ES SELAMU ALEYKUM BEİJİNG

Makalenin başlığını okuyan bazı kardeşlerim anlam verememiş olabilir. Ancak ortaokul ve lise yaşlarında çocukları olan, özellikle imam hatip okuyan çocuklarımızın anne ve babaları eğer çocuklarını az da olsa takip ediyorsa başlık dikkatlerini çekmiştir.

Ayrıca genç kardeşlerimin ve genç kızlarımızın bu başlık fazlasıyla dikkatini çekmiş olmalı. Çünkü onların yakından takip ettiği, yeni dönem gençlerinin hastalıklarından biri; Kore dizileri…

Öncelikle anne ve babalarımıza seslenmek istiyorum. Evlerinde televizyon olan ve evlerinde televizyon olmadığını zanneden ailelerimize… Evinizde televizyon varsa, çocuklarımızın ne izlediğini biliyor muyuz? Eğer evinize televizyon almamışsanız fakat bilgisayar ve internetiniz varsa ya da çocuğunuzun elinde telefon ve internet varsa onların ne izlediklerini yakinen takip edelim.

İmam hatipli gençliğin yeni tutkusu Kore dizileri, filmleri… Masum gibi görünen ancak içinde ciddi tehlikeler barındıran bu filmler genç kızlarımızı zehirlemekte. Bu diziler sayesinde genç kızlarda Kore hayranlığı başladı. Evlerinde çubukla yemek yemeye çalışanlar, Peygamberin sünnetini bu kadar yakından takip etmediler çünkü biz onların gündemini Koreliler kadar doldurmadık. Hatta [...]

İNFAK, İSRAF DEĞİLDİR

Allah azze ve celle, bizlere öyle bir amel nasib etmiş ki, bu amel diğerlerinden çok farklı. Şöyle izah edeyim; namaz kıldığımızda namazın lezzeti yalnızca bizim kalbimizi, oruç tuttuğumuzda yine yalnız bizim imanımızı etkiliyor, hac, umre gibi bütün bu ibadetlerden bireysel olarak lezzet alıyoruz. Yani bizim namazımızdaki, orucumuzdaki, haccımızdaki huşu, başka kimsenin kalbini, imanını etkilemiyor.

Ancak infak etmek, Allah için Allah’ın kullarına vermek, hem bizim kalbimizi, imanımızı hem de verdiğimiz kardeşimizin imanını etkiliyor. Darda olana yardım eden, Allah için yardım etmiş olmanın mutluluğunu, Allah’ın rızasını umarak kalbinin derinliklerinde bir serinlik, bir esinti, bir huzur ve yüzünde bir hamd, şükür tebessümüyle hissediyor.

Ya Rabbi, bana merhamet verdiğin için Sana hamdolsun. Ya Rabbi, bana verdiğin mal ve rızık için Sana hamd olsun. Ya Rabbi, bana kardeşlik duygusunu hissettirdiğin için, sorumluluk bilincini nasib ettiğin için Sana hamd olsun. Ya Rabbi, bencillikten beni koruduğun için, cimrilikten beni kurtadığın için Sana hamd olsun diyerek kalbi dolup taşıyor.

Bu, [...]

Hac ve Ümmet Şuuru

Öyle bir yolculuk düşünün ki, dünya gündeminizden düşmüş, günler, saatler, dakikalar yalnızca Allah’a kilitlenmiş… Öyle bir yolculuk ki, bedeniniz Mekke’ye doğru yola çıkmış, aynı zamanda içten içe de kalbinize doğrudan bir yolculuk yapıyorsunuz.

Benlik duygusundan sıyrılıp bizlik, ümmet duygusuna doğru ilerleyiştir hac… Kalplerin tek tek sıhhatine kavuştuğu özüne, kulluk şuuruna, Yaratanına döndüğü, birleştiği, Allah’ın kullarının ümmet olduğu, “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk, La şerike leke lebbeyk. ınne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülke lâ şerike leke: Sana geldim, buyur Allah’ım! Çağırdın koşup geldim, emrine hazırım. Sana geldim, ortağın yoktur, koşup geldim, hamd ve nimet Sana ait, mülk de Senindir. Ortağın yoktur Senin!” diye dua ettiği, tevhid şuurunun kalplerde yeniden canlandığı ibadettir. 

Tek İlah’a, tek kıbleli dine teslimiyetin dünyaya haykırışıdır hac… Tevhidi direnişin başlangıç noktasından, tüm hücrelerimizle birlikte haykırmaktır hac…

“İnsanlar için kurulan ilk ev Mekke’deki bütün canlılar için bereket ve hidayet kaynağı olan (Kâbe)dir.” (Âl-i İmran, 96)

Tüm alemler için hidayet kaynağı, tüm alemler için kurtuluşun rehberi Kabe’dir. [...]

