YETİM PSİKOLOJİSİ

Hamd “O seni yetim bulup da barındırmadı mı?” 1 buyurarak yetimlere tekeffül etmeyi üzerine alan Allah’a, Salât ve Selâm “Kim Allah’ın rızasını gözeterek bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu (yetimin başındaki) saç sayısınca kendisine sevab verilir. Ve her kim de eli altındaki bir yetime iyilik yapar (güzel muamelede bulunursa) -işaret ve orta parmaklarını açarak-, işte ben ve o, cennette bu iki parmağın birbirine yakınlığı gibi birbirimize yakınız” [2] buyuran Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allahu Teâlâ’nın rahmeti ve bereketi de yetimler hakkındaki naslara teslim olan ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getiren mümin ve müminatın üzerine olsun.

‘Yetîm’ kelimesi, Arapça’da ‘yalnız kalmak, babasız kalmak, gaflette bulunmak, geri kalmak, muhtaç olmak’ manalarına gelen “ye-te-me” kökünden türemiş bir sıfattır. Sözlükte; ‘yalnız kalmış, tek kişi, eşsiz’ manalarına gelir. ‘Yetimlik’ de ‘yalnızlık’ demektir. Bu manada yalnız ve tek olan her şey yetimdir.

Terim olarak yetim, ‘buluğ çağından önce babası ölen çocuğa’ denir. Yetimlik, insanlarda baba tarafından, diğer canlılarda ise [...]

Davet’te Hikmetin Önemi

Hamd; İslâm’a hikmet ile davet etmeyi emreden Allah’a,

Salât ve selâm; vahyin geldiği andan itibaren yirmi üç yıl boyunca bıkmadan usanmadan, defalarca denemekten çekinmeden hikmetle davet eden Peygamber  sallallahu aleyhi ve sellem’e

Allahu Teâlâ’nın sonsuz keremi ve lütfu, mağfireti ve ihsanı en hayırlı ümmet olmanın tebliğ ve davete gereken önemi vermek ile mümkün olduğunu idrak eden ve bu uğurda gayret göstermekten geri durmayan mü’minlerin üzerine olsun.

Hikmet; Eşyayı yerli yerinde kullanmak demektir.

Davet açısından hikmet; davetçinin sözlerini yerli yerinde kullanması, fiillerini de en layık olduğu şekilde işlemesi anlamındadır. Bu öneminden dolayı da Allahu Teâlâ kendi yoluna hikmet ile davet etmeyi emretmiştir.

“(Ey Rasûlüm) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.” 1

Ayrıca hikmet o kadar önemli bir husustur ki, kula nasip olacak en büyük nimetler arasında sayılmıştır. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah hikmeti [...]

ALLAH’A ADANMIŞ BİR ÖMRÜN SESLENİŞİ: ÇALIŞIN!

De ki: “Çalışın; yaptıklarınızı Allah da, O’nun Rasûlü de, mü’minler de görecektir. Neticede, gaybı da şahadeti de (duyu ötesini de, duyuların algı sahasına gireni de) bilen (Allah’ın) huzuruna iade edileceksiniz. O da, bütün yaptıklarınızı tek tek size bildirecek ve karşılığını verecektir.” 1

Yukarıdaki ayeti kendine rehber edinmiş bir şahsiyet!

Hayatını kimseye göre şekillendirmeye çalışmayan, her zaman doğru gördüğünü ve doğru bildiğini savunan hiçbir zaman doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen defaaten bunu tekrarlamaktan geri durmayan, istediği oluncaya kadar geri adım atmayan ve her neye mal olacak olursa olsun onu gerçekleştirmeye ve yapmaya çalışan dava önderlerinden bir şahsiyet! Zafer MERT.

Adı gibi mert, fedakâr, çalışmayı ve iş yapmayı seven, ümmetin geleceği için daima vazifeden vazifeye koşan, işi ağırdan almayan, kendini pahalıya satanlardan değil işin altına el atanlardan, gerektiğinde sırtında çuval taşıyan, gerektiğinde her türlü ameleliğe razı olan, Peygamber aleyhiseselâm’ı kendine örnek edinmiş kardeşim!

SENİN hakkında bu sözleri söylemenin doğru olmadığını bilsem de yine de senden çekinerek ve [...]

