7. SAYI (HAZİRAN 2013)

Tablet mi, Laptop mu, Minibook mu? Hangisini Seçmelisiniz?

Benimde bu sorunun içinde bulunduğum bir sorun var ki o da başlıkta saydığım bu üç teknoloji devi’nin hangisini alıp almama kararsızlığı ve hangisi kimin ne işine yarar, almalı mı almamalı mı gibi cevaplardır.
Şüphesiz birçok insan, yaşı kaç olursa olsun teknolojinin getirdiği yeni ürünlere sahip olmak için birçok araştırmalar yapar. Bir zamanlar herkesin evinde bir bilgisayar bile bulunmazken, günümüzde evdeki her bireyin ya dizüstü bilgisayarı ya da tableti bulunmakta.
Evet, bilgisayarlar artık herkesin mutlaka sahip olması gereken eşyalardan bir tanesi haline geldi, neredeyse abartısız ekmek ve su gibi…
Teknoloji ilerledikçe seçeneklerde çoğalmakta. ‘Acaba benim ihtiyaçlarıma en uygunu laptop mu tablet mi?’ diye karar veremeyen bir çok insan için bu iki teknoloji harikasını hiç bir markaya değinmeden kısaca inceleyelim.
Dizüstü bilgisayarın en büyük özelliği taşınabilir ve farklı boyutlarda olması. İster evde bilgisayar yerine büyük bir laptop alın ve ev ofisiniz için kullanın, isterseniz küçük bir tane alıp yanınızdan ayırmayın. [...]

Peygamberimiz Ramazan’da Nasıl İbadet Ederdi?

Kitabın ismi: Peygamberimiz Ramazan’daNasıl İbadet Ederdi?
Yazarı: İbni Recep el-Hanbeli
Çeviri: Yunus Bölükbaş, Ali Yücel
Yayın Evi: Nebevî Hayat Yayınları

Eser İbni Recep el-Hanbeli tarafından kaleme alınmıştır. Kitap Nebevî Hayat Yayınları tarafından basılarak okurlarımıza sunulmuştur. Kitap itinalı baskısı ile hak ettiği kalitede basılmış, okuyucuyu yormayan bir tasarıma sahiptir.
Eser muhterem âlim İbni Recep el-Hanbeli’nin “Letâifu’l-Meârif” isimli eserinin Ramazan ayının fazileti ve yapmamız gereken ibâdetleri anlatan bölümünden oluşmaktadır. Kitap, Letâifu’l-Meârif esas alınarak hazırlanmış, zayıf rivayetler ve tekrarlar, uzatmadan kaçınmak ve okuyucu sıkmamak açısından çıkarılmıştır. Kitapta başlıca Ramazan ayı ve içerisinde yapılacak ibadetler ile alakalı olmak üzere yedi konu işlenmiştir.
Kitap özellikle üç aylara girdiğimiz ve mübarek Ramazan ayına yaklaştığımız bu güzel günlerde, her Müslümanın bilgilerini tazeleyip kendilerini salih amele teşvik etmesi bakımından oldukça güzel bir üsluba sahiptir. Kitaptaki şiirler kitaba ayrı bir güzellik katmaktadır.

Ömrümüz gaflet, eğlence ve hüsran ile geçti.
Eyvah geçen günlerimde ki kayıplarıma.
Zayi ettiğim günlerimde bir özrüm yoktu.

TESETTÜR Müslüman Kadının Kimliğidir

İslam dini devamlı olarak iffete, namusa çok önem vermiş ve bu konunun üzerinde titizlikle durmuştur. Nitekim İslam elçisi, müjdeleyici ve korkutucu bir şekilde kadınlara iffeti emretmiş ve mümin kadınları hep buna teşvik etmiştir. Hirekl, Ebu Süfyan’a; “Bu peygamberlik iddiasında bulunan Muhammed (s.a.v) size neyi emrediyor?” diye sorduğunda, Ebu Süfyan; “Muhammed (s.a.v) bizlere, sadece Allah’a ibadet ve itaat edin; ona hiçbir şeyi ortak koşmayın; babalarınızın dediklerini terk edin diyor ve bize namazı, doğruluğu, iffeti ve akrabalık bağlarına önem vermemizi emrediyor.” Şeklinde cevap verdi. Resulullah’ın (s.a.v) duası devamlı şöyle idi; “Ya Rabbi!… Senden hidayet, takva ve iffet talep ediyorum.” Tesettürün imanın gereği olduğunu belirten ayetlerden bir kısmı:
– Mü’mine kadınlara da söyle; “Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar: Namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler.” (1)
– Bir başka ayette ise; “Hem vakarlarınızla evlerinizde durun da; evlerinizden, önceki cahiliye devrinde olduğu gibi süslenip [...]

