MEZHEP VE TAASSUB

Mezhep kelimesinin sözlük anlamı; fikir, takip edilen yol, tutum, görüş manalarına gelmektedir. Istılah anlamı ise; dinin inanç esaslarını veya ameli hükümlerini anlama ve yorumlama konusunda kendine özgü yaklaşımlara sahip düşünce sistemi, bu yaklaşımlar etrafında ekolleşmenin ürünü olan ilmi ve fikri birikimdir.

Yani mezhepler insan ürünüdür, dinin kendisi değildir. Mezhep, grupçuluk, kabilecilik, tarafcılık gibi İslam’ın yasakladığı bu tür yaklaşımlarla değerlendirilmemelidir. Örneğin İslam’da “Arap olanın aceme, acemin de arap olana üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır” buyuran Peygamber (s.a.v)’in ümmeti olarak bu ayrımı, bu tefrikayı getirip dini meselelerde görüş, yol manalarına gelen mezhep konusunda yaşatmaya kalkarsak cahiliye kalıntılarını üzerimizde barındırmış oluruz.

Örneğin; bir müslüman camiye gidiyor. Namaz kılarken tahiyyatta şehadet parmağını kaldırıyor. Yanındaki müslüman namazını bitiyor ve soruyor: “Sen namazda neden parmağını oynattın?” Diğeri cevap veriyor: “Ben Şafii mezhebine tabiyim.” Yanındaki müslüman cevap veriyor: “Ya ben de seni müslüman sanmıştım.”

Müslümanlar arasında bu tür diyaloglar geçebiliyorsa mezhep algımızı sorgulamak gerekiyor.

Fıkhi mezheplere baktığımızda, imamların hiçbirinin mezhep [...]

SÜNNETİN MUHAFIZI İMAM: İMAM ŞÂFİİ (767-820)

Bir gün, rivâyet ettiği bir hadis ile amel edip etmediğinin sorulması üzerine İmam Şâfii titreyip sarsıldı ve ona; “Be adam! Resulullah’tan hadis nakledip de gereğince hükmetmezsem bu yer beni taşır mı, bu gökyüzü beni altında barındırır mı? Elbette onunla amel ediyorum! Onun her sünneti, benim için doyumsuz bir lezzettir, başım gözüm üstünedir!” diye cevap verdi.

Allah yeryüzünden âlimleri hiç bir zaman eksik bırakmamıştır. Bu âlimlerin üstlendikleri en önemli görev, İslam’ın asıllarına riayet ederek toplumun canlı ve diri kalmasını sağlamaktır. Onlar Kur’an, Sünnet ve sahabenin(Allah hepsinden razı olsun) İslam anlayışını toplumlara aktarmış ve toplumlar aydınlanmış, kalpleri diri kalmış ve mutluluk o topluma hakim olmuştur. Bu hakkı insanlara öğretebilmek için önce kendileri hakkı öğrenmiş ve öğrenme uğruna binbir çileler çekmiştir. Kimileri yazacak bir kağıt dahi bulamadığı anda kağıt alabilmek için tek olan elbiselerini satmak durumunda kalmıştır.

İmam Şâfii de ilmin bu çileli yoluna baş koymuş ve ilim uğruna belde belde gezerek [...]

  • nedim
    Permalink Gallery

    MÜSLÜMAN İSMİNDEN BAŞKA BİR İSME İSLAM’DAN BAŞKA BİR DÜZENE ASLA RAZI DEĞİLİZ

MÜSLÜMAN İSMİNDEN BAŞKA BİR İSME İSLAM’DAN BAŞKA BİR DÜZENE ASLA RAZI DEĞİLİZ

Bismillahirrahmanirrahim

Bu ümmetin farklı renklerini, dillerini, örflerini, kültürlerini bir arada tutacak, onları et ve tırnak gibi kaynaştıracak, onları birbiriyle kardeş ve yoldaş kılacak inanç sistemi; ne Kemalizm’dir, ne Türk IRKçılığıdır ne de Kürt IRKçılığıdır.

Malumunuz, neredeyse 10 aydan beri Doğu ve Güneydoğu bölgesinde çatışmalar devam ediyor. İnsanlar ölüyor. Analar- Babalar evlatsız, eşler dul, çocuklar yetim kalıyor. Evler, yurtlar, ocaklar yakılıyor, yıkılıyor. İnsanlar doğup büyüdükleri yerlerden gözyaşları içinde göç etmek zorunda kalıyor.
Yaşanan acılar, hüzünler ve gözyaşları toplumun tüm kesimlerini ayrı ayrı noktalara, ayrı ayrı uçlara sürüklüyor. Toplum ayrışıyor.

Oğlu veya kardeşi ya da eşi, komşusu veya arkadaşı PKK tarafından öldürülen bir Türk, hiç bitmeyecek bir kinle Kürde düşman oluyor. Aynı şekilde oğlu veya kardeşi ya da eşi, arkadaşı veya komşusu devlet güçleri tarafından öldürülen bir Kürt de, hiç bitmeyecek bir kinle Türk’e düşman oluyor.
Müslüman camiaların içinde bile “Ben IRKçı değilim amma ……….” diye başlayan ve diğer ırkı tahkir eden, [...]

