KORKUSUZ ALİM SAİD BİN CÜBEYİR RAHİMEHULLAH (665-713)

Hayatı

Tabiin devrinde yetişen müctehid imamlarından olan Said b. Cübeyr(r.h), 665 yılında Kûfe’de doğdu.

Künyesi Ebu Abdullah veya Ebu Muhammed’dir. Abdullah b. Said ve Abdulmelik b. Said adlı iki oğlu olduğu bilinir. Kendisi Esed bin Huzeymeoğullarından Vâbile bin Hârisoğullarının âzadlı kölesiydi.

Önceleri Kûfe kâdılarından Abdullah ibn Utbe bin Mesud’un kâtibiyken daha sonra Ebu Bürde bin Musa el-Eş’ari’nin yanında bir süre kâtiplik yaptı. Bir ara Fırat Nehrinin suladığı arazinin öşürlerini toplamakla görevlendirildi.

İlmi Şahsiyeti Ve Takvası

Tabiin nesli hakkında İmran b. Husayn’den rivayet edilen hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra bunları takip edenlerdir, sonra da bunları takip edenlerdir.” [İmrân (r.anh) dedi ki: “Kendi asrını zikrettikten sonra iki asır mı, üç asır mı zikretti bilemiyorum.]” (Buhari, Şehâdat 9, Fedâilu’l-Ashâb 1, Rikak 7, Eymân 27; Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 214; Tirmizi, Fiten 45, Şehâdât 4; Ebu Dâvud, Sünnet 10; Nesâi, Eymân 29)
Tabiinden olup övgüye nâil olma şerefine mazhar [...]

EMPERYALİST ÜLKELERİN GÜNAH GALERİSİ

Bismillahirrahmanirrahim

Bir önceki yazımızda emperyalizm konusu üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda da emperyalist ülkelerin tarih boyunca işlemiş oldukları katliam, vahşet ve insanlık suçlarından bahsetmeye çalışacağız.

Şunu hemen belirtelim ki emperyalist ülkelerin yaptığı cürümlerin hepsini yazmaya kalksak bize ayrılan sayfalar buna yetmez. Bu sebeple batılı emperyalistlerin yaptığı zulümlerden özetle bahsedeceğiz. Bilinmesi gerekir ki bu zulüm ve vahşetler burada bahsedilenlerden ibaret değildir.

Emperyalist İngilizlerin Kanlı Tarihi

İngiltere, emperyalizmin en eski temsilcilerindendir. Uzun yıllar boyunca “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” sıfatını taşıyan ve tüm insanlığı kana, acıya boğan bir hükümdarlık kuran İngiliz emperyalizmi, bugün bu gücünü yitirmiş olsa da, ABD’nin her türlü emperyalist işgal ve operasyonlarına bilfiil katılmaktadır.

Türklerin bir atasözü var; “Karda yürür, izini belli etmez.” Bu söz tam da İngilizleri anlatan bir ifadedir. İngilizlerin öyle ince, öyle sinsi hileleri vardır ki, ‘ağzınızdaki dişlerinizi söker ama siz farkında bile olmazsınız.’ İngiliz siyasetinin en büyük özelliği kendini çok iyi kamufle etmesi ve yaptıklarıyla ön plana çıkmamasıdır.

Eski gücünden çok şey [...]

DOĞU TİMOR / TİMOR LESTE

İslam coğrafyaları yazı dizisinin son üç yazısını Endonezya bölgesine yapmış olduğumuz seyahate ayırmıştık. Bu yazımızda ise, binlerce yıldır aslında Endonezya toprağı olan ancak batılı sömürgeciler tarafından zamanla Hristiyanlaştırılarak bağımsız bir devlet statüsü kazandırılan Doğu Timor’a konuk olacağız.

Bugün Doğu Timor olarak bilinen bölge Güney Asya’da yer alan ve geçmişte halkının büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu Timor adasının doğu kısmında yer alır. Adanın batı kısmı ise günümüzde Endonezya sınırları içerisinde kalmıştır. 14,609 km² yüz ölçümüne sahip olan Doğu Timor’un başkenti ise Dili’dir. Yaklaşık bir milyon nüfusa sahip olan ülkenin yaklaşık %95’lik bir kısmını Hristiyan Katolikler oluşturmaktadır. Geri kalan yüzdelik dilimin ufak bir bölümü ise Müslümanlara aittir. Ancak bölgede Müslüman nüfusun bu denli az olması, batılı sömürgecilerin bölgede uyguladığı sistematik ve zorunlu göç stratejileri, bölgeye dünyanın farklı yerlerinden gelen Katoliklerin yerleştirilmesi ve misyonerlik gibi faaliyetler sonucunda meydana gelen bir durumdur.

Doğu Timor’un Tarihine Kısa Bir Bakış ve Tarihsel Sorunlar

Endonezya adaları 16. Yüzyıldan itibaren batılı emperyalist [...]

