EBU MANSÛR MUHAMMED B. MUHAMMED EL-MÂTURİDİ (854?-944)

DOĞUMU

Ebu Mansûr el-Mâturidi, bugün Özbekistan sınırları içerisinde bulunan Semerkand şehrinin Mâturid köyünde doğmuştur. Doğduğu yere nispetle “el-Mâturidi” ismiyle meşhur olmuştur. Onun ne zaman doğduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, Muhammed b. Mukâtil (ö.248/ 862)’e öğrencilik yaptığı göz önünde bulundurulduğunda, onun III/IX. asrın ortalarına doğru 240/854 doğduğu söylenmiştir. Onun h.256/m.870 ve h.249/863 yıllarında doğduğu da rivâyet edilmiştir. Ebu’l-Yüsr el-Pezdevi, Mâturidi’nin Eş‘ari’den (d. 260/874) önce doğduğunu kaydetmektedir.

Mâturidi’nin doğum tarihindeki olduğu gibi hayatı hakkındaki diğer bilgiler hakkında da fazla bilgiye sahip değiliz. Onun anne ve babasının ismi de bilinmemektedir. İmam Mâturidi’nin hayatı, görüşleri, eserleri, öğrencileri ve çağdaşları ile bilgi verdiği bilinen ilk kaynak Ebu’l-Muin en-Nesefi’nin ‘Tabsıratu’l-Edille’sidir. Fahreddin er-Râzi ve Kurtubi, tefsirlerinde Mâturidi’nin görüşlerine yer verirler, Kurtubi onu “eş-şeyh, el-imâm” diye eserinde anmıştır.

“İmamu’l-huda (hidâyet imamı)”, “imamu’l mutekellimin (kelâmcıların imamı)”,  “reisu ehli’s-sunne (ehl-i sünnetin önderi)” gibi künyeler ile övülen Mâturidi hakkında kaynaklarda fazla bilgi sahibi olunmamasının nedenleri üzerine çeşitli öngörülerde bulunulmuştur. Bunların en önemlilerin biri, [...]

  • 58-dergi-cikti-calismasi_Klasör-yazi-gorselleri-12
    Permalink Gallery

    Ehl-i Sünnet İtikadının İmamları – 1 Ebu’l-Hasan el-Eş’ari (873-936)

Ehl-i Sünnet İtikadının İmamları – 1 Ebu’l-Hasan el-Eş’ari (873-936)

İslam tarihi sayfalarında bir dönem vardır ki insanlar bu dönemde itikadi konulardaki bid’atler ile tanışmaya başlamış ve imtihan edilmiştir. Bu dönem Abbasiler dönemi olup döneme itikadi konularda sapık fikirleriyle damgasını vuran düşünce ise Mu’tezîli anlayıştır. Devletin resmi mezhebi gibi bir duruma gelen bu anlayışa karşı âlimlerden bazıları bir kale gibi dikilmiş ve bu uğurda başına gelecek her türlü zorluğa göğüs germiştir. Ahmed bin Hanbel (rahimehullah), bu isimlerin başında gelir. İmam Eş’arî de bu isimlerin en önemlilerinden biridir.

Mu’tezile anlayışa en büyük darbeyi vuran isim, İmam Eş’arî’dir. O, bizzat kendi düşünceleri üzerinden Mu’tezilî anlayışa sahip kimselerle münazaralarda bulunmuş ve bu düşüncenin önde gelenlerine Ehl-i Sünnet’in müdâfisi olarak galip gelmiştir. Bu sayede toplumda yayılma gösteren sapık itikadi görüşler karşısında set olmuştur.

DOĞUMU

Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in akide ile ilgili hususlarında önderlerinden olan ve yaygın adıyla İmam Eş’arî olarak bilinen Ebu’l-Hasan Ali İbn İsmail (rahimehullah), h.260/873 senesinde Basra’da doğmuştur. Neseb yönünden sahabeden Ebu Musâ el-Eş’ari’ye dayanan [...]

