HAFIZLAR ÜLKESİ: MORİTANYA ŞINKİT

Yaklaşık bir yıldır dünyanın değişik bölgelerindeki Müslümanların ahvali ile hemhal olmak, bizleri kardeş yapan değerleri hatırla(t)mak ve uzak coğrafyaları gönül coğrafyamıza taşımak için her ay bir İslam beldesine konuk olduk. İslam beldelerini ele aldığımız yazı dizimizde, yine bir Afrika ülkesine; şairler, hafızlar ve kütüphaneler şehri olarak bilinen Moritanya’ya, Müslümanlarca bilinen diğer ismi ile Şınkit’e konuk olacağız.
Coğrafi Konum ve Demografik Özellikler
Bir kuzeybatı Afrika ülkesi olan Moritanya, resmi adıyla Moritanya İslam Cumhuriyeti, batıda Atlas Okyanusuna, kuzeybatıda Batı Sahra, kuzeydoğuda Cezayir, güneydoğu ve doğuda Mali, güneybatıda ise Senegal’e komşudur. Başkenti Nuakşod olan ülke yaklaşık bir milyon kilometre karelik yüz ölçümüyle neredeyse Mısır ülkesi büyüklüğünde geniş bir toprak parçasına sahiptir. Ancak bu büyük toprak parçasına oranla yaklaşık üç milyonluk küçük bir nüfusu barındırmaktadır. Kuzeydoğusunda geniş çöllerin yer aldığı ülkede temel geçim kaynağı balıkçılık, hayvancılıktır. Ayrıca ülke diğer Afrika ülkeleri gibi yer altı kaynakları bakımından da önemli bir potansiyele sahiptir.
Nüfusun ülkenin [...]

İSLAM’DA SAVAŞIN ÂDÂBI ve BAZI HÜKÜMLERİ

İnsanlık âlemine peygamberler gönderen, adaleti ikâme etmeleri için onlarla birlikte Kitab›ı ve mizanı indiren ve Kitab’›n ortaya koyduğu bu adalet sisteminin korunması için demiri (silahı) yaratan Allah’a hamd ederiz. İnsanlığa rahmet olarak gönderilen ve bu rahmeti bütün insanlık âlemine yaymak için gece gündüz durmadan Allah yolunda cihad eden Peygamber Efendimiz’e, bu hususta onun yardımcıları olan âline, ashabına ve kıyamete kadar ona tâbi olan mü’minlere salât ve selam olsun.
İmdi; İslam’a göre savaş mukaddes bir vazifedir. Allah yolunda ve Allah’ın muradına uygun bir şekilde yapıldığı takdirde İslamî vazifelerin zirvesidir. İlâhî emanet olan şeriatın korunması ve bu engin rahmetin bütün insanlık âlemini kuşatması için cihad etmek, insanlık âlemine yapılabilecek en büyük hizmet ve Hakk’ın rızasını kazanmanın en garantili yoludur. Allah yolunda cihad etmenin anlamı silah kullanmak, İlâhî şeriatın tatbikine karşı çıkan ve Hakk’ın muradına boyun eğmeyen bâtıl ehlini öldürmek ve zalimler tarafından öldürülmek olduğu için bu vazife çok risklidir. Şayet silah [...]

Allah Yolunda İdam; Yok Olma(ma)k!

İdam, Hakkı yok etmek için ne yapacağını şaşırmış batı ve destekçilerinin silahlarından birisi. Zaman zaman müminleri sindirmek ve yok edebileceklerini zannederek sarıldıkları bir silah.
Adime sülasi fiilinden gelip efale babından ademe, yudimu, idâmen şeklinde türetilen idam kelimesi, lügatte yok etmek, imha etmek (1) manalarına gelmektedir. Terim olarak ise; Ölüm cezası, bir devletin suçun karşılığı olarak bir mahkûmun hayatına son vermesidir. Ölüm cezasına çarptırılan kişinin cezasının infaz edilmesine idam denir.
Hayatı dünyadan ibaret gören, Roma hukuku ceza sisteminden beslenen Firavunun takipçileri hem idam cezası ile hem de müebbet hapis cezası ile müminleri yok edebileceklerini zannetmektedirler. Onların inançlarına göre idam da hayatı sona erdirir, müebbet hapis cezası da. Nitekim müebbet hapis cezası Firavunlara göre ebedi hapis cezası demektir. Hayatın tamamını dünyadan ibaret gören Firavunlar ve takipçileri bir insanı ölene kadar hapsetmeyi ebedi hapis diye isimlendirmektedirler. Çünkü onlara göre dünyadan mahrumiyet ebedi bir cezadır ama bilmiyorlar ki dünya hayatı bir mümin için ahiret hayatına kıyasla bir [...]

  • Permalink Gallery

    İSTANBUL’UN FETHİ VE ÖNEMİ FETİH BİZLERİN KALBİNİ DE FETHETTİ Mİ?

