ÜNİVERSİTELİ MÜSLÜMAN GENÇLERE TAVSİYELER

Geçen haftalarda ÖSYM, sınava giren öğrencilerin üniversite tercihlerini açıkladı. Tercih sonuçlarında kimi öğrenciler istedikleri üniversite ve bölüm geldiğinden dolayı sevindi. Kimileri öğrenciler ise istedikleri üniversite ve bölüm gelmediğinden dolayı üzüldü. Bu iki sonuç grubu kendi çalışmalarının neticesi ile karşılaştı. Yıl boyunca çalışan, hedefine koşan öğrenci mutlu oldu. İstediğini elde etti.

Hedefine ulaştı. Şu da unutulmamalıdır ki maraton daha yeni başlıyor.

Bu yazımızda üniversiteye adım atarken kendilerini bekleyen tehlikelere karşı Müslüman gençlere yol rehberi tadında birkaç tavsiye vereceğiz.

Müslüman gençler, hayatınızın tek amacı Allah’ın rızasını kazanmak olsun. Üniversite kurumunu amaç haline getirmeyin. Üniversiteyi Allah’a yaklaştıracak bir araç olarak görün. Peki, üniversite nasıl amaç haline getirilir. Maalesef gençler farkında olmadan hayatının tek merkezi olarak üniversitesini ve okuduğu bölümü görüyor. Olmazsa olmaz olarak görülüyor. Hâlbuki en iyi bölüm dahi olsa bizim inancımıza ters ise elimizin tersi ile itebilmeliyiz.

Müslüman gençler, üniversitenize gittiğiniz ilk andan itibaren İslami kimliğinizi ve kişiliğinizi belirtiniz. Çevrenizdeki insanlar sizin kırmızıçizgilerinizin olduğunun [...]

SOSYAL MEDYA İLİŞKİLERİMİZ

Müslümanlar bugün batının etkisi, baskısı ve hegemonyası altındadır. Bugün kitle iletişim araçları olarak kullandığımız (Facebook, twitter, instagram, youtube vs.) Batı uygarlığından, İslam medeniyetine gelmektedir. Batılı devletler, sosyal medya araçlarıyla kendi doğrularını, kendi seküler yaşayışlarını ve değerlerini Müslüman ülkelere dayatmakta. Neyin doğru neyin yanlış olduğuna Batılılar karar vermektedir. Aynı zamanda sosyal medya araçlarıyla tahrif edilmiş kültürünü Müslüman topluluklara empoze etmektedir.

Tarihi süreç içerisinde özellikle haçlı seferleri ile İslam dünyası üzerindeki emellerine ulaşamayan Batı, kitle iletişim araçlarının gelişmesi, internet ve sosyal medya ile birlikte modern haçlı seferlerini kültür emperyalizmi üzerinden sürdürmektedir. Günümüzde kültür emperyalizmi, batılıların İslam dünyası üzerinde hâkimiyet kurma metotlarının başında gelmektedir. (1)

Günümüzde haberleşme ve medya vasıtalarını incelediğimizde; Bütün dünyayı örümcek ağı gibi saran beş emperyalist ülkenin haber ajansları; ABD’den United Press Internaional (UPI), Associated press (AP), İngiltere’den Reuters, Fransa’dan Agance France Presse (AFP) ve Rusya’dan (TASS) günde 40 milyon kelime ile haber dolaşımının %97’sini sağlayarak dünyayı haber bombardımanına tutmaktadır. (2)

Başka [...]

İRAN’IN SURİYE HESAPLARI

Suriye devriminin başlangıcından bu yana Suriye üzerinde mutabakata varılmış değil. Türkiye’nin, ABD’nin ve diğer ülkelerin çabaları sonuç vermemiş ve uzun sürede çözülecek gibi durmuyor. Her yapının kendi çıkarlarına göre bir Suriye algısı var. Bu da sorunu çözmekten ziyade dış güçlerin politikaları Suriye’ye dair sorunları arttırıyor. Şöyle bir durum da vardır ki özelde Ortadoğu coğrafyasının genelde tüm dünya halklarının açlık, yoksulluk, sefalet, çıkar üzerine kurulu ilişkiler, insani değerlerin kaybolması, savaşlar, katliamlar… Tamamıyla batılı devletlerin politikalarından, ideolojilerinden kaynaklanmaktadır.

Egemen güçler, iktidarlar, hegemonya (1) ve işbirlikçiler Suriye politikasında samimiler mi yoksa yüzyılın en büyük tiyatrosunu mu çeviriyorlar? (2)
Tüm dünyanın bildiği her bir vakıada yeniden tecrübe ettiği gibi bir tiyatro ile karşı karşıya İslam ümmeti. İran’ın batı ile işbirliğini Müslümanları sırtından hançerlemelerini, hainliklerini kimse unutmuş değil.

