HAYATI HAYAT VERENE ADAMAK

İnsanlık tarihi boyunca hak ve batıl savaşı durmadan devam etmiştir. Bu savaş, Hz. Âdem’in oğulları Hâbil ve Kâbil ile başlamış ve günümüze kadar sürmüştür. Bâtıl bazen güçlenmiş ve hakkı sindirmeye çalışmışsa da eninde sonunda hak gelip bâtılın beynini ezmiştir: “Ey Muhammed! De ki: Hak geldi, bâtıl yok oldu. Elbette bâtıl yok olmaya mahkûmdur.” 1

Hak-Batıl mücadelesinde her devirde yiğitler ön saflara çıkıp zalimlerin zulmünden,  kınayıcının kınamasından korkmadan Allah yolunda hakkıyla cihad etmişler, bu aziz dini en yüce noktalara taşımak için canlarını ve mallarını Allah yolunda feda etmişlerdir. Hayatlarını kendilerine hayat veren Hayy ve Kayyum olan Allah için mücadele ederek geçirmişlerdir. Bu yiğitler hayatı ölüme giden bir yol değil, adeta ölümü hayata giden bir yol olarak görmüşler ve hayatlarını bu minval üzere devam ettirmişlerdir. Zikredeceğimiz Zatu’r-Reci Gazvesi Asım b. Sabit ve arkadaşları da bu yiğitler kervanından sadece bir kaçıdır.

Zatu’r-Recî Gazvesi Kahramanları Asım b. Sabit ve Arkadaşları

Ebu Hureyre radıyallahu anh diyor ki: “Rasûlullah sallallahu [...]

HASAN KARAKAYA HOCAEFENDİ

DOĞUMU, ÇOCUKLUĞU VE İLK TAHSİLİ

Hasan Karakaya Hocaefendi 1943 yılında Erzurum’un İspir/Pazaryolu ilçesi, Demirgöze köyünde çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan bir ailenin üçüncü ve ilk erkek çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası aynı zamanda köyün sıhhiyesi olarak da bilinirdi. Annesi ise ev hanımıydı.

Hasan Hocaefendinin ilginç bir doğum hikâyesi vardır. Annesi tarlada ekin biçerken rahatsızlanmış ve o zor şartlar altında doğumu gerçekleşmiştir. Yakınlarının anlattığına göre tıp dilinde Makrozomik diyebileceğimiz 4000 gram üzeri bir bebek olarak dünyaya geldiğinde gözleri açık ve etrafı seyreder bir haldeydi.

Çocukluğunun ilk on buçuk yılı köyde geçmiştir. Kendisinin çocukluk çağından hatırladığı tek oyun dokuztaştır. Ablası; çocukluğunda çelik çomak oyunu oynadığını ve taşlardan bina yaptığını söyler. Ayrıca iyi bir at binicidir. Erzurum’un yüksek ve çetin dağlarının düzlüklerinde at koşturduğu çok olmuştur.

Annesinin de teşvikiyle çocukluk yıllarından itibaren ilme yönelmiştir. Boş işlerle iştigal olmaya fırsatı olmamış, Kuran ilmine çok erken yaşta hafızlık ile başlamıştır. Dört veya beş yaşlarında Kuran okumaya, 9 yaşlarında ise [...]

HASAN HOCAEFENDİ’NİN KIZINDAN MEKTUP; BABAM!

Babacığım, Sevgili Babam, iki gözüm;

Üç gün geçti üstünden ama sanki hep etrafımdasın. Aramızda olmadığının aralıklı olarak farkına varmanın acısı ile gidip geliyorum. Biliyorum ki sen artık ruhunu gerçek sahibine teslim ettin ama o bilinmeyen âlemden söylediklerimi duyabilme ihtimaline karşı yazıyorum.

Bu seferki kompozisyonu, senden yardım almadan tek başıma yazdım. Herkes şahit olsun söylediklerime, nitekim sen özü de sözü de doğru bir insandın ve her zaman örnek bir şahsiyet olmanın bilincini aşılardın. Ben de şimdi seninle örnek bir şahsiyeti yani “Seni” paylaşacağım. Ben hayatta sana bunları deme fırsatı bulamadım. İçime dert oldu diyemediklerim.

Baştan diyeyim; bunu hiç beklemiyordum babam. Çünkü sen annemin bir çorbasıyla ayağa kalkan adamdın. Senin günden güne solan vücudunu gördükçe mahvoluyordum ama ümit vardım.

Benim için dağ gibi, koca bir çınar gibiydin. Şifaya kavuşacağına olan itimadım, Hakk’a kavuşacağın gerçeğini gizledi benden. Şimdi burnumun direği sızlıyor taa derinlerden!

İnsanlar sana ‘âlim’ diyor, ben sana ise “baba” diyorum. Çeyrek asırdan fazladır babalık yapıyorsun [...]

