VERDİĞİN SENİNDİR!

İslâm tarihinin en büyük hizmet kurumlarından birisi Vakıf’tır. Genel bir ifadeyle insanın sahip olduğu bir mülkü, üzerinde hiçbir tasarruf hakkı kalmamak üzere, süresiz olarak hayırlı bir işe tahsis etmesi anlamına gelen vakıf, Müslümanların Dünya ve âhiret için en büyük yatırımlarından birisidir. Müslümanlar vakıf sayesinde hem dünyadaki işlerini rahat bir şekilde yerine getirme imkânına kavuşur hem de ahirette arkası kesilmeyen bir hayır kapısını açmış olurlar.
Yardımlaşma dini olan İslâm, vakfı teşvik etmekle beşeriyetin ihtiyaçlarını karşılamayı, insaniyete hizmeti ve toplumun refahını amaçlamıştır.

İslâm’ın yeryüzüne yayılmaya başladığı günden beri dünyanın birçok tarafında zaman zaman yapılagelen vakıflar göz önüne getirilecek olursa, bu vakıfların insaniyete ne büyük bir hizmet verdiği ve Müslümanların ne kadar hayırsever olduğu açığa çıkar. Dünyada hiçbir milletin tarihinde, Müslümanların gösterdikleri bu yüksek insanlık eserinin bir benzerine tesadüf edilemez.

Müslümanlar, yapmış oldukları bütün bu vakıflar ve hayırlı müesseseler ile sırf Allah Teâlâ’nın rızasını hedeflemişler ve insanların ihtiyaçlarını gidermeyi de kutsal bir vazife bilmişlerdir. [...]

“MEDYA GÜCÜ”MÜ, “GÜCÜN MEDYASI”MI?

Medyanın gücü yoktur. Gücün medyası vardır.
İsmet Özel
Küreselleşen dünya ile birlikte medyanın gücünü ve etkisini her geçen gün daha iyi görüyoruz. Gerçekten medyanın gücü mü var? Yoksa medya ile kurulmuş sistemin arkasında başka bir güç mü var? Her ne kadar okullarda öğretilen derslerde, gazete manşetlerinde, siyasilerin dillerinde medyanın etkisinden bahsedilsede böyle bir gücün dünya siyasetine egemen olanlar tarafından yönetildiğini bilmemiz gerekir.

Dünya siyasetini, ekonomisini, askeri gücünü, diplomasisini, uluslararası ilişkilerini yönetenler elbette ki medyaya hâkim güç olmaktan vazgeçmeyeceklerdir.

Medya dediğimiz olgu şöyle tanımlanır: Günümüzde televizyon, radyo, gazete, internet ve dergi gibi sayılabilecek pek çok kitle iletişim araçlarının toplamını oluşturan tek bir terim olarak ortaya çıkan “medya“, bu kitle iletişim araçları vasıtasıyla bireylere sunulan hizmeti ifade etmektedir. (1)

Bu tanımdan yola çıkarak medyayı güçlülerin yönettiğini çıkarabiliriz. Türkiye’de kitle iletişim araçlarının sahiplerine baktığımızda Türkiye’nin önemli iş adamlarını görürüz. Bu iş adamları kendi hayat görüşlerine, siyasi çıkarlarına, iktidar ile olan ilişkilerine ve ya diğer [...]

  • Ümit
    Permalink Gallery

    GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANLARINA CENNETLE MÜJDELENEN ADAMDAN NASİHAT

GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANLARINA CENNETLE MÜJDELENEN ADAMDAN NASİHAT

Enes b. Malik der ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında otururken bir ara bize “Şimdi karşınıza cennet ahalisinden bir adam çıkıp gelecektir.” buyurdu. Ardından Ensar’dan bir adam çıkageldi. Yeni abdest aldığı için sakallarından su damlıyordu ve ayakkabılarını da sol koluna asmıştı. İkinci gün Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında otururken aynı şeyi söyledi. Ardından aynı adam çıka geldi ve hali dünkü haline benziyordu. Üçüncü gün Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aynı sözü söyledi. Yine adam çıkageldi ve hali önceki günlerde ki haline benziyordu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kalkıp oradan ayrılınca, Abdullah b. Amr b. el-As radıyallahu anh söz konusu o adamın peşine gitti ve ona “Babamla kavga ettim ve evine üç gün boyunca girmeyeceğime dair yemin ettim. Yeminimin yerine gelmesi için bu süre zarfında eğer izin verirsen yanında kalmak istiyorum” dedi.

Adam da “Olur” karşılığı verdi. Abdullah sonrasını bize şöyle anlattı: “Adamın yanında üç gece boyunca kaldım ancak [...]

