BELE İNEN KORKUNÇ DARBE KIYAMET SAHNELERİ

Müslümanlar büyük savaşlar, yıkımlar ve acılardan sonra dünya iktidarını Allah’ın izni ile ele geçirecekler. Hz. İsa aleyhiselam yönetici olacak ve her insan ona iman edip Müslüman olacaktır. Hz. İsa aleyhiselam, Peygamber efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem, şeriatı ile dünyaya hükmedecek, yeni bir şeriat getirmeyecektir. Bütün insanlar Hz. İsa’yı aleyhiselam, görüp iman ettikten sonra kıyamet saatinin çok yakın olduğunu anlayacak ve Allah’a itaatte bulunup, ibadetlerini fazlalaştırarak, aralarındaki buğz ve kini rafa kaldıracaklar. Hatta bir rafa bile gerek duymadan gerçek sevgi, gerçek barış ve gerçek adalet ile izzetli bir şekilde Allah’ın takdir ettiği süreye kadar yaşayacaklardır. Kötülük kıyamet kopuncaya kadar devam edeceğinden ve kötü insanlar o kıyamet dehşetini iliklerine kadar yaşayacaklarından dolayı, onlarda Müslümanlar arasında Müslüman gibi görünmeye, Müslüman gibi konuşmaya ve yaşamaya devam edeceklerdir. Ta ki Allah Teâlâ,  Şam diyarından soğuk bir rüzgâr gönderene dek. Bu soğuk rüzgâr hakkında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “…insanlar iki kişi arasında [...]

İMAM MEHDİ’NİN GELİŞİ

Alemlerin Rabbine hamd olsun. Hakkı hâkim kılan ve bâtılı yok eden O’dur. Hak yolunun önderi ve hidayet rehberi olan Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e, onun tertemiz âline, pak ashabına ve kıyamete kadar onlara tâbi olan sâdık mü’minlere salât ve selam olsun.

İmdi; biz bu makalemizde Hz. Mehdi aleyhisselam’›n çıkışı ve tekrar İslam’ı hâkim kılması konusunu ele alacağız. Konuyu iki ana başlık altında incelemeye tâbi tutacağız ki, birinci başlığın altında Mehdi konusu hakkında bazı genel değerlendirmelerde bulunacağız. Bu girişten sonra da asıl maksadımız olan Hz. Mehdi ile ilgili olarak rivayet edilmiş bulunan sahih ve hasen hadislerin ışığı altında Hz. Mehdi aleyhisselam hakkında detaya ineceğiz ve bir hâtime ile makalemizi bitireceğiz. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.

Birinci Konu: Mukaddimeler

Hz. Mehdi aleyhisselam’ın çıkışının en yakın olduğu şu ahir zamanımızda, en çok tartışılan konuların başında da Mehdi, Deccal ve nüzûl-i İsa gibi konular gelmektedir. Dini/ilmi mevzularda Kur’an ve Sünnet’e dayanmak yerine indi görüşlerini ve akli/hevâi [...]

Kıyamet Alâmetleri

Hamd, Kıyametin vaktini kendi ilminde saklı tutan Allah’a,

Salât ve selâm, Kıyametin büyük ve küçük alametlerini bizlere anlatan, kıyamete karşı ikaz edip hazırlıklı olmamız için nasihatlerini eksik etmeyen Rahmet Peygamberi efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e,

Allahu Teâlâ’nın affı ve mağfireti Kıyamete karşı hazırlık içinde olmanın gayretiyle hareket eden ve bunun için çaba gösterip kulluğunu arttırmanın yollarını arayan mümin muvahhid kullarının üzerine olsun.

Kıyamet alametleri Kıyametin yakın olduğunu gösteren nişanelerdir. Sayıları bir hayli fazladır. Bu alametlerin en büyük ve dehşetli olanları henüz gerçekleşmemiş olsa da bir kısmı gelip geçmiş bazıları da günümüzde müşahede edilmektedir. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin peygamber olarak gönderilmesi, vefatı, İslâm âleminde yaşanmış fitneler gelip geçen alâmetlerdendir.

Kıyamet alametlerinin bazıları ise zaman bakımından belli bir sırayı takip edecektir. Biz burada bu alametlerden sadece Depremler, Yecuc-Mecuc, Dabbetu’l Arz, Güneşin batıdan doğuşu, Büyük ateş ve Duman konularını inceleyeceğiz.

Depremlerin Çoğalması

Kıyametin kopmasının yakın olduğunu gösteren alâmetlerden biri de çokça deprem olmasıdır.

Abdullâh b. Havâle [...]