Suriye cihadı tüm dünyaya İran’ın gerçek yüzünü gösterdi. İran 1979 İslam Devriminden! Sonra İran, İslam coğrafyasına iyi bir imaj bıraktı ve İran, devrimi propaganda aracına döndürdü. Dönemin insanlarının [...]

HALEP DÜŞERSE

Suriye tarihi Esad ailesinin kanlı katliamlarıyla meşhur bir tarih.
Hafız Esad iktidara geldikten sonra diktatör tavırları halk tarafından benimsenmedi ve bir halk hareketi başlatıldı. Hafız Esad, halkı sindirme girişimlerinde bulundu. Ve sonrasında da 1982 yılında 30.000 insanın öldüğü Hama katliamını gerçekleştirdi. Hafız Esad, halkı baskıyla, şiddetle, ölümle sindirdi, iktidarını şiddetle pekiştirdi.
Babasının yolundan giden, usta çırak misali ustasını geçen Beşşar Esad ise aynı şekilde baskıcı, totaliter yönetimini sürdürdü.  Suriye, 2011 yılına gelindiğinde ise Dera’da başlayan halk ayaklanmasına sahne oldu. Yine şiddeti seçen Beşşar ailesi, halkının üzerine bu sefer bombalar yağdırdı. Suriye halkı yılmadı, mücadelesine devam etti.  Mazlum Suriye halkını İslam ümmeti destekledi, yanlarında durdu. Ve dünyanın dört bir yanından gelen Mücahidler mazlumların yoldaşları oldu.
Halk devrimin ilk yıllarından itibaren Esad’ı, avaneleri, yardakçıları yalnız bırakmadı. İran ve Hizbullat para ve militan yardımında, Rusya ise maddi ve teknik anlamda destek sağladı. Tüm bu desteklere rağmen Muhaliflerin direnişi kırılamadı ve Muhalifler ilerlemeye [...]

KEMALİST VESAYETTEN PKK VESAYETİNE

Osmanlı Devletinin yıkılması, Hilafetin kaldırılmasının ardından birçok ulus devleti kuruldu. Müslümanlar başsız, sahipsiz, lidersiz kaldı. İslâm ülkeleri ise bu süreç içinde parçalandı. Bunlardan bir tanesi de Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte ülke tamamıyla Kemalist vesayetin hegemonyasına girdi. Kemalist vesayet 1945 yılına kadar ( Kemal Atatürk ve İsmet İnönü ) ülkeyi tek başına yönetti. Müslüman halka tepeden inme devrimleri dayatarak baskı uyguladı. Tek parti iktidarında Kemalistler sayısız katliamlar yaptı. Devrimleri kabullenmeyenleri ise katletti, suikastlar düzenledi, ortadan kaldırdı.

Kemal Atatürk, takvimler 1924 yılına geldiğinde Hilafeti kaldırarak ‘Ülkeyi gökten indiği sanılan dogmalarla yönetecek değiliz’ ifadesi ile İslâm dinine bakış açısını ortaya koydu. Atatürk’ün takipçilerinden bazıları Kemalizm’i din; Nutuk’u da kutsal kitap olarak kabul ediyor. Cumhuriyet dönemi yazarlarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu ise 28 Haziran 1929 tarihli Milliyet gazetesinde yazdığı köşe yazısında Kemalizm’i mezhep olarak tanımlıyor. Kemalizm’i din olarak gören Atatürkçüler kitap bulduktan sonra bir de mabede ihtiyaç duydular. Bu sırada ise Kemalettin [...]

DEMOKRASİ ALTINDA NEFRET SÖYLEMİ

Halkın sandık başına giderek yöneticilerini seçtiği bir rejimin adı olan Demokrasi, halkın yönetimi, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına gelen siyasi yönetim biçimidir. Ancak bu bize anlatılan ve gösterilen kısmı, gerçek böyle midir? Gerçekten 4-5 yılda bir yapılan seçimlerle yöneticileri halk mı seçiyor yoksa senaryoları önceden belirlenmiş olan metni bizlere birileri ‘demokrasi’ ve ‘seçimler’ adı altında oynamamızı mı istiyor?

Bugün bizlere sunulan metni oynamamız, bizlere verilen görevleri yerine getirmemiz istenmektedir. Anlaşılan bu demokratik sistem devam ettiği sürece figüran olmaya devam edeceğiz. İşin ilginç yanı ise bizi yaşatan, yaratan ve hüküm koyan Allah’ın bizden hangi sistemi, hangi yollarla getirmemiz gerektiğini bildirmesine rağmen inançlı insanların demokrasi rüzgârına kapılması ve Allah’ın ne istediğini unutmasıdır. Bizler bu noktada Kuran ve sünnete sahip çıkmamız gerekirken meseleyi yanlış anlayıp batının demokrasisine sahip çıkıyoruz. Hatta o kadar çok sahip çıkıyoruz ki meseleyi abartıyoruz. İslam’ı bıraktıktan sonra hiçbir zaman geçemediğimiz batıyı seçimlere katılım oranında geçiyoruz. Batılı toplumlarda % 50 [...]