Nebevi Hayat Dergisi – Ali Yücel
  • Ali-Yücel
    Permalink Gallery

    AKRABALIK BAĞINI KOPARMA RABBİNİN RAHMETİNDEN MAHRUM KALMA

AKRABALIK BAĞINI KOPARMA RABBİNİN RAHMETİNDEN MAHRUM KALMA

İnsan, sosyal bir varlık olduğundan dolayı hemcinsleriyle çeşitli açılardan irtibat halindedir. Birçok münasebetle ikinci şahıslarla teşrik-i mesai yapmakta, onlarla ilgi ve alaka kurmaktadır. Bu beraberlik ve bir arada bulunmayı sağlayan ise çeşitli bağlar ve ilişkilerdir. Din bağı, nikâh bağı, aile bağı, akrabalık bağı gibi. İnsanı yaratan ve ona çeşitli ihtiyaçları ilham eden, bir takım arzuları insanın fıtratına kodlayan Allah azze ve celle; şerefli ve üstün kıldığı insanoğluna ihtiyaç duyacağı bu ilişki, alaka ve bağlar konusunda yapısına en uygun emirleri direktif olarak yönlendirmiş ve rızasına uygun olan irtibat, alaka ve ilişkilerin son bulmasından şiddetli bir şekilde sakındırmıştır. Söz gelimi, nikâh ile akrabalığı emrettiği gibi bu bağın kopmasına ve zayıflamasına sebep olacak unsurlara yaklaşılmasını bile yasaklamıştır. Din bağı ile kardeşliği emrettiği gibi bu bağı zayıflatacak kuru zan ve su-i zan, gıybet, ayıp araştırma, lakap takma, haset vb. kalbi ve ameli bütün hastalıkları da yasaklamıştır.
İnsanlığa rehberlik edecek son ve mükemmel din [...]

AMANSIZ DİL HASTALIĞI YA DA KARDEŞ ETİ YEME YAMYAMLIĞI

Dil, Allah’ın büyük nimetlerinden ve harikulâde sanatının inceliklerindendir. İnsanoğlunun en asil azalarından olan dil, kullanılış şekline göre menfi-müspet kalıcı tesirler bırakır, insanlar arasındaki sevgi veya nefret duygularının canlanmasına sebep olur. “Kılıç yarası iyileşir, ancak dil yarası iyileşmez” sözü de bu durumu en güzel ifade eden özlü sözlerden biridir.
İnsanın her konuda mükemmel olmasını hedefleyen ve bu doğrultuda emir ve yasaklar içeren İslam dininin önem verdiği hususlardan bir tanesi de toplum içindeki fertlerin birbiri ile olan münasebetleridir. Fertler arası ilişkilerde hak temel olmak üzere sevgi, muhabbet ve müsamahayı emreden İslam dini, buna muarız olan şeyleri de yasaklamıştır. Hiç şüphesiz bu ilişkilerde kilit noktada olan dil de bazı emir ve yasaklara konu teşkil edecektir. Bu doğrultuda zikir, doğru sözlülük, iyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak gibi dil erdemleri emredilmiş; gıybet, yalan, iftira, alay, sövgü gibi kişilerin onurunu zedeleyen davranışlar ise yasaklanmıştır.
Oldukça yaygın bir davranış olan, herkesin az ya da çok yapmaktan kendini [...]

  • Yusuf-yılmaz
    Permalink Gallery

    MÜBTELA OLDUĞUMUZ DÜNYEVİLEŞME HASTALIĞI VE YARI KEFENLİ BİR ŞEHİT GENÇ: MUS’AB B. UMEYR

MÜBTELA OLDUĞUMUZ DÜNYEVİLEŞME HASTALIĞI VE YARI KEFENLİ BİR ŞEHİT GENÇ: MUS’AB B. UMEYR

Tatlı ve çekici kılınmış içinde yaşadığımız şu dünya. Her türlü albenisi ile kuşatacak gibi benliğimizi ve herşeyimizi. Tüm cazibeler var edilmiş bu dünyada, neredeyse bizi kendisine bağlayacak gibi. Oyun ve eğlenceden ibaret kılınmış, bütün etkileyiciliği ile çepeçevre sardığı için hepimizi, hiç terketmeyecek zannederiz bazı zaman kendimizi. Karar kılacağız, yerli olacağız, ihtişama şan-şöhret katacağız, imar edeceğiz, çabalayıp duracağız, hiç terketmeyeceğiz sanki. Fıtratımıza sevimli gösterilen nimetlerin tadına doyumsuz varmaya çalışıyor, sözümona cennet yaşamaya gayret ediyoruz; ezelde fanilik damgası yiyen bu hayattan ayrılmayacakmış gibi gözüküyor her birimizin hali. Hiç düşünmüyor gibiyiz zaman zaman bizden öncekilerin hal-i pürmelalini. Nerede Ademler, Nuhlar, İbrahimler; nerede yedi düvele nam salmış İskenderler, Neronlar, Nemrutlar, Firavunlar, hiç hatırımıza gelmez gibi. Biz de sonsuz değilsek, tadacaksak fanilik şerbetini niçin varız o zaman bu dünyada, manası nedir dünyanın, ne ola hakikati?
Bütün varlık alemini, mevcûdatı onların herhangi bir etkisi ve katkısı olmadan sonsuz kudreti ile yaratan, bu varlık alemi içersinde [...]

