KUR’AN’DA GEÇEN KARUN KISSASI VE ALACAĞIMIZ HİSSE

Hamd; “Allah’ın sana verdiği bu servet içinde ahiret yurdunu ara, dünyadan da nasibini unutma.” buyurarak Müslümanlara hem dünyevi hem de uhrevi tavsiyelerde bulunan ve Kârûn’un düştüğü duruma düşmekten sakındıran Allah’a,

Salat ve Selam; “Her kim Kasas sûresini okursa, Hz. Musa’yı tasdik eden ve yalanlayanlar sayısınca mükâfat alır. Göklerde ve yerde ne kadar melek varsa, bunların hepsi kıyamet gününde o kimsenin sadık olduğuna şahitlik yapar.”  [1] buyuran Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allahu Teâlâ’nın rahmeti, mağfireti, ihsanları ve keremi de; Kârûn’u tanıyıp ona benzemekten sakınan ve Allah’ın kendisine verdiği şeylerle O’nun rızasını arayan, daima şükreden ve hamd eden kullarının üzerine olsun.

Kur’an-ı Kerim kıssaları biz Müslümanlar için nice ibretler içerir. Bu kıssaları salim akılla inceleyen kişiler hayatları için paha biçilemeyecek hem dünyalarına hem de ahiretlerine katkı sağlayacak nice tavsiyeler elde edeceklerdir. Maalesef günümüz insanları, içinde bulundukları buhranlardan kurtulmak için tecrübelerinden(!) istifade edebileceklerini zannettikleri yaşam koçu adı verilen kendileri gibi kişilere oluk oluk paralar [...]

  • Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİYLE DÜNYA İLİM SAHASINDA NELER KAYBETTİ?

MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİYLE DÜNYA İLİM SAHASINDA NELER KAYBETTİ?

Hamd “De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” [1] buyurup ilmin önemine dikkat çeken Rabbimize,

Salât ve Selâm “Allah, hakkında hayır dilediği kimseye din hususunda büyük bir anlayış verir.”[2] buyurarak ilme ve alimin faziletine dair bir çok hadisi şerifi ile teşvikte bulunan ve hayatı ilim membaı olan Rasûlullah aleyhisselâm’a

Allahu Teâlâ’nın bağış ve ihsanları da ilmin ehemmiyetini kavrayıp hayatını Müslümanlara fayda verecek çalışmalarla geçiren ve geriye sadaka-i cariye türünden eserler bırakma gayreti içinde olan müminlerin üzerine olsun.

“De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır.” [3] ayetinde de görüleceği üzere Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz’e ilmin dışında herhangi bir şeyi kendisine artırması için dua etmesini emretmemiştir. Çünkü ilim bitip tükenmeyen bir hazinedir. Sadece sahibine değil başka insanlara ve hatta bütün canlılara da fayda verir. Hak ile bâtılı ayırmanın en önemli vasıtası ilimdir. İlmin artması insan için bir yük değil, tam aksine onu yücelten bir fazilettir. İnsanın ilmi ve bilgisi arttıkça tevâzuu da artar; kişi birtakım [...]

  • Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARINDAN; SELAM VERMEK

MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARINDAN; SELAM VERMEK

Hamd, en güzel isimlere sahip olan ve bu isimlerin arasında kendisini es-Selâm olarak vasfeden Allah’a;

Salat ve Selâm “Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız.”  [1] buyuran ve selâm vermenin şekline göre on, yirmi veya otuz sevap kazanılacağını bildirerek[2] selâmı çoğaltmaya teşvik eden Rasûlullah aleyhisselâm’a;

Allahu Teâlâ’nın selâmı, bereketi ve mağfireti de selâmın adabına riayet ederek yaygınlaştırmaya çalışan mü’minlerin üzerine olsun.

Dinimiz, hayırlı işlerde acele etmeyi ve birbirimizle yarışmayı tavsiye eder. Selâm da bu hayırlardan biridir. Bu sebeple önce davranan daha çok sevap kazanır. Çünkü o Allah’ın adını daha önce anmış, karşıdakine daha önce dua etmiş ve hayırlı bir ameli başlatmanın sevâbını daha önce kazanmıştır. Birbiriyle karşılaşan iki kişiden daha üstün sayılanı ve Allah’a daha yakın olanı hayırda öne geçendir. Diğer taraftan aralarında birtakım dargınlık ve kırgınlık, hata ve kusur varsa, selâma ilk başlayan bunları bağışlama büyüklüğünü de [...]

