• Çalışma Yüzeyi 11
    Permalink Gallery

    ASRIMIZIN PERDE ARKASI MAŞALARINI OYNATAN FİRAVUN ROCKEFELLER

ASRIMIZIN PERDE ARKASI MAŞALARINI OYNATAN FİRAVUN ROCKEFELLER

Medya organlarına 20 Mart 2017’de ünlü Rockefeller ailesinin lideri David Rockefeller’in öldüğü haberi düştü. O andan sonra tüm dünyanın gözleri bir kez daha bu ailenin üzerine çekildi. Kısmi de olsa Rockefeller ailesi ile ilgili bilgiler paylaşıldı veya tekrardan hatırlandı. Bu yazımızda Rockefeller ailesine değineceğiz.

1800’lü Yıllara Dayanan Bir Hanedanlık

Rockefeller ailesi özellikle ABD’de etkili olmuş olan bir ailedir. Hanedanlığın kurucusu 1839-1937 arasında yaşayan Amerikalı sanayici ve petrolcü John Davison Rockefeller’dir. Köy kilisesinde ayin eşyası muhafızıyken, bir ticarî işletmeye muhasebeci olarak giren John Davison Rockefeller daha sonra kendisi girişimci oldu. Petrol endüstrisinin vaat ettiği geleceği ilk sezenlerden biri olan John Davison, madencilik ve çelik işleriyle uğraştı. İç savaş sırasında şirketleri gelişti. 1862’de kimyager Samuel Andrews’ın petrolü rafine etmenin daha iyi ve ucuz bir yolunu keşfettiğini duydu. John Davison, şirketini satarak parasını Andrews’la birlikte Standard Oil Company adında yeni bir şirkete yatırdı. 1863’te ilk petrol rafinerisini kurdu. Bu aşamadan sonra John Davison petrol taşımacılığında [...]

Ramazan Ayı ve Oruç İbadeti

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. Allah’ın Rasûlü’ne, onun âline, ashabına ve kıyamete kadar ona tâbi olan mü’minlere salât ve selam olsun.

Orucun Hikmetleri

Oruç ibadetinin ferdi, ictimai, bedeni, rûhi, sıhhi ve terbiyevi pek çok hikmetleri bulunmaktadır. Bu hikmetlerden sadece birkaç tanesi şunlardır:

1- Takva: Allah Sübhânehû ve Teâlâ’nın yaratıp dünyaya gönderdiği insanın, dünyadaki en büyük gayesi yaratıcısına itaat etmektir. Yani emirlerini yerine getirip, yasaklarından kaçınmak suretiyle takva dairesinde yaşamaktır. Allah Sübhânehû ve Teâlâ bu konuda insanı başıboş bırakmamış, aksine ona kitaplar indirip, rasuller göndererek nasıl yaşamaları gerektiğini onlara bildirmiştir.

Her ne kadar Kur’an-ı Kerim bütün insanları müjdeleyip korkutmak, hepsini Allah’a davet etmek için inmiş ise de ancak Allah Azze ve Celle, sadece takva dairesinde yaşayanların ondan faydalanabileceğini, onunla sadece bunların hidayet bulacağını açıklamıştır. Ayet’i kerimeye kulak verelim: “Elif, lâm, mim. Bu, o kitaptır ki onda (Allah tarafından gönderildiğinde) hiç şüphe yoktur. Takva sahipleri için bir hidayettir.” (Bakara, 1-2)

İnsanın kendisi vesilesiyle takvayı kazanacağı, insanı [...]

  • Çalışma Yüzeyi 5
    Permalink Gallery

    Ramazanda Oruç İbadetinin Gerçek Mahiyeti ve Toplumdaki Yansımaları

Ramazanda Oruç İbadetinin Gerçek Mahiyeti ve Toplumdaki Yansımaları

Oruç, insanın başıboş bırakılmadığı gerçeğiyle beraber sürekli insana ve hayatına müdahalenin ispatlarından sadece bir tanesidir. Kim emretse ki, şartlar yerinde olmasına rağmen, aç ve susuz kalınır. Kim emretse ki, onca sinir bozucu olaylar karşısında öfkeler sinelere hapsedilerek, dillerden güzellikler saçılır. Kim emretse ki, onca haramlar cirit atarken cadde ve sokaklarda, gözlere ve zihinlere kepenkler çekilir. Kim emretse ki, hep hayır düşünülerek şerlerden uzaklaşılır. Hangi kurum! Hangi merci! Hangi insan! Veya insanlar! Bu söylenenleri bir insana gönülden yaptırabilir. Sadece Allah! Yalnızca Allah! Tek olan kudret sahibi emrederse bunlar yapılır. Allah’ın izni çıkmadan çatlamış dudaklara su bile serpilmez. Tabi ki hakkı ile iman edenler için geçerlidir bütün bunlar.

İnsana bir irade verilmiş ve seçmesi istenmiştir. Sen kim ve ne olmak istersin? Allah’ı memnun etme çabası içinde olmak mı yoksa insanları memnun etme ziyanı içinde olmak mı? Dünya hayatını, dünyanın ve kâinatın yaratıcısı ve Rabbi olan Allah’ın tayin ettiği ölçülerde yaşamak mı yoksa [...]

