Nebevi Hayat Dergisi – Ali Yücel
  • 29-sayi-site-arsiv-görseli9
    Permalink Gallery

    SAHABENİN RASÛLULLAH SEVGİSİ “SEN SAĞ OLDUKTAN SONRA BÜTÜN MUSİBETLER ÖNEMSİZDİR”

SAHABENİN RASÛLULLAH SEVGİSİ “SEN SAĞ OLDUKTAN SONRA BÜTÜN MUSİBETLER ÖNEMSİZDİR”

İmtihan için gönderildik dünyaya. Bu sebepten ötürü katlanmaya çalışırız başımıza gelenlere. İlahi rızaya ulaşmayı gaye edindik ve sığındık cehennemden Rabbimize. O’nun rızasına ulaştıracak ne amel varsa peşine düşmeye çalıştık kendimizce. Azabından koruyacak, kurtaracak hangi vesile varsa tutunmaya çalıştık nice hevesle. Öfkesinden çatlayacak canavar misali homurdanıp duran ve “daha var mı?” diyerek sürekli kurban isteyen cehennemden kurtulmanın yolunu en doğru şekilde öğrenmek için onu ceza diyarı kılan Rabbimizin buyruklarına başvurmalıyız herhalde.

Yüce Allah’ın rızasına nail olmak, O’nun sevgisini kazanmak hiç şüphesiz peygamberinin sünnetine tabi olmakla gerçekleşecektir zira bunu bizzat beyan eden âlemlerin Rabbidir. “ (Resulüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmrân: 31) Bir müslümanın peygamberine muhabbet beslemesi ve bu doğrultuda amel etmeye çalışması peygamberine karşı bir sorumluluğu olduğu gibi kendisinin cehennemden kurtulmasına vesile olacak güzel bir ameldir de aynı zamanda. Dünya hayatında yaptıklarımızın hesabını vermek için dikileceğimiz ilahi divanda [...]

PEYGAMBER SEVGİSİ

CEHENNEM
CHARLİE’LERLE
HEBDOLU

Mahlûkatı sonsuz kudreti ile vareden Allah celle celâluh, her işinde hikmet sahibidir. İlminin nihayeti olmadığı gibi O’nun bilgisinin dışında da herhangi bir olay meydana gelecek değildir. O, yaptıklarından ve yarattıklarından sorguya çekilemez bilakis yarattığı mahlûkatı fiillerinden hesaba çekecek olan da yine O’dur. Nihayetsiz ilmi ile ve iradesi ile peygamberlik görevini kulları içersinde kime vereceğini, bu vazife ile hangi kulunu muvazzaf kılacağını en iyi bilen âlemlerin Rabbi; çeşitli zaman ve zeminlerde sayıları on binleri belki de yüz binleri bulan peygamberleri vesilesi ile kullarına merhamet etmiş, imtihan için yarattığı bir âlemde kullarına doğru yolu gösterecek risalet müessesesinin temsilcisi peygamberler göndermiştir. Hepsine binlerce selam olsun!- Allah azze ve celle’nin bizi şahit kılması ile vazifelerini hakkıyla deruhte eden peygamber efendilerimiz, Rableri tarafından aldıkları sancağı gerçek manada yüceltmiş ve sünnetullah gereği ölüm denilen kâseden içerek sancağı bir sonraki nebiye teslim etmiştir. Seçkin kullar halkası olan bu nebiler silsilesinin hâtemi ve sonuncusu ilahi [...]

YARIM HURMA TEVBEN OLSUN SENİ NÂR-I CAHÎMDEN KORUSUN

Allah azze ve celle, insanoğluna saymakla bitmeyecek nimetler ihsan etmiş, sayısız lütuf ve ikram ile âdemoğlunu onure etmiştir. Dağları, denizleri, ağaçları, nehirleri insanoğlunun hizmetine sunmuş; geceyi-gündüzü, yazı-kışı, yağmuru-güneşi âdemoğluna musahhar kılmıştır. İlâhi bir nefha ile üstün kılmış, beyan kabiliyeti vererek melekleri kendisine secde ettirmiş, irade diye isimlendirilen sır ile kendisini ayrıcalıklı ve mümtaz bir konuma yükseltmiştir. El-Hakîm olan, bütün emir ve işlerinde ilmek ilmek dokunmuş hikmetler ve sırlar bulunan âlemlerin Rabbinin, “külli irade” diye isimlendirilen dilemesinden bir parça iradeye yani “cüz’i irade”ye sahiptir insan. Bu sınırlı iradenin tecellisi için çeşitli duygular-arzular varedilmiş ve bu duygular-arzulara bir takım karşılıklar tayin edilmiştir. Hikmeti sonsuz olan Allah celle celâluh’un tayinidir bu. Çeşitli kurallar ve kaideler çerçevesinde şekillenmesi gereken irade nimetini hoyratça kullananların yaptıklarının yanlarına kâr kalacağını zannetmek, Allah’ı hakkıyla takdir etmemek ve O’nun esma-i hüsnasının tecellilerine gözleri kapamaktır.

Kudreti sonsuz olan Rabbimizin, varlık âlemine yerleştirmiş olduğu ilahi kurallar vardır ve bu kurallar çerçevesinde [...]