ANNE – BABALARIN DİKKATİNE! – 1

Çocuklar yuvalarımızın meyveleridir. Dünyaya ağlayarak gelseler de onların ağlayışları çevrelerinde sevinç dalgalarına vesile olur, gönüllere ümit güneşi doğar. Onlar yepyeni bir başlayış, yeni bir umuttur. Dünyaya gözlerini yeni açan bir çocuk, köhnemiş dünyaya tazeliğin ve yeniliğin bir müjdesidir.
Çocuklar bize sayamayacağımız nimetler içinde sunulmuş güzel bir nimettir. Nitekim Allah-u Teala Nahl suresi 72. ayetinde şöyle buyurur: “Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı, eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar yarattı ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hâla bâtıla inanıp Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?”
Aynı zamanda çocuklar, yerlerin ve göklerin sahibi olan Allah-u Teala’nın bizlere armağanıdır. Rahman ve Rahim olanın annelerin rahmine gönderdiği hediyesidir. “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları bahşeder.” (Şura;49)
Ömer b.Abdulaziz, Saliha kadın Havle bint Hakim’in şöyle dediğini rivayet etti: Rasulullah aleyhi’s-selam bir gün evden çıktı; kızının iki oğlundan birini kucağında taşıyor ve şöyle diyordu: “Muhakkak ki siz [...]

MEVDUDİ “MEYVESİ BOL GÖLGESİ GENİŞ AĞAÇ”

“Göklerde ve yerde yaratılmış olan her bir canlı ve cansız varlığın sayısınca, alınıp verilen ve Kıyamet saatine kadar alınıp verilecek olan her bir nefes sayısınca, kendisinden başka hak ile ibadet edilip, hamd edilecek kimsenin olmadığı, o eşsiz zat olan Allah celle celaluhuya mahsustur. Salât ve Selamların en güzeli; gelmiş ve geçmiş olan peygamber ve insanların en faziletlisi olan, kendisine uymakla Allah’ın sevgisine nail olunan efendimiz ve rehberimiz olan Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ve onun hayat programını kendisine rehber edinen güzide sahabesi, ailesi ve Kıyamet saatine kadar onlara güzellikle tabii olan tüm Müslüman muvahhitlerin üzerine olsun.”
Allah, bir kulunu seçtiği zaman amacına ulaşmasını sağlayacak sebepler hazırlar. Bu kişide hayatının gidişatını bilircesine çocukluğundan itibaren adım adım izlemesi gereken bu plan doğrultusunda seyrine devam eder.
Kuşkusuz Mevdudi de zifiri karanlıklardan parlayan bir ışıktı. O göklerin, yerin ve sapasağlam dağların yüklenmekten aciz kaldığı emaneti taşıyabilecek adamlar yetiştirmek için çabalayan bir [...]

İLİM TALEBELERİNE

“Ey Ebu Hâzim! Bizim neyimiz var, ne diye ölümden korkuyoruz?
Ebu Hâzim: Çünkü sizler ahiretinizi harabeye çevirip dünyanızı da imar ettiniz. O yüzden imardan harabeye taşınmak istemiyorsunuz.
Ed–Dahhak b. Musa anlatıyor:
Süleyman b. Abdulmelik, (Emevilerin 7. Halifesi) Mekke’ye giderken Medine-i Münevvere’ye uğrar, burada birkaç gün ikamet eder. Etrafındakilere şöyle der: “Medine’de Resulullah’ın ashabıyla karşılaşan kimse kaldı mı?
Dediler ki: “Ebu Hâzim vardır. Bunun üzerine ona haber gönderir, gelmesini taleb eder. Bunun üzerine Ebu Hâzim yanına gelince Süleyman şöyle der: Ey Ebu Hâzim! Bu katılık, bu soğukkanlılık nedir?
Ebu Hâzim: Benden nasıl bir katılık, bir soğukluk gördün ki,
Süleyman: Medine’nin bütün ileri gelenleri beni ziyaret etti sen gelmedin.
Ebu Hâzim: Ey müminlerin emiri! Olmayan bir şeyi söylemekten Allah’a sığın, bugünden önce sen beni tanımıyordun, bende seni hiç görmedim.
Bunun üzerine Süleyman, Muhammed b. Şihab ez-Zühri’ye dönerek şöyle dedi: “Üstat doğru söylüyor bense yanlış yaptım”
Süleyman devamla şöyle dedi:
“Ey Ebu [...]