ÜMMETİN HAYÂLI GENÇLERİNE

En temiz ve en yüce övgüler Allah’a aittir.  Salat ve selam onun Rasûlüne, âline ve ashabına olsun. Allah’ın selâmı, rahmeti ve  bereketi mümin kardeşlerimin üzerine olsun. Nasihatlerimin önce kendi nefsimi,  ehlimin ve tüm kardeşlerimin  nefislerini ıslah  edebilmesi duası ile…

Görünüşleri ile Allah›ı hatırlatan, konuşması ve ilmi ile bulunduğu ortama maddi manevi fayda veren, hareket ve davranışları ile daima ahireti hatırlatan mümin genç kardeşlerim… Rabbim sizlerden razı olsun.

Her biriniz yaşadığımız toplumda haramların içinde kaybolmuş, karanlıklara gömülmüş,  ruhi bunalımlar yaşayan genç topluluklara, uyuşturucu, alkol, sigara gibi gençleri tehdit eden onca haram ve pisliğe rağmen kendisini koruyan ve yalnızca Allah›a kul olan ve bunca karanlığın içinde nur misali parlayan kıymetli şahsiyetlersiniz.

Allah›ın rızasını kazanıp Firdevs cennetlerine, Adn ve Naim cennetlerine arzumuz, gayret ve mücadelemizde kopması mümkün olmayan urvetül vuska’ya (sağlam kulba) sarıldık.

Kalpler Allah›ı birledikçe, amellerimiz arttıkça şeytanın hilelerinin zayıfladığını görüyoruz. Bize karşı kurduğu tuzaklar artık büyük değil, zayıf ve cılız.

Bunları birkaç örnekle [...]

SOSYAL MEDYADA ADAB-I MUAŞERET

Kıymetli Müslüman kardeşlerim! Bizler, yaşantımızı Allah (celle celaluhu)’nin emir ve yasaklarına göre, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünneti seniyelerine göre düzenleyerek her hal ve hareketimizde İslam’ı temsil ederek iman ettiğimiz yüce dine aykırı bir davranış sergilemekten uzak durarak, her türlü ahlak ve kültürünü İslam’dan alarak dünya ve ahirette O’nunla şereflenmek istiyoruz. Bütün mücadelemizi, yaşama gayemiz olan İslam davası ve Rahman’ın rızasını kazanmak oluşturuyor. Bu mücadeleyi veren ve bu mübarek davanın içerisinde yer alan, İslam’la şereflenmiş bütün kardeşlerimi Allah’ın selamı ile selamlıyorum.

Kardeşler, değişen dünya her geçen gün bizlere yeni imkanlar sunuyor. İnsanlığın kullandığı araç ve gereçler her geçen gün yenilenip çeşitlilik kazanıyor. Dolayısı ile bizler bu hızlı değişime, İslami şuur ve bilincimizle yaklaşıp ayak uydurmaya çalışıyoruz. Ayak uydurmaktan kastımız, İslam ahlakına, İslam edebine uygun bir şekilde yaklaşmaktır.

Müslüman, Allah (celle celaluhu)’nun kendisine bahşettiği her türlü nimete, canlı cansız her türlü eşya ve varlığa bu edep ve ahlak ile yaklaşır.
Alimler: [...]

TEKNOLOJİK SİHİRLENME (ZEHİRLENME) !

Sihir, gizli bir sebeple insanın gözünü ya da gönlünü yanıltan şey demektir. Görenin görüleni olduğundan farklı algılamasıdır. Görülen aslında görüldüğü gibi değildir.

Günümüzde insanı bu denli etkileyen ancak adına sihir denilmeyen bazen müzik, bazen televizyon, bazen sosyal medya adı taşıyan, insanların gözlerini ve gönüllerini yanıltan, görüldüğü gibi olmayan tehlikeler söz konusudur.

Yaşadığımız sosyal toplumda bunun etkisi altında yaşayan insanları gözlemliyoruz. Özellikle çocuklar üzerinde olumsuz etkilerini görebiliyoruz. Gözlemlerimden birini sizinle paylaşmak istiyorum:

Bir bayram günüydü. Akraba ziyaretleri yapıyorduk. Malum, insan bayramda en çok çocukları güzel giyimli, neşeli gördüğünde bayramı yüreğinde hissediyor. Evin kapısını çaldığımızda gözlerinin içi gülen, en güzel kıyafetlerini giyen, elinde şekerleme çikolata olan, daha içeri girmeden bayramımızı tebrik eden, elimizi öpen minikler; utangaç edasıyla bizi karşılayan, eline harçlık ya da ufak tefek hediyeler verdiğimiz çocuklarla karşılaşırız. Genelde karşılaştığım manzara budur, böyle olmalıdır.

Ancak bir şey fark ettim ki; artık o çocuklar yok.

Kapıyı çaldık. Kapıyı çocuğun açacağını da biliyorduk. Tam o [...]

KALBİN DERİNLİLERİNDEKİ HAZİNE; ŞÜKÜR

Allah (celle celaluhu) Şekur’dur, kullarının az amellerine karşı çok mükâfat verendir. Kullarının sevaplarını kat kat artıran, kullarını bağışlayan, rahmeti bol olan, Kendisini anan kullarını övendir.