  • adsız
    Permalink Gallery

    MODERN CAHİLİYE VE SÜRÜNGEN DELİĞİNE GİRMEYİ İSLAM’IN İZZETİNE TERCİH EDEN TAKLİT BUDALALARI

MODERN CAHİLİYE VE SÜRÜNGEN DELİĞİNE GİRMEYİ İSLAM’IN İZZETİNE TERCİH EDEN TAKLİT BUDALALARI

İlk emri ile cahiliye düşüncesine savaş açmış, onun sistemlerini çökertmek için hamle yapmış, bu konuda hatır-gönül dinlemeden en ufak bir cahiliye davranışına müsamaha göstermeyen bir dinin mensuplarıyız. Yüce Allah’ın huzurunda verdiği söz gereği bıkmadan usanmadan çabalayan iblis ve avenelerinin en çok önemsedikleri şey ise bu yüce dinin ilk emrini unutturmaya çalışmak ve bunun neticesinde cahiliye düşüncesinin ne demek olduğunun farkında olmayan yığınları diledikleri mecralara sürüklemek olmuştur. Allah azze ve celle’nin belirlemiş olduğu yaşam biçiminin dışındaki her türlü davranış, hareket, durum ve tutum manasına gelen cahiliye, belirli bir zaman dilimine has olmayıp her asır ve çağda, her zaman ve zeminde rastlanılabilecek bir olgudur. Teknoloji ve fennin çılgın bir şekilde ilerleyişi, insanoğlunun bilim ve teknikte akıl almaz mesafeler katetmesi bile cahiliye düşüncesine engel olamamakta belki de “asr-ı saadet” öncesinde yaşanan “asr-ı cehalet”i yeni versiyonlarıyla ve daha maharetli bir şekilde insanlığa sunmaktadır. Âd ve Semûd kavimleri, mükemmel sayılabilecek sanat eserleri ortaya koymuşken, [...]

  • Ali-Yücel
    Permalink Gallery

    ÇETİN BİR SAVAŞ VE HAZIRLIKSIZ YIĞINLAR HAYDİ! HEP BERABER EN BAŞTAN BAŞLAYALIM

ÇETİN BİR SAVAŞ VE HAZIRLIKSIZ YIĞINLAR HAYDİ! HEP BERABER EN BAŞTAN BAŞLAYALIM

İnsan, tehlike sezinlediği yerlerden geçerken bir başka dikkatli ve endişeli olur. Kavga, gürültü ve anarşi söz konusuysa uyarırız sevdiklerimizi böyle ortamlardan zarar görmesinler diye. Mevcut bir düşman ve hasım var ise girip çıktığımız yerlere daha dikkat kesiliriz. Savaş ortamında keyfi ve rahat davranamaz insan, yapısı gereği. Her türlü tedbir ve önlemi almak durumundadır hesap etmediği bir sona uğramamak için. Bizler daha vücuda gelip dünyayı meşgul etmeden önce başlamış olan bir savaşın ortasında açarız gözlerimizi dünyaya. Olup-olmayacağından değil sadece taraf seçmek durumunda olduğumuz bir savaşın gölgesinde başlarız hayata. Allah azze ve celle tarafından ilan edilmiş Âdem ve İblis, Hak-Batıl, İman-Küfür, Tevhid-Şirk savaşının göbeğinde. Cephelerin sürekli el değiştirdiği, cephanelerin devamlı güncellendiği, tuzaklara yeni formatlar uyarlanıp uygulamaya konulduğu ve sürekli ayağa kalkan, yere düşen yığınlarla dolu amansız, duraksız, acımasız bir savaş…
İnsan, düşmanını tanıdığı oranda zafere yakın olur. Söylem üreten değil, kafasını kullanıp düşmanını zayıf yerinden yakalayarak zafer kazanan ve kahramanlaşan liderlerle [...]

  • Ali-Yücel
    Permalink Gallery

    AKLIN NİHAYETE ERDİĞİ NOKTADA BAŞLIK ATMAK YA DA KADERİN SİNELERİ HAREKETE GEÇİREN CİLVESİ ZORLUK-KOLAYLIK

AKLIN NİHAYETE ERDİĞİ NOKTADA BAŞLIK ATMAK YA DA KADERİN SİNELERİ HAREKETE GEÇİREN CİLVESİ ZORLUK-KOLAYLIK

Zayıf yaradılışlı, aciz, sınırlı ve mahdûd bir varlık olan insanoğlunun, kendisine bahşedilen nisbi bilgi ile ortaya koyduğu bazı eserler, icatlar ve aletler insanlığı hayrete sevketmekte, oldukça iltifata mazhar olmakta ve neredeyse bütün insanlarda ilgi uyandırmaktadır. Ömrü sınırlı, gücü sınırlı, iradesi ve bilgisi sınırlı, zaman ve mekanı sınırlı, hareket alanı sınırlı olan insanoğlundan, bu denli hayret verici eser ve icatların neşet etmesi gerçekten dikkat çekici olsa bile, Müslüman bakış açısı; hiçbir bilgi ile kuşatılamayan, kendisini herhangi bir sınır, süre, zaman ve mekanın zora sokamayacağı alemlerin Rabbinin bu icat ve eserlerdeki lütuf ve ihsanını gözardı etmez. Kendisi bile başlı başına Allah azze ve celle’nin ilminin bir eseri olan insanın, sınırlı ilmi ile calib-i dikkat eserler ortaya koyması, teknoloji denilen ibretler aleminde her gün yeni bir keşifle huzurumuza çıkması, yüce Allah’ın eşsiz ve benzersiz ilminin bir nebze yansıması sayılabilecek şu kainat ve evrendeki mükemmel yaradışına olan imanımızı artırıyor mu acaba? Yeryüzündeki ağaçlar [...]