İSTANBUL’UN FETHİ VE ÖNEMİ FETİH BİZLERİN KALBİNİ DE FETHETTİ Mİ?

Hamd, apaçık fetihlerle İslam’ı aziz kılan Allah’a;
Salât ve Selâm ise, en büyük Fatih olan ve İslam Bayrağını tüm dünya üzerinde dalgalandırmak uğruna gece gündüz demeden koşuşturup duran Hz.Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e,
Allah’ın rahmeti, bereketi ve mağfireti de günümüze kadar küffara karşı Allah’ın dininin destekçisi ve savunucusu olan müminlerin üzerine olsun.
Her milletin ve her toplumun mazilerinde kendileri için bir iftihar ve övünç vesilesi olan bir geçmişi vardır ki bu geçmişin izleri geleceği görebilmek ve geçmişten dersler alabilmek adına çok önemli bir bağı oluşturur. Bu bağı yıpratmadan ve eski canlılığıyla devam ettirebilen toplumlar geçmişlerinden aldıkları güç ve destekle daima içinde bulundukları zamanın en üstün ve en kuvvetli toplumunu oluştururlar. Geçmişin tecrübe ve bilgisinden istifade etmek geleceğin inşasının temel yapı taşlarını oluşturur.
Biz müslümanların geçmişi de bizler için bu sebeple çok önemli bir yer tutar. Kur’an Kerim’de ibretli mücadeleleri bizlere aktarılan ilk nesil önderlerimiz olan Allahu Teâlâ’nın nebi ve [...]

  • Permalink Gallery

    O, MAZLUMLARA RAHMET, ZALİMLERE KARŞI SAVAŞ PEYGAMBERİ..

O, MAZLUMLARA RAHMET, ZALİMLERE KARŞI SAVAŞ PEYGAMBERİ..

Bismillahirrahmanirrahim
Gerek ülkemizde gerekse farklı ülkelerde değişik etkinlikler kapsamında Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i tanıtma programları düzenleniyor. Yıllardır periyodik olarak düzenlenen bu programlar da Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)i sadece bir yönüyle tanıtma gayretleri var. Yani bilinçli olarak topluma yanlış veya eksik bir peygamber imajı veriliyor: “Gül Muhammed(!!)”…
O Şefkatli, O Merhametli, O Tebessüm ehli, O Gönül ehli, O şefkatli bir Baba, nazik bir Eş.. O Mazlumların dostu, Kimsesizlerin sığınağı, Yetimlerin babası… Tevazu onda, Haya onda, Hoşgörü onda.. Öyle bir hoşgörü ki; onu öldürmeye gelen düşmanlarını bile affetmeyi ibadet bilen bir peygamber… Evet, bütün bunların hepsi doğru.. O Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed sallallahu Aleyhi ve Sellem.. O Gül Muhammed…
Peki, niçin Allah Resulünün devamlı bir şekilde bu yönünden bahsediliyor da, onun Savaş yönünden, Kılıç yönünden hiç bahsedilmiyor?
Bir elime Ay’ı, bir elime güneşi koysanız vallahi bu hak davadan asla vazgeçmem diyen ve küfrün tüm uzlaşma tekliflerine karşı asla [...]

ÇOCUKLARA HAYÂYI NASIL ÖĞRETEBİLİRİZ?

Hayâ, utanma duygusudur. Esasen her insanın yaratılışında mevcuttur. Ama imanla doğru orantılı olduğundan imanın zayıflamasıyla bu duyguda kalkmaya başlayacaktır.
Tüm Müslüman ebeveynler çocuklarına hayâ duygusunu yerleştirmek isterler. Ama bunun için önce (her zaman olduğu gibi)kendileri bu duyguyla bezenmiş olmaları gerekir. Bundan sonra yapılacak iş; evlatlarına iman duygusunu vermek, Allah’ın her an görüp gözettiğini (yani el-Basir olduğunu), her şeyi işittiğini (yani es-Semî olduğunu) zihinlerine kazımaktır. Gerisi, yani; hayâ kendiliğinden gelecektir. Çünkü o pak, temiz ruhu, hayâ ile bezenmiş Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selem hayânın imandan olduğunu şöyle ifade buyurmuştur: “İman 60 küsur şubedir. Hayâ da imandan bir şubedir.” (1)
Yani hayâ iman işidir. İmanı tam olarak yerleşmemiş bir nesilden hayâlı olmalarını beklemek, pişirme usulüne riayet etmeden, salt malzemeler konup kapağı kapatılarak lezzetli bir yemeğin ortaya çıkmasını beklemek gibi abestir. Güzel sonuçlar, başarılı işler, emek ister, özen ister. Hele hele çocuk ise büyük özen ister.
Geleneklerle harmanlanarak, karman-çorman hale getirilip çocuğun [...]