Nebevi Hayat Dergisi – Ebubekir Eren

SELEFİ SALİHİN’İN TEVEKKÜL ANLAYIŞI

Ömer bin Hattab (radıyallahu anh), Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Eğer sizler gerçek anlamda Allah’a tevekkül etmiş olsaydınız, tıpkı, sabahları boş çıkıp akşam dolu olarak dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizleri de rızıklandırırdı.” (1)

Tevekkülün Önemi

Seleften biri şöyle der: “Allah’u Teâlâ’ya karşı kalbinden güzel bir şekilde tevekkül etmiş olduğunu bilmen, vesile olarak sana yeterlidir. Zira senden önce Allah’ın kulları arasında nice kimseler işlerini ona ısmarlamışlar (tefviz etmişler) O’da bütün işlerinde kullarına kâfi gelmiştir. Sonra şu ayeti okur; ‘Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Kim Allah’a tevekkül ederse O, ona kâfidir.’“ (2)

Gerçek tevekkül, kalbin içten bir inanışla Allah’u Teâlâ’nın dünya ve ahiretini ilgilendiren bütün işlerinde kendi hayrına olanı celbedeceğini ve zararına olacağını defedeceğine inanmak ve bütün işlerine vekil olduğuna güvenmektir. Hakiki iman; ondan başka hiç kimsenin ne vermeye ne engel olmaya ne yarar vermeye ne de zarar vermeye kadir olduğuna iman etmektir.
[...]

MAHREMİ OLMAYAN BAYANIN YOLCULUK YAPMASI

Hamd, bizleri Mübarek Ramazan ayına kavuşturan Allah’adır. Salat ve selam mahlûkatın ve beşerin efendisi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, ailesine ve ashabı kiramına olsun.

Seferiliğin Mahiyeti:

Sefer ve müsaferet, yolculuk demektir. İslami bir terim olarak yolculuk belirli bir mesafeye gitmek olup orta bir yürüyüşle üç günlük, yani on sekiz saatlik bir mesafeden ibarettir. Buna ‘üç merhale’ denir. Orta yürüyüş, yaya yürüyüşü veya kafile içindeki deve yürüyüşüdür. Denizlerde ise yelkenli gemi ile üç gün sürecek bir yolculuğu ifade eder.

İşte karalarda böyle bir yürüyüş ile denizlerde ise mutedil bir havada yelkenli bir gemi ile on sekiz saat sürecek bir mesafe sefer süresi sayılır. Bu yolun yalnız gidiş mesafesi esas alınır, yoksa gidiş-dönüş mesafesine bakılmaz. Yolculuk yapan kimse sürat yapar yâda bu mesafeyi günümüzde yeni çıkan ulaşım vasıtalarında olduğu gibi, daha kısa bir sürede katederse bile yolcu sayılır ve namazlarını kısa kılar. Vatanında veya o hükümdeki bir yerde oturan kimseye “mukim”, buradan çıkıp en [...]

ORUÇ VE ARINMA

Hamd bizleri üç aylara kavuşturan Allah’adır. Salat ve selam mahlûkatın ve beşerin efendisi Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme, ailesine ve ashabı kiramına olsun.

Malumdur ki ibadetler birçok gaye, maksat ve hedefler için meşru kılınmıştır. Kuran-ı Kerim’i incelediğimizde her bir ibadetin belli bir maksadı gerçekleştirmek için yer aldığını açıkça görebiliriz. Ramazan ayında orucun farz kılınmasının temel maksadı takvayı insanların yüreklerine aşılamasıdır. “Ey iman edenler oruç sizden öncekilere yazıldı ( farz kılın)ğı gibi sizin üzerinize de yazıldı. Takva sahibi olasınız diye.” (1) Oruç tutmakta gözetilen asıl maksat budur. Kişi gereği gibi takva sahibi olabilmesi için oruçla beraber diğer bazı maksatlar ve hedefler şart koşulmuştur. Bu maksatlar yerine geldiğinde orucun temel maksadı yerine gelmiş olur. Bunlardan biri olmadığında oruçtan beklenilen maksat gerçekleşmiş olmaz. Oruçla beraber yapmamız gereken diğer hususlar şunlardır:

1- Ramazan Orucuyla Beraber Tövbeyi Yenilememiz

İnsanoğlu yapısı itibari ile beşer olmasından dolayı hata etmeye pek müsaittir. Efendimizin belirttiği gibi “Her Âdemoğlu hata işleyebilir. Hata [...]

