• TEKNOLOJI
    Permalink Gallery

    Teknolojinin Getirdikleri ve Götürdükleri ( MADDİ VE MANEVİ )

Teknolojinin Getirdikleri ve Götürdükleri ( MADDİ VE MANEVİ )

“Teknolojinin benden aldığı her şeyi geri vermesi şartıyla, bana verdiği her şeyi geri vermeye hazırım.”
Çok hızlı ilerleyen teknik ile birlikte insanoğlunun ahlaki çöküş süreci de hızlanıyor. Her yeni cihaz getirdiği faydalardan ziyade zararları ile ön plana çıkıyor. Teknolojiyi insanların hayatını kolaylaştıran her türlü teknik olarak tanımlayabileceğimiz gibi insanın temel yapı taşlarından biri olan ahlak ve vicdanı yok eden en büyük tehlike olarak da görmenin zamanı geldi.
Teknolojinin bu yoğunlukta kullanımı ile iletişim, üretim ve diğer konularda çok ciddi ilerleme kaydettik. Buna ters orantılı olarak da insan ilişkileri yara aldı. İnsanlar artık birlikte sohbet ederken birbirlerinin yüzüne bakmıyorlar. Cep telefonlarıyla uğraşıyorlar, bilgisayar ekranından gözlerini alamıyorlar. İletişim dünyasında iletişimsizlik baş gösteriyor. Bunun sorumlusu teknoloji mi, yoksa teknolojiyi hangi ölçüde kullanacağını bilmeyen insanoğlu mu?
İnternetin bir bilgi deryası olduğu söyleniyor. Bu iddiayı reddetmek mümkün değil. Burada tartışılması gereken insanlara lazım olabilecek ve olmayacak tüm bilgilerin internet›te yer alması. Örneğin, siz [...]

Bir Mücahidle Evlilik… (2)

Allah yolundaki bacım..! Mücahidin eşi, Onun yol arkadaşı… Sen… Evet, sen, diğer kadınlara benzemeyen sen!
Sen Mücahide’sin; Çünkü sen Mücahid bir adamın eşisin.
Sen Yiğitsin, kahramansın; Çünkü Yiğit bir adamın gölgesi altındasın.

Bu garip zamanda hak yolunda eşinle beraber yürüyorsun, sen ki bu hayata bırakılmış bir risalesin. O zaman ey Allah yolundaki bacım! Yürüdüğün bu hak yol senden ne ister? Yol boyunca sana isabet edecek olan musibetler, engeller, eziyetler nelerdir? Bunları bilmelisin.
Yol arkadaşın, kocan Mücahidle beraber hayatında sürekli başına gelecek olan ve duyacağın şey;  Düşmanların ve medyanın sürekli Cihad ve cihad ehline karşı uydurdukları batıl, yalan, iftira ve şüpheleri duyman olacaktır. Ey -Mücahide- bacım! Onlar bu karalama kampanyasını yaparken sana ve inancına gölge düşürmek isteyecekler. Senin bu iftira ve yalanlara karşı kendini koruman, sabit kadem durup etkilenmemen gerekir.
Senin mücahid olan eşin ve onun arkadaşları daima Haçlı ordusu ve Haçlıların işbirlikçileri tarafından açık hedef halindedirler. Bunları biliyor musun? [...]

MÜ’MİN AİLENİN ÖZELLİKLERİ – 2

TAATA DEVAM EDEN ERKEKLER VE TAATA DEVAM EDEN KADINLAR
Mümin aile bireylerinin bir diğer özelliği iman edip teslim oldukları İslam dininin emrettiği salih amelleri yapmasıdır. Bu konuda yakin; yani ölüm  gelene kadar ibadete devam etmeleridir. “Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!” (Hicr; 99) Bu konu hakkında Allah Rasulü-sallallahu aleyhi ve sellem-‘de Enes b.Malik kanalıyla şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet kopupta birinizin elinde bir hurma fidanı varsa ve kopmadan önce onu dikiverecekse dikiversin. Çünkü bundan dolayı onun için mükâfat vardır.” (Buhari) Bu hadiste de görmekteyiz ki bizler salih amelle belli bir süreliğine değil, küçük kıyametimiz olan ölümümüzün son anına kadar mükellefiz.
Kardeşlerim! Salih amel, bedenlerimizin ve kalplerimizin süsü olduğu gibi evlerimizin de değişmez süsüdür. Rahmetin, bereketin ve huzurun evimize misafir olmasını temenni ediyorsak evimizin içini mescide çevirmeye çalışalım. Eşler, Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri yapmada birbirlerine yardımcı olup iyiliği birbirlerine tavsiye etmede nefislerini ayaklar altına almalıdırlar. Bugün maalesef  muttaki [...]

