İNSANLIĞIN SAADETİNİ TAHRİP EDEN FAİZ FELAKETİ

İzzet ve yüceliğin tek sahibi, şeref ve kibriyada ortağı olmayan, övgüye, hamde ve yüceltilmeye layık olan, izzetin, arşın rabbi olan Allah’a hamd olsun. Peygamberlerin efendisi olan Hz. Muhammed’e, onun değerli, hayırlı ve takva sahibi ashabına, hüküm alanında kıyamet gününe kadar onun şeriatını uygulayacak olanlara sayıp dökülemeyecek kadar çok salat ve selam ederim.

İnsanlığın saadetini ve bekasını tahrip eden faiz musibeti, Allah’ın sebat verdiği salih kulları hariç insanların ekseriyeti adet hayatlarının bir parçası haline getirmiş durumundadırlar.

Bizden önceki insanlar, Rabbimizin ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in yasaklamış olduğu işlerden aslandan kaçar gibi kaçıyorlardı. Nitekim İbni Abbas radıyallahu anhu demiştir ki; “Biz faize düşmek korkusundan dolayı, on dokuz tane helali terk ettik.”

Onların bu halleri bizim için ne güzel örnektir. Hem dünyada hem de ahirette rahat etmek istiyorsak, kedimizi faizden muhafaza etmek için gayret göstermemiz gerekmektedir. Bizim için en selametli yol budur.

Faize giden yolları en ince ayrıntısına kadar tespit etmeli, hepsinden büyük bir titizlikle [...]

ZAHİTLERİN ŞİARI TESBİH NAMAZI

Hamd insanı en güzel biçimde yaratan ve insana onur veren, kâinatı hizmetine sunan âlemlerin Rabbi Allah’adır. Salat ve selam siretiyle insanlığa ve âlemlerin tümüne rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ‘in ve pak ailesine, ashabına ve kıyamete kadar onun yolunda giden muvahhit Mü’minlerin üzerine olsun.

Kuşkusuz ki ibadetler insan ile Rabbi arasında ki manevi bağdır. İnsan ibadetlere ne kadar önem gösterirse Rabbi katında ki fazileti de o nispette artar. Yüce Rabbimiz bizlere farz ibadetleri emir buyurduğu gibi, nafile ibadetleri yapmayı da bizleri teşvik etmiştir.

Abdullah bin Selam der ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hicret edip Medine’ye vardığında Medineliler seslerini yükselterek üç defa Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem geldi dediler. İnsanlar, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in etrafına toplandılar, bende onların arasında idim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yüzünü görür görmez yalancı biri olmadığı belli idi ve kendisinden ilk dinlediğim sözleri: “Ey insanlar, aranızda selamı yayınız, birbirinize ikramda bulunun, [...]

SADAK-İ CÂRİYE

İzzet ve yüceliğin tek sahibi, şeref ve Kibriya’da ortağı olmayan, övgüye, hamda ve yüceltilmeye layık olan, izzetin, arşın rabbi olan Allah’a hamd olsun.

Peygamberlerin efendisi olan Hz. Muhammed’e, onun değerli, hayırlı ve takva sahibi ashabına, hüküm alanında kıyamet gününe kadar onun şeriatını uygulayacak olanlara sayıp dökülemeyecek kadar çok salat ve selam ederim.
Dünya hayatı imtihan diyarıdır. Yüce Allah hangi birimizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak için ölümü ve hayatı var etti. Elimizde bulunan mallar, evlatlar tamamen Allah Teâlâ’ya aittir. Kıyamet gününde Allah Teâlâ kullarını huzurunda topladığında biriktirdiğimiz bu malları hangi yollar ile elde ettiğimizi ve nerelere harcadığımızı bize muhakkak ki soracaktır.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi şerifinde buyur ki:

“Kişi öldüğünde kendisini üç şey takip eder. Bunlardan iki tanesi geri döner, bir tanesi de beraberinde kalır.”

Ölüyü; “Ehli, malı, (Salih) ameli takip eder. Ehli ve malı geri döner, Salih ameli ise beraberinde kalır.“ (1) Rasûlullah bu hadisi şerifiyle mümin [...]

