CUMA NAMAZI VE FAZİLETİ

Cuma günü müslümanlar için önemli bir gün olup müslümanın haftalık bayram günüdür. Hadislerde, Cuma gününde yapılan duaların kabul edileceği bir anın (icâbet saati) bulunduğu; (1) gerekli temizliği yaptıktan sonra camiye gidip hutbe dinleyen ve namazı kılan kimsenin daha önceki cuma ile o cuma arasında işlediği günahların affedileceği, (2) Cuma gününü hafife alarak, üç cuma namazını terk eden kimsenin kalbinin mühürleneceği (3) bildirilmiştir.

Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Cuma gününü anlattı ve: ‘Onda öyle bir saat var ki Müslüman bir kul o saate denk getirerek namaz kılıp Allahu Teâlâ’dan bir şey isterse, Allah ona isteğini mutlaka verir’ buyurdu.” Ve eliyle de bu zamanın kısa olduğuna işaret etti. (4)

Ebu Hureyre radıyallahu anh şöyle dedi: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: ‘İçerisinde güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür! Âdem o günde yaratıldı, o günde cennete girdirildi, o günde oradan çıkartıldı ve o günde kıyamet kopacaktır! O günde [...]

HALEP DÜŞERSE

Suriye tarihi Esad ailesinin kanlı katliamlarıyla meşhur bir tarih.
Hafız Esad iktidara geldikten sonra diktatör tavırları halk tarafından benimsenmedi ve bir halk hareketi başlatıldı. Hafız Esad, halkı sindirme girişimlerinde bulundu. Ve sonrasında da 1982 yılında 30.000 insanın öldüğü Hama katliamını gerçekleştirdi. Hafız Esad, halkı baskıyla, şiddetle, ölümle sindirdi, iktidarını şiddetle pekiştirdi.
Babasının yolundan giden, usta çırak misali ustasını geçen Beşşar Esad ise aynı şekilde baskıcı, totaliter yönetimini sürdürdü.  Suriye, 2011 yılına gelindiğinde ise Dera’da başlayan halk ayaklanmasına sahne oldu. Yine şiddeti seçen Beşşar ailesi, halkının üzerine bu sefer bombalar yağdırdı. Suriye halkı yılmadı, mücadelesine devam etti.  Mazlum Suriye halkını İslam ümmeti destekledi, yanlarında durdu. Ve dünyanın dört bir yanından gelen Mücahidler mazlumların yoldaşları oldu.
Halk devrimin ilk yıllarından itibaren Esad’ı, avaneleri, yardakçıları yalnız bırakmadı. İran ve Hizbullat para ve militan yardımında, Rusya ise maddi ve teknik anlamda destek sağladı. Tüm bu desteklere rağmen Muhaliflerin direnişi kırılamadı ve Muhalifler ilerlemeye [...]

ÜMMETİN KALBİ KADINLAR

Dilim varmıyor söylemeye, elim varmıyor yazmaya ve kalbimi hüzün kaplıyor her hatırladığımda…

Ama ne yaparsam yapayım ümmetin kan ağladığı gerçeğini değiştiremiyorum, kopuyor fırtınalar bedenimin her köşesinde…

Gözlerim doluyor, içim parçalanıyor Halep’teki, Arakan’daki, Somali’deki ve dünyanın her yerindeki gözü yaşlı bebekleri ve yaşam hakları ellerinden alınmışları…

Bu vahşet dolu, kan donduran manzaralar ne zaman son bulacak diye soruyorum kendi kendime?…

Ümmetin sessizliği acıtıyor yüreğimi, kahrediyor, parçalıyor ciğerimi…

Sonra bunun vicdan rahatlatmaktan, unutmak için uydurduğum safsatadan ibaret olduğu fikri meşkul ediyor zihnimi…

Düşünüyorum! Öyleyse suçlu kim ki?

Suçlu? suçlu?

Hani arayan her şeyi bulur ya! Kısa sürede veriyor cevabı vicdanımın günahlara bulaşmamış tarafı…

Sensin ve senin o hastalıklı kalbin!

Bu sesi duymak ve bir türlü duymaktan kurtulamamak, dünyada acı verecek şeylerin en ağırı geliyor bana.

Zihnim, bedenim, kalbim kalkamıyor bu yükün altından…Ve korku kaplıyor her yanımı…

Korku! Korku deyince etle tırnak gibi ayrılmaz parçası ümit düşüyor içime. Ve ikisini ayırmadan vasat yaşayabilmenin isteği…

Hani derdi veren dermanı da verir derler ya… Bu derdin [...]