RABBİNE KULLUK EDEREK HAYAT GEÇİREN GENÇ

Hamd; “Doğrusu onlar; Rabblerine inanmış, genç yiğitlerdi. Biz de onların hidayetini artırmıştık.”[1] buyuran Allah’a;

Salât ve selâm; Allahu Teâlâ’nın gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde gölgelenecek yedi zümreden birinin “Rabbine ibadet içinde yetişen genç” olacağını bildiren Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allahu Teâlâ’nın affı ve keremi genç iken Rabbinin buyruklarına tabi olmuş vahiyle beslenmeye devam eden ve ilahi buyruklara riayet ederek genç kalabilenlerin üzerine olsun.

Mükellef olduğu andan itibaren Rabbine kulluk hizmetine başlayan ve ibadetle yoğrulup zevkle Rabbine ibadete yönelenlere selâm olsun!

Rabbinin buyruklarına daha küçüklükten itibaren yavaş yavaş alışan veya alıştırılanlara ne mutlu!

Hayatlarını cahiliyenin pisliklerinden uzak tutup nefes almaya başladığı andan itibaren Rabbine kullukta çaba gösteren ayakta zor durabildiği o küçüklük halinde bile yarım yamalak bir ağızla ibadete yönelen ve İslâmi bir ortamda kulluğu öğrenmekle şereflenen kardeşlerim! Nasıl bir değere sahip olduğunuzun farkında mısınız?

Rabbimizin size olan lütfunun şuurunda mısınız? Nicelerinin tevbe etmeye dahi fırsat bulamadığı ve günahlarının ağırlığı içinde Rabbine [...]

  • İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 2-100
    Permalink Gallery

    TARTIDA VE ÖLÇÜDE EKSİK YAPMANIN BİR TOPLUMA OLAN ETKİSİ

TARTIDA VE ÖLÇÜDE EKSİK YAPMANIN BİR TOPLUMA OLAN ETKİSİ

Hamd, ölçü ve tartının Müslüman bir toplum için ne kadar mühim bir husus olduğunu Kur’an-ı Kerim’de müstakil bir sûre olan Mutaffifin sûresi ile bizlere bildiren Allah’a,

Salât ve selâm “Bizi aldatan bizden değildir” buyuran Rasûlullah aleyhisselâm efendimize,

Allah’ın sonsuz rahmeti, affı ve keremi; alırken ve satarken ilahi düsturlara uygun hareket eden ve Müslümanlara karşı müsamahakâr davranan müminlerin üzerine olsun.

Toplumları ayakta tutan, onlara değer kazandıran, aralarındaki birlik ve beraberlik duygularını güçlendiren, onları birbirleri ile kaynaştıran bazı değerler vardır. Bu değerlere riayet etmek kardeşliği, sevgi ve saygıyı, her şeyden öte adalet duygusunu geliştirir. İşte bunlardan en önemli görülen hususlardan birisi de ölçü ve tartıda adaletli davranmaktır. Çok basit bir amelmiş gibi görünen bazı hususlar kardeşliğin temelini atma da bir tohum misali önemli görülen ve asla küçümsenmemesi gereken değerlerdir. Tohum da değersiz ve çok küçük bir şeydir fakat koca koca ağaçları ve birbirinden lezzetli meyveleri oluşturan da yine o tohumdur. Tohumun önemi oluşacak meyvenin [...]

MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA VERA VE ÖNEMİ

Hamd; “Kim, Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder.  Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir…” (1) şeklinde buyurarak takvaya ve vera sahibi olmaya irşad eden Allah’a,

Salât ve Selâm; “Seni şüpheye düşüreni bırak, şüpheye düşürmeyene yönel” (2) buyuran Peygamber aleyhisselâm’a

Allah’ın lütfu ve keremi, rahmet ve mağfireti vera sahibi olma gayretiyle hareket eden, Allah’a ihlasla yönelen, şüpheli ve boş işlerden yüz çeviren müminlerin üzerine olsun.

Vera; Takva, sakınma, korunma, günahtan kaçma ve korkma, şüpheli olan şeylerden ve boş işlerden uzak kalmak demektir.

İbnu’l Esir’in açıkladığı üzere asıl itibariyle vera haramlardan kaçınmak manasına gelir. Ancak sonradan dini endişelerle mübah ve helal olan şeylerden de kaçınmak manasında kullanılmıştır.

Vera, dini hükümlere riayette titizlik manasına gelir.

Korku derecelerinin en düşüğü etkisi amellerde ortaya çıkan ve kişiyi haramlardan alıkoyan korkudur. Söz konusu korku haram olması mümkün olan bir şeyden kişiyi alıkoyarsa buna “vera” denilir.

Gereksiz şeyleri terk [...]