ZARURÂT-I DÎNİYYE’DEN OLAN MALIN KORUNMASI

Hamd, “Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâm’ı seçip-beğendim.”[1] buyurarak en mükemmel nizam olan İslâm’ın tüm beşeriyet için çözüm yolu olduğunu bildiren Yüce Rabbimize;

Salat ve selâm, “Müslümanlardan her kim, malını muhafaza uğrunda öldürülürse şehiddir. Her kim canını savunma uğrunda öldürülürse şehiddir. Her kim dinini müdafaa yolunda öldürülürse şehiddir. Her kim ehlini ve namusunu korumak için öldürülürse şehiddir.” [2] buyurarak himaye altına alınmış olan hakları ve bunların muhafazası uğruna yapılması gerekenleri beyan eden Rasûlullah aleyhisselâm’a;

Allahu Teâlâ’nın sonsuz keremi ile ihsanı ve afv-u mağfireti de bu dinin yaşanması ve muhafazası uğruna gayret gösteren müminlerin üzerine olsun.

İslâm dini, kendisine boyun eğen insanların canlarını, mallarını, ırz ve namuslarını, akıllarını himayesi altına almış ve böylece müminlerin birbiriyle kaynaşıp tek vücut haline gelen faziletli bir toplum ve numune bir ümmet oluşturmalarını sağlamıştır. Bu dine gönül verenler, ihanet yapmazlar, yalan söylemezler, Müslüman kardeşlerini sahipsiz bırakmazlar, canına kastetmezler, ırzına saldırmazlar, malına göz [...]

YETİM PSİKOLOJİSİ

Hamd “O seni yetim bulup da barındırmadı mı?” 1 buyurarak yetimlere tekeffül etmeyi üzerine alan Allah’a, Salât ve Selâm “Kim Allah’ın rızasını gözeterek bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu (yetimin başındaki) saç sayısınca kendisine sevab verilir. Ve her kim de eli altındaki bir yetime iyilik yapar (güzel muamelede bulunursa) -işaret ve orta parmaklarını açarak-, işte ben ve o, cennette bu iki parmağın birbirine yakınlığı gibi birbirimize yakınız” [2] buyuran Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allahu Teâlâ’nın rahmeti ve bereketi de yetimler hakkındaki naslara teslim olan ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getiren mümin ve müminatın üzerine olsun.

‘Yetîm’ kelimesi, Arapça’da ‘yalnız kalmak, babasız kalmak, gaflette bulunmak, geri kalmak, muhtaç olmak’ manalarına gelen “ye-te-me” kökünden türemiş bir sıfattır. Sözlükte; ‘yalnız kalmış, tek kişi, eşsiz’ manalarına gelir. ‘Yetimlik’ de ‘yalnızlık’ demektir. Bu manada yalnız ve tek olan her şey yetimdir.

Terim olarak yetim, ‘buluğ çağından önce babası ölen çocuğa’ denir. Yetimlik, insanlarda baba tarafından, diğer canlılarda ise [...]

Davet’te Hikmetin Önemi

Hamd; İslâm’a hikmet ile davet etmeyi emreden Allah’a,

Salât ve selâm; vahyin geldiği andan itibaren yirmi üç yıl boyunca bıkmadan usanmadan, defalarca denemekten çekinmeden hikmetle davet eden Peygamber  sallallahu aleyhi ve sellem’e

Allahu Teâlâ’nın sonsuz keremi ve lütfu, mağfireti ve ihsanı en hayırlı ümmet olmanın tebliğ ve davete gereken önemi vermek ile mümkün olduğunu idrak eden ve bu uğurda gayret göstermekten geri durmayan mü’minlerin üzerine olsun.

Hikmet; Eşyayı yerli yerinde kullanmak demektir.

Davet açısından hikmet; davetçinin sözlerini yerli yerinde kullanması, fiillerini de en layık olduğu şekilde işlemesi anlamındadır. Bu öneminden dolayı da Allahu Teâlâ kendi yoluna hikmet ile davet etmeyi emretmiştir.

“(Ey Rasûlüm) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.” 1

Ayrıca hikmet o kadar önemli bir husustur ki, kula nasip olacak en büyük nimetler arasında sayılmıştır. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah hikmeti [...]