RAMAZAN MUHASEBESİ

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ifadesi ile “Yüce ve mübarek bir ayın gölgesi üzerimize düşmüş”(1) bulunmaktadır. Her yolculuğa yapılan hazırlık ve kontroller gibi bu manevi yolculuk için de hazırlıklar yapmalı ve yolculuğun istenilen doğrultuda tamamlanması için gerekli kontrolleri ihmal etmemeliyiz. İslam dünyasının ve müslümanların içinde bulunduğu bunca hengame ve kargaşa içersinde, selamet durağına varması ve insanlık için deruhte etmesi gereken önderlik vazifesini hakkıyla ifa etmesi, Rabbi ile olan bağının istenilen düzeyde olması ile alâkalıdır. Bunun için de Ramazan ayı kaçırılmaması gereken fevkalâde bir fırsattır. Gönüllerimizi siyah noktalarla kasvetli bir kömüre çeviren ve neredeyse tutuşmasına vesile olacak olan günahlarımızdan arınmak için fırsat… Kendisine karşı hukukumuzu tam bilmediğimiz alemlerin Rabbini tanımak için fırsat… Oruç ibadetinin sıradan bir diyet programı olmayıp yüce manaları muhtevi olduğunun farkına varabilmek için fırsat… Mukabelelerin rida ve cübbelerden riya dökülsün diye yapılmayıp Kur’an’ın hayatımıza müdahale etmesi gerektiğini öğrenmemiz için fırsat… Kadir Gecesi’ni TV karşısında öldürmek yerine yaklaşık [...]

ŞÜKREDEN BİR KUL OLMAYACAK MIYIZ?

İnsanı kusursuz ve mükemmel bir şekilde yaratan âlemlerin Rabbi Allah (celle celaluh), ona çeşitli hisler ve duygular bahşetmiştir. İnsan, bu duygu ve hisleri ile vardır ve eşyayı, olayları, tabiatı, kâinatı bunlarla anlamlandırır. O, yüce Allah’ın kendisini yarattığı fıtrat üzere bu duygu ve hislerden istifade ettikçe eşref-i mahlûkat olurken sorumsuz ve sınırsız bir şekilde bu duygu ve hisleri tatmin etme arzusu ise onu esfel-i sâfiline derk etmekte, sözüm ona hayvanlarla kıyaslanır hale getirmekte ve onlardan daha süfli bir konumda değerlendirilmesine sebep olmaktadır. Zira insana bu duygu ve hisleri bahşeden, insanı başıboş bırakmadığı gibi bu duygu ve hislerin başıboş bir şekilde kullanılmasına da müsaade edecek değildir. Hanımlara, evlatlara, altın ve gümüşe, insanın gözünü kamaştıracak güzellikteki bineklere, ekine ve bunlar dışında başka şeylere karşı insan fıtratında sevgi ve muhabbet hissi var eden Rabbimiz, bu sevgi ve muhabbete bir sınır tayin etmiş, kendisi ve dini için fedakârlık yapma gayretinin önüne geçmemesi gerektiğini en [...]

  • ali
    Permalink Gallery

    Ümmeti İfsad Önderleri ve Peygamber Mirasını Talan Edenler

Ümmeti İfsad Önderleri ve Peygamber Mirasını Talan Edenler

Karanlıkta yol bulması zordur insanın, aydınlık ve ışık gereklidir menzile ulaşmak için. Alametsiz, işaretsiz, pusulasız yön bulamaz aciz insanoğlu. Rotasız hedefe varamaz teyyareler, gemiler. Rehber, kılavuz gerekir yol-yordam bilmeyene. Sağ-salim varmak için hedefe, dikkat etmelidir yoldaki işaretlere. Görünen, gözlemlenen, hissedilen şühûd alemi için herkes tarafından rahatlıkla kabul edilebilecek hususlardır bunlar. Gayr-ı meşhûd olan, gayb olan, görülemeyen manevi alemde de rehbere muhtaçtır insanoğlu. Gözüyle gördüğü yolda kılavuz olmadan hedefe varamayan biçare insanoğlu, kılavuzu olmadan merhalelerinden, duraklarından, virajlarından tamamen habersiz olduğu manevi alemlerde nasıl yol alabilir ki? Nasıl maksadına, hedefine ulaşabilir ki yol, yöntem bilmeden? Selamet yolunda ilerlediğini zannederken, şekavet gayyasına düşmeyeceğinden nasıl emin olabilir ki yoldaki işaretlerin manasını bilmeden? Mürebbi gerek, mürşid gerek, yol gösterici gerek, yoldaki işaretleri öğreten gerek insanoğluna.
Peygamberlik vazifesini hangi kuluna vereceğini en iyi bilen alemlerin Rabbi’nin, peygamberleri göndermekten muradı da bu olsa gerek. Şaşkınlık, hayret, çaresizlik, ızdırap içersinde şuursuzca hareket eden, ezelde kendisine düşmanlığını izhar [...]