İSLÂM’DA ÇOCUKLARI CEZALANDIRMA VE DÖVME

“Ceza pedagojik bir mecburiyettir.”
İslam’a göre çocuk eğitiminde ve terbiyesinde yumuşaklık, merhamet, adalet ve şefkat gibi olumlu duyguları ön plana çıkararak çocuğa yaklaşmak esastır. İbni Ömer radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Her ağacın bir meyvesi vardır. Kalbin meyvesi de çocuktur. Çocuğuna merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. Allah’a yemin ederim ki cennete ancak merhametli olanlar girer. Ashab: “Ya Rasûlallah! Hepimiz merhametliyiz.” deyince Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizden birinizin merhameti (sadece) arkadaşına değil, aksine tüm insanlara merhametli olmasıdır.” (Bezzar)

Çocuk anne karnına düşer düşmez, anne babanın onunla imtihanı başlayacak ve bu durum anne babanın hayatının sonuna kadar devam edecektir. Kimi zaman onları büyütürken, kimi zaman onları kötülüklerden, yanlışlardan korumaya çalışırken, kimi zaman da onlara doğruyu eğriyi öğretip İslam ile terbiye etmeye çabalarken, kimi zaman da çevrenin bu konudaki hatalı tutumlarını tolere ederken ebeveyn olarak muhtelif zorluk ve imtihanlardan geçiyoruz ve evlatlarımız hayatta olduğu [...]

MÜJDELENEN ŞAM

Şam diyarını mübarek kılan, mukaddes Şam topraklarına ve ehline kefil olan, Şam topraklarını mü’minlerin sığınağı ve özellikle ahir zamandaki savaşlarda karargâhı kılan Allah Azze ve Celle’ye hamd ederiz. Mekke’i Mükerreme’de Allah’ın dinine davet etmeye başlayan, Medine’i Münevvere’de cihad bayrağını yükselten, hayatının sonunda Tebük Seferi’ne çıkarak Arap Yarımadası’ndan sonra Şam bölgesine yönelen ve bu dünyadan refik’i a’la’ya irtihal edeceği esnada Usame ordusunu Şam sınırlarına göndererek âdeta Şam’ı fethetmeyi ümmetine hedef gösteren Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e salât ve selam olsun. Peygamber Efendimiz’in göstermiş olduğu bu hedefe bütün güçleriyle yönelen ve Bilâdu’ş-Şam’ı fethederek İslam memleketine dönüştüren ashab’ı kiram’dan Allahu Teâlâ razı olsun.

İmdi; biz bu makalemizde Şam hakkında vârid olan müjdeleri ele almaya çalışacağız. Umulur ki sıkıntıların zirveye çıktığı Şam bölgesi hakkında mü’min gönüllere bir teselli ve mübarek Şam topraklarını bu büyük musibetlerden kurtarmak için mü’min yüreklere bir teşvik olur.

Şam Diyarının Sınırları Neresidir?

Şam bölgesi kuzeyde Toros Dağları, güneyde Sina [...]

  • cihan-2
    Permalink Gallery

    İLİMDEN ESÂRETE, ESÂRETTEN ŞEHÂDETE UZANAN ÖMÜR: ŞEYH ÖMER ABDURRAHMAN (1938-2017)

İLİMDEN ESÂRETE, ESÂRETTEN ŞEHÂDETE UZANAN ÖMÜR: ŞEYH ÖMER ABDURRAHMAN (1938-2017)

“Davette sloganım şuydu; insan işinde ciddi olur ve elinden geleni yaparsa Allah onu kesin başarıya ulaştırır.”
Ömer Abdurrahman, 3 Mayıs 1938 yılında Mısır’ın Dekahliye vilâyetinin el-Menzile merkezine bağlı el-Cemâliyye’de dünyaya geldi.

Ömer Abdurrahman kendi yetişmesini şöyle anlatır:

“Fakir bir anne-babadan doğdum. Konuşmaya başlayıp aklım erdiğinde bana; “Sen daha on aylıkken gözlerini kaybettin” dediler. Küçüklüğümde dayım elimden tutar, beni mescide götürür, bana Kur’an öğretirdi.

Beş yaşıma geldiğimde beni, görmeyenlere mahsus medreselerden biri olan “Nur Körler Medresesine” kaydettirdiler. Burada görmeyenlere “Briel” metoduyla okuma yazma öğretiyorlardı. Bu, Tanta’da bir medreseydi. Orada ilk bakım, koruma ve eğitimimi gördüm. Sonra kendi beldeme gidip orada on bir yaşındayken Kur’an’ı hıfzettim. Daha sonra Dimyat’ta dini bir enstitüye girdim. Burada dört yıl okudum, böylece Ezher’in ilkokul diplomasını aldım.

Dayım, Kur’an’ı ezberlememde üzerimden ayrılmayan bir göz gibiydi. Zira zamanının çoğunu bana ayırıyordu. Her sabah erkenden el-Birke küçük gölünün yakınında bulunan bir mescide, daha sabah namazı olmadan gidiyor, okulda hocanın yarın bize anlatacağı [...]

