KİRLİ KALEMLERİN SAHİPLERİ

İslam Tarihi, her dönemde zuhur eden dâhili ve harici düşmanların kirli tuzak ve hilelerini geniş sayfasında saklayan bir kitap gibidir. İnsanların yolunu aydınlatmak, Rablerinden gelen haberleri insanlık âleminin ilmine bırakmak, onlara en güzel örnekliği sergilemek için gelen Peygamberler -çok azı müstesna- ışıktan korkan yarasalar kabilindeki insanların tepkileri ile karşılaşmışlardır.

Allah’ın elçilerinin temiz dudakları arasından akan vahyi ya kirli elleriyle ya da necis dilleri ile engellemeye çalışmışlardır. Peygamberler hayra anahtar olup şerre kilit olmanın mücadelesini verirken, heva ve heveslerini ilah edinenler bunun tam tersini yapıp şerre anahtar, hayra kilit olmaya çalışmışlar. Cereyan eden hak ve batıl savaşında genel anlamda zafer, hakkın taraftarlarına ait olurken özelde bu bazen hakka, bazen de batıla isabet etmiştir.

Allah Subhanehu ve Teâlâ, 1500 yıl önce insanlığın bağrına Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i ve onun üzerinden Kur’an’ı Kerimi bir nimet olarak bıraktı. Şirkin ve küfrün dumanı ile kirletilmiş âdemoğlunun kalbini, bedenini ve zihniyetini ancak kendisine vahyedilen bir [...]

  • ömer
    Permalink Gallery

    “AŞERE-İ MÜBEŞŞERE” KAVRAMI VE İLGİLİ RİVAYETLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

“AŞERE-İ MÜBEŞŞERE” KAVRAMI VE İLGİLİ RİVAYETLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım.

Allah Teâlâ insanlara gönderdiği elçilerini “müjdeleyiciler ve uyarıcılar” olarak göndermiştir. Diğer elçilerde olduğu gibi Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in vasıflarının en önemlilerinden iki tanesi de “müjdeleyici ve uyarıcı” oluşudur. “(Rasûlüm) Şüphesiz biz seni bir şahid, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.” (Fetih Suresi, 8); “Ey Peygamber! Muhakkak biz seni, bir şahid, bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak, hem de Allah’ın izniyle bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.” (Ahzab Suresi, 45); “Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.” (Furkan Suresi, 56). Tüm bu ayetler, Rasûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem, Allah’ın emirlerini dikkate alarak, takva elbisesini kuşanarak yaşayanları Allah Teâla’nın yaptıklarına karşılık olarak hazırlamış olduğu şeylerle onları müjdeleme; yine Allah’a isyan içerisinde Allah’ı ve emirlerini dikkate almadan yaşayanların da Ahiret yurdunda karşılaşacakları şeylerle korkutma vazifesini bildirmektedir.

Müjdeleme görevi gereği Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bazı Müslümanları isim vermeksizin “şöyle yapanlar [...]

  • salih
    Permalink Gallery

    SAHABE’NİN HADİSİ KABÛLÜ VE RİVÂYETİNDEKİ İHTİYATLARI

SAHABE’NİN HADİSİ KABÛLÜ VE RİVÂYETİNDEKİ İHTİYATLARI

Hz. Peygamber’in İslâm davetini insanlara ulaştırmasıyla yeni bir toplum ortaya çıkmış; bu toplumun hayatı temel olarak Kur’ân ve onu hayatına aktaran Hz. Peygamber’in etrafında şekillenmişti. İslâm toplumunun devamı ve İslâm’ın daha sonraki çağlara ulaştırılması için hem Kur’ân’ın hem de hadislerin sağlıklı bir şekilde yeni nesillere aktarılması gerekiyordu. Kur’ân, ilâhî korumanın yanında sahâbîlerin de gayretiyle günümüze mütevatir bir şekilde ulaşırken (1) Kur’ân’ın doğru anlaşılması için yegâne kaynak durumundaki hadislerin muhafaza edilmesine azami derecede dikkat edildiği ifade edilebilir.

Kur’ân mütevatir bir şekilde nakledildiği için râvilerinin sorgulanmasına gerek kalmamıştır. Ancak hadislerin tamamı için böyle bir durumdan bahsedilememektedir. Hadislerin sonraki nesillere aktarılmasında en büyük görev Hz. Peygamber’in davetine muhâtab olan sahâbîlere düşmüş, onlar da bu görevi yerine getirmek için üstün bir gayret sarf etmişlerdir.

Kur’ân’da herhangi bir bilgiyi başkalarına ulaştıran kimsenin sorgulanmasını (2) ve bilmediği bir konunun araştırmasını yapmadan peşinden gidilmemesini (3) emreden ayetler ile Hz. Peygamber’in “Kim benim adıma kasten yalan söylerse cehennemdeki [...]

BİLİNMEYEN YÖNLERİYLE ANNE SÜTÜ

Allah’a hamd eder, Peygamber’e salât ederiz. Allah’ın selamı üzerinize olsun.

