GERÇEK ZAFER İSTİKÂMET ÜZERE OLMAKTIR

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

Zirveye çıkmak, oradan güneşin doğuşunu seyretmek veya sadece zirveye çıkmanın keyfini tatmak zannedildiği kadar kolay değildir. Çünkü bir dağın başına ulaşmak, bir tepenin en üst noktasına varıp bayrak dikmek uzun bir hazırlığı gerektirmektedir. Bu hazırlık maddi anlamda tüm aletleri tedarik etmeği içerdiği gibi, o zirveye varmak sadece bununla da mümkün olmaz. Kendisine doğru gittikçe senden uzaklaştığını zannettiğin, bir tepeyi aştıktan sonra başka bir tepenin önüne çıktığını gördüğün bir yolculukta elbette dağlar kadar sağlam bir iradeye ve azme sahip olman gerekmektedir.

Cennette kulun ulaşabileceği en üstün nokta, Allahu Teâlâ’yı görmekle şereflenmesidir. Süheyb radıyallahu anh’tan rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Cennettekiler cennete girdikten sonra yüce Allah şöyle buyuracak: ‘Size bundan daha fazla vermemi istediğiniz bir şey var mı?’ Onlar: ‘Yüzlerimizi ağarmadın mı? Bizi cennete koyup ateşten korumadın mı?’ diyecekler. (Allah Rasûlü) buyurdu ki [...]

HER İYİLİK İÇİN ŞÜKÜR HER FENALIK İÇİN TEVBE

Sen adı falan ya da filan olan, sen cinsiyeti kadın veya erkek olan, sen yaşı bu kadar ya da şu kadar yıl olan, sen ey insan bu yeryüzünde gezip dolaştığın süre içinde kendi aklın ve üstün yeteneklerin sayesinde başarılı olduğunu mu sanmıştın? Ya da başarısızlığının sebebini Allah’ın bir gazabı olarak mı algılamıştın? Eğer bu şekilde bir fikre kapıldıysan, eğer böyle bir düşüncedeysen sen İslam’ı tanıyamamış, sen iman noktasında olgunluğa erişememişsin.

Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed aleyhisselam onun kulu ve elçisidir diyen ve bu minvalde yaşamaya gayret eden her mümin, bu ölçülerle dünyaya bakıp hesabını yapmaya çalışan her Müslüman, bunları muhakkak biliyor. Ancak bizimkisi hatırlatmaktan ibaret olan kalbi ve zihni şeytan denilen düşmana karşı kondisyonda tutmaktır. Müslümanlar hep birlikte düşünelim. Biraz geriye gidip biraz daha düşünelim. Hani sen hidayeti arama gayreti içindeydin bir zamanlar. Hani bu şehrin günah işlenen her sokak ve caddeleri üzerinde yürürken kalbin sıkışıyordu. Hani Medine’deki üç [...]

RABBİN SENİ ÇAĞIRIYOR..!

Ey mutmain olmamış kalp… Her gün yeni bir mutluluk sebebi arayan, bulduğu mutlulukların süresi kısa olan, yeni arayışlar, yeni formüller, yeni keşifler peşinde ömrünü tüketen insan… Bir sabah giydiği elbiseyle mutlu olup diğer gün duyduğu güzel bir sözle, bazen biraz daha uzun süreli mutluluklar; aldığı bir ev, gittiği bir tatil, başarılı bir ticaret. Sebepler, seçenekler hep aynı döngü içinde. Bu döngü içerisinde kaybolmuş ruhlar, bedenler, yorgun yüzler… Mutluluklarınız geçici nedenlere bağlı ise ömür boyu mutluluğun, huzurun peşinde koşup yorulacaksınız demektir.
Sonu ve başı olan şeyler, ölümlü olan, bitip tükenen, azalan, hedefi belli olan, dünyanın sınırlarına sıkışmış her şey geçici ve yalancı mutluluklar sağlar. Ve kalpler asla bunlarla doymaz, sakinleşmez, huzura ermez. Tıpkı açlıktan ağlayan bir bebeğin ağzına tutuşturulmuş naylon bir emzik gibi… O emzik bebeği doyurmaz, sadece geçici bir sessizlik sağlar. Doymayan bebek artık daha fazla ağlamaya başlar. Bu defa bal veya tatlıya batırılıp verilir, yine kısa süreli bir [...]

