43. SAYI (HAZİRAN 2016)

EY DEĞERLİ VE SEVGİLİ OĞUL!

Lokman Hekim’in oğluna şöyle bir öğüt verdiği rivayet edilmiştir: “Ey oğlum! Seher vakitlerinde uyuyarak, öten horozu kendinden akıllı kılmayasın.”

Süfyan-ı Sevri Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun dedi ki: “Yüce Allah, seher vakti eserek yapılan zikir ve tövbeleri kendisine ileten bir rüzgâr yaratmıştır. Gecenin ilk saatleri olunca Arş’ın altından bir çağırıcı şöyle seslenir: ‘Ey ibadet edecek olanlar! Kalkın. Onlar da kalkar, Allah’ın izin verdiği kadar namaz kılarlar.’ Sonra gece yarısı olunca başka bir çağırıcı yine seslenir: ‘Ey namaz kılıp dua edecek olanlar! Uyanın. Bu kimseler de uyanır seher vaktine kadar namaz kılar ve dua ederler.’ Seher vakti olunca yine bir çağırıcı seslenir: ‘Ey Allah’tan af talep edecek olanlar! Kalkın. Onlar da kalkarlar, Allah’tan af talebinde bulunurlar.’ Güneş doğduğunda ise yine bir çağırıcı şöyle seslenir: “Ey gafiller! Uyanın. Gafiller de mezarlarından kalkan sersem ölüler gibi yataklarından öylece kalkarlar.“

Ey Oğul!

“Gecenin bir kısmında da uyanarak sana özel fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı [...]

  • en-nizami
    Permalink Gallery

    BU GİDİŞTEN İBRET ALIN MUTİU-RAHMAN EN NİZAMİ’NİN SON NASİHATLERİ

BU GİDİŞTEN İBRET ALIN MUTİU-RAHMAN EN NİZAMİ’NİN SON NASİHATLERİ

Ben gidiyorum…

Doğduğumda nikâhlandığım ve son nefes diye zaman tayin ettiğim buluşmaya gidiyorum. Korkmuyorum. Ardımda pişmanlığım var ama üzgün değilim. Kızgınım. Sözünü unutanlara, kardeşin elini tutmayanlara, düşeni kaldırmayanlara, Allah için gözyaşlarını sakınanlara, resimlerimizi “like (layk)” için kullanıp gördüklerini yaşanmamış kabul edenlere, zalimin yanında durup mazluma timsah gözyaşları dökenlere, kıyama kolay zannedip elindekini muhafaza etmek için bahane satanlara, alanlara kırgınım. Bu kırgınlıkla kavuşacağım Rabbime. Söyleyeceğim bunları.

Vuslat bu. Nerede buluşacağı belli olmuyor insanın. Bazen 14 yaşındaki bir kızı Kudüs’te pazarda buluyor. Kafasına sıkılan bir kurşunla göçüyor.

Elbisesine bulaşıyor kan. Huzura çıkmadan önce melekler yıkıyor onu. “Senin kardeşin benim. Bu katillerle niye anlaşıyorsun?” diyemiyor.

Bazen vuslatına yürümen gerekiyor. Seni evinde bulsun istediğin buluşma için önce evinden ayrılman gerekebiliyor. Sonu görünmeyen bir yolu merakla yürümen gerekiyor. Yol bitip de deniz başlayınca acı acı yutkunmak serbest suya atlamadan önce. Bir kıyıya varıyor elbet denizin sonu. Kıyıya ya canlı varıyorsun ya da cansız vuruyorsun.

“Benim [...]

HAYIR İÇİN ÇALIŞAN, YARDIM GÖRÜR

Tefsir-i Şerîf

Yüce Rabbimiz kitabında kendi yolunda cihad eden, çalışan, mücadele eden kullarına yardım edeceğini bizlere müjdelemektedir. Bu ilahî yardım vaadi sünnetullahtır. Geçmişte birçok peygambere, azgın kavimlerine karşı yardım edip müminleri muzaffer kılan, kâfirleri ve zalimleri kahreden Rabbimiz, bu ümmete de yardım edeceği vaadini kitabında birçok yerde zikretmiştir. Günümüzde müminlere düşen imanî vazifelerin en önemlilerinden bir tanesi de Rabbimizin bu ilahi vaadine güvenerek cihada ve her alanda mücadeleye devam etmektir. Müminler Allah’ın yardımından asla şüphe etmemeli, engeller ne kadar büyük olursa olsun, imtihanlar ne kadar çetin olursa olsun Allah’a tevekkül ederek yollarına devam etmelidirler. Allah yolunda hizmet edenler zorluk ve sıkıntı gördüklerinde durmak bir yana bu sıkıntıların da Rabbimizin bir denemesi ve imtihanı olduğu bilinci ile hareket etmelidirler.

Müminler asla Allah’ın yardımından ve rahmetinden ümit kesmemelidirler. Çünkü Allah’ın rahmetinden ümit kesmek kâfirlerin ve sapkınların özelliklerindendir. “…Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.” (2) “Dedi ki: “Rabbinin [...]

