45. SAYI (AĞUSTOS 2016)

FİKİR ÇİLESİ NEDİR BİLİRMİSİN ?

Bu çileli, zehir zemberek yolun kırkındaydı Efendimiz aleyhiselâm… Gözleri etrâfı temâşa ettiğinde çoğu insanın cehâletin zifiri karanlığında boğulduğunu, hevâ ve arzulara kurban gittiğini görüyor içten hüznün en koyusunu yaşıyordu. O’nun çileyle özdeş bir hayatı vardı. Daha peygamberlik makâmına erişmeden, semâ ile bir bağlantı kurmadan başlamıştı O’nun sancıları. Zira yaşatma idealini prensip edinenler kendi yaşamlarına en mukaddes çileyi yerleştirir ve bütün hal ve hareketlerinde hatta yüz hatlarında bile bunun izlenimini verirlerdi. Efendimiz aleyhisselâm da bu buhranlı zamanların da kendisinin ve gönlünün hira’sına çekiliyor, tâ en köşelerde bu karanlık dünyâ’nın üstüne doğacak güneşin tülûunu gözetliyordu.

İlâhi emirler yeryüzünü şereflendirmeye başladığında biricik Hatice’sine gelmiş ona içini dökmüştü. Belki tam çileyi kaldıramazdı Hatice annemiz ama bu kutlu dava’nın sancılı çilesine ortak olabilir, bu uğurda her şeyini fedâ edebilirdi. Yol Allâh’ın yolu olunca kim kendini fedâ etmez, ölü toprağa tohum saçmazdı ki. İki dava sâhibi, soluğu Varaka bin Nevfel’in yanında aldılar. Varaka bin Nevfel [...]

  • ümit
    Permalink Gallery

    İNSANLIĞIN GİZLİ DÜŞMANLARI; SOSYAL MEDYA İLE GELEN SOSYAL ÇARPIKLIK

İNSANLIĞIN GİZLİ DÜŞMANLARI; SOSYAL MEDYA İLE GELEN SOSYAL ÇARPIKLIK

İnsan sosyal bir varlık olarak dünya üzerinde diğer canlı ve cansız varlıklar ile bir uyum, bir iletişim içerisindedir. İletişim tüm insanların yaşamında vazgeçilmez bir unsurdur. Kişiler konuşarak, susarak, bakarak, oturuş ve duruş biçimleriyle diğer kişilere çeşitli anlamlar aktarmaktadır. İnsanın toplumsal bir varlık özelliğine sahip olarak yaşamını sürdürebilmesi, diğer kişilerle iletişim kurmasını bir anlamda zorunlu kılmaktadır. İnsanlar tarih boyunca birbirleri ile sözlü ve yazılı olarak iletişime geçmiştir.

Sosyal iletişim araçları her çağda farklılık göstersede güdülen amaç hiç değişmemiştir. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in yaşadığı dönemde şiir, sosyal yaşam içerisinde büyük öneme sahip bir iletişim aracıydı. Şairler, hitabetleri sayesinde insanların zihin dünyalarını etkileme imkânları bulurlardı. Tevhid dini olan İslam›ın adaletine, ahlakına, pratik çözümlerine düşmanlığıyla bilinen ve toplumu kendi menfaatleri çerçevesinde yönlendirmek isteyen krallar, sultanlar, imparatorlar, reisler, başkanlar vs. şiirin keskin cümleleriyle bir medya oluşturmuşlardı.

Böylelikle insanlar arasında hakkı batıl, batılı hak gibi göstererek bir kamuoyu oluşturuyorlardı. Toplumu yönlendirerek, kendi düşünce ve [...]

SABRIN İMANDAKİ YERİ BAŞIN BEDENDEKİ YERİ GİBİDİR

İzzet ve yüceliğin tek sahibi, şeref ve kibriyada ortağı olmayan, övgüye, hamde ve yüceltilmeye layık olan, izzetin, arşın rabbi olan Allah’a hamd olsun. O Allah ki insanları denemek için darlığın ve bolluğun her çeşidini dağıtıp saçtı, yaptıklarının en güzelinin karşılığını ebediyet yurdunda onlara vermek için kullarını sıkıntı karşısında sabretmeye ve rahatlık esnasında şükretmeye teşvik etti. Bunun üzerine gevşeklik hastalığı uzuvlarda depreşmeye başladı. Birtakım insanlar bu hastalığı tedavi etmek için uyandılar, hazırlık yaptılar, arzuyu (heva) düşman saydılar, fani olanın fena bulmasından kaçarak bakiyi tercih ettiler. Onları övmeye, yerin ve göğün rabbinin şu kavli yeter: “sıkıntı ve hastalık anında sabredenler…” (1)

Peygamberlerin efendisi olan Hz. Muhammed’e, onun değerli, hayırlı ve takva sahibi ashabına, hüküm alanında kıyamet gününe kadar onun şeriatını uygulayacak olanlara sayıp dökülemeyecek kadar çok salat ve selam ederim.

Sabrın Önemi Ve Fazileti

Bil ki, kulun dünyada karşı karşıya geldiği her olay iki çeşitten birine girer. Birincisi, kişinin arzusuna uygun olan, ikincisi [...]