ÖMRÜNÜ ALLAH YOLUNA VAKFETMEK

Hamd, “Biz Allah’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler.” (1) ayeti kerimesiyle müminlerin kulluk bilinciyle hayatlarını Rabblerinin rızasına uygun geçirmeleri gerektiğini bildiren Allah’a
Salat ve selâm, “Kim Allah yolunda bir tel saç ağartsa kıyamet günü o saç onun için nur olur” (2) buyuran ve ömrünü Allah yolunda vakfetmiş olan yüce önderimiz, rehberimiz ve efendimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e
Hem bu dünyada, hem de ahirette Rabbimizin lütuf ve nimetleri, kendini bu uğurda vakfeden mümin ve müminatın üzerine olsun.

Yüce Rabbimiz “Eğer yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi.” (3) buyurmak suretiyle Allah’ın rızasına giden yolun meşakkatli olacağını ve bu yolda yürümenin kolay olmadığını haber vermektedir. Bu ancak ihlas ve samimiyetle hayatlarını bu yolda feda etmekten kaçınmayan kimselerin tabi olacakları ulvi bir yoldur. Aynı zamanda bu yol kalplerinde nifak bulunanların sakınıp kaçındıkları bir yoldur.

İnsan [...]

ÖMER MUHTAR’IN BELDESİ: LİBYA

Kuzey Afrika’nın batısında yer alan ve “Mağrib” olarak bilinen bölgede yer alan Cezayir, Tunus ve Fas’ın ardından “geniş mağrip” olarak adlandırabileceğimiz bölgenin önemli ülkelerinden biri olan Libya’ya konuk olacağız. İsmi anıldığında destansı bir mücadele ve şanlı bir direniş sembolü olan Ömer Muhtar’ın akıllara geldiği bir Müslüman beldesi Libya. Mustafa Akkad tarafından çekilen ve Anthony Quinn’in başrolünü oynadığı “Çöl Aslanı” filmiyle zihnimize kazınan, İtalyan sömürgeciliğine karşı sarsılmaz bir direnişin önderi Ömer Muhtar’ın beldesi. Batılı İtalyan kuvvetlerin gelişmiş silahlarına karşı izzet, vakar ve ihlâsın galebe çaldığı bu topraklar günümüzde istikrarsızlık ve iç karışıklıklarla gündeme gelmekte. Ülkeyi 42 yıl boyunca yöneten ve Arap Baharı olarak adlandırılan süreçle birlikte iktidarı noktalanan Kaddafi ise Libya’nın yakın tarihindeki en önemli figürler arasında. Şimdi gelin bu Müslüman beldesine biraz daha yakından bakalım.

Ülkenin Coğrafi ve Demografik Özellikleri

Akdeniz kıyısında yer alan bir kuzey Afrika ülkesi olarak Libya, girişte de bahsedildiği üzere geniş mağrip olarak da ifade edilebilecek bir [...]

  • cihan
    Permalink Gallery

    ASRININ ALLÂMESİ: EBU’L FEREC ABDURRAHMÂN İBNÜ’L CEVZÎ (RAHİMEHULLAH) (1117-1200)

ASRININ ALLÂMESİ: EBU’L FEREC ABDURRAHMÂN İBNÜ’L CEVZÎ (RAHİMEHULLAH) (1117-1200)

Doğumu

Ebu’l Ferec künyeli tefsir, hadis ve tarih âlimi Abdurrahmân İbnü’l Cevzî rahimehullah, büyük dedesi Câfer el-Cevzî’ye ait “el-Cevzî” lakabından dolayı İbnü’l Cevzî diye meşhur oldu. Cevze, Basra’nın bir mahallesi ya da Dicle kenarında bulunan bir yerin adıdır. İbnü’l-Cevzi’nin dedesi, söz konusu yerde ikamet ettiği için ona el-Cevzî denilmiştir.

İbnü’l Cevzî’nin doğum tarihi ihtilaflıdır. 1114 diyenler olduğu gibi 1116, 1117 diyenlerde vardır. Kendisi bir yazısında şöyle demiştir: “Doğum tarihimi araştırmadım. Ancak, babam 1120 (h.514) senesinde vefât etmişti. Annem, babamın vefâtında benim üç yaşlarında olduğumu söyledi.” Bu sözlerinden onun 1117 yılında doğduğu söylenmiştir.

İslam tarihçileri soyunun Hz. Ebubekir’e radiyallahu anh dayandığını söyler.

İlmi Şahsiyeti

İbnü’l Cevzî, beş yaşına gelince halası tarafından Ebü’l-Fadl bin Nâsır Mescidi›ne götürülmüş ve küçük yaşta Kur’ân-ı Kerim’i ezberlemiştir. Kendisi o günlerini şöyle anlatır: “Hocam Nâsır, beni küçüklüğümde birçok âlime götürdü. Onlardan ilim dinletti. Dinlediğim âlimlerin hepsinden bana icâzet aldı. Hocalarımın büyüklüklerini bilen, onların hallerine vâkıf olan arkadaşlarıma, hocalarımın her birinden bir [...]