MÜJDELENEN ÜMMET

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdederiz ki, O şöyle buyurmuştur: “Sizler insanlık için ortaya çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, münkeri nehyeder ve Allah’a iman edersiniz.” (Âl-i İmrân; 110) Uyarıcı ve müjdeleyici olarak gönderilen Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e, onun tertemiz ailesine, pâk ashabına ve kıyamete kadar ona tâbi olan muhlis mü’minlere salât ve selam olsun.

İmdi; biz bu makalemizde ümmet’i Muhammed’in mazhar olduğu gerçekleşmiş ya da gerçekleşmesi beklenen birçok müjdeye değinmeye çalışacağız. Burada değineceğimiz müjdeler özellikle İslam ümmeti ile düşmanları arasında gerçekleşen mücadele ve savaşlarda, İslam ümmetinin kazanacağı fetihler ve zaferlerle ilgili olacaktır. Gerçekleşmiş müjdelere değinmemizin sebebi, gerçekleşmesi beklenen müjdelerle ilgili yakîn sahibi olmamız ve bu hususta herhangi bir tereddüdün kalbimizde yer etmemesi içindir. Zira bu müjdelerin tamamını bize haber veren zât, Allah’tan haber alan Hz.

Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem ve bu müjdelerin hepsini ondan bize nakleden kimseler, dinin tamamını bize nakleden güvenilir kimselerdir.

1- Müjdeleyen Peygamber

Bilinen bir [...]

SAFİYE’DEN SOFİA’YA DEĞİŞEN KİMLİKLER

Yeni Dünya Düzeni parolası ile dünyayı dizayn etmeye çalışan egemen unsurlar sadece fiziki devlet sınırları ve sistemleri değiştirmeye çalışmamış; zihinleri ve fikirleri de bir değişim rüzgârına sokmuştur. Bu değişim rüzgârı kimliklerin DNA’sı ile oynanmasına ve yapay bir kimlik inşasının soyunulmasına kadar gitmiştir.

Kimliğimiz bir tahribata uğramış, değişimin ve dönüşümün çarkına terk edilmiştir. Tek beden üzerinden iki farklı isim ile nitelendirilmelere maruz bırakılmıştır. Kimlikler başkalaştırılmaya, yabancılaştırılmaya çalışılmıştır. Kimlik bunalımları hızlı bir şekilde yükselişe geçmiştir. Olmak istediği ile olması istenilenler arasında bocalayıp duranların yaşadığıdını görmekteyiz. Bunun en yakın örneğini Balkanlarda yaşanan soykırım ve soykırım sonucunda azınlık duruma düşürülen halkların tarihine göz attığımızda açık bir şekilde göreceğiz. Annelerinin isimleri Safiye olanlara yaşatılan katliamlar sadece bedenlerde kalmamış, kızlarının adlarına Sofia olarak yansıdığını görebilirsiniz.

Kimlik dediğimiz zaman isim ile fikrin örtüşmesidir uygun olan. Adı Hasan olup da fikirleri ve zihinleri Hans gibi çalışanlar gözümüzün önündeyken; kimlik tanımını tabi ki tanımlayamadık, algılayamadık, anlamlandıramadık, zihinlerimizde somutlaştıramadık. Kimlik [...]

ZAFERİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Hamd; “Dikkat edin Allah’ın yardımı yakındır” (1) ilahi buyruğuyla bizlere zaferin yakın olduğunu haber veren Allah’a,
Salat ve selâm; “Muhakkak yardım ve zafer sabır ile birliktedir.” (2) buyurup zafere giden yolun sabırla mümkün olabileceğini bildiren peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e,
Allah’ın yardımı ve zafer müjdesi İslâm’a sımsıkı sarılıp bu uğurda canıyla ve malıyla mücadele eden dava erlerinin üzerine olsun.

Kur’an’ı Kerim’i incelediğimizde zafer ve yardımın sabır ile ilintili olduğu sonucu ile karşılaşırız. Kuran’ı Kerim’de yetmişin üzerinde yerde sabır ve sebattan bahsedilmektedir. Sabır öyle büyük bir haslettir ki iman ehli kullara devamlı surette bildirilen ve din uğruna talep edilen bir husustur. “İmana göre sabır, cesede göre baş yerindedir.” (3) buyurulmaktadır. Dolayısıyla zafere giden yolda dikkat edilecek ilk husus:

1. Sabırsızlanmamak ve davanın gidişatına zarar verecek aceleci kararlar almaktan sakınmaktır.

Yüce Rabbimizin kulları için uyguladığı sınav, sabrı gerektirmektedir. Müslüman bir kişinin dini uğrunda karşılaştığı eziyet, sıkıntı, musibet ve daha nice kederli ve üzüntülü hususlarda [...]