AÇE İSTANBUL YETİMHANESİ

İslam Coğrafyaları yazı dizisinin bu bölümünde Açe seyahati süresince konuk olduğumuz Açe İstanbul Yetimhanesi müdürü Ramazan Bey ya da yetimhanedeki yavrularımızın ifadesiyle Baba Ramazan ile gerçekleştirdiğimiz röportajı sizlerle paylaşacağız. İHH tarafından Endonezya’nın Açe bölgesinde Tsunami felaketi sonrasında inşa edilen yetimhane bugün hala ülkenin pek çok bölgesinden gelen yetimler için sıcak bir yuva olarak hizmetlerine devam ediyor. Yetimhane müdürü Baba Ramazan ise, yetimlerin adeta gerçek babası gibi. Buradaki minikler Türkiye’den gelen tüm erkeklere “baba” kadınlara ise “anne” diye sesleniyor. Açe’deki İstanbul yetimhanesinin ilk görevlileri onları öylesine kucaklamış, bir anne ve baba gibi üzüntülerinde ve sevinçlerinde öylesine beraber olmuşlar ki onlarla, o günden bu yana Türkiye’den gelen Müslümanlara böyle seslenir olmuşlar. Baba Ramazan da bu fedakâr görevlilerden biri. Ve tabi bu görev sırasında kendisinin en büyük destekçisi Eşi Yasemin hanım. Ramazan bey nasıl baba ise Yasemin Hanım da çocukların annesi gibi. Ufak yavruları Muhammed Yahya’yı da unutmamak lazım. O da tüm [...]

  • sabri
    Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN ONURUNU ÇIKARLARINA BASAMAK YAPANLAR İLAHİ GAZABA DÜNYADA DUÇAR OLURLAR

MÜSLÜMANLARIN ONURUNU ÇIKARLARINA BASAMAK YAPANLAR İLAHİ GAZABA DÜNYADA DUÇAR OLURLAR

Bir müslümanın en yüce gayesi kendisini yaratan Rabbini razı etmek, O’nun hoşnutluğunu kazanmaktır. Bu yüce gaye, hiçbir beşerin tahayyül edemeyeceği cennet nimetlerinden daha ulvi bir makam olarak zikredilmiştir Ku’an-ı Kerim’de. (Bkz. Tevbe Suresi 72) “Allah’ın yardımını imdat edecek seviye”ye gelen nice neferler, bahse mevzu hedefin gerçekleşmesi için her türlü zahmet ve zorluğa katlanmayı bir kulluk vazifesi olarak addetmişlerdir. “Allah’ın rızası” diye ifade edilen gayeye ulaşmak için birçok vesile sayılabilirse de en yalın ve öz hali ile “hayatı O’nun istediği gibi şekillendirme ve sürdürme” bu hedefin şüphe götürmez temel esasıdır. Hayatın hangi alanı olursa olsun O’nun buyruklarına ittiba etmeden veya bu endişeyi taşımadan rıza-i Bârî’ye ulaşabileceğini düşünmek izahı zor bir aldanmışlık ve gaflet olmalıdır.

Rabbimizin rızasına ulaşmak nasıl yüce bir gaye ve hedef ise O’nun gazabına duçar olmak da o denli tehlikeli ve korkunçtur. Bu korkunç durumun endişesi kimilerinin canına mal olurken kimilerini de gece uykusuz bırakmıştır. Türlü işkence, dayatma ve [...]

  • ibrahim-demirbilek
    Permalink Gallery

    KALP DOTORU İBN KAYYİM EL CEVZİYYE’NİN SABIR İLE İLGİLİ KALEMİNDEN DAMLAYANLAR

KALP DOTORU İBN KAYYİM EL CEVZİYYE’NİN SABIR İLE İLGİLİ KALEMİNDEN DAMLAYANLAR

Hamd, çokça sabreden, şükredenlere nimetiyle karşılık veren, çok yüce, çok büyük, her şeyi layıkıyla işiten, her şeyi kemaliyle gören, her şeyi layıkıyla bilen ve kudreti sonsuz Allah’a mahsustur.
Salat ve Selam Allah’ın rızası uğrunda hiçbir kimsenin katlanamayacağı meşakkatlere katlanmış ve Allah’ın rızasına ulaşmak için sabır ve şükür ile hakkıyla kaim olmuş, sabredenlerden hiçbirinin ulaşamayacağı ‘’sabır makamı’’nda sabit olmuş, bütün şükredenlerin erişemeyeceği ‘’şükür derecesi’’ne yükselmiş olan Muhammed (sav)’in üzerine olsun.

Sabrın Faziletim

Allah Teâlâ sabrı, tökezlemeyen bir at, körlenmeyen bir kılıç, bozguna uğramayan bir ordu, yıkılamayan, hatta gedik bile açılamayan muhkem bir kale kılmıştır. Sabır ile nusret (zafere ulaşma) iki kardeştir, bunlar bir anadan süt emmiş ve hiçbir zaman birbirinden ayrılmayacaklarına dair yemin etmişlerdir.

Zafere ulaşmak, sabırdan sonra gelir, ferahlık ve sevinç üzüntüden sonra gelir, güçlük ve sıkıntıdan sonra kolaylık gelir. Sabır sahibine silahsız ve hazırlıksız bir ordudan daha yardımcıdır. Sabrın zaferdeki yeri, vücuttaki baş gibidir.

Allah (ac) sabrın, sabredenler için en hayırlı şey [...]