MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA TEFEKKÜRÜN ÖNEMİ

Şahsiyet; bir ferdin kendine has görüntü, duygu, düşünce ve davranışlarının tamamıdır. Bir diğer deyişle; şahısla alakalı akla gelebilecek unsurların tümüne birden verilen addır. Halk arasında “karakter” ile aynı anlamda kullanılmakla birlikte aralarında bazı farklılıklar vardır. Şahsiyet kavramında insanın bütün varlığı ve mahiyeti akla geldiği halde karakter kelimesinde cüzi, parçacı bir durum söz konusudur. Mesela sertlik bir karakterdir, ama kişinin şahsiyeti hakkında bize tam bir malumat vermez. Bir insana eli açık olduğu için “cömertlik “karakterini uygun bulabiliriz, ama bu vasıf üzerinden onun şahsiyeti hakkında sağlıklı bir yorum yapamayabiliriz. Çünkü sert bir insan her daim kötü olmayacağı gibi cömert bir insan da daima iyi olacak şeklinde bir kaide yoktur.

Şahsiyet ve karakter ile alakalı olarak dikkate değer bir diğer husus ise bu kelimelerin çift taraflı olup iyi ve kötüye delalet etmemesidir. Tek başlarına kullanıldıklarında nötr olan bu kavramlar kendilerine eklenen ek ve kelimelerle renk kazanırlar. Şahsiyetsiz kişi, İslami şahsiyet, iyi karakterli, karaktersiz [...]

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE MÜNAFIKLAR

Şüphesiz Rasûlullah’ın sireti çok çetin mücadelelerle doludur. O mübarek hayatın Mekke’de geçen dönemi bariz bir baskı ve işkence dönemi olarak karşımıza çıkmakla birlikte Medine dönemi de ihtiva ettiği olaylarla hicret öncesi dönemden daha aşağı kalır bir durumda değildir. Zira Medine döneminde Mekke dönemine kıyasla yeni ve diğerlerine göre çok daha tehlikeli bir düşman portresi zuhur etmişti. Bu yeni düşmanın diğerlerinden daha korkutucu olması, karşı saflarda değil de bizzat Müslümanların bağrında neş’et etmesinden ötürüydü. Bahsi edilen yeni grup elbette “Münafıklardı.”

‘Küfrünü gizleyip imanını izhar eden kişi’ (1) manasındaki münafık kelimesi, İslam’dan önce Arapların bilmediği ve Kur’anın türetmiş olduğu bir kavramdır. Münafıklık ya da nifak bir diğer ifadeyle ‘herhangi bir güce karşı açıkça mücadele etme gücü ve cesaretine sahip olamayan, hasta ruhlu şahsiyetlerin renk değiştirerek kamufle olmalarının adıdır.’ İşte bu sebeple bahsi geçen bu ikiyüzlü insan kitlesinin neden baskı ve işkence dönemi Mekke’de değil de devletleşme süreci olan Medine’de peyda ettiği hususu [...]

  • 58-dergi-cikti-calismasi_Klasör-yazi-gorselleri-4
    Permalink Gallery

    KÜRESEL BİR VAKIA OLARAK; TÜKETİM ÇILGINLIĞI VE TASARRUF

KÜRESEL BİR VAKIA OLARAK; TÜKETİM ÇILGINLIĞI VE TASARRUF

Numunelerinden her gün küçüklü büyüklü yüzlercesine şahit olduğumuz tüketim meselesi, artık dünyanın ortak bir sorunu haline gelmiş durumda. Özellikle son asır Allah azze ve celle’nin o geniş arzının nasıl da daracık hale getirildiğinin ve gidilecek başka hiç bir yer yokmuşçasına insanların AVM’lerde istiflenir gibi nasıl da kümelendiğinin en bariz müşahede edildiği asır oldu. Yine bu asır, Allah’a kulluk yarışında kullanalım diye istifademize sunulan dünyanın geniş ama sınırlı nimetlerinin sınırsız arzular karşısında nasıl da hoyratça kullanıldığının en acı şekilde hissedildiği zaman dilimi oldu. Güneşin üzerine doğduğu yeni hiçbir gün olmadı ki suni ihtiyaçlar peyda etmesin. Her geçen gün bir öncesini, her yeni nesil de bir geridekini aratır oldu. İnsanın sınır tanımaz nefsi dağları yedi de doymadı. Doymayan nefisler çoğaldı, başkalarının malına tamah eder oldu ve kanlı savaşlar patlak verdi.