ORUÇ ÇEŞİTLERİ

Hicretten bir buçuk sene sonra Şaban ayının onuncu günü farz kılınan oruç, İslam’ın beş temel esasından biridir. Oruç, Müslümanların hayatında önemli bir ibadettir. Oruç kulluğun tüm bedenle hissedildiği, günahların bağışlanmasına vesilen olan muazzam bir sabır eğitimidir. Ramazan ayının yaklaşması münasebetiyle orucun ele alınacağı birçok yazı içerisinde biz de orucun çeşitlerini aktarmaya çalışacağız. Oruç; farz, vacip (1) ve nafile olmak üzere üçe ayrılır. Öte yandan belirli zamanlarda ve durumlarda oruç tutulması yasaklanmış veya dinen hoş görülmemiştir.

Farz Oruçlar

Farz oruç denince ramazan orucu kastedilir. Zaten tayin edilmiş, önceden belirlenmiş olan oruç da budur. Mazeretli veya mazeretsiz olarak tutulamadığı zaman, ramazan ayının dışında kaza edilmesi de aynı şekilde farzdır. (2) Bu duruma göre, bir kimse yolculuktan, hastalığının ağırlaşmasından dolayı ya da kadınlar için hayız, nifas gibi bir mazeretten dolayı oruç tutmaz veya bozarlarsa, tutmadıkları gün sayısınca başka günlerde oruç tutmaları farzdır. (3) İmam Şafiî’ye göre bir Ramazan ayına ait kaza orucunu, diğer Ramazan [...]

  • Çalışma Yüzeyi 8
    Permalink Gallery

    Dinin Güneşi: İbnu’l Kayyim el-Cevziyye -rahimehullah- (1292-1350)

Dinin Güneşi: İbnu’l Kayyim el-Cevziyye -rahimehullah- (1292-1350)

Talebesi İbn Receb (rahimehullah), hocası İbn Kayyim’den söz ederken, ilimdeki derecesini ifade etmek için “Dinin güneşi, şeyhimiz” ifadesini kullanmıştır.

Hayatı

Asıl adı Ebu Abdillâh Şemsüddîn Muhammed b. Ebu Bekr b. Eyyüb ez-Zürâî ed-Dımaşkî el-Hanbelî olan İbnu’l Kayyim el-Cevziyye, babası Şam’daki el-Cevziyye medresesinde Kayyim (1) olduğu için İbnu’l Kayyim el-Cevziyye diye meşhur olmuştur. İbn Kesir (rahimehullah), Cevziyye medresesi için dönemin medreselerin en iyisi olduğunu söyler.

İki oğlundan küçüğüne nisbetle “Ebu Abdillâh” künyesini alan İbnu’l Kayyim, 7 Safer 691 (29 Ocak 1292) tarihinde Dımaşk’ta doğmuştur.

İbnu’l Kayyim’in yaşadığı dönemde Haçlı savaşları sonrası ve zayıflayarak da olsa süren Moğol saldırıları sebebiyle İslâm dünyasında oldukça karışık, çalkantılı ve hükümdarlar arası çekişmelerin yaşandığı bir dönemdir. İzzüddîn İbni Abdüsselâm gibi İbn Teymiyye ve İbnu’l Kayyim da yöneticileri yaptıklarından dolayı uyarmıştır.

İbnu’l Kayyım kitaplarında da toplumda tedaviye muhtaç hastalık olarak gördüğü hatalı vaziyetlere dikkat çekiyordu. Bu istikrarsız şartlar muvacehesinde, ülkede dini durum da kötüye gitmekteydi. Emir ve sultanların çoğu kötü örnek [...]

  • Çalışma Yüzeyi 7
    Permalink Gallery

    DERDİ AHİRET OLANIN HER İŞİ ÂSÂN OLUR “DERDİ DÜNYA OLANIN DÜNYA KADAR DERDİ OLUR

DERDİ AHİRET OLANIN HER İŞİ ÂSÂN OLUR “DERDİ DÜNYA OLANIN DÜNYA KADAR DERDİ OLUR

Âlemlere rahmet olarak gönderilen son Nebî’nin emr-i bi’l-ma’rûf nehy-i ῾ani’l-münker müessesesiyle diğer ümmetler içerisinde özel bir konumda değerlendirilen ümmetinin en bariz vasıflarından biri, her eylem ve söyleminden sorguya çekilecek, hesap verecek bilinciyle hareket etmesidir. Görülen yanlışa fıkhına uygun müdahale etme, sahip olunan veya bilinen erdeme başkalarını da ortak etme, bu bilincin bir gereği olduğu gibi en hayırlı ümmet olmanın da temel şartıdır. Ümmet, Hz. Musa’nın dinini suiistimal edip kendilerini mutlak manada en üstün kabul eden Yahudi zihniyeti gibi değil, iyiliklere teşvik etme, kötülüklerden sakındırma sorumluluğunu yerine getirdiğinde bu ulvi makama layık olduğunu bilmelidir. Mutlak üstünlük inancına sahip olan Yahudilerin bahse konu müesseseyi ihmal ettiğinde Allah’ın rahmetinden mahrum bırakıldığı ayetlere konu olmuş, bu durum kendi peygamberlerinin ifadeleri ile lanete yaraşır bir durum olarak nitelendirilmiştir.

Günümüzde insan türevi hukuk normlarının tebcil edilip yüceltildiği ve müslümanlar arasında gelinlik giydirilip acuze-i şemta misali dolaştırıldığı, “kişisel haklar, temel hürriyetler, özgürlük” sloganlarına bizi hayırlı ümmet kılan [...]