  • ümit-şit
    Permalink Gallery

    İNSANLIĞIN GİZLİ DÜŞMANLARI; BANKACILIK VE KREDİLERLE GELEN ESARET

İNSANLIĞIN GİZLİ DÜŞMANLARI; BANKACILIK VE KREDİLERLE GELEN ESARET

Dünyadaki ilk bankacılık eski Sümer ve Babil’e kadar uzandığı sanılmaktadır. Sümerler M.Ö.3500 yılında “Maket” adıyla bilinen ilk bankayı kurmuşlardır. Daha sonra ise Yahudilerin yoğunlukta olduğu İtalya’da ve Lübnan’da yürütülmüştür. Ancak biz burada size bankacılık tarihini anlatacak değiliz. Biz bankacılık sisteminin faizin gölgesine çekilerek kredi zincirleriyle günümüz insanını nasıl modern bir köleye çevirdiğini ve toplum üzerindeki olumsuz baskılarının yansımalarına değineceğiz.

Bankalar  iki temel amaçla çalışır. Bu amaçlardan biri tasarruf sahiplerinin paralarını almak ve aynı kişiler geri isteyinceye kadar muhafaza etmektir. İkinci amaç ise belirli bir faiz ödemeyi kabul eden kimselere kredi vermektir. Kredi kullanırken, insanımız ihtiyacının görülmesi karşılığında bankaya ve bankacılara bir sevgi, bir muhabbet beslemektedir. O kadar güven duyarlar ki ardında yatan gizli gerekçeleri, hain planları görmezler ya da görmezden gelirler. Güven duyarlar, çünkü menfaat ilişkisi düzeyinde hukuku olan akrabalardan borç temin edilememiştir. Güven duyarlar, çünkü kan emici kapitalist sistemin kasası konumundaki bankaların işleyiş sistemi daha çözülememiştir. Güven duyarlar, çünkü [...]

  • hasan-karakaya
    Permalink Gallery

    SİHİR YAPANLARLA GİTMENİN VE ONLARA İNANANLARIN HÜKMÜ

SİHİR YAPANLARLA GİTMENİN VE ONLARA İNANANLARIN HÜKMÜ

Sihir yapanlara gitmek dinen haramdır. Bunlara inanmak, inananı günahkâr yapar. Hatta bazen de küfre düşürür. Aşağıda zikredilen naslar bunu ifade etmektedir.

Ebû Musa el-Eş’arî radıyallahu anh diyor ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç kimse cennete giremez: İçkiye müptela olan (içki içip alkolik olan), akrabalık bağını koparan ve sihre inanan.” (1)

Yani bunları yapan, tevbe etmeden ölürse cehennemde yanmadan doğrudan cennete giremez. Ancak Allah’ın affetmesi müstesnadır.

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh diyor ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kendisinde beş şeyden biri olan cennete giremez: İçkiye müptela olan (içki içip alkolik olan), sihre inanan, akrabalık bağını koparan, kâhinlik yapan ve yaptığı iyiliği başa kakan.” (2)

Âişe radıyallahu anhâ diyor ki: Bazı insanlar Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e kâhinleri sordular. O da buyurdu ki: “Kâhinlik bir şey değildir…” (3)

Safiyye bint Ebî Ubeyd radıyallahu anhâ, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bazı hanımlarının ondan şunu rivayet ettiklerini beyan etmiştir: “Her [...]

  • sait-özdemir
    Permalink Gallery

    KAZANMA KUŞAĞINDA ÖNÜMZE ÇIKAN BİR HASTALIK; BEL’AMLIK / HAKKI GİZLEMEK

KAZANMA KUŞAĞINDA ÖNÜMZE ÇIKAN BİR HASTALIK; BEL’AMLIK / HAKKI GİZLEMEK

İslâm ümmetinin yeni yeni filizlenmeye başladığı bir çağda Müslümanların en büyük dertleri ‘İslâm’ın bütün kavramlarını ihyâ etmek, gizlememek, onu muhâfaza etmek ve bizâtihi yaşamaktı.’ Kutlu Nebiden böyle öğrenmişlerdi. Eğer bu dine imza atıp gireceklerse türlü türlü belâlara karşı dik durup her zaman hakkın savunuculuğunu yapacaklardı. Tarihin seyri ne kadar değişse de, zaman ve zemin her ne kadar farklılaşsa da müminin bir yüzü olacak, duruşu her zaman çevresine örnek, sözleri ve fiilleri ise kendi döneminde ki insanları harekete geçirecek güçte olacaktı. İşte sahâbeler bu sarsılmaz öğretileri iç benliklerine kazımış dinde tavizsiz bir hayatın en renkli görüntüsü olmuş, kazanma kuşağında kaybedenlerden olmamışlardı.

Ne var ki ilerleyen günler insanın nefsinin kumandasına kendisini teslim ettiği, fitnelerin ard arda geldiği, bâtılın hak suretinde gösterildiği ve kavramların içinin boşaltıldığı bir zamanı soludu. Efendimiz aleyhisselâm’ın: “Az bir dünya malına dinlerini satacaklar’ (1) dediği gibi dini yaşamanın, akide savaşı vermenin zorluğundan kaçan her fert dini sulandırmaya, onun kavramlarıyla [...]