefatı, İslâm âleminde yaşanmış fitneler gelip geçen alâmetlerdendir.

Kıyamet alametlerinin bazıları ise zaman bakımından belli bir sırayı takip edecektir. Biz burada bu alametlerden sadece Depremler, Yecuc-Mecuc, Dabbetu’l Arz, Güneşin batıdan doğuşu, Büyük ateş ve Duman konularını inceleyeceğiz.

Depremlerin Çoğalması

Kıyametin kopmasının yakın olduğunu gösteren alâmetlerden biri de çokça deprem olmasıdır.

Abdullâh b. Havâle [...]

SİHİR VE HÜKÜMLERİ

Hamd, Müminleri, tehlikeli olup kendilerine zarar gelmesi mümkün olacak hususlardan nehyeden ve onları hayr yollarına sevk eden Allah’a, Salât ve selâm, sihrin tehlikesini, sihir yapan kişilerin dünyevi ve uhrevi hükümlerini beyan edip bu hususlarda ikazda bulunan Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e, Allahu Teâlâ’nın affı ve keremi ve o sonsuz mağfireti sihirden ve sihirbazlardan uzak durup takvalı ve itaat eden kulların safında yer alan mümin ve müminatın üzerine olsun.

Sihir kelimesinin Arapça’da birbirine yakın birçok manası vardır. Bunların en meşhurları şunlardır: Kandırmak, aldatmak, yanıltmak, hile yapmak, göz boyamak, oyalamak, avutmak, yalanı doğru göstermek, gizemli davranmak, tesir altına almak, cezbetmek, iradeyi bağlamak, aciz düşürmek vb…

Istılahî manasına gelince: Sihir büyü yapanın bazı sözler söyleyerek veya bazı maddeleri birbirlerine karıştırarak yahut görülmeyen şer güçlerle yardımlaşarak olağanüstü bir durum meydana gelmesine sebep olmasıdır.

Her ne kadar Mutezile Fırkası ve Ehl-i Sünnet’ten bazı âlimlere göre sihir sadece aldatmadan ibaret ise de Ehl-i Sünnet’in cumhuruna göre büyünün aldatıcı [...]

Teheccüd Namazı ve Fazileti

Hamd, cennetlerde ve pınar başlarında bulunacak müminleri, “Geceleri pek az uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.” (1) ilahi  buyruğuyla vasfeden Allah’a,

Salât ve selâm, “Geceleyin kişinin (kalkıp) kıldığı (Teheccüd) namazının suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları söndüreceğini” bizlere haber vererek bu güzel ibadete bizleri teşvik eden Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allahu Teâlâ’nın affı, keremi ve sonsuz nimetleri bu nasihatlerden faydalanmasını bilen ve kalplere yapışan günahları bu ibadetlerle arındırmanın gayreti içinde olan Mümin erkekler ve Mümin kadınların üzerine olsun.

Hiç şüphesiz Allah azze ve celle’nin yaşamış olduğumuz bu dünya hayatında iman ve takva ile beslenebilmemiz, bununla birlikte kalbimize yapışan günah ve gaflet hastalığından kurtulmamız için bizlere bazı ikmal istasyonları ihsan etmesi O’nun bizlere bahşetmiş olduğu rahmeti ve faziletidir. Bu istasyonlarda yeniden canlanır, hayatımızı yeniden düzenler ve yeni bir ruhla oralardan çıkarız. Hayatta karşılaşacağımız zorluklar ve engellere karşı müthiş bir kuvvet ve büyük bir motivasyon elde etmiş oluruz. Böylelikle Allah azze ve celle’nin [...]