ENDONEZYA (1)

İslam Coğrafyaları yazı dizimizin önceki sayılarında selamet yurdu (Darusselam) olarak da bilinen ve Endonezya içerisinde otonom bir yapıya sahip olan Açe bölgesine konuk olmuştuk. Bazı rivayetlere göre 7. Yüzyıldan itibaren İslam ile tanışan, bölgeye İslam’ın ulaştığı ilk topraklar olması bakımından da tüm Güneydoğu Asya’nın İslam’a açılan kapısı olan Açe’nin tarihi hiç şüphesiz Endonezya’da İslam’ın tarihiyle de paralellik arz etmektedir. Ve Açe’yi ele aldığımız yazımızda sunduğumuz bilgilerin pek çoğu Endonezya için de geçerliliğini korumaktadır.

Ancak çeşitli sebepler yazı dizimizin bu sayısında Endonezya’yı ele almayı gerekli kılmıştır. Bunlardan ilki, Ramazan ayının ilk haftasında gerçekleştireceğimiz Endonezya ziyaretidir. İHH İnsani Yardım Vakfı ekibiyle birlikte yaklaşık bir hafta süreyle Endonezya’ya gerçekleştireceğimiz ziyaret öncesinde bu ülkeye dair genel bilgileri sizlerle paylaşmak istedik. Yüce Allah’ın izin verdiği ölçüde ülkedeki seyahatimiz boyunca da edindiğimiz izlenimleri gelecek sayılarda sizlerle paylaşmak ve ülkeyi daha yakından tanımak niyetindeyiz.

Bununla birlikte Endonezya, yüzde 90’ı Müslüman olan yaklaşık 250 milyonluk nüfusuyla Güney [...]

RAMAZANLA REYYANA KAVUŞMAK

On bir ay heyecanla beklediğimiz, geldiği zaman ise çabucak geçmesini istemediğimiz rahmet, mağfiret ve cehennemden azat olma ayıdır Ramazan. 

Ramazan ayı bir nur gibi önce kalplerimize sonra evlerimize ve camilerimize girerse işte o zaman kurtuluş ayı olur bizlere. Gelmesiyle birlikte evlerimizin ve nefislerimizin havasını değiştiren, bizlere zorlukla beraber sabrı öğreten ve ibadet hazzını tattıran bu ayı idrak edebilmeli ve gecesiyle gündüzüyle dopdolu geçirmeliyiz.

Maksadı ve değeri yok edilmeye çalışılan bu ayı bir eğlence ve konser ayı olmaktan kurtarıp gerçek değerini yansıtabilmek tüm Müslümanlar üzerine bir sorumluluktur. Zira Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in bir güle hapsedilerek üç yüz altmış beş gün içinde bir hafta anılması daha sonra ise unutulması, Ramazan’ın bir eğlence ayı hatta birçoklarının yanında medyanın dahi bir aylığına başörtüsüyle her türlü rezilliği yaptığı bir aya dönüşmesi Allah Teâla’nın bir emri olan ve şerefle büründüğümüz örtümüzün muhafazakâr moda adını alması bizlere bir hadisi hatırlatmalı;

“Allah’ın hudutları içerisinde duran kimse ile [...]

İSLAM’DA FİTRE

Hamd bizleri yoktan var eden ve beni âdemi mahlûkat içerisinde şerefli kılan, bizleri rahmet ayı olan Ramazana kavuşturan, fıtrat üzere kalmaya bizleri muvaffak kılan, er-rahman, er-rahîm sıfatlarına sahip olan Allah’adır.

Salat ve selam Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, pak ailesine ve ona kıyamete kadar ihsan ile tabi olan ashabına, etbaınadır.  

Fitrenin Sözlük Manası

Ramazan ayının sonunda gücü yeten Müslümanın ödemekle yükümlü olduğu sadaka.
Sözlükte “yaratmak, icat etmek; kesmek, yarmak, ikiye ayırmak” manalarına gelen “fatr” kökünden türeyen fıtr kelimesi, oruca son vermeyi, orucu açmayı (iftar) ifade eder. Bundan dolayı ramazan bayramına “îdü’l-fıtr” denildiği gibi ramazan ayını yaşamanın, onun mükâfat ve bereketinden faydalanmanın bir şükran belirtisi olarak verilen sadakaya da “sadakatü’l-fıtr (sadaka-i fıtr) veya zekâtü’l-fitr” denilir. Bu tamlama kısaltılmış olarak fıtra ve Türkçe ’de fitre şeklinde kullanılmaktadır.

Fitrenin Hikmeti

Bütün ibadetlerde olduğu gibi fitrede de ferdî-içtimaî, maddî-mânevî hikmetler vardır. Bu konuda İbn Abbas şöyle der: “Rasûlullah fitreyi, oruç tutanı anlamsız ve çirkin [...]