KEMALİST VESAYETTEN PKK VESAYETİNE

Osmanlı Devletinin yıkılması, Hilafetin kaldırılmasının ardından birçok ulus devleti kuruldu. Müslümanlar başsız, sahipsiz, lidersiz kaldı. İslâm ülkeleri ise bu süreç içinde parçalandı. Bunlardan bir tanesi de Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte ülke tamamıyla Kemalist vesayetin hegemonyasına girdi. Kemalist vesayet 1945 yılına kadar ( Kemal Atatürk ve İsmet İnönü ) ülkeyi tek başına yönetti. Müslüman halka tepeden inme devrimleri dayatarak baskı uyguladı. Tek parti iktidarında Kemalistler sayısız katliamlar yaptı. Devrimleri kabullenmeyenleri ise katletti, suikastlar düzenledi, ortadan kaldırdı.

Kemal Atatürk, takvimler 1924 yılına geldiğinde Hilafeti kaldırarak ‘Ülkeyi gökten indiği sanılan dogmalarla yönetecek değiliz’ ifadesi ile İslâm dinine bakış açısını ortaya koydu. Atatürk’ün takipçilerinden bazıları Kemalizm’i din; Nutuk’u da kutsal kitap olarak kabul ediyor. Cumhuriyet dönemi yazarlarından Yakup Kadri Karaosmanoğlu ise 28 Haziran 1929 tarihli Milliyet gazetesinde yazdığı köşe yazısında Kemalizm’i mezhep olarak tanımlıyor. Kemalizm’i din olarak gören Atatürkçüler kitap bulduktan sonra bir de mabede ihtiyaç duydular. Bu sırada ise Kemalettin [...]

DEMOKRASİ ALTINDA NEFRET SÖYLEMİ

Halkın sandık başına giderek yöneticilerini seçtiği bir rejimin adı olan Demokrasi, halkın yönetimi, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına gelen siyasi yönetim biçimidir. Ancak bu bize anlatılan ve gösterilen kısmı, gerçek böyle midir? Gerçekten 4-5 yılda bir yapılan seçimlerle yöneticileri halk mı seçiyor yoksa senaryoları önceden belirlenmiş olan metni bizlere birileri ‘demokrasi’ ve ‘seçimler’ adı altında oynamamızı mı istiyor?

Bugün bizlere sunulan metni oynamamız, bizlere verilen görevleri yerine getirmemiz istenmektedir. Anlaşılan bu demokratik sistem devam ettiği sürece figüran olmaya devam edeceğiz. İşin ilginç yanı ise bizi yaşatan, yaratan ve hüküm koyan Allah’ın bizden hangi sistemi, hangi yollarla getirmemiz gerektiğini bildirmesine rağmen inançlı insanların demokrasi rüzgârına kapılması ve Allah’ın ne istediğini unutmasıdır. Bizler bu noktada Kuran ve sünnete sahip çıkmamız gerekirken meseleyi yanlış anlayıp batının demokrasisine sahip çıkıyoruz. Hatta o kadar çok sahip çıkıyoruz ki meseleyi abartıyoruz. İslam’ı bıraktıktan sonra hiçbir zaman geçemediğimiz batıyı seçimlere katılım oranında geçiyoruz. Batılı toplumlarda % 50 [...]

AMERİKA’NIN DÜZENBAZLIK AMBALAJINA BÜRÜNMESİ

ABD’de geçen yıl 18 yaşında siyah bir gencin polis tarafından öldürülmesinin ardından Ferguson’da başlayan ayaklanmalar, yine bir siyahın 25 yaşındaki Freddie Gray’in polis tarafından gözaltına alınırken ölmesi sonrası bu kez başkente bir saat uzaklıktaki Baltimore’a sıçradı. Önceki günlerdeki cenaze töreni sonrasında kentin batısındaki yoksul semtlerde başlayan isyanda mağazalar yağmalandı, araçlar yakıldı. 1000’den fazla kişi gözaltına alındı.