İRAN’IN SURİYE HESAPLARI

Suriye devriminin başlangıcından bu yana Suriye üzerinde mutabakata varılmış değil. Türkiye’nin, ABD’nin ve diğer ülkelerin çabaları sonuç vermemiş ve uzun sürede çözülecek gibi durmuyor. Her yapının kendi çıkarlarına göre bir Suriye algısı var. Bu da sorunu çözmekten ziyade dış güçlerin politikaları Suriye’ye dair sorunları arttırıyor. Şöyle bir durum da vardır ki özelde Ortadoğu coğrafyasının genelde tüm dünya halklarının açlık, yoksulluk, sefalet, çıkar üzerine kurulu ilişkiler, insani değerlerin kaybolması, savaşlar, katliamlar… Tamamıyla batılı devletlerin politikalarından, ideolojilerinden kaynaklanmaktadır.

Egemen güçler, iktidarlar, hegemonya (1) ve işbirlikçiler Suriye politikasında samimiler mi yoksa yüzyılın en büyük tiyatrosunu mu çeviriyorlar? (2)
Tüm dünyanın bildiği her bir vakıada yeniden tecrübe ettiği gibi bir tiyatro ile karşı karşıya İslam ümmeti. İran’ın batı ile işbirliğini Müslümanları sırtından hançerlemelerini, hainliklerini kimse unutmuş değil.

Suriye cihadı tüm dünyaya İran’ın gerçek yüzünü gösterdi. İran 1979 İslam Devriminden! Sonra İran, İslam coğrafyasına iyi bir imaj bıraktı ve İran, devrimi propaganda aracına döndürdü. Dönemin insanlarının [...]

ZAMANIN DEĞİŞMESİYLE FETVALAR DEĞİŞİR Mİ?

İslam nizamı,  kaide ve kurallar üzerine bina edilmiş, Allah’ın bütün insanlar için gönderdiği evrensel bir dindir. Yüce Mevlâ’nın yeryüzündeki halifeleri olan peygamber varisleri ve rabbâni alimler, biz insanların hayatı daha  yaşanır ve  Allah’ın istediği şekle daha uygun olsun diye kur’ân ve  sünnet ışığında bir takım kaide ve kurallar belirlemişlerdir.

Hayatın her alanıyla muhatap olan insanın karşısına farklı zaman ve mekanlar da farklı sorunlar çıkmaktadır. İnsan her karşılaştığı meselenin ve problemin çözümünü direk olarak ve birebir yüce kitabımız Kurân-ı Kerim’de ve Efendimiz’in sünnetinde bulamadığından dolayı  ancak dolaylı yollar ile bu sorunların çözümüne ulaşabilmektedirler. Eski dönemlerde yaşamış müctehitlerin zamanında olmayan bir çok mesele ve sorun günümüzde hayatını İslam’a göre yaşamaya çalışan insanların bir çoğunun zihinlerini meşgul etmektedir.

İşte tam bu sırada fazilet sahibi Alimlerimiz devreye girer ve insanların çıkmaza girdiği, tıkandığı anlarda Şeriatın maksadına, ruhuna ve gayesine ters düşmeyecek şekilde fetvalar vererek onların yollarını belirlenen kaide ve kurallar ışığında açarlar. Bu kaide ve [...]

  • mahmut
    Permalink Gallery

    MEŞRÛ İHTİLÂF RAHMET, YERİLMİŞ OLAN TEFRİKA İSE AZAPTIR YA DA İHTİLÂF FIKHINI KAVRAMAK

MEŞRÛ İHTİLÂF RAHMET, YERİLMİŞ OLAN TEFRİKA İSE AZAPTIR YA DA İHTİLÂF FIKHINI KAVRAMAK

İnsanları farklı diller ve mizaçlar üzere yaratan, doğruyu bulmaları için onlara kitaplar indiren ve peygamberler gönderen Allah Teâlâ›ya hamd olsun. İlâhî rahmete nâil olan ve hidayet yoluna rehberlik eden Peygamber Efendimiz’e, onun pak âline, fedakâr ashabına ve kıyamete dek onun gösterdiği sırat’ı müstakim üzere bulunan mü’minlere salât ve selam olsun.

İmdi; İhtilâf fıkhını kavramak, meşrû olan İhtilâfı mezmûm (yerilmiş) olan tefrikadan temyiz etmek, meşrû olan İhtilâfın hikmetlerini, sebeplerini ve İhtilâf âdabını bilmek en önemli konulardan biridir. Bundan dolayı bizler de bu makalemizde bu önemli konunun bazı yönlerini aydınlatmaya gayret göstereceğiz. Bir makalede böylesi önemli bir konuyu bütün detaylarıyla açıklamak mümkün değildir. Bir nebze de olsa bu önemli konuyu aydınlatmaya muvaffak olabilirsek, kendimizi bahtiyar addederiz. Gayret bizden, tevfîk ise Allah Teâlâ’dandır.

1- Allah Teâlâ Bizlere Vahdeti Emretmiş, Tefrikadan ise Nehyetmiştir

Evvela bilinmesi gerekir ki, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’i Seniyye’de en fazla üzerinde durulan ve farklı üsluplarla sürekli vurgulanan emirlerden biri de ümmet arasında [...]