Nebevi Hayat Dergisi – 68. SAYI (TEMMUZ 2018)

BİR “TERÖR” ZANLISININ ABD MAHKEMESİNDEKİ İFADESİ

El-Kaide’ye yardım ettiği gerekçesi ile ABD’de 17,5 sene hapis cezasına çarptırılan Tarık Mehanna mahkemedeki ifadesinde ABD’nin politikaları hakkında sert eleştirilerde bulunuyor. 1980 yılında Mısır’dan gelip ABD’ye yerleşen orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak ABD’de doğan 29 yaşındaki eczacı Tarık Mehanna El Kaide’ye yardım ettiği gerekçesi ile yargılandığı ABD mahkemesince 17,5 sene hapis cezasına çarptırıldı.

Mehanna 2009’da Boston’da tutuklanmıştı. Mahkemede yaptığı konuşmanın ses kaydı kamuoyuna yansıyan Mehanna, ifadesinde tarihten bugüne kadar değerlendirmelerde bulunup ABD’nin ve diğer bazı devletlerin politikalarını eleştiriyor. ABD güçlerince Irak ve Afganistan’da işlenen savaş suçlarının yanı sıra Lübnan, Filistin, Bosna ve Çeçenistan’da yaşanan katliamlara da değinen Mehanna, asıl kendilerine terör uygulandığını söylerken, uğranılan saldırganlık nedeniyle ortaya çıkan direniş hareketlerinin meşru müdafaa kapsamında olduğunu ileri sürüyor.

İşte ABD’li Müslüman Tarık Mehanna’nın “terörizm” suçlaması ile çıkarıldığı mahkemede yaptığı savunma:

“Bundan tam dört yıl önce yerel bir hastanede çalışırken mesaimi bitirmiştim. Arabama doğru yürürken iki federal polis bana yaklaştı. Bana bir seçim yapmak [...]

  • İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 2
    Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARINDAN; SELAM VERMEK

MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARINDAN; SELAM VERMEK

Hamd, en güzel isimlere sahip olan ve bu isimlerin arasında kendisini es-Selâm olarak vasfeden Allah’a;

Salat ve Selâm “Siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız.”  [1] buyuran ve selâm vermenin şekline göre on, yirmi veya otuz sevap kazanılacağını bildirerek[2] selâmı çoğaltmaya teşvik eden Rasûlullah aleyhisselâm’a;

Allahu Teâlâ’nın selâmı, bereketi ve mağfireti de selâmın adabına riayet ederek yaygınlaştırmaya çalışan mü’minlerin üzerine olsun.

Dinimiz, hayırlı işlerde acele etmeyi ve birbirimizle yarışmayı tavsiye eder. Selâm da bu hayırlardan biridir. Bu sebeple önce davranan daha çok sevap kazanır. Çünkü o Allah’ın adını daha önce anmış, karşıdakine daha önce dua etmiş ve hayırlı bir ameli başlatmanın sevâbını daha önce kazanmıştır. Birbiriyle karşılaşan iki kişiden daha üstün sayılanı ve Allah’a daha yakın olanı hayırda öne geçendir. Diğer taraftan aralarında birtakım dargınlık ve kırgınlık, hata ve kusur varsa, selâma ilk başlayan bunları bağışlama büyüklüğünü de [...]

  • İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 6
    Permalink Gallery

    VELAYET-İ FAKİH’İN JEOPOLİTİK MÜHENDİSLİĞİNE KARŞI NECEF EKOLÜ

VELAYET-İ FAKİH’İN JEOPOLİTİK MÜHENDİSLİĞİNE KARŞI NECEF EKOLÜ

İran sahadaki etkinliğini, Irak’taki siyasal sürece taşıyamıyor. Son yıllarda İran destekli siyasi partiler, Irak seçimlerinde istediği başarıyı elde edemedi. Üstelik İran’ın giderek artan müdahaleci tavrı Iraklı Şiilerin bile tepkisine yol açtı.

Velayet-i Fakih rejimi 1979 devrimi sonrasında yayılmacı siyasi ideolojisi gereği İslâm dünyasının liderliğine soyunsa da buna düşünsel bir temel geliştiremedi. Bu çabasında başarısız olan İran, doğal olarak bölgedeki Şiilere odaklanıp, Tahran güdümlü ağlar geliştirerek, Şiiler üzerindeki nüfuzunu artırmaya çalıştı. Bölge ülkelerindeki Şii toplulukların içinde bulundukları kötü Sosyo-Ekonomik şartları, kendi amaçları doğrultusunda kullanmayı başaran İran, laik Şii akımlar ve Şii ilim havzalarına yön verecek siyasi düşünce üretiminde ise umduğu başarıyı sağlayamadı.

İran rejimi, Şii din adamlarını Velayet-i Fakih sistemine angaje etmek için yaklaşık 40 yıldır çaba sarf ediyor. Irak’taki Şii havzalarının Saddam Hüseyin tarafından uygulanan baskı sonucu neredeyse kapanma noktasına gelmesi, İran açısından Şiiliğin düşünsel ve itikadî boyutunu kendi tekeline almak için büyük bir fırsat olarak görüldü.

Şiiler açısından Mekke ve Medine’den [...]

  • İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 10
    Permalink Gallery

    BİLGİSAYAR SİSTEMİ (ALGORİTMANIN) ÖNCÜSÜ VE CEBİRİN KURUCUSU: HÂRİZMÎ (780-850)

BİLGİSAYAR SİSTEMİ (ALGORİTMANIN) ÖNCÜSÜ VE CEBİRİN KURUCUSU: HÂRİZMÎ (780-850)

Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen Hârizmî’nin asıl adı, Abdullah Muhammed bin Mûsâ’dır. Onun h.164 (m.780) senesinde Hârizm’de doğduğu söylenmiştir. Harzemli olduğundan “Hârizmî” adıyla meşhur olmuştur.

Abbasiler’in ilim ve bilimle anılmaya başladığı Yedinci Abbasi Halifesi Me’mun döneminde Bağdat’a çağrılarak burada yaşamış ve dönemin ilim ve bilim merkezi olan Beytü’l-Hikme’de müdürlük yapmış, görevde olduğu dönemde bilime katkıda bulunacak eserler vermiştir. Eserlerini yazmada Bağdat Saray Kütüphanesi’nden çokça faydalanmıştır. Döneminde, astroloji (gök bilimi) ve coğrafya alanında ünlenmiş olsa da onun tanınmasında en önde gelen yönü matematikçiliğidir. Onun Antik Yunan, Hint ve İskenderiyeli matematikçilerden faydalanarak matematiğin önemli dallarından biri olan Cebir[1] alanında yazdığı “Kitâbü’l-Muhtasar fî hisâbi’l-cebr ve’l-mukâbele (Cebir ve Mukabele Hesabının Özeti)” adlı eseri, ilk matematik kitabı unvanına sahiptir. Cebir adı ilk defa bu eserde verilmiştir. Bu eser, Batılı matematikçilere de ilham kaynağı olmuştur. Her ne kadar 300 yıl sonrasında dahi olsa onun Cebir alanındaki öncülüğünden faydalanarak yola çıkan Batılı bilim adamları, bilgisayar sistemlerinin temelini [...]

  • İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel
    Permalink Gallery

    ÖLEN MÜSLÜMANIN, YAŞAYAN MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDEKİ HAKKI: CENAZE NAMAZININ HÜKMÜ, FAZİLETİ VE HİKMETİ

ÖLEN MÜSLÜMANIN, YAŞAYAN MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDEKİ HAKKI: CENAZE NAMAZININ HÜKMÜ, FAZİLETİ VE HİKMETİ

Kimin daha güzel amel edeceğini ortaya çıkarmak için hayatı ve ölümü yaratan, hayatı bahşetmekle en büyük bir nimeti lütfeden ve ölümü var etmekle bütün varlıklar üzerinde kudretini ilan eden Allah Teâlâ’ya hamdolsun. Hayatın da ölümün de ahkâmını, hakikatlerini ve hikmetlerini biz insanlara tafsilatlı bir şekilde öğreten Allah’ın Rasûlüne, onun âl ve ashâbına salât ve selâm olsun!

İmdi; biz bu makalemizde özet bir şekilde cenaze namazının hükmü, fazileti, hakikati ve hikmeti üzerinde durmaya çalışacağız.

Cenaze Namazının Hükmü:

Cenaze namazı farz-ı kifâye olan bir namazdır. Dört mezhep âlimleri de bu hususta ittifak etmişlerdir. Buna göre ölen her Müslümanın –âlimlerin çoğunluğuna göre şehitler hariç- muhakkak cenaze namazının kılınması gereklidir. Bu, ölen Müslümanın hayatta kalan Müslüman kardeşleri üzerindeki en önemli hakkıdır. Şayet ölen bir Müslümanın cenaze namazını hiç kimse kılmamış olursa, bütün Müslümanlar günahkâr olurlar. Bir kişi de olsa bazı Müslümanlar tarafından cenaze namazının kılınması ile diğer bütün Müslümanlar günahkâr olmaktan kurtulurlar.

Gıyabi cenaze namazının kılınabileceğine delil [...]

HER DAİM MEYVE VEREN AĞAÇ; NASİHAT

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selâm Rasûlullah’a, O’nun ailesine ve ashabına olsun.

“Sen gülü ek, bülbül dünyanın öbür ucunda olsa bile ona gelir ve onu bulur.”

Ahi Evran zamanında, çırak ustasından icazet alır ve ancak o zaman ayrılıp kendi dükkânını açabilir. Orta Anadolu’ da bir camcı ustası vardır. Ahilik yapar. Zamanı gelen eski çıraklarına “sen oldun” der ve el verir, uğurlar. Böylece eski çırak artık yeni bir usta olmuştur. Günlerden bir gün çıraklardan birisi ustanın el vermesini bekleyemez. Ayrılacağını, onay ve el vermesini ister. Ustası da daha olmadığı nedeniyle veremeyeceğini söyler. Çırak nesinin olmadığını sorar;
– “İşin en önemli kısmını, yani püf noktasını bilmiyorsun” der. Çırak dinlemez, başka bir şehre gider ve dükkân açar. Dikiş tutturamaz. Yaptığı bütün cam işleri, biblolar, her şey bir müddet sonra çatlamaktadır. Esnaf ve halk tarafından ayıplanan çırak, bir yıl sonra iflas etmiş olarak ustasının yanına döner. Elini öper, ben ettim sen [...]