Bunlar basına yansıyanlar, bunlar bizim bildiklerimiz. Peki, yıllardır Amerika’nın zulmünde yaşayan siyahi vatandaşların yaşadıkları psikolojik ve fiziki işkenceler, gördükleri ikinci sınıf insan muamelesi, yaşam sıkıntısı, yoksulluk, dışlanmalar ne olacak?

Evet, işte biz buna Amerikan Demokrasisinin iki yüzlülüğü diyoruz. Neden mi? Çünkü: Dünyanın dört bir yanındaki insanlar, hatta kendi vatandaşları dahi Yahudi Amerikan yöneticilerinin zulmüne uğrayıp, işkencelerine şahitlik etmektedirler ama Amerikalı yöneticiler basına çıkıp hiçbir şey olmamış gibi özgürlük ve Demokrasi pazarlamaya devam etmekte daha da ileri gidip işgal edip katliam yapmakta.

ABD Katletmeye Devam Ediyor

Özgürlükler ülkesinin polisleri 2014 Ocak ayından bu yana bin 500 kişiyi öldürdü. [...]

KADINLAR GÜNÜ SAFSATASI

Geçtiğimiz günlerde Üniversitelerde, parti meclislerinde, sokaklarda, caddelerde kadınlara yönelik olarak Dünya kadınlar günü kutlandı. Sivil topum kuruluşları, parti başkanları, öğrenci hareketleri, her yapı kendi ideolojisi doğrultusunda kadınlara daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük, daha fazla eşitlik, daha fazla kadın hakkı istedi ama hiçbir kurum ve kuruluş İslam’ın kadınlara yönelik tutumundan, İslam’ın kadınlara yönelik haklarından, İslam’ın kadınlara verdiği değerden bahsetmedi.

Peki, Nedir bu kadınlar günü? Ve nasıl çıktı? 8 Mart 1908 yılında ABD de bir tekstil fabrikasında çalışan kadın işçiler grev yapar, grevi engellemek için işçiler fabrikaya kilitlenir, çıkan yangında 129 kadın yanarak can verir. 1977 yılında BM Genel Kurulu 8 Martı Dünya Kadınlar Günü olarak ilan eder. Kısaca söylemek gerekirse kadınların haklarını gasp edip sonra da onları diri diri yakanlar, senede bir günü kadınlar günü ilan ederek adeta günah çıkarıyorlar.
Senede bir gün günah çıkartanların yaşadığı toplumda kadın cinayetleri yaşanıyorsa, kadınlar bir meta gibi alınıp satılıyorsa, kadınlar horlanıp ikinci sınıf [...]

AMERİKA’DAN ONUR KIRICI İŞKENCELER

Geçtiğimiz günlerde Amerika Birleşik Devletleri Senato İstihbarat Komitesi Dünya’nın gözünün içine bakarak yaklaşık 6 bin sayfalık işkence raporunu yayınladı. Bu 6 bin sayfalık işkence raporu sadece gün yüzüne çıkanlar. Amerika’nın daha gün yüzüne çıkmayan Irak’ta, Afganistan’da ve adını dahi sayamadığımız veya bilmediğimiz ülkelerde kendisi gibi düşünmeyen, kendisi gibi yaşamayan, kendisi gibi inanmayan halklara, insanlara kim bilir daha kaç bin sayfalık işkence uyguladı. Baskı, zulüm ve işkence uygulamaktan geri durmayan Amerika cüretkâr ve kibirli tavrıyla “Geçmişe değil, geleceğe bakalım” diyerek yapılanları aklamaya çalıştı.

Peki, nedir işkence? İşkence, ister fiziksel olsun ister ruhsal, bir göz korkutma, caydırma, intikam alma, cezalandırma veya bilgi toplama amacı olarak bilinçli şekilde insanlara ağır acı çektirmekte kullanılan her türden edimlerdir. Birleşmiş Milletler’in İşkenceye Karşı Konvansiyonunu imzalayanlar hiç kimseye, cezalandırmak, itiraf ya da bilgi almak, onlara ya da üçüncü şahıslara baskı yapmak amacıyla kasten acı ve ıstırap çektirmeyeceğine söz verir. Ancak Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşlar her üç [...]