  • sadık
    Permalink Gallery

    İSLÂM’IN İNSANLIĞA SUNDUĞU KIYMETLİ MİRAS: VAKIFLAR VE HÜKÜMLERİ

İSLÂM’IN İNSANLIĞA SUNDUĞU KIYMETLİ MİRAS: VAKIFLAR VE HÜKÜMLERİ

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a onun ailesine ve ashabına olsun.

Kelime manası olarak hapsetmek, alıkoymak, durdurmak anlamlarını içeren vakıf terim olarak; bir malın aslının menfaat yolunda ebediyen tahsis edilmesi şeklinde tarif edilir. Dayanak olarak pek çok hadisi şerife istinat eden vakfın hükmü müstehabtır.

Medine-i Münevvere’de İslam devleti kurulup fetihler başlayınca sahabeler en değerli mallarını Allah yolunda vakfetmeye başladılar. Onların gayesi Kur’an ayetleriyle ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hadisleriyle teşvik edilen, ahirette kendilerine fayda verecek salih amelleri önceden yapma konusunda güzel bir gayret sarf etmekti.

Kur-an’ı Kerim her ne kadar “vakfedin” diye bir emir buyurmamışsa da iyilik ve takvada yardımlaşma ile alakalı ayeti kerimelerin çokluğu; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vakfın temellerini atan mübarek sözleri; insanlar içinde sürekli hayır işlerinde yardımlaşma halinde olan fertlerin varlığı ve yapılan hayırlara ihtiyaç duyan insanların çokluğu vakıf ve benzeri kurumları elzem kılmıştır.

Ebu Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edilen hadisi şerifte [...]

KISA KISA KISA

Fetö; Buzdağının Görünen Kısmı

40 yıllık Gülen yapılanması aslında kökü derinlerde olan buzdağının bugün görünen kısmıdır. Haçlı ruhunu hiçbir zaman kaybetmeyen Batı dünyasının özellikle de İngilizlerin Osmanlı Devleti içine sızarak devlet içinde devlet yani paralel devlet oluşturma çabalarının 250 yıllık bir geçmişi var.

Öyle ki bu yapılanma gün gelmiş vezirleri (bakanları) değiştirmiş, gün gelmiş halifeyi görevden azledip yerine V.Murat gibi mason bir padişahı geçirmiştir.

Zaman ve isimler değişse de Haçlıların İslam dünyası üzerindeki plan ve hedefleri hiçbir zaman değişmedi.

Bugün Yahudiler ve Hristiyan emperyalist devletler tarafından FETÖ, PKK, IŞİD nasıl kullanılıyorsa, dün de Jön Türkler, Derviş Vahdet’i Hareketi, Kürdistan Teali Cemiyeti ve benzerleri kullanılıyordu. Değişen sadece zaman ve isimler.
Batı’nın bir şekilde kendi hedefleri doğrultusunda kullandıkları bu tür örgütlerin tabanında her ne kadar kendi davasına gönülden inanmış samimi insanlar olsada üst tabakanın ihanet ve akılsızlıkları “Batı tarafından kullanılma” gerçeğini değiştirmiyor.

Şayet bir hareket; dünya küfrünün ekmeğine yağ sürüyor, Müslümanların aleyhine davranışlar [...]

SADAK-İ CÂRİYE

İzzet ve yüceliğin tek sahibi, şeref ve Kibriya’da ortağı olmayan, övgüye, hamda ve yüceltilmeye layık olan, izzetin, arşın rabbi olan Allah’a hamd olsun.

Peygamberlerin efendisi olan Hz. Muhammed’e, onun değerli, hayırlı ve takva sahibi ashabına, hüküm alanında kıyamet gününe kadar onun şeriatını uygulayacak olanlara sayıp dökülemeyecek kadar çok salat ve selam ederim.
Dünya hayatı imtihan diyarıdır. Yüce Allah hangi birimizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak için ölümü ve hayatı var etti. Elimizde bulunan mallar, evlatlar tamamen Allah Teâlâ’ya aittir. Kıyamet gününde Allah Teâlâ kullarını huzurunda topladığında biriktirdiğimiz bu malları hangi yollar ile elde ettiğimizi ve nerelere harcadığımızı bize muhakkak ki soracaktır.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadisi şerifinde buyur ki:

“Kişi öldüğünde kendisini üç şey takip eder. Bunlardan iki tanesi geri döner, bir tanesi de beraberinde kalır.”

Ölüyü; “Ehli, malı, (Salih) ameli takip eder. Ehli ve malı geri döner, Salih ameli ise beraberinde kalır.“ (1) Rasûlullah bu hadisi şerifiyle mümin [...]