O GÜN GÖZLERDE KONUŞUR

Ben senin bedeninde dünyaya açılan yuvarlak, bir çift pencereyim. Parıl parıl parıldayan, derinlerime bakıldığında anlamlar taşıyan… Sevgi, muhabbet, heyecan, hüzün…

Dünyaya geldiğimde ilk annenin gözlerine değdi bakışlarım. Ah o gözler, içinde Rahman’ın merhameti vardı.

Bana itafen zeytin gözlü yavrum diye severdi seni. Bedeninin bir yeri ağrısa ben akıtırdım incilerimi, hemen anlardı annen. Yani bebekken ben senin hem gözün hem de dilindim.

Önce hareketleri takip ettik birlikte, sonra renkleri… Derken, büyüdün, çocukluk çağın ne güzeldi, en güzel şeylere bakardın benimle. Baharda uçan kelebekleri takip ederdik. Renkli balonlara bakardım. Uçurtmanı salardın gökyüzüne, maviliklere dalardık. Bazen uçan bir kuşun kanadına konardık.

Bir şeye üzülsen, ben mahsun olurdum, sevdiklerin hemen anlardı.

Sevindiğinde ben parlardım, gözlerinin içi gülüyor derlerdi. Biraz daha büyüdün. Güzel günler geride kaldı sanki. Bir ekran vardı dört köşe, adına televizyon denilen, içinde hikâyeler oynardı. Onu takip ederdin benimle, içinde bin türlü haram. Rabbim bir çift perde yapmıştı… Haramlarla karşılaşınca kolayca aşağı inen göz kapakların vardı. [...]

İffetli Kadına İftira Atmak

İslâm’da zina etmek suç ve cezayı gerektirdiği gibi, zina ile itham etmek de suç ve cezayı gerektiren bir haram olarak zikredilmiştir. Nur suresi 4. ayetin tefsirinde Seyyid Kutup rahimehullah şöyle demiştir:

“İffetli, köle olmayan evli, dul veya bekâr kadınları kesin bir kanıt olmaksızın zina etmekle suçlayan dilleri serbest bırakmak, suçsuz bir erkek veya suçsuz bir kadını bu iğrenç suçla lekelemek isteyen, sonuçta da elini kolunu sallayarak gezen iftiracılara geniş bir imkân hazırlar.”

Yani Allah celle celaluhu, zinayı haram kıldığı gibi, zinayla iftira etmeyi de yasaklamış, toplumda bu ahlaka sahip olan kimselerin önünü kesmiş ve ahlaklı kadın ve erkekleri koruma altına almıştır. Bu koruma, akrabaların, kavminin, yakınlarının koruması değil, Allah celle celaluhu’nun korumasıdır. İffetli kadınlar ve iffetli erkekler Allah’ın yasasıyla, hükmüyle korunmuşlardır.

Zina suçunun iftira yolu ile dahi konuşulması, toplumda yayılması, meşruluk kazanmasına ve buna meyledenlere cesaret kazandırmasına sebep olacağından dolayı, Allah celle celaluhu zinanın önünü kesecek, o yolu tıkayacak, insanlık için rahmet [...]

Yaklaş Rabbine

Dünya seni sıktıysa, yeryüzü dar geliyorsa, yüreğin kabına sığmıyorsa, dayanamıyorsan bu olup bitenlere, nefes alamıyorsan kan ve zulüm kokusundan, bebelerin çığlıkları kulaklarındaysa, gözlerini kapadığında güzel hayaller kuramıyorsan, rüyaların kâbustan ibaretse, sevdiklerinden uzaksan…

Sevinçlerini boğuyorsa hüzünlerin,

Kara günler çoksa,

Müminler zindanlardaysa,

İnsanlar açlıktan ölüyorsa,

Anneler ağlıyorsa,

İyiler hep gidiyorsa ve sen hep geride kalansan

Ve özlüyorsan cenneti,

Bir bahar günü açmışsa çiçekler,

Üzerine yağmur yağarken duanda şehadet varsa,

Yaklaş Rabbine..!

Bir teheccüd vakti…

Hz. Bilal radıyallahu anh anlatıyor: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: “Size geceleyin kalkmayı tavsiye ederim. Çünkü o, sizden önce yaşayan salihlerin âdetidir. Rabbinize yakınlık vesilesidir, günahlardan koruyucudur, kötülüklere kefarettir, bedenden hastalığı kovucudur.” (1)

Gecenin üçte birindesin. Bismillah dedin, evinin en sevdiğin köşesinde, mescidinde pencereyi hafif araladın. Gözlerini gökyüzüne çevirdin, yıldızlar ışıl ışıl, sana göz kırpıyor sanki. Yönünü kıbleye çevirdin. Hafif bir rüzgâr esiyor, yüzüne vuruyor… Allahu Ekber..! Rabbinin huzurundasın. Ayet ayet, rûkünla, secdenle, dua dua yaklaş Rabbine…

“Gece teheccüd namazı kılmak için yanlarını yataklardan ayırıp kalkarlar, korkarak ve ümit [...]