  • 57-dergi-cikti-calismasi-yazi-gorseli-8
    Permalink Gallery

    İslam Tarihinin İlk Başkadısı (Kâdı’l-Kudat): İmam Ebu Yûsuf (731-798)

İslam Tarihinin İlk Başkadısı (Kâdı’l-Kudat): İmam Ebu Yûsuf (731-798)

O, İmam İmam-ı A’zam Ebu Hanife (rahimehullah)’ın yetiştirdiği ve onun fıkhını insanlara aktaran en büyük talebesidir. Hanefi fıkhı hususunda ilk kitap yazan da odur.

Talha bin Muhammed bin Ca’fer der ki: “Ebu Yusuf, İmam-ı A’zam’ın talebeleri arasında en büyük ilme sahip olanıdır. İmam-ı A’zam’ın ilmini bütün yeryüzüne yayan odur.”

 

DOĞUMU

Asıl adı Yâkub b. İbrâhim b. Habib el-Ensâri el-Kûfî olan Ebu Yusuf (rahimehullah), h.113/731 yılında Kûfe’de fakir bir ailede dünyaya gelmiş, Yusuf adlı bir oğlu bulunduğu için Ebu Yusuf künyesiyle meşhur olmuştur.

Dedesi Sa’d b. Habte, İslam’ı kabul ettikten sonra Hendek Savaşı’na katılmış ve bu savaşta büyük fedâkarlıklar sağlamıştır. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bunun üzerine ona şöyle duada bulunmuştur: “Allah neslini said kılsın.” Dedesi daha sonra Kûfe’ye yerleşmiş, vefatına kadar da oradan ayrılmamıştır. (Ebu Yûsuf bu hadiseyi övünçle hatırlar ve “O anın bereketi şu an bile bizimle beraberdir” derdi.) Cenazesi Zeyd bin Erkam (radiyallahu anh) tarafından kıldırılmıştır. (1) 

Babası, o çok küçükken vefat etmiş, [...]

  • 56-dergi-cikti-calismasi_Klasör-medya-10
    Permalink Gallery

    HANEFİ FIKHINI TEDVİN EDEN İMAM: MUHAMMED BİN HASAN EŞ-ŞEYBÂNÎ (749-805)

HANEFİ FIKHINI TEDVİN EDEN İMAM: MUHAMMED BİN HASAN EŞ-ŞEYBÂNÎ (749-805)

Hayatı

Tarihçilerin çoğuna göre İmam Muhammed’in babası Hasan b. Farkad’ın Şam’ın Guta bölgesinin Haksati köyünden Benî Şeyban’ların azatlısı olduğu rivayet edilmiştir. İbn Asakir, İmam Muhammed’in babasının biyografisini yazarken, “Hasan b. Ferkad el-Harestavî” diyerek onu bu köye nispet etmiştir. Hasan b. Farkad, daha sonra Irak’a yerleşmiştir.

Hanefi mezhebinin üç büyük imamından biri olan ve hocası Ebu Yusuf ile birlikte kendisine Hanefi mezhebinin iki imamı anlamında “İmameyn” ünvanı verilen İmam Muhammed (rahimehullah) h.132/749’da Vâsıt’da doğmuş, ailesi Abbâsîler’nin kurulması üzerine Vâsıt’ı terkedip dönemin ilim merkezlerinden Kûfe’ye yerleşmiş ve İmam Muhammed burada yetişmiştir.

İlmi Şahsiyeti

İmam Muhammed Kûfe’de 14 yaşında babası tarafından İmam A’zam Ebu Hanife’nin yanına getirilmiş, ondaki cevheri keşfeden Ebu Hanife onu ders halkasına katmış ve ondan Kur’an-ı Kerim’i ezberlemesini istemiş, o da çok kısa bir zamanda Kur’an-ı Kerim’i ezberlemiştir. Hocası Ebu Hanife (rahimehullah) vefat edene kadar dört yıl boyunca fıkıh dersleri almış, ilim öğrendiği süre boyunca mecliste sorulan soruları ve cevaplarını devamlı olarak yazmıştır. [...]

