• İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 9-100
    Permalink Gallery

    OSMANLI’DA İLK ANSİKlOPEDİST: TAŞKÖPRİZÂDE AHMED EFENDİ (1495-1561)

OSMANLI’DA İLK ANSİKlOPEDİST: TAŞKÖPRİZÂDE AHMED EFENDİ (1495-1561)

Tarihte Osmanlılar dönemine yetiştirdikleri âlim ve ilim adamlarıyla damgasını vuran bir aile vardır. Bu aile Moğol İstilâ’sından kaçarak, Anadolu’ya gelmiş ve şu anda Kastamonu sınırları içerisinde yer alan Taşköprü ilçesine yerleşmiştir. Bu yüzden aile “Taşköprizâdeler”, “Taşköprülüler” olarak, tarihte meşhur olmuştur.

Aile içerisinden dededen başlamak üzere Osmanlılar döneminde birçok medresede eğitim veren müderrisler, kadılar, kazaskerler çıkmıştır.

Babası Muslihiddin Mustafa ve amcası Kıyameddin Kasım Efendi, devrinin önde gelen âlimlerindendir. Muslihiddin Mustafa Efendi, Fatih Medreseleri’nde müderrislik yapmış ve kısa süren Halep Kadılığı dışında babasının tavsiyesine uyup ömrünü müderrislikle geçirmiş, İstanbul’da da vefat etmiştir(h.935/1529). 

İki oğlu İsâmüddin Ahmed (meşhur Taşköprizâde –hayatını anlatacağımız) ve genç yaşta vefat eden Nizâmeddin Mehmed, babalarının izinden giderek ilim yoluna girmiştir.

Amcası Kıyâmüddin Efendi, iyi bir tahsil gördükten ve dönemin tanınmış âlimlerinden ders aldıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yapmış, İnegöl İshak Paşa Medresesi müderrisi iken orada vefat etmiştir(919/1513).

Diğer bir amcası Taşköprizâde Kemâleddin Efendi’nin oğlu Şeyh Mehmed Efendi, Sahn müderrisliğine kadar yükselmiş, Rebîülâhir 1010’da [...]

  • Çalışma Yüzeyi 7-100
    Permalink Gallery

    İKİNCİ EBU HANİFE: ŞEYHÜ’L İSLÂM EBUSSUÛD EFENDİ (1490-1574)

İKİNCİ EBU HANİFE: ŞEYHÜ’L İSLÂM EBUSSUÛD EFENDİ (1490-1574)

Hayatı

Asıl adı Muhammed bin Muhyiddin bin Muhyiddin olan Ebussuûd’un, Arapça kökenli bir kelime olan Ebussuûd künyesini niçin aldığı konusunda kaynaklarda yeterli bilgi yoktur. Dedeleri ise Türkistanlı olup Semerkand’dan Anadolu’ya gelmişlerdir.
Ebussuûd’un babası Şeyh Yavsi Muhyiddin Muhammed el-İskilîbî (İskilip’te medfundur), meşhur bilgin Ali Kuşçu’nun kızı ile evlenir. Bu evlilikten Ebussuud Efendi, 17 Safer 896/30 Aralık 1490 tarihinde Çorum-İskilip’e bağlı bir eski yerleşim yeri olan İmad (Direklibel)’da doğmuştur.
Doğduğu yere nisbetle “İmadi” olarak da anılan Ebussuûd’un, diğer en meşhur künyesi ise “Hoca Çelebi”dir.
Ebussuûd Efendi; sade giyinişi, sahabe yolundan ayrılmamaya çalışması, çevresindekilere son derece yumuşak davranışı, dünya ve dünyalıklara düşkün olmamasıyla tanınmış bir kimsedir.
Şeyh Bedreddin’in Vâridât’ına şerh yazan bir Bayramî şeyhi olan babası, Fatih Sultan Mehmed’in oğlu Şehzade Bayezıd’ın Amasya sancak beyliği esnasında Şehzade’nin sevgisini ve dostluğunu kazanmıştır. Sultan İkinci Bayezıd tahta geçtikten sonra Şeyh Muhyiddin’i İstanbul’a davet etmiş ve kendisine büyük bir zâviye yaptırıp mülk olarak vakfetmiştir. Sultan, Şeyh [...]