ALİMİN ÖLÜMÜ ALEMİN ÖLÜMÜDÜR

İzzet ve yüceliğin tek sahibi, şeref ve kibriyada ortağı olmayan, övgüye, hamde ve yüceltilmeye layık olan, izzetin, arşın rabbi olan Allah’a hamd olsun. O Allah ki insanları denemek için darlığın ve bolluğun her çeşidini dağıtıp saçtı, yaptıklarının en güzelinin karşılığını ebediyet yurdunda onlara vermek için kullarını sıkıntı karşısında sabretmeye ve rahatlık esnasında şükretmeye teşvik etti. Bunun üzerine gevşeklik hastalığı uzuvlarda depreşmeye başladı. Birtakım insanlar bu hastalığı tedavi etmek için uyandılar, hazırlık yaptılar, arzuyu (heva) düşman saydılar, fani olanın fena bulmasından kaçarak bakiyi tercih ettiler.

Peygamberlerin efendisi olan Hz. Muhammed’e, onun değerli, hayırlı ve takva sahibi ashabına, hüküm alanında kıyamet gününe kadar onun şeriatını uygulayacak olanlara sayıp dökülemeyecek kadar çok salat ve selam ederim.

‘’Gerçek âlimler; insanlara, ana-babalarından daha hayırlıdırlar. Zira anne ve baba, çoğu zaman çocuklarını yalnız dünya tehlikelerinden korurlar. Dünyevî geleceklerini hazırlarlar. Âlimler ise, insanları âhiret azabından korurlar, uhrevî istikballerini hazırlarlar.”

Şuayp el Arnavut aslen “Albania” olan Arnavutludur. Babası Muharrem, [...]

SELEFİ SALİHİNİN TEKFİRDE İHTİYATI

Hamd bizleri ahseni takvim (en güzel biçimde) yaratan ve bizlere hidayet kaynağı olarak Kur’an’ı ve Rasûllerin sonuncusu Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i gönderen Allah’a hamd olsun. Salat ve selam efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e, onun pak ailesine ve kıyamete kadar kendisine tabii olan bahtiyar mü’minlerin üzerine olsun.

Tekfirde ihtiyatlı olmak

Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu; “Her kim itaati bırakıp İslam cemaatinden ayrılırsa ve bu hal üzere ölürse cahiliye üzere ölmüştür. Her kim körü körüne açılmış bayrak altında asabiyet duygusuyla kızar, kavmiyetçiliğe çağırır ve bunun için savaşır müdafaa ederde bu hal üzere öldürülürse cahiliyye ölümü üzere öldürülmüş olur. Her kim ümmetime karşı çıkarsa, iyi ve kötüyü, mü ‘mini ve ahitli kimseyi ahdine vefa göstermeksizin boynunu vuracak olursa, o benden değildir, ben ondan değilim.1

Haricilerin ortaya çıkmasıyla ve onların yolunun takip edilmesiyle, tekfir hastalığı İslam âlemine yayılmaya başladı. Bu kimselerin yapmış oldukları tekfir eylemi, İslam’ın sakındırdığı, [...]

  • ebubekir-eren
    Permalink Gallery

    YETERLİ GELEN AZ MAL BAŞTAN ÇIKARAN ÇOK MALDAN HAYIRLIDIR

YETERLİ GELEN AZ MAL BAŞTAN ÇIKARAN ÇOK MALDAN HAYIRLIDIR

Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a, salat ve selam resullerin sonuncusu Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ashabına ve kıyamete kadar ihsan ile kendisine tabi olanların üzerine olsun. Bu yazımızda Allah’ın izniyle Karun kısasından bahsedeceğiz ve Allahu Teâlâ’nın ona ne yaptığını açıklamaya çalışacağız. Allahu Teâlâ bu kısssayı Kasas Sûresinin sonunda bize haber vermektedir.

“Şüphesiz Kârûn, Mûsâ’nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: “Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenip şımaranları sevmez.” Ve Allah’ın sana verdiği şeylerin içinde bulunan ahiret yurdunu iste. Ve dünyadan nasibini (de) unutma. Allahu Teâlâ’nın sana ihsan ettiği gibi sen de ihsan et (karşılıksız ver). Ve yeryüzünde fesat isteme (çıkartma). Muhakkak ki Allah, müfsidleri (fesat çıkaranları) sevmez.” (1)

Seyyid Kutub bu ayetin tefsirinde der ki: Karun, Hz. Musa’nın (selâm üzerine olsun) kavmine mensup bir kişiydi. Yüce Allah ona çok mal vermişti. Kur’an-ı Kerim bu çokluğu “hazineler” olarak [...]