  • gokyuzu
    Permalink Gallery

    Şemsü’l-Eimme (İmamların Güneşi): İmam Serahsî –rahimehullah- (1009 – 1090)

Şemsü’l-Eimme (İmamların Güneşi): İmam Serahsî –rahimehullah- (1009 – 1090)

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki nimet vardır ki insanların çoğu (onları değerlendirme hususunda) aldanmıştır: Sağlık ve boş zaman.” (Buhari, Rikak 1)

Rabbâni âlimlerimiz ve İmam Serahsî’nin rahimehullah hayatının özeti bu hadistir. Âlimlerimiz ve önderlerimiz; hayatlarını bu hadis üzere inşâ ederek, sağlıklarını ve vakitlerini Allah yolunda harcadı ve bu iki nimeti nimetin kadr-u kıymetini en üst seviyede yaşadılar. Onlar adeta bedenlerini ve zamanlarını Allah yoluna fedâ ettiler.

İmam Serahsî, bizlere çok büyük örneklik göstererek bu hayata gözlerini yumdu. Hayatını adeta şu sözü yaşayarak bizlere öğretti: “İmkânsızsanız, imkan sizsiniz.”

Yusuf aleyhisselâm’ın hayatını okuduğumuzda onun zindana atılmasını ve zindanı adeta bir medreseye dönüştürdüğünü öğreniriz. Ancak Allah bizlere tarihin her döneminde Yusuf aleyhisselâm gibi zindanı medreseye dönüştüren kimseler olduğunu göstermiştir. İmam Serahsî de zindanı medreseye dönüştüren imamlarımızdan biridir.

İnsanın İslâm’ı öğretmesine hapishane kuyularında cezâlandırılmasının dahî engel olamayacağını bizlere öğreten bir imamdır, İmam Serahsî.

Asıl özgür olanın Rabbi ile bağı güçlü olan kimse olduğunu bizlere öğretendir, İmam [...]

  • Çalışma Yüzeyi 8
    Permalink Gallery

    Dinin Güneşi: İbnu’l Kayyim el-Cevziyye -rahimehullah- (1292-1350)

Dinin Güneşi: İbnu’l Kayyim el-Cevziyye -rahimehullah- (1292-1350)

Talebesi İbn Receb (rahimehullah), hocası İbn Kayyim’den söz ederken, ilimdeki derecesini ifade etmek için “Dinin güneşi, şeyhimiz” ifadesini kullanmıştır.

Hayatı

Asıl adı Ebu Abdillâh Şemsüddîn Muhammed b. Ebu Bekr b. Eyyüb ez-Zürâî ed-Dımaşkî el-Hanbelî olan İbnu’l Kayyim el-Cevziyye, babası Şam’daki el-Cevziyye medresesinde Kayyim (1) olduğu için İbnu’l Kayyim el-Cevziyye diye meşhur olmuştur. İbn Kesir (rahimehullah), Cevziyye medresesi için dönemin medreselerin en iyisi olduğunu söyler.

İki oğlundan küçüğüne nisbetle “Ebu Abdillâh” künyesini alan İbnu’l Kayyim, 7 Safer 691 (29 Ocak 1292) tarihinde Dımaşk’ta doğmuştur.

İbnu’l Kayyim’in yaşadığı dönemde Haçlı savaşları sonrası ve zayıflayarak da olsa süren Moğol saldırıları sebebiyle İslâm dünyasında oldukça karışık, çalkantılı ve hükümdarlar arası çekişmelerin yaşandığı bir dönemdir. İzzüddîn İbni Abdüsselâm gibi İbn Teymiyye ve İbnu’l Kayyim da yöneticileri yaptıklarından dolayı uyarmıştır.

İbnu’l Kayyım kitaplarında da toplumda tedaviye muhtaç hastalık olarak gördüğü hatalı vaziyetlere dikkat çekiyordu. Bu istikrarsız şartlar muvacehesinde, ülkede dini durum da kötüye gitmekteydi. Emir ve sultanların çoğu kötü örnek [...]