Az şükretmemize rağmen kullarından razı olandır.

Kulun şükrü ise Allah’ın fazlındandır. O’nun şükür isminden kullarının kalplerine ilham etmesidir. Kim Rabbini hakkıyla tanıyor, iman ediyor ise, o kimse Rabbinin kendisine verdiği nimete hamdeder, şükreder. Kalbi ve dili Allah’a şükürle meşgul olur.

Kul Allah’a hamdeder, O’nu över, yüceltir. Allah’ın övdüklerini o da över, Rabbinin emir ve yasaklarını yerine getirir. O’nun önünde eğilir, kanunlarına boyun eğer, yasaklarından kaçınır. “Hamd, O Allah’a ki; kuluna dosdoğru kitabı indirdi ve onda hiç bir eğrilik koymadı.” (Kehf, 1)

Kulun Allah’a şükretmesi, Rabbinin kâinata koyduğu düzen karşısında hayran kalmasıdır. Kara toprağın üzerinden fışkıran acı, tatlı, kırmızı, yeşil meyve ve sebzeleri gördüğünde O’nun lütfunu kalbinin derinliklerinde hissedip gönlünün, Rabbine doğru coşmasıdır. Her biri ayrı ayrı tatlarda olan, yediğinde hoşlandığı nimetleri sofrasında gördüğünde, defalarca kez Rabbini anıp gönlünün, [...]

“YA SABIR” ALLAH’IN ES-SABUR (ÇOK SABREDEN) İSMİ

Yüce Allah’ın sabır sıfatı, kulların sabrından farklıdır. O’nun sabrı tam bir kudrete sahiptir. Kulların ise gücü, kuvveti sınırlıdır. Yüce Allah, sabretme nedeniyle hiçbir acı ve üzüntü duymaz, hiçbir yönden noksanlığı bulunmaz. Kullar ise sabrettiklerinde acı, üzüntü ve sıkıntı duyabilirler.
Yüce Allah’ın sabrı ile kulların sabrı arasındaki fark, Allah’ın diğer isim ve sıfatları ile kulların arasındaki fark gibidir. Örneğin, Allah (celle celaluhu)’nun diri olması ile kulların diri olması, O’nun bilmesi ile kulların bilmesi, O’nun işitmesi ile kulların işitmesi arasındaki fark gibidir.

Kullarının O’nu uygun olmayan her türlü şeye nispeti, sıfatlarını zedelemeleri, ayetlerini yalanlamaları, isyan, küfür ve şirk koşmaları, peygamberlerini yalanlamaları ve bütün bunlara sabrı, ilminin ve kemalinin büyüklüğündendir. Çünkü O, aynı zamanda El- Halim’dir. Yani günahları bağışlayan ve cezalandırmada acele etmeyen, öfkesine yenilmeyen, cezalandırmaya gücü olduğu halde bağışlayan, sabrı ilminden olandır. Sebepsiz olarak değil, bilgisi kendisinde saklı olan sebepler dâhilinde sabredendir.

“Âdemoğlu beni yalanlıyor, bu ona yakışmaz. Âdemoğlu bana uygun olmayan sözler [...]

  • derya
    Permalink Gallery

    İNFÂK; BİZİM VERDİĞİMİZ DEĞİL, BİZE VERİLMİŞ BİR NİMETTİR

İNFÂK; BİZİM VERDİĞİMİZ DEĞİL, BİZE VERİLMİŞ BİR NİMETTİR

“Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.” (Abese, 20)

Rabbim! Bize yolu kolaylaştırdığın, seni nasıl razı edeceğimizi bize bildirdiğin, nasıl şükredeceğimizi, nasıl öveceğimize bize öğrettiğin için Sana sonsuz hamdu senalar olsun.

Rabbim, verdiğin nimetler olmasa seni nasıl razı ederdik? Rabbim, düşkünlüğümüzü sana itiraf ediyoruz. Rabbim, verdiğin her türlü nimeti senin yolunda, seni razı etmek için vermeyi kalplerimize ilham et…

Rabbim, kullarının güzelliği Sen’dendir. İhsanı, cömertliği, serveti, zenginliği Sen’dendir. Rabbim, bize katındaki güzellikleri ihsan eyle…

Rabbim, sen El-Kuddüs isminle bizleri maddî ve manevî pisliklerden temizleyensin. Sen bütün kusurlardan, zaaflardan, acizlikten, fakirlikten münezzehsin.

Rabbim, senin rızanı kazanmak için ellerini sana açıp, gözyaşları içerisinde Senin rızanı arayan ve duası kabul olunan Utbe b. Zeyd (radıyallahu anh)’e imreniyoruz.

Hicretin dokuzuncu yılında Rumlar, kırk bin kişilik orduyla müslümanlara savaş açmak için hazırlanmıştı. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu haber alınca hazırlığa başlamıştı. Bunu duyan Utbe bin Zeyd (radıyallahu anh) de bu sefere çıkmak, Allah yolunda savaşmak için can atıyordu.

Hz. Utbe fakirdi. [...]