Kur’an-ı Kerîm bütün yönleriyle mucizevî ve mükemmel bir kitaptır. Böyle olduğuna onu her elimize alışımızda, okuyuşumuzda ve uygulamaya adım attığımızda şahit oluyoruz. Kur’an’ın kendisine duyduğumuz hayranlığımızı arttıran bir diğer yanı da çoğu kez bir cümleyle hatta bazen bir kelime ile bu mucizeleri beyan ediş üslûbudur. Öyle ki bir cümle ile sayfalar dolusu kitaplar yazılabilecek kadar şeyler ifade edebilmektedir.

İnsan aklını aciz bırakan Kur’an-ı Kerîm’in, her yönüyle mükemmel olması; elbette ki Yüce Allah (cc) tarafından gönderilen bir kitap olmasından ve Yüce Allah (cc)’ın her şeye Kâdir olmasından kaynaklanır. Bu sebepledir ki ayetlerde ara ara “eğer gücünüz yeterse benzerini getirin” buyurularak hem acziyetimiz hatırlatılmakta hem bir meydan okuma yapılmakta hem de Kur’an-ı Kerîm’e olan bağlılığımız arttırılarak elde ettiğimiz şeyler sebebiyle kibirlenmemiz, Allah (cc)’a karşı gelmememiz gerektiği hatırlatılmaktadır.

“Anne sütüyle Kur’an’ın mucize oluşunun ne ilgisi var?” diye meraklandığınızı biliyorum. Günümüz tıp biliminde “beyaz mucize” olarak [...]

  • mahmut
    Permalink Gallery

    ASHAB’I KİRÂMA MUHABBET VE HÜRMET DİNDİR, SAHÂBEYE BUĞZEDENLER ZINDIKTIR

ASHAB’I KİRÂMA MUHABBET VE HÜRMET DİNDİR, SAHÂBEYE BUĞZEDENLER ZINDIKTIR

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd eder, Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e, onun pak olan âline ve ashabına, kıyamete kadar onların yoluna tâbi olan mü’minlere salât ve selam ederiz.
İmdi; Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’in bizim üzerimizdeki en büyük haklarından biri de onun tertemiz ashabını ve pak olan arkadaşlarını tanımak, onlara muhabbet beslemek ve onlara hürmette asla kusur etmemektir. Onlar için Allah’ın rızasını ve mağfiretini talep etmek, bizim o güzide ashaba karşı en önemli sorumluluklarımızdandır. Çünkü bu din’i mübin’i İslam’ı Peygamber Efendimiz’den alarak, âzami derecedeki bir emanetçi titizliğiyle bizlere ulaştıran yegâne vasıta ve hakkın âdil şahitleri onlardır. İşte onların bu hassas konumları ve makamlarından dolayıdır ki, tarih boyunca kötü niyet sahibi olan paslı yürekler sürekli onlara kin gütmüş ve kem gözler sürekli onlara hasetle bakmıştır. Şu halde bu münafık ve zındıklara karşı sahâbe’i kirâmı savunmak, onların mis kokulu güzel hayatlarını ve hatıralarını her tarafa yaymak ve onlara âzami [...]

  • cihan
    Permalink Gallery

    HİCRET DİYARININ İMAMI; İMAM MÂLİK (RAHİMEHULLAH) (712-795)

HİCRET DİYARININ İMAMI; İMAM MÂLİK (RAHİMEHULLAH) (712-795)

Allah azze ve celle kulları içinden bir takım insanları seçerek onları insanlığın gönüllerine adeta nakış nakış işleyip, unutulmadan her asırda anılır bir hale getirir. Bu kimseler Allah’ın dini uğrunda nice sıkıntı ve güçlüklerle karşılaşsa da inandıkları uğruna çok büyük bedeller ödemeyi göze almış kimselerdir.

Onlar; insanlar rahat bir şekilde yaşamlarına devam ettiğinde, rahatlığı ahirete tercih ederler.  Bu tercihlerinden de mutluluk duyarlar.

İşte onlardan biri İmam Mâlik…

Ömrünü Allah Rasûlu(sallallahu aleyhi vesellem)‘in sevgisine olan bağlılığından, Medine dışına hac dışında çıkmadan hayatını sürdürmüş peygamber sevdalısı bir insan…
Allah Rasûlu(sallallahu aleyhi vesellem)’in hadislerine olan büyük titizliği ile İslam tarihinde yerini almıştır.

Hayatı

İmam Mâlik adıyla meşhur olan Malik bin Enes’in soyu, Yemen’de bulunan Ben-i Esbah kabilesine dayanır. Daha sonraki dönemlerde dedeleri Medine’ye yerleşmiştir.

Dedesi Mâlik b. Ebu Amr; Tâbiin’in büyüklerinden olup Hz. Ömer radıyallahu anh, Osman radıyallahu anh, Talha radıyallahu anh ile Aişe (r.anha)’dan hadis rivayet etmiştir. Ayrıca Hz. Osman döneminde Kur’an çoğaltılmasında görevlendirilen ve Hz. Osman [...]