NAMAZI HUŞU İLE KILMAK

قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ اَلَّذٖينَ هُمْ فٖى صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ
“Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar namazlarında hûşû içinde olanlardır.” (1)
İnsanın Yüce Yaratıcısı ile irtibatını düzenleyen ve bu irtibatın canlı tutulmasını sağlayan ibadet, niyete bağlı olarak yapılmasında sevap olan ve Yüce Allah’a yakınlaşmayı sağlayan özel itaat halidir. (2) İslâm inancında Allah’a yakınlaşmayı ve O’na yükselmeyi sağlayan ibadetlerin en başta geleni namazdır. Bu hususiyetleri ile namaz diğer ibadetlere göre daha öne çıkmış, “Dinin direği” ve içinde bulunan bir rükün olan secde de “Kulun Allah’a en yakın olduğu hal” olarak nitelendirilmiştir. Namaz kılmak her mükellef Müslümanın en başta gelen görevlerindendir. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ve sünneti seniyyede namazın kılınış şekliyle beraber manası, ruhu ve gayesi üzerinde durulmuştur.

Namaz hususunda öncelikle namazın ruhu durumunda olan hûşû konusu üzerinde durulmalıdır. Müslümanlara günün belirli periyotlarında kılmaları emredilen namazla ilgili ayetlere (3) bakıldığı zaman farziyetinin hikmeti, suç ve fenalıklardan alıkoymak, Allah’a yaklaştırmak, kulluk şuurunu taze tutmak gibi şekillerde [...]

KAFKAS KARTALI;: İMAM ŞEYH ŞAMİL (1791-1871)

“Ölüm, bizi Allah’ımıza kavuşturan en ulvî hadisedir. Dünyaya geldik, O’nun eserlerini gördük, O’nun emirlerindeki isabete inandık, O’nun eserlerine gönlümüzden vurulduk. Şimdi de sevine sevine O’na kavuşmayı özlemeliyiz. Ölüm kâfirler için bir azap, bir ıztıraptır. Müslümanlar için bir surûr ve saadet olmalıdır.”

Allah kulları içinden bir takım kimseleri dinine hizmet ve mücadelede bulunması için yaratmıştır. Bu kimseler  insanlar İslam’dan ve Allah yolunda mücadeleden insanlar uzaklaşmış bir durumda gelerek, insanlara İslam’ın hakikatlerini sunmuştur. Bu hakikatler uğruna kendi canlarından geçebilecek kimselerdir bu kimseler. İşte Kafkas Kartalı Şeyh Şâmil de bu kimselerden biri…

Kafkas halklarının direnişi 1783’te İmam Mansur ile başlamış, ardından özgürlük sancağının dalgalanması için Allah Kafkas halklarına 1834’te Şeyh Şamil’in direnişini nasip etmiştir.

Hayatı

1797’de Dağıstan’ın Gimri köyünde doğdu. Babası Muhammed, ona Ali ismini verdi. Küçük yaşta ağır bir hastalığa yakalanan ve iyice zayıflamasından dolayı fazla yaşayamayacağı söylenen Ali’ye, âdetlerine uyarak Şâmil (yıkılmayan, yılmayan) ismini de verdiler ve artık bundan sonra o isimle [...]

  • m-sabri
    Permalink Gallery

    Ateşlerde İbrahim’in Sularda Musa’nın Karanlıklarda Yunus’un Her Zaman ve Zeminde Müminlerin Umudu: DUA

Ateşlerde İbrahim’in Sularda Musa’nın Karanlıklarda Yunus’un Her Zaman ve Zeminde Müminlerin Umudu: DUA

Zâtı ile kâim olan, hiçbir şeye muhtaç olmayan yegâne varlık Allah azze ve celle’dir. O’ndan başka her şey varoluşunda, varlığını devam ettirmesinde hep muhtaç konumdadır. İnsanoğlu da O’nun yarattığı bir varlıktır ve muhtaçtır. İnsanın kendisini müstağni görmeye çalışması beyhude bir çaba ve acziyetini ispat ile neticelenmesi muhakkak bir durumdur. Söz gelimi Firavun, kendi mülkü ve tasarrufu altında olduğunu iddia ettiği sular tarafından boğulmuş ve âleme ibret bir şekilde acizliği ömrünün son anında bile bütün gerçekliğiyle hissetmiştir. İnsanın yeryüzünde taşkınlık yapmasının sebebini de “kendini müstağni görme” hastalığı ile izah etmiyor mu ilk inen surenin ayetleri? “Hayır! Doğrusu insan azgınlık eder. Kendisinin muhtaç olmadığını zannettiği için.” (Alak 6-7)

İnsan muhtaç bir varlıktır ve bu ihtiyaç halini kimi zaman iliklerine kadar hisseder. Varoluş safhasından dünyadaki vazifesini tamamlayıp yaptıklarının hesabını vermek üzere Rabbinin katına çıkıncaya kadar hep bir şeylere muhtaç olarak hayatını devam ettirir. Çeşitli merhalelerden geçerek Allah celle celâluh’un eşsiz kudretine delalet eden [...]