CEHENNEMDE İNSANLARIN DURUMLARI

Said b. Cübeyr şöyle der: “Cehennem ehli acıktığında açlıktan bağırırlar, bunun üzerine onlara zakkum ağacı verilir, onları yiyince yüzlerindeki deriler dökülür öyle ki birisi onların yanından geçse yüzlerindeki derinin üzerindeki işaretlerden onları tanır. Cehennem ehli zakkum ağacından yedikten sonra susar ve onun için talepte bulunur, bunun üzerine ona irin gibi bir su verirler, suyu ağızlarına aldıklarında onun sıcaklığından onların yüzleri pişer, iç bağırsakları erir, bağırsakları ve derileri düşer halde yürürler. Daha sonra onlara demirden gürzlerle vurulur, vuruşların şiddetinden azaları önlerine düşer. Bunun üzerine çığlıklar atmaya başlarlar.” (1)

Hamd Allah’a, salat ve selam peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’e, ailesine ve ashabınadır.

Dünya hayatı bizim için bir imtihandır ya aleyhimize ya da lehimizedir.

Allah’ın basiretli kulları dünyanın gelip geçiciliğine kapılmayıp imtihanlarını vermek için ve Allah’ın sonsuz cennetine aday olmak için var güçleriyle gayret ettiler.

Hikmetten mahrum, basiretleri kapanmış kimseler ise dünyanın zevklerine, istek ve arzularına kapılıp Allah’ın sonsuz cehennem azabına müstahak olmuşlardır. Allah cümlemizi bu [...]

BABA VE EŞ OLARAK RASÛLULLAH SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM

Hamd geceden, gündüzü; gündüzden, geceyi; ölüden, diriyi çıkaran; karanlığı, aydınlığa kavuşturan, sıfatlarında ortağı olmayan, tek ve bir olan Allah’ındır. Salat ve selam kâinatın ve beşeriyetin efendisi, Mü’minlerin önderi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e dir.

Bütün peygamberler gönderilmiş oldukları ümmetlerini karanlıktan aydınlığa davet etmeleri, onların saadetlerini istemeleri bakımından kendi ümmetinin manevi babasıdır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize karşı öz babamızdan daha merhametli ve ondan daha yakındır.

Ümmetinin hataya düşmesi, tefrikaya, yanlışa saplanması ona oldukça hüzün verir. Bir annenin yavrusuna göstermiş olduğu şefkate, özleme kıyas edilemeyecek kadar… O’nun ümmeti için “Rabbimin huzurunda secdeye kapanırım ümmetim derim” endişesini Kitabı Mübin “Üstünüze hırs ile titriyor. Mü’minlere Rauf’tur, Rahimdir” diye dile getiriyor.

Sağlıklı ve düzenli bir İslam toplumunun oluşabilmesi için evvela, toplumun temelini oluşturan ailenin ıslahı ve eğitimi göz önüne alınmalıdır. Ki ailenin çekirdeğini oluşturan çocuklardır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem çocuklara karşı oldukça şefkatliydi, onları asla hırpalamaz ve azarlamazdı. Bir defasında Rasulullah sallallahu [...]

MÜCAHİD’İN AHLAKI

Hamd gökleri ve yeri yoktan var eden her şeye kadir, aziz olan Allah’a aittir. Salat ve selam Peygamber Efendimize, ailesine, ashabına ve kıyamet gününe kadar kendisine tabii olanların üzerine olsun.

Her hususta ahlakın olması gerektiği gibi dinde önemli bir yeri olan cihadın da ahlakı olmalıdır. Bir Mücahid aşağıda özetle zikredeceğimiz özellikleri kendisinde bulunduran ahlaka sahip olmalıdır.

İHLAS

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: ‘’Ey iman edenler! Allah’a itaat edin ve sadıklarla beraber olun.’’(1)

Peygamber aleyhisselam şöyle buyuruyor: “İmam kalkandır. Onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur. Eğer o takva ile emrederse ve kendisi adil olursa ona ecir vardır, bunun aksi ile emrederse ona vebal vardır.’’(2)

Yalanlar bir kişiyi alçaltır, adalet ise hava ve su gibi hayati önem taşımaktadır.

Bir Mücahid; Allah’a, insanlara ve kendisine karşı samimi olmalıdır.

Halife Ömer, zenginliklerin hazineye aktığını görünce, haykırdı: ‘’Müslümanlar dürüstlüklerini gösterdi.’’ Onun yanında oturan Ali bin Ebu Talib ise şöyle dedi: ‘’Sen kötü şeylerden kaçınıyorsun, bu sebeple senin emrin altındakiler de öyle. [...]