  • Çalışma Yüzeyi 9-100
    Permalink Gallery

    ZEYNÜDDİN (DİNİN SÜSÜ): MÂLİK BİN DİNAR –RAHİMEHULLAH- (?-748)

ZEYNÜDDİN (DİNİN SÜSÜ): MÂLİK BİN DİNAR –RAHİMEHULLAH- (?-748)

Bugün insanların zenginliklerine bakarak adeta ağızları açık bir şekilde kendilerini takip ettiği ve onlar gibi olmaya çalıştığı bir çağı yaşıyoruz. Bu gibi zengin kimselere bakarak onlar gibi olmaya çalışan insanların çoğunluğu, zenginlik ile birlikte mutluluk kapılarının ardın sıra açılacağı ve dünyanın en mutlu insanı olacağı kanısına kapılmış bir hayat anlayışına sahipler. Hâlbuki bir günlüğüne o zengin kimselerin yerinde kendileri olduğu zaman görecekler ki gerçek mutluluk, asla para ile sağlanamaz. Bu durumu hem geçmişte tarih sayfalarında hem de yaşadığımız şu asırda görmemek için gözleri görmüyor olmak gerekir.

Peki, gerçek mutluluk ve huzur nerede? Nasıl gerçek manada mutlu bir hayata sahip olabiliriz? İşte bu soru bizim Mâlik bin Dinar başta olmak üzere salih insanların hayatını okuduğumuzda cevabını rahatlıkla bulabileceği bir sorudur.

Dünyanın peşinden giden her kişide mutlaka bir takım boşluklar yaşandığına şahit oluruz. Bu Allah’ın yeryüzüne koyduğu “sünnetullah” denilen kurallardan biridir. Bu boşluk, kişinin Allah ile arasının açık olması ve dünya hayatında dünya-âhiret [...]

EBU MANSÛR MUHAMMED B. MUHAMMED EL-MÂTURİDİ (854?-944)

DOĞUMU

Ebu Mansûr el-Mâturidi, bugün Özbekistan sınırları içerisinde bulunan Semerkand şehrinin Mâturid köyünde doğmuştur. Doğduğu yere nispetle “el-Mâturidi” ismiyle meşhur olmuştur. Onun ne zaman doğduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Muhammed b. Mukâtil (ö.248/ 862)’e öğrencilik yaptığı göz önünde bulundurulduğunda, onun III/IX. asrın ortalarına doğru 240/854 doğduğu söylenmiştir. Onun h.256/m.870 ve h.249/863 yıllarında doğduğu da rivâyet edilmiştir. Ebu’l-Yüsr el-Pezdevi, Mâturidi’nin Eş‘ari’den (d. 260/874) önce doğduğunu kaydetmektedir.

Mâturidi’nin doğum tarihindeki olduğu gibi hayatı hakkındaki diğer bilgiler hakkında da fazla bilgiye sahip değiliz. Onun anne ve babasının ismi de bilinmemektedir. İmam Mâturidi’nin hayatı, görüşleri, eserleri, öğrencileri ve çağdaşları ile bilgi verdiği bilinen ilk kaynak Ebu’l-Muin en-Nesefi’nin ‘Tabsıratu’l-Edille’sidir. Fahreddin er-Râzi ve Kurtubi, tefsirlerinde Mâturidi’nin görüşlerine yer verirler, Kurtubi onu “eş-şeyh, el-imâm” diye eserinde anmıştır.

“İmamu’l-huda (hidâyet imamı)”, “imamu’l mutekellimin (kelâmcıların imamı)”,  “reisu ehli’s-sunne (ehl-i sünnetin önderi)” gibi künyeler ile övülen Mâturidi hakkında kaynaklarda fazla bilgi sahibi olunmamasının nedenleri üzerine çeşitli öngörülerde bulunulmuştur. Bunların en önemlilerin biri, [...]