  • buhari28
    Permalink Gallery

    EDEP, İLİM VE İFFET AYNASINDA BİR PORTRE: İMAM BUHARİ -2

EDEP, İLİM VE İFFET AYNASINDA BİR PORTRE: İMAM BUHARİ -2

İmam Buhârî Hakkında Âlimlerin Sözleri (1)
İnsanlar arasında güzel işlerle anılmak, onların hayır dualarına mazhar olmak, gök kubbe altında hoş bir seda bırakabilmek ve hüsn-ü şehadetlerini celbetmek önemsenmesi gereken hususlardandır. Ebediyet âlemine uğurlanan yolcular için icra edilen şahitlik de bu açıdan önemli olsa gerek. Ancak daha önemli bir husus daha var ki, en az birincisi kadar önemli ve dikkate değerdir. Büyük ve yüce kimselerin övgülerine mazhar olup da şımarmamak, asaletinden, samimiyetinden, ciddiyetinden hiç bir şey kaybetmeden yaptıklarını yapmaya devam etmek, gevşekliğe ve atalete düşmeden vazifelerini hakkıyla yürütmek sadece takva ve ihsan sahibi insanların ulaşabileceği bir erdem gibi gözükmektedir. Cennetle müjdelendikleri halde “Ne de olsa cenneti garantiledik…” rehavetine düşmeyen ve ibadet ve kulluklarına daha bir önem gösteren sahabenin üstünlüğü bundan kaynaklansa gerek. Hevasından konuşmadığı semalardan haber verilen kutlu Nebi’nin cennet müjdesine rağmen isminin münafıkların listesinde olup olmadığını merak eden Hz. Ömer’in yüceliği bu samimiyetinden olsa gerek.
İnsanların verdiği paye, mevki-makam [...]

Kur’an ve Sünete Bağlılık

“Size iki şey bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız sürece asla sapıtmayacaksınız. Bunlar Allah’ın kitabı ve Rasulünün sünnetidir.”
Bu mübarek ve veciz sözleri, doğru ve doğruluğu Allah tarafından tescil edilmiş Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem söylemiştir. Siyeri nebi’ye kısaca baktığımız zaman Allah Resulü’nün yirmi üç yılını Allah’ın kitabına ve kendisine uymaya davet ettiğini görürüz.
Dünyayı ahiretin tarlası yapan Allah celle celaluhu dünyada ve ahirette huzura kavuşmamız, Allah’ı ve Rasulünü razı etmemiz, dünyanın efendisi olmamız için kendi kitabına ve Rasulünün sünnetine azı dişlerimizle sarılmamızı istiyor. Allah Kur’an’a ve sünnete hakkıyla sarılanlardan eylesin.
Evvela insanların şunu çok iyi bilmesi gerekir ki; Allah ve Rasulünün emir ve yasakları herhangi bir şahsın, profesörün ya da yazarın sözü değildir ki Allah ve Rasulünün emir ve yasaklarını yapıp yapmamada muhayyer olsunlar.
Buna binaen Allah ve Rasulünün emir ve yasakları müslümanlar için her şeyden değerli ve bağlayıcıdır.
“Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir [...]

SELEFİ SÂLİHİN’İN İZİNDE

وَمَن يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدَى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّى وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ وَسَاءتْ مَصِيراً
“Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir!” (Nisa: 115)

Âyetin Nüzul Sebebi:
Taberi şöyle demektedir: Bu âyet isminin Tu’me ibn Ubeyrık veya Ebû Tu’me ibn Ubeyrık olduğu rivayet edilen kişi hakkında nazil olmuştur. Çünkü bu şahıs hırsızlık yapmıştı. Hırsızlığı vahiy yoluyla açıklık kazanınca elinin kesilmesinden ve rezil olmaktan korktu. Ve Mekke’ye kaçarak dininden irtidat etti ve müşrikler arasına katıldı. Neticede yine bir hırsızlık yaparken öldü.
el-Kelbî der ki: Yüce Allah’ın; “Onu döndüğü o yolda bırakırız” buyruğu İbn Ubeyrık hakkında nazil olmuştur. Onun durumu ortaya çıkıp, hırsızlık yaptığı anlaşılınca Mekke’ye kaçıp irtidat etmişti. Mekke’de Haccac b. İlât diye anılan bir adamın da duvarını delince, duvar düştü ve bu haliyle bulununcaya [...]