HASAN HOCAEFENDİNİN İLME DÜŞKÜNLÜĞÜ

Hasan Hocaefendinin ilme düşkünlüğü noktasında birçok anılar ve hatıralar mevcuttur. Bu bölümde hocamızla birebir yaşanan hatıraları zikretmeye çalışacağız.

Muhterem Kızının Hatırası

“Zamanın Zorlukları Sizi Asla Güçsüz Bırakmasın”

Babam ilme düşkün bir insandı. İlim elde etmek isteyen kişide irade ve azim olması gerektiğini, irade ve azmin her şeyin üstesinden gelebileceğini söyler ve yaşadığı şu olayı bana anlatırdı; 1980 yılı sınav vermesi gereken bir dönemdi. Fakat sınav, gözaltına alındığı döneme denk gelir. Babam gözaltında kaldığı süreçte bir taraftan da kitaplarını okumaya devam eder.

Hapishane de ona “Sen belki idam edileceksin veya senelerce buralarda kalacaksın! Neden yarın çıkacakmış gibi ders çalışıp duruyorsun” dendiğinde O; “Allah’a güvendiğini ve ne olursa olsun çalışmaya devam edeceğini” söyleyerek azim ve iradesini o zor şartlar altında dahi ortaya koyar.

Babam bu örneği bana iki kez anlatmış ve “Zamanın zorlukları sizi asla güçsüz bırakmasın” nasihatini yapmıştı. Babamın inci misali eserlerinin temelinde ilme düşkünlüğü, muazzam gayreti ve İslam davasına olan inancı vardır.

İhsan Öztürk Hoca

“Allah’ım! [...]

HASAN HOCAEFENDİ HAKKINDA NE DEDİLER

Sadrettin Hocaefendi (İskender Ağa Camii Emekli İmam Hatibi)

Bu Yolda; “İlmini İcra, Ömrünü İfnâ ve Cismini İbla” Etti

ocamızı 90’ lı yıllarda tanıdığımda onun simasında, sözlerinde, tavırlarında, fikirlerinde, ideallerinde, insani-İslami ilişkilerinde; ilmi bir vakar, asalet, edep, ifrat ve tefritten uzak bir denge, itidal, kaynaklara delilleriyle vukufiyet, insanın kalbine ve kafasına feyizle nüfuziyet müşahede ettim.

Başka değil, sadece ve sadece “ilim; tebliğ, cihad ve rızayı bari içindir” niyet ve gayesiyle İslami ilimleri tahsil edip onların muallimliğini yaptığı bütün tanıyanlarca müsellemdir.

Metinlere ve pratik Arapçaya vukufiyetine rağmen ne mütercimliğe ne diplomasiye ne ticarete ve ne de ticari firmaların dolgun maaş tekliflerine asla iltifat etmediğine bizzat şahidimdir.

Çeşitli Kur’an kurslarında ve görev yaptığım İskender Ağa Camii dâhil değişik mescitlerde, İlim Yayma ve Fetih Talebe Yurtlarında, İmam Buhari Vâkfı gibi vakıf ve derneklerde, çeşitli ders halkalarında yıllarca adeta ilmek ilmek, ilim, irfan ve şuur dokudu. Beynini akıttı, kafasını yordu, sağlığını ve kalbini tahrip etti. “İlmini icra, ömrünü ifna ve [...]

HAYRA ANAHTAR, ŞERRE KİLİT OLAN BİR ÖMÜR

Nebevi Hayat Dergisi: Hasan hocamla nerede nasıl tanıştınız?

Hasan hoca ile kısa dönem -dört aylık- askerlik dolayısıyla bulunduğum Antalya’da Mart 1981’de tanıştım. İlk beraberliğimiz orada başladı ve daha sonra yıllarca devam etti. Antalya’da ayrı bölüklerde olsak da müsait olduğumuz her an birlikte vakit geçirir ve gelecekte ne yapabiliriz, birlikteliğimizi nasıl devam ettirebiliriz, diye konuşur ve kendimize göre planlar yapardık.

Müslümanların birlik olmaları, ümmetçi olmalarını çokça konuşur ve neyi, nasıl yapabiliriz konusunu sürekli gündeme getirirdik. 3 ay 22 gün boyunca eğitim harici -çarşı izni çıksa bile çarşıya çıkmaz- bütün zamanımızı birlikte geçirmeye çalışırdık. Askerlik bittikten sonra birlikte gezilerimiz başladı; Bingöl, Malazgirt/Muş ve İstanbul’a…

Askerde tanıştığımız asker arkadaşlarımızla birlikte olmaya çalışır, onları ziyaret eder ve askerlikte edindiğimiz kardeşlik hukukunu güçlendirerek devam ettirmeye çalışırdık. Bu görüşmelerimiz uzun bir süre de devam etmiştir.

Hasan hoca cesurdu, kalbi, yüreği daima İslam coğrafyasındaki işgallere, katliamlara karşı direnen Müslümanlarla birlikte idi. Mücadeleci idi. Tam anlamıyla bir hareket, bir dava adamı [...]