Bu durum elbette yeni değildi. İnsanoğlu ilk defa çılgınca, hesapsız kitapsızca tüketiyor değildi. Allah’ın ihsan ettiği engin nimetleri destursuzca heba edip yıkılan [...]

Yolumuz Dikenlidir Ayağını Seven Gelmesin!!!

Hak-batıl mücadelesinin tarihi, dünya tarihiyle eşdeğerdir. Dünya var olduğundan beri bu mücadele süregelmiş, iki yolun yolcuları da kendi davalarına davette bulunmuşlardır. Şeytan, dostlarıyla beraber insanı hakkın yolundan çıkarma mücadelesi vermiş, buna karşılık peygamber ve onlara tabi olan müslümanlar da insanlığı sürekli bir şekilde Allah’ın dinine davet etmiştir. Bu bakımdan peygamberler İslam davetinin öncüleri ve kendilerinden sonra gelecek davetçilerin lokomotifidirler. Bununla birlikte, zorluk ve imtihanlarla bezenmiş davet yolunun en çok sıkıntı çekenleri de onlar olmuştur. Kimi zaman bu yolda canlarını vermişler, kimi zaman yurtlarından çıkarılmışlar, kimi zaman da insanların tehdit ve alaylarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Maruz kaldıkları sıkıntılar bazen öyle noktalara ulaşmış ki bunun sonucunda bazıları «Ul’ül Azm» peygamberleri olarak isimlendirilmiştir. 

Allah azze ve celle dersler ve ibretler almamız için Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin mücadelelerinden detaylıca bahsetmiş; İslam davetini insanlara nasıl ulaştırdıkları, bu yolda ne gibi zorluklarla karşılaştıkları ve tüm bunlara karşı nasıl da sebatkar oldukları hususunda müşahhas örneklerle bizlere çok canlı [...]

BİR MUALLİM OLARAK RASÛLULLAH (SAV)

Tarih boyunca, yaşadığı zamana yön veren, etrafında kalabalık kitleler toplayan ve insanlığın gönlünü fetheden nice güçlü liderler çıkmıştır. Dikkate şayan bir husus vardır ki; bu liderlerin arzu ettikleri başarıya ulaşmalarının ardında onları güçlü, karizmatik ve etkili kılan vasıfları dar bir alanda toplana gelmiştir. Kimisi cesaretiyle, kimisi hitabetiyle kimisi de hikmet ve tecrübesiyle en üst basamağa sıçramanın yolunu bilmiştir. Ancak bunlar içinde öyle bir şahsiyet vardır ki; kâmil bir kimsede bulunması gereken tüm vasıfları kendinde toplamış, sadece küçük bir milletin değil koca bir insanlığın sevgilisi haline gelmiş ve tarihin tozlu sayfalarına gömülmek bir yana tüm zamanların en zirve adamı olma nimetine nail olmuştur. Bahsini ettiğimiz kimse elbette Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den başkası değildir. O’nun hayatını inceleyen bir kimse görecektir ki; Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kimi yerde cesur bir komutan, kimi yerde müşfik bir aile reisi, kimi yerde de sabırlı, hikmetli bir muallim olarak karşımıza çıkacaktır. Bu açıdan, [...]

CİHADI HZ. PEYGAMBER (SAS)’İN GÖZÜYLE OKUMAK

“Andolsun ki Allah’ın Rasûlü, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için güzel bir örnektir.” (1)

Allah celle celâluhu bizden kendisine kul olmamızı isterken, nasıl bir kul olmamız gerektiğini de rahmetinin tecellisi olarak gönderdiği, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in şahsında bizlere sunmuştur. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in görevi sadece, kendisine indirilen ilahi vahyi ulaştırmak değil, aynı zamanda bu ilahi emirler manzumesini pratik hayatta sergileyerek insanlara örnek olmaktır. Bu nedenle Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bizler için her alanda en güzel örnek olmuştur. Karşımıza kimi yerde iyi bir muallim, kimi yerde iyi bir baba ve eş, kimi yerde iyi bir arkadaş, kimi yerde hikmetli bir davetçi, kimi yerde de cesur bir komutan olarak çıkmıştır. Biz bu yazımızda Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatında cihadın yeri ve önemini ele alacağız inşallah.

İbn Kayyim el-Cevziyye, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hayatında cihadın dört aşaması olduğunu [...]