MÜSLÜMANLAR CEMAAT OLMAK ZORUNDADIR

Cemaat kelimesinin aslı, toplamak, bir araya getirmek anlamındaki ‘cem’ fiilidir. Fıkıh terimi olarak; imamla birlikte namaz kılan insan topluluğu anlamına gelir. Genel anlamda; insan topluluğu, bir araya gelen insan grubu tanımlaması için de kullanılır.

Cemaat kavramı sosyolojik olarak; “herhangi bir fikir, düşünce, ideoloji, inanç etrafında bir araya gelmiş insan topluluğuna verilen isimdir.

Müslümanların bir araya gelerek Cemaat oluşturması; İslam’ın en temel hükümlerinden biridir. Cemaat olmanın Kur’an ve sünnet de pek çok delilleri mevcuttur. Bu delillerden birkaç tanesi şunlardır;

“Ey iman edenler! Allah’tan ona yaraşır biçimde korkun ve ancak Müslümanlar olarak ölün. Ve topluca Allah’ın ipine sarılın, ayrılmayın.” (Âl-î İmran, 103)

“Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden bir cemaat/ topluluk olsun. İşte kurtuluşa ulaşanlar yalnız onlardır.” (Âl-î İmran, 104)

“Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak mücadele edenleri sever. ” (Saff, 4)

Rasûlullah sallallahu aleyhi vessellem şöyle buyurdu: “Cemaatten bir karış ayrılan, İslam halkasını boynundan çıkarmış olur.” (Ebu Davud)

 “Muhakkak [...]

  • 56-dergi-cikti-calismasi_Klasör-medya-4
    Permalink Gallery

    Kıyamete Yakın Hz. İsa’nın Nüzûlü ile İlgili Rivâyetler

Kıyamete Yakın Hz. İsa’nın Nüzûlü ile İlgili Rivâyetler

1. Hz. İsa’nın ölümü, göğe yükseltilmesi ve tekrar yeryüzüne dönüşü (nüzûlü), son zamanlarda çokça gündeme gelen hususlardandır. İslam âlimleri bu hususlara dair ayet ve hadislere dayanarak çeşitli açıklamalar yapmışlar, kendi görüşlerini dile getirmişlerdir. Hz. İsa ile ilgili bahsi geçen her bir husus geniş bir araştırma ve vakit gerektirmektedir. Yazımızda Hz. İsa’nın nüzulü meselesi kıyamet alametleri ile ilgili rivayetler çerçevesinden ele alınacaktır. Bu yönü ile muhtasar bir çalışma olacaktır. Bahsi geçen hususlarla ilgili daha geniş çalışmalara bakılabilir. (1)

Kıyamet alametleri, küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Küçük alametler kıyametten uzun bir süre önce meydana gelen olaylardır. Büyük alametler ise kıyametin kopacağına yakın zamanlarda çıkan hadiselerdir. (2) Büyük alametler, şu hadis-i şerifte zikredilmektedir:

Huzeyfe b. Esîd el-Gıfârî’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: “Biz müzâkere ederken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza çıkageldi. Ve: “Neyi müzâkere ediyorsunuz?” diye sordu. Ashab: Kıyameti anıyoruz, dediler. “Siz ondan önce on alâmet görmedikçe, o kopmayacaktır.” buyurdu. Ve [...]

O GÜN GÖZLERDE KONUŞUR

Ben senin bedeninde dünyaya açılan yuvarlak, bir çift pencereyim. Parıl parıl parıldayan, derinlerime bakıldığında anlamlar taşıyan… Sevgi, muhabbet, heyecan, hüzün…

Dünyaya geldiğimde ilk annenin gözlerine değdi bakışlarım. Ah o gözler, içinde Rahman’ın merhameti vardı.

Bana itafen zeytin gözlü yavrum diye severdi seni. Bedeninin bir yeri ağrısa ben akıtırdım incilerimi, hemen anlardı annen. Yani bebekken ben senin hem gözün hem de dilindim.

Önce hareketleri takip ettik birlikte, sonra renkleri… Derken, büyüdün, çocukluk çağın ne güzeldi, en güzel şeylere bakardın benimle. Baharda uçan kelebekleri takip ederdik. Renkli balonlara bakardım. Uçurtmanı salardın gökyüzüne, maviliklere dalardık. Bazen uçan bir kuşun kanadına konardık.

Bir şeye üzülsen, ben mahsun olurdum, sevdiklerin hemen anlardı.

Sevindiğinde ben parlardım, gözlerinin içi gülüyor derlerdi. Biraz daha büyüdün. Güzel günler geride kaldı sanki. Bir ekran vardı dört köşe, adına televizyon denilen, içinde hikâyeler oynardı. Onu takip ederdin benimle, içinde bin türlü haram. Rabbim bir çift perde yapmıştı… Haramlarla karşılaşınca kolayca aşağı inen göz kapakların vardı. [...]