  • 58-dergi-cikti-calismasi_Klasör-yazi-gorselleri-12
    Permalink Gallery

    Ehl-i Sünnet İtikadının İmamları – 1 Ebu’l-Hasan el-Eş’ari (873-936)

Ehl-i Sünnet İtikadının İmamları – 1 Ebu’l-Hasan el-Eş’ari (873-936)

İslam tarihi sayfalarında bir dönem vardır ki insanlar bu dönemde itikadi konulardaki bid’atler ile tanışmaya başlamış ve imtihan edilmiştir. Bu dönem Abbasiler dönemi olup döneme itikadi konularda sapık fikirleriyle damgasını vuran düşünce ise Mu’tezîli anlayıştır. Devletin resmi mezhebi gibi bir duruma gelen bu anlayışa karşı âlimlerden bazıları bir kale gibi dikilmiş ve bu uğurda başına gelecek her türlü zorluğa göğüs germiştir. Ahmed bin Hanbel (rahimehullah), bu isimlerin başında gelir. İmam Eş’arî de bu isimlerin en önemlilerinden biridir.

Mu’tezile anlayışa en büyük darbeyi vuran isim, İmam Eş’arî’dir. O, bizzat kendi düşünceleri üzerinden Mu’tezilî anlayışa sahip kimselerle münazaralarda bulunmuş ve bu düşüncenin önde gelenlerine Ehl-i Sünnet’in müdâfisi olarak galip gelmiştir. Bu sayede toplumda yayılma gösteren sapık itikadi görüşler karşısında set olmuştur.

DOĞUMU

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in akide ile ilgili hususlarında önderlerinden olan ve yaygın adıyla İmam Eş’arî olarak bilinen Ebu’l-Hasan Ali İbn İsmail (rahimehullah), h.260/873 senesinde Basra’da doğmuştur. Neseb yönünden sahabeden Ebu Musâ el-Eş’ari’ye dayanan [...]

  • 57-dergi-cikti-calismasi-yazi-gorseli-8
    Permalink Gallery

    İslam Tarihinin İlk Başkadısı (Kâdı’l-Kudat): İmam Ebu Yûsuf (731-798)

İslam Tarihinin İlk Başkadısı (Kâdı’l-Kudat): İmam Ebu Yûsuf (731-798)

O, İmam İmam-ı A’zam Ebu Hanife (rahimehullah)’ın yetiştirdiği ve onun fıkhını insanlara aktaran en büyük talebesidir. Hanefi fıkhı hususunda ilk kitap yazan da odur.

Talha bin Muhammed bin Ca’fer der ki: “Ebu Yusuf, İmam-ı A’zam’ın talebeleri arasında en büyük ilme sahip olanıdır. İmam-ı A’zam’ın ilmini bütün yeryüzüne yayan odur.”

 

DOĞUMU

Asıl adı Yâkub b. İbrâhim b. Habib el-Ensâri el-Kûfî olan Ebu Yusuf (rahimehullah), h.113/731 yılında Kûfe’de fakir bir ailede dünyaya gelmiş, Yusuf adlı bir oğlu bulunduğu için Ebu Yusuf künyesiyle meşhur olmuştur.

Dedesi Sa’d b. Habte, İslam’ı kabul ettikten sonra Hendek Savaşı’na katılmış ve bu savaşta büyük fedâkarlıklar sağlamıştır. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bunun üzerine ona şöyle duada bulunmuştur: “Allah neslini said kılsın.” Dedesi daha sonra Kûfe’ye yerleşmiş, vefatına kadar da oradan ayrılmamıştır. (Ebu Yûsuf bu hadiseyi övünçle hatırlar ve “O anın bereketi şu an bile bizimle beraberdir” derdi.) Cenazesi Zeyd bin Erkam (radiyallahu anh) tarafından kıldırılmıştır. (1) 

Babası, o çok küçükken vefat etmiş, [...]