• İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 4
    Permalink Gallery

    ÜMMETİN UNUTULAN EMANETİ YETİMLER MİSYONERLERİN KISKACINDA

ÜMMETİN UNUTULAN EMANETİ YETİMLER MİSYONERLERİN KISKACINDA

Hristiyanlığı yayan kişilere ‘misyoner’, bunların Hristiyan olmayan ülkelerde bu dini yaymak için kurdukları teşkilata ‘misyon’ bu alanda gerçekleştirdikleri faaliyetlere de ‘misyonerlik’ denir. 

Misyoner faaliyetlerinin amacı dini olmakla beraber, misyonerliğin tarihçesi incelendiğinde son yüzyıllardaki kültürel, ekonomik daha da önemlisi politik planlar içinde sömürgecilik anlayışı ile pek çok amacı bünyesinde taşıdığı ve temsil ettikleri ülkelerin emperyalist çıkarlarına hizmet ettikleri bir gerçektir.

Kendilerini kiliseye adayan ve incilin hizmetkârı olarak gören misyonerler hedeflerine varmak için her yolu ve metodu ahlak kurallarını da zorlayarak gerçekleştirmişlerdir.

Bu yüzden misyoner; bazen doktor, bazen bir öğretmen bazen de bir barış gönüllüsü olarak veya bir din adamı postu ile faaliyet göstermektedirler. Bu meslek grupları mesleklerini icra ederken insanların mağduriyetleri üzerinden Hristiyanlık dinini yaymaktan geri durmamışlardır.

Sömürgecilik ve misyonerlik başta İslâm coğrafyaları olmak üzere dünyanın hemen hemen her bölgesinde yardıma muhtaç insanların mahrumiyetleri üzerinden ülkelere nüfus etme ve sömürme amacı gütmektedir. Yardıma muhtaç Müslüman coğrafyaların toplumlarında en zayıf grubu da ümmet tarafından unutulan [...]

ŞAHİDİZ SANA

Şahidiz sana çile savaşçısı

Ferahlıkta bile soluksuz

Sarp yolculuklarda korkusuzdun

Ağır olsa da yükün omuzlarında büyüyen

Mahzende bile mazlumu korurdun

Bırakmazdın umutsuz

 

Davan ümmetin birlik bekasıydı

Adanmış yiğitlerin bitmeyen rüyası

Paydaş hüzünlerde beraber kavrulur

Açılan her gediği azminle savururduk

Zulüm çoğalsa da imanın şahlanır

Yeni yollar yapardık

Küfrün hayâsız burçlarını

Seninle parçalardık

 

Beklenen sabahın arefesi…

Fecrin mahmurluğundaydı bu ümmet

Tevhidi gür bir sesle haykıracak

Yiğitler vardır elbet

Sen bu davetin önderi, soylu ve heybetli

Tükenmezdin

Kahır iklimlerinde bile yerin belli

Yaradan’ın vaadidir

Tüm firavunlar yıkılacak

Bu nur bir gün tamamlanacak…

Bilirdin de ye’se düşmezdin

Sabırla beklerdin ancak

 

Yâdımızda kaldın çile savaşçısı

Asil bir ümmetin diriliş sancısı

Prangalar kuşatırdı her yanını aldırmazdın

Dosttan da gelse incitmezdin

Bağrında saklardın

En mahrem sır gibi…

Hasretin acının en tazesi

Hiç unutmadık

Sanki bu gün gibi…

Hüznün Halebin yetimleriydi

Fosfor bombalarıyla yanan

Filistin bir yandan Şam bir yandan

Süngünün ucunda lime lime Arakan

Nerede varsa bir mazlum

Ensar olmaktı davan

Ellerin uzanamadığında

Artardı ıstırabın

Kafese dönerdi dünyan

Sabrın bezginleştiğinde

Secdendi son sığınağın

Gözyaşın ve sarıldığın duan…

 

Şehadetin ufka açılan nişandır

Kalmasın gözün arkada yiğidim

Çağlar sürecek bu izzetli emanetin

Düştüğün yerden filizlenecek

Davetle nurlandırdığın mabet bizim

Gülşen’imizde büyüyecek

İstikbale hazırladığın nesiller bizim

 

Derin bir hasretle hatırlanacak

Nur yüzlü tebessümün

Muhabbet [...]

ALLAH’IN EMANETİ VE PEYGAMBERİN KADERDAŞI YETİMLER

Hamd; ezelden ebede dek yalnızca Allah’a özgüdür. O’nu över ve O’ndan Peygamber efendimizi, O’nun ehli beytini ve ashabını rahmetiyle kuşatmasını dileriz.

Yetim

Sözlükte “yalnız olmak, tek başına kalmak” anlamındaki “y-t-m” kökünden türemiştir. Yetim kelimesi babasını kaybeden küçük büyük herkese (sözlük anlamı bakımından) denilebilirse de fıkıhta yetim henüz bulûğ çağına ermemiş çocuklar hakkında kullanılır. Çocuğun nafakasını temin etme, haklarını koruma ve onu yetiştirmede babanın daha çok rolü bulunduğundan yetimlik özellikle babaya bağlanmıştır. Arapça’da annesini kaybeden çocuk için “aciyy”, hem annesini hem babasını kaybeden çocuk için “latîm” kelimeleri varsa da gerek konuşma dilinde gerekse yazılı metinlerde yetim bütün bu durumları ifade etmektedir.

Cahiliye döneminde kabileler arası savaşlarda ve yıllarca süren kan davalarında ölenler arkalarında çok sayıda yetim bırakıyordu. Arap yarımadasında kızlara, eli silâh tutmayan çocuklara, yaşlılara ve kadınlara genellikle miras hakkı tanınmaz, yetimlere de babalarından kalan mal verilmezdi. Bazı yetim kızlar vasileri tarafından evlendirilerek mihirlerine el konulur, bazen de vâsileri sırf mallarına sahip olmak [...]